Ana Sayfa Yazarlar Tünay SÜER – Sır Perdesi ve oyun içinde oyun

Tünay SÜER – Sır Perdesi ve oyun içinde oyun

409
0

Yeniçağ Gazetesinin Ank.Temsilcisi Ahmet Takan’ın 29.08.2015 tarihli köşesinde “Unutulanlar için çözüm/Çözüm süreci ” başlıklı yazısında yazdıklarının tamamına katılmasam da, bir kısmı sanki düşüncelerimi aynen yansıtıyordu.

AKP ve HDP ‘in birbirlerine atıp tutmalarına hep bir oyun gözü ile bakmıştım.

Çünkü HDP,  ABD’nin projesi olarak AKP ‘in bir eseriydi.

Şöyle düşünüyordum.

AKP iktidara geldiğinde terör olayları neredeyse sıfırdı.

Demokratik açılım, Demokratik paket, Barış, analar ağlamayacak kandırmacaları ile gerçeği açıklanmayan bir çözüm süreci başlatıldı.

Akabinde de halktan gizlenen İmralı’ya gidip gelmeler…

Orada neler konuşuluyor, ne vaatler veriliyor Ana muhalefet dâhil kimse bilmiyordu sanki bir sır perdesi çekilmişti.

Mevcut hükümet ve başı tarafından “görüşen şerefsizdir, namussuzdur”  diyerek yalanlandı.

Ne vakte kadar?

BDP Heyetinin Öcalan ile yaptığı görüşmelerin tutanaklarının meydana çıkmasına kadar.

(Bu tutanakların meydana çıkmasında her ne kadar inkâr etse de BDP’nin parmağı olduğunu düşünmüştüm.)

‘İmralı Zabıtları’ başlığıyla, Milliyet gazetesinde Namık Durukan imzasıyla yayımlanınca

vaziyet değişti.

Terörle masaya oturulmaz, kırk bin kişinin katili ile görüşülmez mırıldanmaları başladı.

İşte bu sıralar önce inkâr eden iktidar ve Erdoğan analar ağlamıyor, şehitler gelmiyor artık demeye başladılar.

PKK silah bıraktı denildi vs.

Aslında Habur’da olanlar ve Oslo görüşmeleri ufak ufak yerine getiriliyordu.

Erdoğan öylesine tavizler vermeye başlamıştı ki İmralı postacıları ve Erdoğan’ın “sır küpüm” dediği Mit Müsteşarı Hakan Fidan ile bebek katilinin kendisine iletilen tüm istekleri emir gibi yapılıyordu.

CHP içinden Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu bile Öcalan’ın isteklerini verdiği kanun teklifleri içerisinde meclise sunuyordu.

Artık Öcalan resimleri yandaş gazetelerde çıkıyor açılım allanıp pullanıyordu.

Her dediği yapılan terörist başı öylesine şımarmıştı ki;

Erdoğan’ı ben orada tutuyorum (!) demeye kadar işi götürmüştü.

Mesela Koruculuk sisteminin çökertilmesi,

Emniyette terör ve istihbarat birimlerinin dağıtılması

Özel Kuvvetler biriminin bölgeden çekilmesi

Jandarma gücünün eski İçişleri Bakanı Efkan Ala’ya bağlanması,

Valilerin adeta PKK hamisi yapılmaları,

AKİL adamlar gibi sayabileceğimiz daha niceleri hayata geçirilmişti.

Aslında saydıklarımın tümünün İsrail ve Amerika projeleri olduğunu düşünüyordum.

***

Haklıymışım…

Bana göre bölücülük, analar ağlamasın aldatmacaları ile emperyalistlerin planları tıkır tıkır işliyordu.

Artık şehit haberleri gelmiyor diye öğünülen dönemde silah bırakmayan PKK, silahlandırılıyor ve güçlendiriliyordu.

MİT’i eline geçiren başbakanın bunlardan haberinin olmaması imkânsızdı.

Bölgede özerklik ilanları, yol kesmeler, adam kaçırmalar aklınıza gelen her şey oluyordu ve Türk askeri aldığı emirle katiyen müdahale edemiyordu.

Hükümet, Doğu ve Güneydoğu’da olanları görmezden geliyor üstelik aman çözüm sürecine zarar gelmesin diyerek asker ve polisin elini kolunu bağlıyordu.

