Ana Sayfa Yazarlar Tanrıkulu ve CHP

Tanrıkulu ve CHP

336
0

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Toplumsal Barış ve Demokrasinin Tesisi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması hakkında 68 Kanun Teklifini TBMM Başkanlığına sunmuş.

CHP, “Kürt sorununu otuz yıldır çözümsüzlüğe iten ve giderek daha da derinleştiren ‘güvenlikçi yaklaşımlar’ yerine, sorunun TBMM zemininde, “geniş bir toplumsal mutabakatla” çözülmesi gerekmektedir” önerisini getirmiş.

Sanırsınız ki Türkiye’de herkes birbiri ile küs, mezhepler ayrılmış, herkes birbirine düşman.

Toplumsal Barışmış…

Neyin barışı bu ya?

Şunu açıklasanız da biz de kurtulsak…

Kandil’deki sözde komutanlar ve HDP açıkça beyan ediyorlar.

APO’ya özgürlük, Doğu ve Güneydoğu’daki topraklarımızın tamamı.

Yani Amerika ve emperyalist güçlerin çıkarı için Türkiye’yi bölmek ayrı bir ülke olmak.

O bölgelerimizden her şey olup bitmiş gibi çekinmeden Kürdistan diye söz eden PKK’nın TBMM’sindeki vekilleri yeterince konuşup, tehdit ediyorlar zaten.

Siz CHP Milletvekili olarak nasıl onlardan yana olabilirsiniz?

Bu milletin ekmek, iş derdi var.

Bu milletin tek adamla idare edilmek, savurganlık, hırsızlık ve Türkiye’nin karanlıklara sürülmek istenmesiyle derdi var.

Kürdü de bir, Türkü de. Yok, birbirimizden farkımız.

Şu grev yapan işçilerimize bakalım.

İçlerinde her etnik kökenden insan var, onlar neden yan yanalar?

Neye karşı savaş veriyorlar?

Neden ayırım yok aralarında?

Çünkü hepsi birbirlerine kardeş gözü ile bakıyorlar.

Ayırım yapan sizlersiniz ve sizin gibi olanlar…

***

Meclise sunulan şu kanun teklifine bakalım.

Kısaca özetlersek anadilde eğitim (Kürtçe)

Oysa Anayasamızın ilk üçüncü maddesi;

(Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.

Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.) Der

İlle de Kürtçe istemek nedendir?

Dersim (Tunceli ) olaylarının aydınlatılması bilgi belge toplanması ve konunun mecliste çözülmesi.

21 Mart’ın Nevruz bayramı ilan edilmesi, Şişli Caddesinin adının Hrant Dink yapılması, geçici koy koruyuculuğunun kaldırılması

Adları değiştirilen köy, bucak, ilçe ve diğer yerleşim yerleriyle coğrafi yerlerin eski adlarının tekrar geri verilmesi.

Diyarbakır AMED, TUNCELİ, Dersim gibi…

Başka derdimiz yokmuş gibi şu önerilere bakın.

Tanrıkulu’ndan bir kere PKK diye bir söz duydunuz mu?

PKK’nın istekleri için 68 yasa teklifi veriyor da, bir kez olsun TC lerin kaldırılmasına ve Milli Bayramlarımıza yasaklar getirilmesine, PKK’nın yakıp yıkmasına tepki gösteren sözler işittik mi kendisinden?

Arada halkın tümünü kapsayacak birkaç da teklif var okadar…

Polisin gaz sıkmaması gibi…

Sezgin Tanrıkulu’nun buna benzer kanun teklifleri daha önce de CHP adına bizzat kendisi tarafından yapılmıştı.

Bu kanun teklifinin birleştirici tarafı olmadığı gibi zaman zaman İmralı ve Kandil’den gelen tekliflerin aynısı olduğu görülmektedir.

Tanrıkulu’nun CHP li olmadığı bellidir.

CHP ideolojisine ne kadar ters şey varsa hepsini yapıyor ve parti içinden kimseden de ses çıkmıyor…

Bir yazımda CHP içinde Truva Atları var demiştim, işte onlardan teki Tanrıkulu’dur.

Bu yasa teklifini kamuya, tabana sormuş mu?

