Ana Sayfa Yazarlar Tünay SÜER – Siyasi linç…

Tünay SÜER – Siyasi linç…

386
0

Baykal’ın CNN Türk’te konuşması basında ve YCHP de bomba etkisi yarattı.

Haliyle bazı milletvekilleri ile kulakları duymayan, gözleri görmeyenler, Amerikancılar ve çıkarcılar, Kürtçüler, Fetocular beyanlarında Baykal’ı yerdi durdu.

Sosyal medyada Baykal neredeyse bir numaralı hain ilan edildi.

Amerika’nın istediği gibi…

Kılıçdaroğlu da kurmaylarından geri kalmadı ve Hürriyet’in Ankara temsilcisi Deniz Zeyrek’in yazdığına göre Baykal için “AKP’nin can simidi olmasının anlamı yoktu. Biz göç sorununun çözülmesi için önerilen tampon bölgeye destek (!) veriyoruz zaten “dediği öğrenildi.

Ayrıca, Kılıçdaroğlunun, Baykal’ın çıkışına ilişkin yakın kurmaylarına “1,5 yıl önce bana geldi. Parti yönetiminde rol almak istedi. Onursal Genel Başkanlık gibi konular gündeme geldi. ‘Kurultayda önerge verin, delegeye soralım’ dedim, ama yolu bizim açmamızı bekledi. Şimdi AKP’ye bu destekle geçmişteki hizipçi gündemini ortaya çıkarma çabasını ciddiye alıp muhatap olmayın. Bu tuzağa düşmeyin” dediği de yazılmış.

Şahsen Kılıçdaroğlunun böyle kışkırtıcı konuştuğunu sanmıyorum.

İnşallah böyle konuşmamıştır.

Çünkü asla yakışık almaz.

Onu siyasete sokan Baykal’dır.

Kılıçdaroğlunun Baykal’ı suçlama şekli çok ağırdır ve ispat edilmesini gerektirir.

Ben bu satırları yazdığım sırada Cumhuriyet Gazetesini okuyan arkadaşlar aradı. Cumhuriyet şu haberi yazmış.

CHP Tarsus Gençlik Kolları Başkanı Arda Yaşot ve il delegesi Cihan Kezer, Baykal hakkında disiplin soruşturması açılması için dilekçe verdi. Birçok partilinin de Baykal aleyhinde dilekçe vermeye hazırlandığı belirtilmiş.

Baykal’ın tarihe not düşecek konuşması ve uyarıları hemen esasında asla CHP li olmamış kişileri harekete geçirmiş gördüğüm kadarıyla.

Saldırılar bununla da kalmıyor ve müthiş bir iddia atıldı şimdi de .

Baykal Tarafsız bölge programına çıkmadan önce dışişleri bakanlığından brifing almış.

Eh, yuh artık ya…

Baykal’a kaset komplosundan sonra bu yapılan 2. linç hareketidir.

Amerikan ajanları çok iyi çalışıyorlar.

Amerika karşısında tek engel Baykal’dır çünkü.

Baykal’ın ne demek istediğini anlamayanlar veya çok iyi anlayanlar, rollerini çok güzel oynamaya başladılar.

Oynasınlar bakalım, çöp batmasın ama dikkat etsinler.

Baykal’ı ne yazık ki izleyemedim ama defalarca videosunu dinledim ve konuşma metnini okudum.

Konuşmasında tüm tuzaklı sorulara karşın devlet adamı kimliği ile yanıtlar verdi.

Parti yönetimine HDP arasında sarkaç görevi yapmak bizim işimiz olmamalı derken acaba ne demek istedi?

Mezhepsel ve etnik kimlik üzerinden siyaset yapanların sonu diktatörlüktür demekle ne demek istedi?

Bunları ve bunlara benzer konuşmalarını düşünmeden vur abalıya misali konuşsunlar bakalım.

Ağzı olan konuşur değil mi?

***

CHP içinde herkesin kurucu felsefeye sahip çıkması gerektiğini ve bu konuda daha fazla sorumluluğu olduğunu hatırlatması birilerince zülfü yâre dokundu sanırım…

Parti içindeki kaosu, paniği anlarım da Sözcü Gazetesi yazarı Emin Çölaşan’ın bugünkü Baykal düşmanlığını anlamam mümkün değil.

Mutlaka bir sıkıntısı vardır.

Bu arada AKP li Ertuğrul Günay da aklı sıra çakmış.

Efendim CHP’yi baraj altında bırakmış te şimdi akıl veriyormuş.

Burada en son konuşması bile gerekmeyen bir insan varsa o da sensin Ertuğrul Efendi.

Partinin baraj altında kalmasına sebep sen ve senin gibiler sebep oldu.

Bunu en iyi bilenlerdenim.

AKP ye giden de sensin.

Böyle konuşurken utan biraz be…

Partimin iyi şeyler yapmasını, iktidar olmasını bende gerçek CHP liler gibi elbette istiyorum.

Fakat o kadar yanlış politikalar yapılıyor ki insan çileden çıkıyor.

Mesela Özerklik istemek gibi, mesela HDP PKK’nın uzantısı değildir gibi.

Meselaları çoğaltabilirim…

Amacım bugün CHP’nin anayasa komisyonundan kalkmasını yazmaktı.

CHP çok güzel yaptı zaten o masaya oturması bunca tepkilere karşı yanlıştı diyecektim ki Baykal meselesi öne çıkıverdi.

Nasıl öne çıkmasın ki?

Baykal CHP’nin ikinci kurucusudur ve onun zamanında Amerika’ya rağmen AKP hiçbir zaman bu kadar rahat olamamıştı.

Cumhuriyetin temeli böylesine yıkılmamış, dincilik, Kürtçülük, bölücülük ayyuka varmamıştı.

Başkanlık, anayasayı değiştirmek söz konusu bile değildi.

Bütün bunlar başımıza neden geldi diye bir düşünelim…

Aynaya bakıp öyle konuşalım…

Baykal hiçbir zaman Amerika önünde ceketini iliklememiştir.

Keşke herkes onun gibi vatansever ve antiemperyalist olsaydı…

Yiğidi öldürün ama hakkını da verin.

Neyse sözü fazla uzatmak istemiyorum çünkü bu konuyu burada bitirmeyeceğim.

Bir dahaki yazım yeni anayasa ve konunun devamı olacaktır.

Şimdi tahminim bana da saldırılar olacaktır ama doğruları söylemekten asla yılmayacağımı herkesin bilmesini isterim.

Zira ben ne ocuyum ne de bucu.

Atatürk’ün yolundan giden önce bir vatansever Kemalist’im.

Onun emanetine de asla hıyanet edilmesine göz yumamam.