Ana Sayfa Yazarlar Tünay SÜER – Kalmak mı zor, gitmek mi?

Tünay SÜER – Kalmak mı zor, gitmek mi?

341
0

Gazetelerde okuduğum hakarete varan eleştirileri gördükçe inanın üzüntüm bir kat daha artıyor.
Gönül isterdi ki CHP iktidar olsun, Türkiye rahat bir nefes alsın.
Ne yazık ki bir türlü olamıyor.
Baykal zamanında %30 lara gelmiştik.
Her şey çok iyiye gidiyordu.
Umutluyduk, iktidara yürüyorduk.

Baykal’ı eleştirebilirler, sevmeyebilirler ne var ki, o ne Atatürkçülükten ne de laiklikten asla ödün vermeyen bir liderdi.
Hiç unutmuyorum zamanın başbakanı Erdoğan “ ben Ergenekon’un savcısıyım” dediğinde hemen sözü ağzına tıkamıştı adeta.
Sen savcısıysan ben de avukatıyım…
Şüphesiz Baykal’ında hataları olmuştu ama en büyük hatası bence kaset komplosundan sonra istifa etmesiydi.
İkinci hatası Erdoğan’ın davetine gitmesiydi…

***

Sokak çalışmasındaydık NTV de kasetin yayınlanması bomba tesiri yaratmıştı hepimizde.
Çalışmayı bırakıp ilçeye döndüğümüzde şaşkın ördek gibiydik, hiç birimiz inananamıyorduk.
Ağlıyorduk…
Bunun bir komplo olduğunu düşünmüştük.
Nesrin hanımı sekreterliği zamanından tanırız.
Yıllarca parti için çalışan emeği olan birisiydi.
Milletvekili olmak hakkıydı.
Tepeden paraşütle indirilmemişti.
Öyleyse neden böyle bir iftira atılmıştı?

***

Baykal’ın ABD’ye hiçbir zaman boyun eğmediğini herkes bilir.
İşte bunun için kendisine komplo hazırlanmıştı.
Baykal mutlaka CHP’nin başından gönderilmeliydi.
CHP’yi yok etmek gerekirdi.
Baykal direnmedi, onca istifa etme seslerini dinlemedi onurlu bir şekilde istifa etti.
Aslında Baykal geri dönebilirdi hem örgüt hem de milletvekilleri bunu istiyorlardı.
Baykal’ın haberi yoktu kendisine içeriden de komplo hazırlanmıştı ve geri dönüşü engellenmişti.
Çok güvendiği kişi onu sırtından vurmuştu.

***

Bu Baykal’ın ikinci istifasıydı.
1999 seçimlerinde CHP Meclis’e giremedi. Bu tarihi yenilgi sonucunda Baykal istifa etmişti.
Bunu herkes öyle bilir ama işin esası SHP ve CHP birleşmesi kâğıt üzerinde kalmıştı SHP liler bir türlü bizlerle uyum sağlamamışlar her fırsatta sataşmışlardı.
Aramızda münakaşalar oluyordu.
1999 seçimlerinde sırf Baykal gitsin diyerek kulisler yapıldı, MHP ve DSP ye oy verdiler.
Bunu eski yazılarımda da yazmıştım.
Bizler ilçede ağlaşırken birileri kahvelerde göbek atıyorlardı.
Zihniyete bakar mısınız, meclis dışı kalmak umurlarında değildi.
Baykal’ı devirmek onlar için daha önemliydi.
CHP’nin baraj altında kalması için adeta seferberlik ilan etmişler.
Akademisyen donanımı, ulusalcı kimliği, siyasi deneyimi ile Baykal, hatalarına rağmen bir devlet adamıydı.

***

80 darbesi tüm siyasiler gibi Baykal’ı da vurmuştu. Yasaklandı, kısa bir süre cezaevine girdi, sürgüne gönderildi.
11 yıl kapalı kalan CHP ‘yi yeniden hayata geçiren oydu.
Baykal CHP ile özdeşleşen bir liderdi.
Gelen gideni aratır derler ya…
Baykal’dan sonra CHP
2010 da 33. CHP kurultayına 15 gün kala Baykal indirilmiş yerine 3 kez aday olmayacağını açıklayan Kılıçdaroğlu getirilmişti.
Kurultay öncesi uluslararası güçlerin Türkiye üzerinde amaçlarını gerçekleştirmelerine tek engel, son kale olarak gördükleri CHP ve genel başkanı Deniz Baykal’ı saf dışı ederek, rahatlıkla kullanabilecekleri, dilediğini yaptırabilecekleri yeni bir adayın önünü açmaktı.
Amaçlı hazırlanan komplo kasetin hikâyesi de budur işte.

***

Kaset olayından sonra partide duygusal bir atmosfer egemen olmuştu.
Babalarını kaybetmiş çocuklar gibiydik.
Duayen gazeteci Uğur Dündar’ın moderatörlüğünü yaptığı programlarda, kolunda kırmızı dosyaları ile karşısındaki AKP lileri terleten yolsuzluklarını meydana çıkartan Kılıçdaroğlu neredeyse tüm Türkiye’yi programa kilitlemişti.
Popülaritesi artmış onu herkes tanımıştı.
Sakinliği hayretler uyandırıyordu.
Sanki sinirleri alınmış gibiydi.
Bizler de onu çok sevmiştik.
Kendisini siyasete kazandıran ve her makama aday gösteren de Baykal’dı…
Onun genel başkanlık adaylığına sıcak baktık ve teselli bulduk.
Onu adeta yüreklerimize yazmıştık.
Partinin gidişatı gittikçe değişiyordu.
Baykal bu sıralarda bunu fark etmiş uyarıda bulunmuştu.
Dediler ki çekemiyor…
Baykalcılar ortalığı karıştırmak istiyor.
Aslında Baykal gibi kurt siyasetçi o günlerde partinin bu günkü halini görmüştü demek ki.

***

Neyse, fazla uzatmak istemiyorum Atatürkçü milletvekillerinin çeşitli bahanelerle partiden uzaklaştırıldığını, çalışan örgütün dışlandığını, yerlerine istenilen kişilerin üye ve delege yapıldıkları malum.
Parti ile uzaktan yakından ilgisi olmayanların üst kademelere getirilmeleri, örgütün içinden değil, tanımadığımız kişilerin milletvekili yapılması CHP’nin bugünkü başarısızlığına sebep olmuştur.
Kılıçdaroğlu çok iyi bir insan olabilir, kendisini severiz de ama maalesef lider olamadı.
Bunları yazmak canımı sıksa da, üzülsem de doğrulardan kaçamam.
Kendime saygımı kaybederim.
Şimdi önümüzde bir kurultay ve adaylar var.
Hayırlısı neyse o olsun demekten başka elimizden bir şey gelmiyor.
Bekleyip ne olacağını hep birlikte göreceğiz.

Lider olmanın yanında dahi bir asker, tüm insanlığa rehber olmuş,
Eşsiz devlet adamı, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ebediyete yolcu ettiğimizin 77. Yılında sevgi, saygı ve minnetle, özlemle anıyor, kalbimizde yaşatıyoruz.
Yolun yolumuzdur sevgili ATAM
Bizi kimse bu yoldan döndüremeyecektir.
Andımız var.
Sen rahat uyu…