Açıkçası Kürdistan’ın oluşması için elinden gelen her şeyi yapıyor.
HDP’nin Kanada toplantısına da katılmış, yaptığı konuşmada Kürt meselesinin uluslararası bir konu olduğunu söylemişti.

Oysa Kürt meselesi diyeceğine PKK meselesi demesi gerekti bir CHP li olarak.

Tanrıkulu’nun anlaşılan CHP de bir misyonu var.

Bu güne kadar CHP hayrına bir şey yaptığını görmedim, görmedik…

Neden Diyarbakır’dan aday olmuyor da İstanbul’dan kontenjandan milletvekili çıkıyor?

Çünkü taban kendisini yaptıklarından ötürü istemiyor.

Seçilemeyeceklerini bilenler hep kontenjandan milletvekili yapıldı ve örgüt emekçilerinin hakları yendi.

Bu dönem sanırım kendi isteği ile milletvekili olmayan Hüseyin Aygün de ailesinin sözde Dersim katliamında (!) öldürüldüğünü iddia ederek AİHM ye başvurmuştu.

Atatürk ve İnönü’nün sanık sandalyesine oturmalarını istemişti.

Üst konumlarda görev yapanlardan Mehmet Bekaroğlu, Murat Özçelik gibilerin partiye ne faydaları var zararlarından başka.

Anlaşılan Kılıçdaroğlu onlardan vaz geçemiyor.

***

Cumhuriyet gazetesi yazarı Hikmet Çetinkaya, dünkü (16.07.2015) yazısında Ataşehir Belediyesindeki yolsuzluk iddialarına değinerek CHP’ye ver yansın etmiş.

Çetinkaya “Sosyalist Enternasyonal’in başkan yardımcısı Umut Oran’ı kontenjan adayı yapmayan Kılıçdaroğlu, bir belediye başkanının eşinin önseçimi bileğinin hakkıyla kazandığına inanıyor mu?  Özellikle İstanbul’da üç ayrı seçim bölgesinde dönen dolaplar, parasal ilişkiler…  Bunların tümü CHP’nin temel ilkelerine aykırıdır.  Ahbap-çavuş, çıkar, rant ilişkileri, parti üyelerinin oylarını parayla satın alma…  Gerçek dost acı ve doğru söyler!” Diye yazmış.

Bunları okurken hicap duyuyorum.

Günlerdir Ataşehir ile ilgili manşet haberlerin çıkması bizleri sevindirmiyor, aksine üzülüyoruz ve bu haberleri lanetliyoruz.

Belgelerle kanıtlanmamış hiçbir habere inanmak istemiyoruz.

Belli ki CHP’ye karşı bir karalama kampanyası başlamış.

Bu basını nasıl susturacağız?

CHP neden sessiz kalıyor?

Sezgin Tanrıkulu barış diye dursun, öte yandan Kandil’deki örgüt başları silah bırakmayacaklarını söylerlerken,
Tüm barajlar, baraj yapımında kullanılan araçlar gerilla güçlerimizin hedefinde olacaktır. Baraj yapımını üstlenen müteahhitler ve çalışanlar bu alanlardan çıkmalıdır tehdidi savurmaktadırlar.

Saldırı yapmadıkları gün yok gibi.

Daha dün Diyarbakır’ın Silvan İlçesine gitmekte olan askeri konvoyumuza mayın ve el yapımı bombalar ile saldırdılar.

AKP ile koalisyona gelince sanki bir tiyatro oynanıyor.

Dikkat ederseniz ipler Erdoğan’ın elinde.

Davutoğlu’nun partilerle görüşmelerinde Erdoğan’ın en yakınındaki adamları yer alıyor.

Davutoğlu’nun Erdoğan’ sız nefes bile alamadığı görülüyor.

Sonuçta denecek ki, denedik olmadı. Millî iradeye başvuracağız.

Yani, yeniden seçim!

CHP içinde bazıları yenilgiden zafer çıkartmak istiyorlar ama çok zor görülüyor…

Not: Değerli okurlarım; Şeker tadında bir bayram geçirmeniz dileklerimle hepinize saygılar ve sevgiler.