Ana Sayfa Yazarlar Tünay SÜER – Unutmayalım ki, “cesur bir kez, korkak bin kez ölür”.

Tünay SÜER – Unutmayalım ki, “cesur bir kez, korkak bin kez ölür”.

402
0

Sesleniş.
Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık. Babamız, sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.
Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken bizler bir mum ışığında bitirirdik kitaplarımızı. Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya. Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık.
Vurulduk ey halkım, unutma bizi…

************************

Sevgili Uğur Mumcu’nun katledilişinin 17. yılında onu saygıyla ve rahmetle anıyoruz.

O, ülkemizin yetiştirmiş olduğu önemli aydınlardan birisiydi.

Demokrasi ve insan haklarını her zaman savunan, inanç ve ilkelerinden hiçbir zaman ödün vermeyen, korkusuz, cesur ve dönek olmayan bir kalemdi.

O, düşündüğünü yazan, Atatürk İlke ve devrimlerinin ödünsüz savunucusu haksızlıkları, sömürüleri, adaletsizlikleri kimseden korkmadan, çekinmeden yazan gerçek bir aydın, gerçek bir yazardı.

O, yobazların, hainlerin, silah kaçakçılarının korkulu rüyasıydı.

Kıydılar ona! Elleri kırılasıcalar…

24 Ocak 1993’de evinin önünde arabasına yerleştirilen bomba ile karanlık güçler katlettiler onu…

Kahrolsun terör ve terörü besleyenler!

***

  1. yüzyılın ilk bağımsızlık savaşı, bizim Kurtuluş Savaşımızdır.
  2. yüzyılda mayası Atatürk tarafından atılan ulusal kurtuluş savaşları, gerici, ırkçı, şoven anlayışa karşı ilerici ve devrimci nitelikler taşır. Devrimler aracılığı ile çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak Atatürk milliyetçiliğinin ana amacıdır.
    ”Yurtseverlik insanın kendi ülkesini emperyalist baskılardan kurtarması için çabalamasını gerektirir” demişti.

Antiemperyalist, gerçek vatansever bir değerdi o.

Onu koruyamadık maalesef!

Tıpkı, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Çetin Emeç ve diğerleri gibi.

Kanları yerde kalmayacak dedik ama bir şey yapamadık veya yapmak istemedik.

Bizi affetsinler.

12 Mart döneminde bir yazısında kullandığı “ordu uyanık olmalı” sözleriyle, “orduya hakaret etmek”, “sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak” suçunu işlediği iddiasıyla gözaltına alınmıştı.

Açılan davada 7 yıl hapse mahkûm edilmiş ancak, kararın Yargıtay’ca bozulmasının ardından serbest bırakılmıştı. Pek çok aydın ile birlikte Mamak Ceza evinde bir yıl yatmıştı.

Günümüze döndüğümüzde bakıyoruz ki, orduyu küçük düşürmek için ellerinden geleni yapan, dalgalar halinde darbe senaryoları yazarak manşet atan gazetecileri görüyoruz. İşte o zaman Uğur Mumcu gibi aydınlarımızın değerlerini daha çok anlıyoruz. Hey gidi günler hey!

Bağımsız, laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti için bugüne kadar büyük bedeller ödendi, bundan sonra da belki bu uğurda bedeller ödenecektir. Bizler asla yılmayacağız ve basın şehitlerimizi ne unutacağız ne de unutturacağız. Hepsi ışıklar içerisinde yatsınlar, ruhları şad olsun.

Bir kişiye yapılan haksızlık, bütün topluma karşı
işlenmiş bir suçtur.
Bu bilinci paylaşmak ve bu sorumluluğu yerleştirmek
zorundayız.
Uygarca paylaşılan sorumluluk bilinci, özgürlüğün de,
demokrasinin de tek güvencesidir.
Bu güvence sağlanmadıkça, demokrasinin temeline
tek bir taş bile konmuş olamaz.
Unutmayalım ki “cesur bir kez, korkak bin kez ölür”.
Önemli olan, insanın böyle bir toplumda
“mezar taşı” gibi suskunluk simgesi olmamasıdır.
Uğur Mumcu

 

23.01.2010

Tünay Süer