Ana Sayfa Yazarlar Tünay SÜER – Eşref paşayı kim öldürdü?

Tünay SÜER – Eşref paşayı kim öldürdü?

509
0

ABD’nin PYD’ i terör örgütü olarak kabul etmediğini defalarca açıklamasından sonra minik başbakanımız ABD’ye seslenerek, PYD’nin PKK’nın uzantısı olduğu belgelerini göndereceğini açıkladı.

“Bu küresel güce bu evrakları en kısa sürede göndereceğim. PYD, PKK’nın uzantısıdır. PKK ve PYD’nin ideolojisi ve yönetim kadrosu aynıdır ”dedi.

Genelkurmay Başkanlığı bölücü terör örgütüdür diyor, Tayyip Erdoğan da PYD şu anda bizim için PKK ile eşittir, o da bir terör örgütüdür” diyor.

***

ABD’nin PKK’ya yıllardır silah, mühimmat yardımı yaptığı, eğittiği ve Kandil’e yakın olduğu elbette yalan değildir.

24 yıl önce yaşları müsait olanlar Eşref Bitlis paşamızın sözde uçak kazasında (!) öldüğünü hatırlar.

10 Aralık 1992 de, Cudi dağına gidip malzeme yardımı yapan bir ABD helikopterinin fotoğrafı çekilerek belgelenmiş ve Bitlis Paşa’ya ulaştırılmıştı.

Eşref Bitlis paşamız bunu öğrendiği ve üzerinde hassasiyetle durduğu için katledilmişti.

Her şey Özal Hükümeti ve Suriye arasında yapılan protokollerle PKK üzerine ciddi şekilde gidilmek için “Kale” planının uygulanmasıyla başlıyordu aslında.

O sıralarda Saddam’ın Kürtlere yaptığı katliamları bahane eden BM lerin Güneydoğu’ya ÇEKİÇ Güç’ü göndermesiyle bölge İngiliz, Amerikan ve Fransızlara teslim ediliyordu.

Eşref Bitlis olayı çözmüştü. Çekiç Güç PKK’yı besliyor yardımda bulunuyor Kürt Devleti’nin varlığı için çalışıyordu.

Nitekim 7 Şubat 1993’de ‘İncirlik Üssü’nden kalkan ABD uçakları, PKK’ya yardım dağıtıyor’ dedikten on gün sonra, Ankara’dan kalkan helikopteri düşürülerek öldürülmüştü.

O dönemin Genelkurmay başkanı Büyükanıt, bu katliama nedense yakıt buzlanması ve pilot hatası demişti.

(Acaba bu cinayetin üstünü örttüğü için rahat uyuyabiliyor mu merak etmekteyim.)

Ne işse Bitlis Paşa’nın uçağı daha önce İzlanda üzerinden geçerken eksi 60 dereceyi görüyor sorun çıkarmıyor ama eksi on derecede buzlanıyor(!)…
Eşref paşanın ekibinde olan tüm komutanların kaderleri de değişmiyor.

Tuğgeneral Bahtiyar Aydın ve Albay Rıdvan Özden tek tek öldürülüyor. Hatta emekli olan Korgeneral İsmail Selen de evinde vurularak hayatını kaybediyor.

İş bununla bitmiyor.

Araca binecekler listesinde adı olmasına rağmen araca binmeyen Albay Kazım Çillioğlu daha sonra şüpheli bir şekilde hayata gözlerini kapatıyor.

Bu olaylar bir tesadüf olamazdı.

Amerika sır olmaktan çıkan bilgilerin meydana çıkmasının menfaatine ters düşmesinden ötürü bu katliamları yapmıştı.

Uğur Mumcumuzun katli de o tarihlere rastlar.

Çekiç Güç AKP döneminde kaldırıldı ama Abdullah Gül’ün dışişleri bakanlığı sırasında Colin Powel ile yaptığı 2 sayfa 9 maddelik gizli anlaşma ile Türkiye ABD ye göbekten bağlanmıştır.

