Ana Sayfa Yazarlar Tünay SÜER – Devlet içinde…

Tünay SÜER – Devlet içinde…

239
0

İlk defa 1980 yılında iş hayatına atılmış.

1990 yılında kardeşi Ekrem Cengiz ile birlikte Cengiz İnşaat‘ı kurmuş. Karadeniz OTO Yolunda adı duyulmaya başlamış

2002 yılında AKP nin iktidar olmasıyla birlikte jet hızıyla iş hayatı açılmış ve yükselişe geçmiş.

Milletin anasına söven bu adam daha ziyade AKP ye yakınlığı ile tanındı.

Ve sıkı durun.

Türkiye’nin en zenginleri sıralamasında 57. Sıraya yükselmiş.

Otel yapımları, AVM ler holdingler yol yapımları ne iş isterseniz Türkiye’de adam kıtlığı varmış gibi hepsi bu adamda mevcut.

Ayrıca Akkuyu Nükleer yapım santralında liman işini de kapmış.

Cengiz Havacılık ta jetler helikopterler ve 2013 yılında da bir tane 45 milyon dolarlık Falcon 5X model jet almış.

Velhasıl ne kadar kamu ihalesi varsa kapmış.

Kapmış mı yoksa…

Nasıl olmuş anlamak mümkün değil.

Kimden bahsettiğimi anladınız sanırım.

Adı Mehmet Cengiz…

Allah Ya kulum yürü mü dedi, Ali Cengiz oyunları ile mi bu kadar varlık sahibi oldu?

Hayret!

Cerattepe’de ve Türkiye’de bunca halk ayaklanmış doğayı korumak için neredeyse 2.bir GEZİ olayı olacak yasalara rağmen imam bildiğini okuyor.

Çok şanslımıdır yoksa hükümet içinde çok itibarlı gizli bir ortağı mı vardır?

İnsanın aklına bir sürü şey geliyor.

Adam devlet içinde paralel devlet gibi…

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Artvin Cerattepe’de iyi niyetli, masum bir çevrecilik anlayışıyla eylem yapanların dışında manipülatif ve spekülatif davrananlar olduğunu, onların sözleriyle bölgedeki yatırımı bırakmanın mümkün olmadığını söylüyor(!)

Yıldız, “O maden Türkiye’nin ithal ettiği kaynaklardan birisini ihraç etmeye dönük, kendi ihtiyaçlarımızı karşılamaya dönük bir çalışmadır. Bu konuda devletin işletmecilik anlayışı kendini özel sektöre bırakmıştır. On üç yıldır bunu yapıyoruz ”diyor.

Gerçekten de 13 senedir bunu yapıyorlar.

Babalar gibi satıyorlar, özelleştiriyorlar

Nedense vatandaşın cebine beş kuruş girmediği gibi üstüne üstlük vergilerden beli bükülüyor.

Alınan paralar nereye gidiyor?

Vatandaşın cebine girmediğine göre kimlerin ceplerine veya kasalarına gitti orası meçhul.

Büyük kentlere, bilhassa İstanbul’a heyhüla gibi dikilen o çirkin, göklere değecekmiş gibi duran rezidanslar doğal güzelliklerin önüne Demirperde gibi dikiliverdiler.

Yandaşların gözleri doymadı bir türlü.

Arap şeyhleri, kralları en güzel yerlerden toprak aldılar.

İstanbul, İstanbul olalı böyle talan görmedi.

***

Şimdi, sıra dünyanın en güzel yerlerinden biri olan Karadeniz bölgemizdeki o canım tabiatı yok etmeye geldi.

Gölleri, akarsuları, çağlayanları, dağları, tarihi eserleri ile yeşilin her renginin olduğu vadileriyle bir cennet olan, içinde çeşitli kuşların, çiçeklerin böceklerin bulunduğu Artvin’e kuşbakışı 4 km uzaklıkta olan Cerattepe’ye.

Yaklaşık 10 gündür gerek Artvinliler gerekse Türkiye bu cennet yere dokunulmaması için ayakta.

“Artvin’in kaderi bu olmamalıdır.”

Yıllardır aç gözler altından daha değerli bu cenneti katletmek için uğraşıp durmuşlar.

Her seferinde bölge ile mahkemelik olmuşlar ama geçerli yasalar izin vermemişler.

Artvinliler davalarını kazanmışlar.

Şimdi önceki maden sahibi bu Cengiz denen adama devretmiş.

***

Bu yazıma iki gün önce başlamış tam da burada kalmıştım.

Bugün de ne gazeteleri okuyabildim, ne de haber izleyebildim.

Erken saatlerde dışarı çıkmak durumundaydım.

Akşam eve dönüp gazeteleri okuduğumda Mustafa Mutlu’nun Aydınlıktaki köşesinde “Mehmet Cengiz’in arkasında kim var ”başlıklı yazısında konuyu işlediğini gördüm.

Aşağı yukarı aynı şeyleri düşünmüşüz.

Genelde nasılsa böyle oluyor.

Bazı konuları ya ben önce yazıyorum ya da o.

Kalemine, yüreğine sağlık kendisi çok güzel anlatmış.

Benim daha fazla yazmama gerek kalmadı.

Bu saatten sonra da yazımı değiştirmedim.

Neyse bu arada “Dava sonuçlanana kadar Cerattepe’de maden faaliyetlerinin durdurulması” kararı çıkmış.

Buna tabiki sevindim.

Mücadele eden halkın neler çektiklerini bugün gittiğim toplantıda oraya bizzat giden önceki vekillerimizden birisi anlattı.

Kimseyi o bölgeye sokmamak için nasıl çalışıldığını söyledi.

Nüfus kâğıtlarına bakarak oralı olmayanları bölgeye almamak için nasıl eziyet ettiklerini, otellerde kalanların fişlendiklerini,

Ve insanların azimle kilometrelerce tepeleri aşarak protesto alanına ulaşmalarını anlattı.

Dinlediğimde yine vah ülkem vah dedim.

Jandarmanın ve polisin vatandaşlara terörist muamelesi yapmaları gerçekten insanın içini acıtıyor.

Nedir o TOMAların sıktığı sular, gaz bombaları?

Sanki düşman var karşılarında.

Ne yapsınlar onlarda…

Aldıkları emirleri çok güzel uyguluyorlar.

Neyse ben inanıyorum ki bu başımıza gelenler bir karabasan gibi geçecektir.

Ülke bu iktidardan kurtulduğu zaman ancak gülecektir.

Her gecenin bir sabahı vardır unutmayalım…