Ana Sayfa Yazarlar Denktaş’ın anısına saygı ile…

Denktaş’ın anısına saygı ile…

386
0

İzmir’in Foça Belediyesi; KKTC’nin kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’ın vefatının üçüncü yılında ölümsüz kahramanın anısına, Denktaş’ın adı verilen parkta yapılan büstünün açılışını yaptı. Açılışı, Rauf R. Denktaş’ın oğlu, KKTC Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ve Deniz Baykal yaptılar.

        Foça ile Denktaş arasındaki bağın yıllar öncesine dayandığının anlatıldığı açılış konuşmaları esnasında oğul Denktaş sözlerine; “1974 Barış Harekatı kararını veren o dönemki hükümete, TBMM Üyelerine, o karar sonrasında evlatlarını hiç bilmedikleri topraklara şehit olmak için gönderen Anadolu Analarına, Mehmetçik ile mücahidin omuz omuza o toprakları vatan yapmak için mücadele veren gazilerimize minnet ve şükranlarımı sunmak istiyorum” diyerek teşekkürle başladı ve duygulanarak, “Yüzmeyi nerede öğrendim bilir misiniz? Yıllar sonra sürgün günlerinde Ankara’ya ilk geldiğimiz ve nerede kalacağımız belli olmayan o günlerde, babam bütün aileyi alıp, Yeni Foça’ya geldi. Sahil kenarında bir evde kaldık. Yüzmeyi Yeni Foça’da öğrendim. Bir Türk ülkesinde, özgürlüğün yaşandığı bir bölgede, Yeni Foça’da yüzebildim…. Kıbrıs çocuğu için 20 Temmuz 1974 çok çok önemliydi. 1974 öncesi, 20 dakika uzaklıktaki deniz sahiline giderek gönlümce yüzemiyordum. Kıbrıslı Türk, deniz sahiline indiklerinde çocuklarına, Türkçe konuşmak durumunda kalırsanız sessiz konuşun Türk olduğunuz anlaşılmasın uyarısını yapmak zorundaydı. O nedenle, Kıbrıs’ta o deniz sahiline gidip, o ortam içinde yüzmeyi öğrenemedim….. 1974 işte o nedenle çok önemliydi…” diyerek, kendi yaşamından örnekle özgür olmanın önemini anlattı:  “Çocuklarımız artık korkusuzca, yürüyebiliyor, gezebiliyor, eğitilebiliyor, konuşabiliyor ve yüzebiliyor. 1974 kararı o yüzden KKTC’ye özgürlük veren bir karar. Bu gün özgür bir devlette yaşıyoruz, özgürce konuşabiliyoruz, derdimizi dünya alamasa bile, bize öğretildiği şekilde, Anadolu insanının Kıbrıs hassasiyetini bilerek ve güvenerek bütün dünyaya söylüyoruz ve biliyoruz ki başımız derde asla girmeyecek çünkü arkamızda Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti var.” diye sürdürdü sözlerini.

CHP’nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal, “Rauf Denktaş, Türk Milletinin yetiştirdiği uluslararası nitelikte, tarihte yer tutan çok önemi devlet adamlarından biridir. Tarihin akışına kişisel olarak damga vurmuş, tarihin oluşuna yön vermiş çok seçkin siyaset, devlet adamıdır……. Rauf Denktaş, 1940’lı yılların sonlarında “Kıbrıs Girit olmamalıdır” diye yola çıkmıştır ve Kıbrıs’ın Girit olmasına engel olmuştur. Girit’te Türk toplumu, Müslüman toplumu önemli bir yer tuttuğu halde, bilinen siyasal ve uluslararası gelişmeler sonucunda Girit’te Türk toplumu kalmamıştır, Girit kaybolmuştur.” Halen KKTC’nin tanınma sorununun olduğunu ancak bunun zaman içinde çözüleceğine inandığını, Filistin örneğini vererek, sabırlı ve kararlı olmanın önemine işaret eden Baykal, Denktaş gibi bir lidere sahip oldukları için KKTC halkının çok şanslı olduğunu, sadece Denktaş’ın ailesinin değil, Türk toplumu olarak bizlerin de Denktaş ile gurur duyduğumuzu belirterek, “Kıbrıs Girit olmasın” diyen Denktaş’ın vasiyetini  anımsattı.

