Ana Sayfa Yazarlar Tünay SÜER – Şamar oğlanına döndük…

Tünay SÜER – Şamar oğlanına döndük…

391
0

Delege olamadığım için dün Kadıköy CHP kongresine gitmedim. Giden arkadaşlarımdan öğrendiğim kadarıyla heyecan yokmuş…
Nedeni belliydi.
Kongre tarihinden neredeyse aylar önce kimin kazanacağı fısıldanıyordu.
Yine aynı senaryo oynandı.
Benim gibi nice emektar arkadaşlarım delege çıkartılmadılar.
Mahalle seçimlerini kazanan bazı arkadaşların listeleri de bir takım bahanelerle kaybettirildi.
Bizler adeta fişlenmişiz…
Yok sayılıyoruz.
Coşku olur mu?
Ne diyeyim?

***

Aynı gün ve saatte Atatürkçü Düşünce Derneği Kadıköy Şubesininde kongresi vardı.
İki kongre salonları hemen hemen yanyana binalardaydı.
Birisi, Barış Manço Kültür Merkezinde diğeri ise yan taraftaki Caferağa Spor Salonundaydı.
Aynı günde aynı saatte iki kongre biraz tuhaf oldu.
Çoğu kişi bir o tarafa bir bu tarafa koşturdu, bazısı da parti kongresini daha çok önemsedi herhalde gelemedi.
Ben ADD üyesi olduğum için Barış Manço’daydım.
ADD de delege sıkıntısı yoktu.
Sadece genel merkez seçimleri için gerekliydi.
O sayıda belirliydi.
Yani partiler gibi mahalle delegeleri zulmü yoktu.
Derneğe üye olan herkes oy kullanabiliyordu.
Partilerde de böyle olsa demokrasi nispeten çalışır…
Ayarlanmış delegeler yerine her parti üyesi özgür iradesiyle oyunu istediği kişiye verebilirdi.
Tabi bu çok mu demokratik olurdu orasını kestiremiyorum.
Çünkü erk olanlar yine bir takım vaatlerle etki yapabilir yetkilerini kullanabilirlerdi.
Peki, o zaman ne yapmalı diye düşünüyor pek içinden çıkamıyorum.
Bunu ciddiye almak gerek.
Tüzüklere öyle bir madde konulabilmeli ki ahbap çavuş, yakın akraba tercihleri ile iş vermelerin, vaatlerin önü kesilmeli.
Partinin kapısını bilmeyenler delege yapılmamalıdır.
Milletvekili seçimlerinde reklamlar kısıtlanmalı daha makul olmalı.
Böylece afişti, flamaydı çevre kirliliği önlenir hem de maddi durumu kısıtlı olan adaylar için de üzüntü olmaz.
Dün CHP Kadıköy İlçe kongresi nasıl geçti acaba diye Facebooka girdim
Birkaç arkadaşımın yazılarını okudum ve kısa notlar aldım ve oradaymışım gibi durumu anladım.
Size aktarıyorum.
Bir arkadaşım şöyle diyordu:
İçtenlikle yazıyorum ki; seçileni gerçekten severim ve dün ilk tebrik edenlerdendim.
Ama onun için çok üzgünüm.
Çünkü seçtirenler (dün olduğu gibi) gelecekte de sürekli hak, hukuk, emek falan diye hamaset yaparak yüksek perdeden bağıra çağıra yine aynısını yaptıracaklar.
Garibim ne seçenlere yaranabilecek, ne de seçtirenlere…
Ama umarım öngörüm yanlış çıkar da, seçenler yaşayacağımız gelişmelerden memnun ve mutlu olurlar…
Bir başka arkadaşım
CHP kongrelerinde blok-çarşaf liste tartışmaları son bulmalı
Delege seçiminden kongre ve kurultayda çarşaf liste zorunlu hale getirilmelidir, demiş.
Diğer bir arkadaşım; Kadıköy CHP’de yapılan 35.olağan İlçe Kongresini Belediye listesi kazanmış, vizyon ve proje ise kaybetmiştir diyor.
Buna benzer sitemler ve eleştirileri görünce üzüldüm tabi .
Arkadaşlarım bu eleştirilerinde haklılar ama duyan yok ki…

***

Bugünkü Aydınlık Gazetesinde parti büyüklerimizden eski genel başkan yardımcılarımızdan Sn. Ali Topuz’un gazete yazarı Zihni Erdem’e verdiği röportajı okudum.
Topuz, partinin geleceği ile ilgili ciddi kaygılar taşıdığını ve 16-17 Ocakta yapılacak olan kurultayın formalite bir kurultay olacağını söylemiş.
Bence de öyle olacak.
Topuz yine tam yaranın üzerine basmış ve demiş ki;
“Seçimlerde alınan yüzde 25 oyun parti yönetiminin çabasıyla alınan oy olmadığını ve “bu Türkiye’de hala çağdaşlık yolunda demokrasi, insan hakları, Atatürk, laiklik diyen ilkeli olan insanların son direnişidir.
Kılıçdaroğlu yine kazanacak ama ondan sonra partinin ne yapacağıdır.
“Ben partide büyük bir isyan hareketinin başlayacağı kanısındayım.
Başlamasa bile böyle bir isyanı başlatmamız gerektiğini düşünüyorum.”
Bu sözleri söyleyen herhangi birisi olsa güler geçerdim ama söyleyen çok önemli bir parti ağabeyimiz.
CHP bu durumda işte!
Fazla söze gerek yok.
Önümüzdeki günler neler getirecek göreceğiz…

***

Bir önceki yazımda demiştim.
Türkiye karadan, havadan, denizden işgal altına mı giriyor?
Dört biryanımız düşmanla doldu.
Rus savaş gemisi İstanbul Boğazı’ndan geçerken gemide asılı Türk bayrağı yokmuş.
Üstüne üstlük güvertedeki bir askerin omuzunda her an ateş etmeye hazır füze varmış.
Şamar oğlanına döndük.
Amerika beysbol sopası gösterir, Rusya Füze…
Biz halen parti ne yapacak onu konuşuyoruz.
Gel de delirme…