Şimdi Amerika kedinin ciğerle oynadığı gibi Türkiye ile oynuyor.

Çekiç Güç AKP döneminde kaldırıldı ama Abdullah Gül’ün dışişleri bakanlığı sırasında Colin Powel ile yaptığı 2 sayfa 9 maddelik gizli anlaşma ile Türkiye ABD ye göbekten bağlanmıştır.

***

Merak ettiğim bir husus daha var. Şimdi PYD terör örgütüdür diyen AKP,

PYD Özgür Suriye Ordusu denen isyancılarla birleşip Esat’a karşı savaşsaydı yine aynı şeyleri söylermiydi?

Peşmermenin ağır silahlarla biji serok Obama sloganları arasında Türkiye’den geçişine neden izin verdi?

Yılanın başı olan Barzani ile neden çok yakınlaştı? Diyarbakır’da ağırlayarak “Bugün büyük bir kucaklaşmaya hep birlikte şahit oluyoruz “dedi. O kucaklaşma neyin nesiydi?

PYD ‘nin eş genel başkanı Salih Müslim’i Ankara’da ağırlayarak bir büro açmasını neden önerdi?

Çözüm sürecinde PKK ya neden o kadar taviz verildi?

Ve Amerika’nın yaptıklarını yeni mi anladınız, yoksa şahsi çıkarlarınız için sineye mi çektiniz diye soruyorum.

Siz hep kandırılacak kadar safmısınız?

Bundan böyle inşallah kanmazsınız diyeyim ve sözü burada keseyim.

***

Birkaç kelam da CHP ye sözüm var.

Sezgin Tanrıkulu ve Gürsel Tekin İngiltere’nin başkenti Londra’da faaliyet gösteren Türkiye Çalışmaları Merkezi’nin düzenlediği toplantıya katıldılar.

Tanrıkulu AKP neden PYD den rahatsız olduğu sorusunu sorabilir.

Eyvallah…

“Suriye sınırında YPG ve PYD’den önce DAEŞ vardı, hükümet rahatsız değildi. DAEŞ bayrakları diğer tarafta sallanıyordu, AK Parti bundan rahatsız değildi. Bunlar Suriye halkından daha çok dünyanın çeşitli ülkelerinden gelmiş cihatçılardan oluşuyordu, bundan rahatsız değildi” diyebilir.

Buna da eyvallah…

Ne var ki PYD için ,

“Hükümet neden Türkiye’ye yönelik bir eylemi olmamış, kendi halkını temsil etmeye çalışan bu örgütten rahatsız” diyerek PKK’nın uzantısı olan PYD’ye sahip çıkmasına gelince iş değişiyor.

Amerika’nın havadan attığı silahlar PKK’nın eline nasıl geçti diye sorarım bende.

Değişik isimlerde olsalar da tüzükleri nasıldır onu da sorarım…

PKK’nın uzantısı olduğu açık ve net belli olan bir terör örgütünü kendi halkını temsil eden savaşçılar olarak göstermesine asla katılmıyorum.

Aynı sözleri Kılıçdaroğlu’da 2014 Ekim ayında İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Kulübü öğrencileriyle bir araya geldiğinde söylemişti.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ise “Hiçbir CHP milletvekilinin PYD’nin terör örgütü olmadığını söylediği doğru değildir “diye iddialı konuşmakla hata yapıyor.

Tanrıkulu’nun konuşma videosu internette dolaşırken böyle konuşmamalıdır.

Tanrıkulu bunu hep yapıyor.

Nerede bir HDP toplantısı,eylemi var orada bitiveriyor.

Ben şahsen seçimlerde onun CHP ye değil HDP ye oy kullandığını düşünüyorum.

Bu sadece Tanrıkulu meselesi değildir.

CHP acilen özüne dönmelidir.

Dönmez ise sonuçlarına katlanmaya şimdiden hazır olmalıdır.