Ana Sayfa Yazarlar Ali ERALP – AKP’nin “İleri Demokrasisi” İşte Böyle Bişey…

Ali ERALP – AKP’nin “İleri Demokrasisi” İşte Böyle Bişey…

315
0

Yazının bu başlığı ile ne demek istiyorsun sen?

Yani, AKP’nin “İleri demokrasisi” nasıl bişey?

Kısaca anlatayım…

Yani, Osmanlı Sarayı, sultan demokrasisi, 12 Eylül demokrasisi, Hitler demokrasisi gibi bişey…

Yani, baştaki kişi, gidişatına, isteklerine, arzularına, hedefine uygun olmayan bir adamı anında, bozuk para gibi harcar…

Harcayabilir…

Onun astığı astık, kestiği kestiktir…

AKP’nin İleri demokrasisi, tıpkı padişahların çocuklarını, kardeşlerini, yakınlarını kendi çıkarı için gözünü kırpmadan boğazlatması, boğdurması gibi bişey…

Başbakanın yüzde 49,5 oy alması, halk tarafından seçilmesi, İleri demokraside pek “Kıymeti Harbiyesi” olan bir konu değildir…

Çünkü kararlar sultanın iki dudağı arasındadır… Bu demokrasiye İKİ DUDAK ARASI DEMOKRASİSİ de diyebiliriz…

Çünkü bu demokraside başkan ya da lider, o ülkenin tek yöneticisi, tek hâkimi, tek söz sahibi, tek başıdır…

Herkes onun dediklerini yapmak, izinden gitmek, amaçlarına ulaşmasına yardımcı olmak zorundadır…

Herkes onunla “aynı yollarda beraber yürümek, onunla aynı yağmurda ıslanmak” zorundadır…

Bununla yetinse iyi… Daha başka istekleri de vardır…

Örneğin o, karşısındaki, yanındaki, çevresindeki tüm kişilerin “dinledikleri bütün şarkılarda kendisini hatırlamasını, gökyüzündeki güneşin gözlerini, çatlayan toprakların hasretini, yakılan her ateşin sevgisini hatırlatmasını” ister…

Yani kimse gökyüzüne, güneşe, çatlayan topraklara kendisi için bakamaz, şarkıları kendisi için dinleyemez, dinlememelidir…

Onun haberi olmadan kuş uçmaz, kervan geçmez, toprağa yaprak bile düşmez…

Çünkü o her şeyi en iyi bilen, gören, her şeye yön verendir…

Çünkü her şey ondan sorulur…

O halkın reisidir…

Milletin, devletin, yargının reisi, imamıdır…

O, sistemin reisidir…

“İleri Demokrasi”nin adına aslında “REİS DEMOKRASİSİ” de diyebiliriz…

Herkes bu demokrasi biçiminde onun emirlerine, görüşlerine, yönlendirmelerine uymak zorundadır…

Asla tepki vermemelidir, karşı koymamalıdır, düşüncesini söylememelidir, itiraz etmemelidir…

Tıpkı bir koyun sürüsünün çobanın kavalını dinlemesi gibi dinlemeli, virgül gibi olmalı, virgül gibi durmalı, virgül gibi eğilmelidir…

“Evet, Efendim, sepet efendim, yerden göğe kadar haklısınız efendim, tam isabetli ve yerinde buyurdunuz efendim, ben de tıpkı sizi gibi düşünüyordum efendim…”

Demelidir…

Peki, demezse ne olur… İşte o zaman Başbakan gibi olur…

Yani?

“Yani eşekten düşmüş karpuza döner…”

(alieralp37@gmail.com)