Park ve büst açılışı ile Denktaş’a yalnız Foça ve İzmir’in değil, Türkiye’nin vefa ve sevgisini yansıtan Foça Belediye Başkanı Gökhan Demirağ; Denktaş’ın tam bağımsızlık inancının direnişindeki en önemli unsur olduğunun altını çizdiği konuşmasında, parkın Denktaş’ın ölümsüz kılınmasına katkı koyacağını, bu nedenle kendisine ithaf ettiklerini belirtti.

Denktaş, ailesi ile ilgili duygularını; Denktaş’ın 34 yaşında kaybettiği oğlu Raif Denktaş’ın vefatından sonra basılan yazılarının yayımlandığı kitabın(1) özsözünde yazmış; ”Çocuklarım “Başkan evladı” olma nedir bilmediler çünkü ben de Başkanlığı veya Cumhurbaşkanlığını yaşamadım ve yakınlarıma yaşatmadım, halkın içinde bir birey, bir nefer olmayı yeğledim. Çocuklarım da, benim mevkiimden yararlanmayı hiç düşünmediler. Arkadaşları, çevreleri hep halktan, yakın dostlarından oluştu… Raif bir koloni çocuğuydu, babası ve dedesi gibi Kıbrıs Türkü’nün kendi Cumhuriyetini kurma savaşında heyecanla mücadele edenler arasındaydı. Raif’ten yarım kalan mücadeleyi şimdi O’nu sevenler ve kardeşi Serdar yürütmektedir. Raif’in dün yazdıkları bugün de geçerlidir, yarın da geçerli olacaktır.” sözleri evlatlarını yetiştiriş tarzını ortaya koymakta. Ayrıca der ki; “Raif’in yazılarında kendimi de buldum: Ailesini, çocuklarını, sevdiklerini ikinci planda bırakan kendimi.” Denktaş’ı insafsızca eleştirenlerin bile içini burkacak bir özeleştiri bu!…

Raif Denktaş da; “Bir vatan düşlüyorum. Ulusal toplum haklarını bilen ve savunan, tarihini yani bugünleri ve şehit kanlarına bulanmış dünleri bilen, bildiği için de güvenliğin ve barışın sağlanması için yitirilen nesilleri takdir eden bir toplumun yaşadığı….” diye devam ederek, tıpkı babası gibi “özgür vatan” üzerine kurguladığı yazılarında babası hakkında; ”Her baba için önce çocukları, önce ailesine karşı sorumlulukları gelir, R.R. Denktaş için ise, şimdi geriye baktığımda çok berrak şekilde görebiliyorum: Önce halka ve halkın varlık mücadelesine karşı sorumlulukları gelmiştir. Ve hala öyledir. Zaten bir dava adamını, bir devlet adamını alelade bir politikacıdan ayıran en önemli büyük fark bu değil midir?…. 1958’de doğan, bir azınlık mensubu olarak dünyaya gelmiştir. 1960’da doğan ise Kıbrıs’ta eşit siyasal statüye sahip bir halkın mensubu olarak. Aradaki fark büyük ve anlamlıdır. İşte bundan dolayıdır ki hepimiz Denktaş’a, hiçbir şey değilse, saygı borçluyuz. …….Denktaş’ın öncülüğünde geçilen aşamalardan geçilmemiş olunsaydı, Kıbrıs Türkleri kendilerine bir Cumhurbaşkanı değil, bir muhtar bile seçemeyeceklerdi.” diyor..

Babası ile istediğince yakın olacak zaman bulamamanın içerleyişini, babanın evlatları ve ailesine yeterince zaman ayıramayışının içini kemiren üzüntüsünü çıkarabiliyorsunuz bu yazılanlardan; baba ve evlatlar bu duygularını içlerine gömüp, vatan sevgisinde tek yürek olup aşmışlar.

Özgürlük mücadelesinin bedeli o mücadeleyi veren için çok ağır, ancak önemli olan daha sonra bu mücadeleden elde edilenlerin sahiplenilip, korunması… KKTC halkına ve Türkiye’ye düşen görev ve sorumluluk, verilen o büyük mücadeleden daha ağır ve bedelli değil artık. Sadece azimli, kararlı olmak ve verilen mücadele sonucunda elde edilen özgürlüğün önemini iyi kavramak ve yeni nesillere bunun önemini anlatmak gerek.

