Ana Sayfa Yazarlar Tünay SÜER – Ahmet Hakan ÖZÜR DİLE!

Tünay SÜER – Ahmet Hakan ÖZÜR DİLE!

237
0

Ahmet Hakan sen neye ve kime, ayrıca ne yapmaya çalışıyorsun?

Memleket yanıyor ve gittikçe karanlıklara yol alırken yazacak konun tükendi mi?

Yoksa gündemi değiştirmek için birilerinden vaatler mi aldın?

Nedir bu Baykal polemiğin?

Deniz Baykal AKP ye geçecek diyorsun ya müneccim misin yoksa istişareye mi yattın?

Elinde bir belge mi var açıkçası merak ediyorum…

Ben şimdi senin hakkında HDP ye geçecekmiş desem hoşuna gider mi?

Baykal’ın özür talebine saygısızca,

“Bu ne hoşgörüsüzlük, bu ne abartılı tepki, bu ne gereksiz alınganlık, bu ne tahammülsüzlük böyle!” diyorsun.

Yahu ne tür bir insansın sen anlamak mümkün değil.

Yazıların okunmuyor da böyle bir reklama mı ihtiyacın vardı?

Hayret!

Aklıma hemen, bir zamanlar rahmetli Erbakan’ın kızını istemişsin de vermemişler konusu geldi.

Sen konuşulanları şiddetle ret etmiş sanırım üzülmüştün.

Bu konunun asla olmadığını söylemiştin.

Bence istesen ne olur, istemesen ne olurdu…

Seni ne küçük düşürürdü ne de yüceltirdi.

Ekmeğini eline almış, İmam Hatipli oldukça yakışıklı bir gençtin.

Bir kızı bin kişi ister bir kişiye nasip olur derler.

Erbakan’ın kızı da senin benim gibi bir faniydi.

Göklerden inen prenses değildi…

Bir genel başkanın kızı olmak neyi değiştirirdi?

Yani onu erişilmez mi kılardı?

Kız istemenin ayıbı gayıbı yoktur değil mi?

Tepkin olmayan bir şey hakkında dalga geçer gibi yazılan yazılaraydı.

Demek ki sana iftira atılmıştı.

Ben de olsam kızardım…

Bu konu canını çok sıkmıştı ve sen 29 Eylül 2006 yılında Hürriyet’te yayınlanan ‘Erbakan’ın kızı meselesi’ başlıklı yazının MÜCAHİ KARDEŞLERİME bölümünde şöyle sesleniyordun;

Aslında şu sözüm ona dini duyarlılık taşıyan çeşitli internet odaklarında oturup yorumlar attıran şahıslara ve yapılan yorumları denetleme zahmetine katlanmayan mücahit kardeşlere söylemek istediğim şudur:

‘Gıybet’ haram mıdır arkadaşlar?

Peki ya iftira atmak?

Hadi bu ikisini geçtik…

Birazcık kızdığınız bir adamın özel hayatına, Allah ne verdiyse girmek, milli spor haline mi geldi aranızda?

Ya da şöyle sorayım:

Tamam, kuldan utanma diye bir şey söz konusu değil, bunu anladık.

Peki ya Allah’tan korkma?

Ona ne oldu dostlar?

                                                 ***

Peki, Ahmet Hakan, şimdi senin yapmak istediğin nedir?

Bir düşün istersen…

İğneyi önce kendine çuvaldızı sonra başkasına batır…

Ben Sayın Baykal’ın avukatı filan değilim tabi ama yıllarca genel başkanlığımı yapmış, CHP nin 2. Kurucu Başkanı olan bir kimseye elinde kanıt olmadan böyle bir ortamda iftira atman sana, gazeteciliğine hiç yakışmamış.

Baykal’ı sevmek zorunda değilsin.

Amerika’nın Baykalı dolayısı ile CHP yi yok etme projesine mi katıldın? Cumhuriyet bana olduğu gibi sana da çok şeyler verdi unutma.

Her şeyden önce Allaha şükür babamızı tanıyoruz…

Baykal’la uğraşanlar, gözden düşürmek için çabalayanlar zaten yeterince var değil mi?

Sana gazeteciliğin nasıl olması gerektiğini yazmam ayıp olur.

Bundan ötürü bir şey demiyorum.

Özür dilemek bir erdemdir.

Küçülmezsin merak etme…

Bu yalanın hoşgörüsü filan olmaz.

Senden ricam özrünü dile ve bu meseleyi kapat.

Yazacağın çok önemli konular seni bekliyor.

Mesela yeni anayasa gibi…

Türkiye nereye gidiyor gibi…

Not: Gıybet; “Bir kimsenin arkasından hoşuna gitmeyecek şekilde konuşmak” demektir. Türkçe’de bu kavramın karşılığı olarak “dedikodu” ve “çekiştirme” kelimeleri kullanılır. İslam’da büyük günahlardan biridir. Hucurat suresi 12. ayette, gıybet yapmak, ölmüş kardeşinin etini yemeye benzetilmiştir.