Ana Sayfa Yazarlar Tünay SÜER – Yüzleştirilmek için aranmadım diyor…

Tünay SÜER – Yüzleştirilmek için aranmadım diyor…

395
0

“Biz anayasa konusunda, demokrasi konusunda teşhisi doğru koymadık. Sandık ki anayasa değişince demokrasi değişecek. 84 madde değişti yine de demokrasi gelmedi. Olaya doğru teşhis koymamız gerekiyor.”

Bu sözleri CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu bugünkü gurup toplantısında söyledi.

Bence 184 yasa değişse bu kafayla ortaçağa daha çabuk yol alır ve bölünürüz.

***

Kılıçdaroğlu diyor ki,

Olay salt anayasa sorunu değil gerçek anlamda birinci sınıf demokrasiyi getirmek.

İyi, güzel de, CHP iktidar değil, meclisteki sayısı AKP yi durdurmaya yetmiyor.

Birinci sınıf (!) anayasa nasıl getirilecek?

Her sıkıştığında AKP ye baston olan MHP ve PKK’nın meclisteki uzantısı HDP ile birleşerek mi olacak?

Açıkçası çok merak etmekteyim…

***

Erdoğan’ın yeni anayasa diye tutturması doğaldır çünkü yeni anayasa AKP ye meşruiyet kazandıracaktır.

Onun tek derdi budur.

Peki, ama CHP bunu bilmiyor mu?

Öyle başkanlığı asla getirtmeyeceğiz demekle bu iş nasıl olacak acaba?

Birinci sınıf demokrasi nasıl oluyor onu da anlamış değilim.

AKP nin istemediği hiçbir yasa, önerge, bu güne kadar meclisten geçmiş midir ki yeni anayasa Kılıçdaroğlunun dediği gibi daha özgürlükçü, daha eşitlikçi ve ileri demokrasici olacak?

Özal anayasayı bir kere delsek ne olur demişti hatırlarsak.

Erdoğan ise dele dele kevgire döndürdü.

(CHP neredeydi?)

Kibarca söylersek ana yasayı defalarca ihlal eden, devletin bütün güçlerini eline geçirmiş, fiili başkanlığını ilan etmiş bir erk, söz düellosu ile yenilmez.

O zaman gerekli gücü halktan almak gerekir.

CHP bunu yapacağına ısrarla masadan kalkmıyor ve iç hesaplaşmalara gidiyor.

Bu çok yanlış…

                                                       ***

Darbe hukuku sözleri halkı yanıltmaktan başka bir şey değildir.

Bu sözleri AKP ve Erdoğan söylüyor, CHP aynı sözleri söylemeye mecburmudur? Neden aynı yolda yürüyor, bu insanları düşündürüyor.

Erdoğan darbenin hassosunu yapmıştır zaten.

Evren’in darbesi askeri darbeydi. Tanklı toplu silahlıydı diyelim. Erdoğan ise darbeyi hap gibi yutturdu…

Evren askeri kullandı, Erdoğan polisi…

TOMA’larla, gazlarla protestolar susturuldu…

Kılıçdaroğlu; “darbe hukukunda neyi kastediyoruz? Darbeciler kendilerine özgü hukuk getirirler, milli iradeyi devre dışı bırakırlar. Ülkemizde demokrasi konusunda ciddi açmazlarımız var. Toplanacak komisyona ‘Anayasa Uzlaşma Komisyonu’ denmesini kabul etmiyoruz. ‘Türkiye’yi Darbe Hukukundan Arındırma Komisyonu’ olmalıdır ”diyor halen.

Halkın üzerinde büyük bir baskı kuran Erdoğan kendisine özgü bir hukuk yarattı zaten.

Anayasa komisyonunun adı o olmuş, şu olmuş ne fark eder?

Ne var ki, “Türkiye’yi Darbe Hukukundan Arındırma Komisyonu “dersek Erdoğan’ın oyununu destekler duruma gelinir.

CHP bunu neden yapıyor?

Erdoğan 12 Eylül yasalarının üzerine çıkan ve darbe anayasası dediği yasalardan beslenmiş, daha katı yasalar çıkartan 2. bir Evrendir bence.

Yeni Anayasa için AKP ile masaya oturmak ve sözde pazarlık yapmak sadece ve sadece AKP’nin elini güçlendirir.

Kimse değiştirilmek istenen, yeni anayasadan, hukuk, demokrasi ve özgürlük beklemesin.

Çünkü Erdoğan da biliyor ki öyle bir anayasa kendi saltanatının sonu olacaktır.

Bundan ötürü istemediği hiçbir söze geçit vermeyecektir.

Kılıçdaroğlu da bunu biliyor ama ısrarla masada olmak istemesinin sebebi özerkliğin getirilmesidir bence.

Her iki kurultayda da özerkliği getireceği vaadini vermişti çünkü.

AKP ‘nin `12 Eylül Anayasası`ndan kurtulmak yalanlarının yanında olmakla CHP büyük hata yapmaktadır.

Erdoğan, Cumhuriyet devriminin tüm değerlerine son darbeyi vurmak istiyor.

Ve sultanlığının veya diktatörlüğünün önündeki bütün engelleri kaldırmak istiyor.

Türklüğü silmek istiyor.

CHP böyle bir masada neden oturur ve neye güveniyor?

Bunu açıkça anlatmalıdır örgüte ve kamuoyuna…

***

Aylin Nazlıaka bugün yazılı bir açıklama yaptı yine.

Oldukça uzun olan açıklamanın tamamını almadım.

Sadece şu sözlerini çok anlamlı bulduğumu söylemeliyim.

“Asla Necati Yılmaz ile yüzleştirilmek için aranmadım(!)

(Oysa Kılıçdaroğlu çağırdık gelmedi diyor.)

Parti Meclis’i toplantısından erken çıkmam ise hataydı. Ancak dört saat boyunca hak etmediğim derecede sözlere maruz kaldığım, bazı PM üyelerinin de düşmanca diliyle karşılaştığım o baskı ortamına daha fazla dayanamadım; bazı yerlerde yazıldığı gibi “ağlayarak” değil, mikrofonsuz bir konuşma yapıp isyan ederek oradan ayrıldım. Keşke ayrılmasaydım”

Evet, ayrılmayacaktın Aylin…

Örgütün içinden gelen bir milletvekili olsaydın takır takır konuşur hakkını arardın. Pasif kalmışsın.

Ortada bir oyun olduğunu sanıyorum.

Neden basına servis edenler veya eden değil de sadece kendisine ceza kesiliyor bu da enteresan!

Kararın siyasi olduğunu düşünüyorum…