Denktaş ve Foça bağlantısı yıllar öncesine dayanıyor. Türkiye’de geçirdiği dört yıllık sürgün hayatı Ankara’da geçer. 13 Nisan 1968’de yeniden Kıbrıs’a dönecektir  Denktaş ve ailesi. Ancak bu dört yıl boşta geçen bir süreç değildir. Sürgünde aklı memleketi Kıbrıs’ta  olan Denktaş, 1967’de gizlice Kıbrıs’a girmeye kalkışır, Rum çetecilerin eline düşer, Denktaş ve arkadaşları 12 Kasım’da serbest bırakılıp Türkiye’ye geri gönderilirler… İstanbul ve Ankara’da coşkulu kalabalıklarca kahraman olarak karşılanır.(2)

Denktaş anılarında(3); o günleri anlatırken, Rum idaresinin propaganda organlarının sanki Denktaş Kıbrıs’a kendisi gitmiyormuş gibi yayın yaptığını, Kıbrıs’tan gelen ajanların moralini bozmak için Kıbrıs’ta her Türk’ün  Denktaş’ın adadan kaçtığını söylediklerini, Türk hükümeti ile toplum arasında bir ayrılık varmış gibi yansıtıldığını, bu ayrımı gerçekleştirmek için yapılanların kendisinin adaya gitme arzusunu kamçıladığını yazar. Rumların kendisini Frankeştayn gibi gösterdiğini bunun aklı başında Türk kesimini, “Rumlar istemiyorsa vardır bir sebep” denilerek kendisinin yanına çektiğinden söz eder. O günlerde duyduğu vatan hasretini, “Hayat acı bir özlemden ibarettir. Sonu gelmeyen bir özlem…” olarak tanımlar. “Ankara’ya geleli ilk defa olarak bu sene çocuklarımla deniz sahilinde tatil yapalım, diyorum. Dört yıldır Ankara’dan ayrılmadım. Kıbrıs’tan gelip arayan olur, kınayan olur. Dört yıldır deniz yüzü görmeyen ve her türlü mahrumiyete katlanan cemaatimin gönderdiği para ile yaşıyorum Türkiye’de. Bu para ile tatil yapmak hakkım değildir, diyorum . Fakat bu yıl başkadır artık. Kıbrıs’a gitmem için hazırlıklar başlamıştır. Belki de bu ailemle benim son tatilim olacaktır. Geriye baktıklarında hatırlayabilecekleri birkaç günleri olsun istiyorum. Belki beni artık görmezler diye düşünüyorum. Foça’ya gidiyoruz.” diye anlatır o günleri. Foça’dan Ağustos’ta Ankara’ya geri geldiklerinde dönme planından kimsenin haberi olmadığını, kış basacak, denizden gitme ihtimali kalmayacak endişesini, Kıbrıs’a dönmek için yanıp tutuşmasını ve nihayet vatanına dönüşünü anlatır Denktaş…(4) Soluk soluğa okuyacağınız bir kahramanlık öyküsü. Bedellerle dolu bir yaşamın içinde bir küçük soluk alma gibi Foça anısı. Ve şimdi orada adı verilen parkta  Denktaş’a vefa anıtı ile nesilden nesile aktarılacak anıları…

