Ana Sayfa Yazarlar Kazan, Kazana Kara Demiş, Tavanın Gülmekten Aklı gitmiş…

Kazan, Kazana Kara Demiş, Tavanın Gülmekten Aklı gitmiş…

535
0

Gaziantep’te çok sık kullanılan bir atasözü vardır: “Kazan, kazana kara demiş, tavanın gülmekten aklı gitmiş…”

Bir de bunun benzeri bir söyleyiş daha var: “Tencere dibin kara, seninki benimkinden kara…”

Bu atasözlerini neden anımsatma gereğini duydum şimdi? Şunun için…

Bu günlerde herkes birbirini eleştiriyor… Birbirine ağır sözler söylüyor. Kendisinin ötekinden daha vatansever, daha dürüst, daha kişilikli, daha karakterli olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Atan atana, tutan tutana.

Yani kısaca, ağzı olan konuşuyor.

Dilin kemiği yok…

Çok yoz, çok kirli, çıkar – menfaat üzerine kurulu, bir yalan, iftira döneminden geçiyoruz. Kimin solcu, kimin sağcı, kimin vatansever, kimin vatansız olduğu belli değil…

Kimin eli kimin cebinde belli değil…

Maddi çıkar, menfaat söz konusu olunca akan sular duruyor… Köşe dönmece zihniyeti her şeyin önüne geçmiş, her şeyin üstüne çıkmış durumda… Politikacıların, yöneticilerin büyük bir çoğunluğu su akarken testisini doldurma çabasında…

İnsanı insan, toplumu toplum yapan değer yargıları, insanlık kuralları ayaklar altına alınmış. Çok önemli makamlara gelmiş kişiler bugün ak dediğine yarın kara diyebiliyorlar…

Dama taşı gibi yer değiştiriyorlar. Parti değiştiriyorlar.  En ağır sözlerle suçladıkları, en sert biçimde eleştirdikleri kişileri bir anda mehdi – peygamber ilan ediyorlar…

Şimdi ne demek istediğimizi birkaç örnekle anlatmaya çalışalım:

Örneğin, Bugünkü Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, bir zamanlar, AKP’ye ve onun genel başkanına demediğini bırakmamıştı.

“Harun olmaya geldiler, Karun olarak çıktılar, Biz AKP gibi Firavunlaşmayacağız”

“Biz AKP gibi firavunlaşmayacağız. Bizim hırsımız olmayacak, “Erdoğan gibi Amerika’nın ve İsrail’in vagonu olmayacağız…”

“Biz bir kere “One Minute” demeyiz, Türkçe durun bir dakika deriz. Kime durun bir dakika deriz? Türkiye’nin üslerini kullanarak Ortadoğu’ya 131 bin tane sorti yapan Amerika’nın ve NATO’nun uçaklarına durun bir dakika deriz. Kime durun deriz? Türkiye’nin halkını yoksullaştıran, işsizleştiren IMF’nin memurlarına deriz… Avrupa Birliğinin komiserlerine… Eğer bunu yapmazsak da yemin ediyorum bir dakika bile siyasetin içinde durmayız…”

Peki, bütün bu söylediklerini gerçekleştirdi mi Numan Bey? Gerçekleştirmek bir yana, eleştirdiği hükümetin ve partinin emrine girip, üstelik bir de Başbakan Yardımcılığına soyundu…

Ne demişti? “Eğer bunu yapmazsak da yemin ediyorum bir dakika bile siyasetin içinde durmayız…”

Bırakın siyasetin içinde bir dakika bile durmamayı, siyaset deryasına balıklama dalmış durumda şimdi… Alan memnun, satan memnun… Partiye giren memnun, partisine alan memnun…

Şimdi Kurtulmuş’a sormak gerekmez mi? “Senin görüşlerinde mi bir değişiklik oldu, yoksa AKP bir gecede hidayete erip, istediğin yola mı girdi, ki bugün Başbakan yardımcılığı görevine soyundun?”