Sanılıyordu ki Erdoğan genel seçimlerde Kürt oylarını alabilmek için bu tezgâhı yapıyordu.

Acaba gerçek bu muydu?

Hiç sanmıyordum.

Amaç; Selahattin Demirtaş’ın cumhurbaşkanlığı adaylığı ile yıldızının parlatılmasıydı.

Böylece HDP kurularak büyük kentlerden oy toplanması, 7 Haziran seçimleri ile de meclise girmesi ve PKK’nın siyasallaştırılması sağlandı.

İkiz anlaşmalar ve Oslo Anlaşmaları halka sezdirilmeden çok güzel işletiliyordu.

Aslında mutabakat hiç bozulmamıştı.

7 Haziran seçimlerinde AKP’nin tek başına iktidar olamayışı da bir kurguydu.

13 yıldır ülkede tek erk olan Erdoğan’ın partisi yine birinci parti çıkartıldı.

Dünyada hiç bir ülkenin uygulamadığı  “Sun election control system”e ( oyların paylaşımını ayarlayan bilgisayar programı) muhalefet partileri tarafından itiraz edilmedi.

Oyların çöplüklerden çıkmaları, çuvallarda bulunmaları seçim sonuçlarını değiştirmedi.

YSK (Yüksek Seçim Kurulu) AKP’nin yandaşı gibi davranarak “nasıl yasa yapıldıysa”

İtirazları kabul etmeme hakkını kullandı.

(Bu sistem ile Türkiye’de seçim çökertilmiştir ve böyle bir sistem yok edilmedikçe AKP sittinsene iktidarda kalacaktır.)

Yani sandık mandık hepsi laftır…

Demek istiyorum ki, AKP bu sistemle yine kazanabilirdi.

Koalisyon hükümeti kurdurmaması, zaman geçirmesi ve sonunda HDP li geçici Hükümet oluşturulması proje dâhilindedir.

***

AKP HDP’nin 80 milletvekili neden bir hükümet çıkarmadığına gelince halkın tepkisinden çekindiler.

Alıştırma yapıyorlar.

Bunca şehitler ve PKK’lının ölmeleri hiç umurlarında değil.

Oyun içinde oyun oynuyorlar.

İşte en güzel bir örnek, düne kadar terörist dediği HDP li vekillerle dün (30 Ağustos) Anıtkabir’e çıktı.

Siyaset öylesine kirlendi ki şahsen iğrenir oldum.

Erdoğan’ın derdi anayasa değişikliği ile diktatörlüğünü pekiştirmek, diğerinin ise Öcalan’ın özgürlüğü ve Büyük Kürdistan.

***

1 Kasımda Erdoğan’ın aynı sonucu alacağı, hatta daha aşağılara ineceği anketlerle gösteriliyor. Bana bu da inandırıcı gelmiyor.

Doğru olduğunu farz etsek bile değişen bir şey olmayacaktır.

Ha, şu değişebilir HDP den birilerine AKP yi desteklemesi için talimat verilir. AKP 400 zü

yakalar ve anayasayı değiştirecek gücü eline geçirebilir.

Bu da olmadı diyelim tekrar aynı sonuç çıktığında CHP ve MHP’nin ilkeleri ve de tutumları meydandadır, bu sefer HDP iktidarın küçük ortağı olur yine anayasa değişir.

Çünkü ikisinin amacı da budur.

Erdoğan halka, onlarla olmadı gördünüz diyerek kendisin haklı çıkartmaya çalışacaktır.

Aklıma gelmeyen Alicengiz oyunları oynanabilir.

Şu anda tüm erkler anayasayı tanımayan, ihlal eden ve yönetimin fiilen değiştiğini söyleyen Erdoğan’ın elindedir.

Öyleyse ne yapılmalıdır?

Her şey bitmiş değildir.

Halkın umudu olan CHP’nin yapacağı tek şey kalmaktadır.

Yıllardır söylediğim gibi ulusal basın yazarları da ufak ufak dile getirmeye başladılar  (Sözcü Gazetesi Rahmi Turan) Aydınlık Gazetesinden Engin Ünsal)yakın olan partilerle seçim ittifakı yapması ve kadrosunu halkın onayladığı kişilerle yenilemektir.

 

Not. Bu düşündüklerim olasılık içindedir. Sizler de bir düşünün isterseniz…