Babası Hakim Mehmet Raif Bey’i(5); “Hayatı boyunca babam saf, temiz, doğru, dürüst bir köy çocuğudur. Büyüklere saygıyı, anne kıymetini, büyüklenmemeyi, kimseye hor bakmamayı biz hep ondan öğrendik” diye anlatıyor Denktaş. Bu sözler aynı zamanda kendi yaşamının da özeti. İlk tanıştığım gün imzalayıp verdiği eserlerinden yaptım bu alıntıları. Kendisi ile tanışmama ve böylesi büyük bir insanı yakından tanıma onurunu yaşamama vesile olan KKTC’li dostlarım Tüccaroğlu ailesine teşekkür borçluyum. Denktaş’ın eserinde “en büyük sıkıntıyı yaşayan eşim” dediği, sevgili vefakar eşi Aydın hanım ile tanışmama vesile oldular. Aydın hanım’a özellikle teşekkür ediyorum, Denktaş’la ilk karşılaşmamı evlerinde sağladığı, ilk geldiğim gün sofralarını açtıkları için… Sıcak, mütevazı, candan, kırk yıldır tanışıyormuş gibi bir söyleşiyle karşılayan ve her KKTC ziyaretimde  kabul ederek onurlandıran Denktaş’ı özledim, özlüyoruz… Bu kez her gidişimde kabrini ziyaret ediyorum. Kaç kişi fark etmişti bilmiyorum, Denktaş’ı sonsuzluğa uğurlayan tören esnasında gökyüzünde beliren gökkuşağını… KKTC’li dostlarıma, “bakın gökyüzü de Denktaş’ı sonsuzluğa ışıklarla  uğurluyor” demiştim. Hala ışık saçmaya devam eden, mücadele azmini hiç yitirmeden ömrünü davaya adayan büyük bir insan Denktaş. Her topluma nasip olmaz. Konuşmasında Deniz Baykal’ın da vurguladığı gibi, KKTC halkı, ailesi ve bizler böyle bir Türk büyüğüne sahip olmaktan dolayı çok şanslıyız. Emanetine, uğruna yaşamını tehlikeye attığı halkı ve biz Türkiye’de yaşayanlar  sahip çıkarak göstereceğiz vefamızı.

İngilizler çocuklarını yetiştirirlerken, onlara güç vermek için bizim “Çanakkale geçilmez” deyişimize benzer bir deyiş kullanırlar ve “Bu senin Dardanelin olsun” (Bu senin Çanakkale’n  -geçilmezin- olsun) derlermiş. Bizler de çocuk ve gençlerimize direniş ve mücadele azmi verebilmek için, “Atatürk gibi ol! Denktaş gibi ol!..”  demeliyiz… Direniş ve dirilişin destanını yazan iki Türk büyüğünün miraslarına sahip çıkmak gibi önemli bir borcumuz var.

Denktaş’ın evlatları da kendisi gibi Atatürk Cumhuriyeti’ne yürekten bağlılar. Denktaş’ın büstünün dikildiği park, Mustafa Kemal Mahallesi’nde. Açılışı yapan, Denktaş’ın mücadelesini yürüten oğlu Serdar Denktaş ve 1992’de Atatürk’ün partisi CHP’yi yeniden kurarak mirasını yaşatmamızı sağlayan ikinci kurucu başkan Deniz Baykal. Mekan olarak ve açılışta yer alan kişilerle de anlamlı bir buluşma yaşatan Foça Belediye Başkanı’nı kutluyor ve hepimiz adına teşekkür ediyorum.  Büstün altına Denktaş’ın Foça ile bağının kısa bir tarihçesinin yazıldığı bir levha eklemeleri ziyaret edenlerin tarih merakını uyandıracaktır.

Tarihimizi yaşatmak, tarihte mücadele edenleri haklı yere yerleştirmekle mümkündür. Anılarına saygı  ise; eserlerini yaşatmaktır. Bize vatan, bize özgürlük, bize direnç ve mücadele azmi armağan ettiler, ışıklar içinde yatsınlar.   

——————————————

(1) Aydın Akkurt; Raif Denktaş -Toplu Eserler 1-, Boğaziçi Yayınları No:220;1997, İstanbul.

(2) Turgut Özakman; Çılgın Türkler Kıbrıs, Bilgi Yayınevi; 24. Basım, Şubat 2013, İstanbul.

(3) Rauf. R. Denktaş; Hatıralar –Toplayış-, 10. Cilt, Boğaziçi Yayınları, 2000, İstanbul.

(4) Denktaş, sürgündeyken, 28 Aralık 1967’de kurulan Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi Yürütme Kurul Başkan Yardımcısı olmuştur. Kıbrıs’a döndükten sonra 1968-1974 yılları arasında Türk toplum kesimi temsilcisi olarak Rum toplumu temsilcisi Klerides ile toplumlararası görüşmeleri yürütecektir. 1974 Barış Harekatından sonra 13 Şubat 1975’de Kıbrıs Türk Federe Devleti ilan edilecek, 15 kasım 1983’de bağımsız KKTC ilan edilecek ve  Denktaş ilk Cumhurbaşkanı seçilecektir.

(5) Rauf Denktaş; Başarı ve Mutluluk İçin, Nesil Basım Yayın, Ekim 1997, İstanbul.