Ne değişti, ne oldu?

Ya, AKP için “Yolsuzluk batağına saplanmış bu hükümeti oyun dışı bırakacağız” ve “İşleri güçleri milletin dinini istismar etmek…” diyen Süleyman Soylu’ya ne demeli? Bugün AKP’nin Genel Başkan Yardımcılığı görevini üstlenmiştir…

Şimdi Soylu’ya sormak gerekmez mi? “AKP dini istismar etmeyi” bıraktı mı ki sen bugün başkan yardımcılığını kabul ettin? “AKP yolsuzluk batağından” çıktı da yoksa bizim mi haberimiz olmadı?

Bu örnekleri çoğaltabiliriz.  Celal Doğanlar, Levent Tüzeller, Dengir Mir Mehmet Fıratlar, Ertuğrul Günay’lar, Tuğrul Türkeşler…

Evet, Tuğrul Türkeş de büyük hata yaptı.

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, bir zamanlar, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek, “Sıkıştığında rahmetli Başbuğ’un lafına sözüne sığınan Sayın Başbakan, günü geldiğinde ‘Milliyetçiliği ayağımın altına alırım’ diyor. “Senin o bacağını kırarlar”  demişti. Bu lafı söyleyen adam bugün geçici hükümetin Başbakan Yardımcılığına soyundu.

Elbette hata yaptı.

Peki, Tuğrul Türkeş’i en sert biçimde eleştiren MHP Genel Başkanı hiç hata yapmadı mı? O sütten çıkmış ak kaşık mı?

Onun Tuğrul Türkeş’i eleştirmeye, ona söz söylemeye hakkı var mı?

Başlangıcından bu yana AKP’ye koltuk değnekliği yapan kim? AKP’nin stepnesi olan kim?

Ama bu konuya girmeden önce hemen şunu belirtelim. Elbette ki bu eleştirileri yaparken biz MHP’nin bu gidişinden memnun olmayan yurtsever, milliyetçi üyelerini ve yöneticilerini ayrı tutuyoruz. Onlara sözümüz yok…

Biz MHP Başkanının yandaş icraatlarını eleştiriyoruz.

Sondan başlayalım.

Bahçeli geçersiz oy vererek, Millet Meclise Başkanlığına AKP’nin adayı İsmet Yılmaz’ın seçilmesine yardımcı oldu. MHP burada AKP’ye muhalefet yapmadı. Onun yandaşlığına soyundu ve güç kazanmasını sağladı. Ona koltuk değnekliği yaptı. 7 Haziran Seçimlerinde yara alarak yere düşen ve kan kaybeden AKP’nin elinden tutarak kaldırdı, onun nefes almasını sağladı.

Eğer Millet Meclisi Başkanlığı AKP dışında bir başkasına verilseydi, bugün çok şey değişirdi. En azından RTE istediği gibi at oynatamazdı. Örtülü ödenek denetim altına alınır, çeşitli komisyonlar sağlıklı bir ortamda görev yapardı. Hatta hesap sorma süreci bile başlayabilirdi…

Ancak bu icraat onun ilk eylemi değildi. Daha önce de AKP tarafından yapılan ve Türkiye Cumhuriyetinin devrimci yapısında gedikler açan birçok uygulamaya da yine o destek vermişti. Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesi, Türban kararı, 4+4+4 yasalarının kabulünde yardımını esirgememişti.

O, geçmişte de Ergenekon davaları için “Adil yargılamayı etkilemeyelim, sonucunu görelim”  savı ile haksız hukuksuz uygulamalara ve Haziran Direnişlerine de duyarsız kalmış, bu olaylardan uzak durmayı tercih etmişti…

Yani özetin özeti: Tencere dibin kara, seninki benimkinden kara…

 “Kazan, kazana kara diyerek, tavayı güldürmesin…”

(alieralp37@gmail.com)