Ana Sayfa Yazarlar İnadına Topçu Kışlası, İnadına AVM…

İnadına Topçu Kışlası, İnadına AVM…

320
0

Gezi Parkına “Topçu Kışlası ve AVM yapma” inadı sürüyor AKP’nin…

Yenilgiyi unutmadı, unutamadı… Hazmedemedi… Her zaman yaptığı gibi, yenilgiyi zafere dönüştürme çabası içerisinde şimdi…

“İnadım inat… Ağaçları sökeceğim, parkın altını üstüne getirip, onu kışlaya ve alış veriş merkezine dönüştüreceğim…” diyor.

Çekilen acılar, gözyaşları, kan – revan, kırılan kollar, bacaklar, patlayan gözler, ölümler… Onun umurunda bile değil…

Gezi direnişlerinde tamı tamamına on iki gencimizi yitirdik… Ama bu konu onları hiç ilgilendirmiyor… “Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir, önemli olan Topçu Kışlasıdır…”diyorlar… AKP’lilerin yanında, on iki fidanın bir ÖSO, bir Müslüman Kardeşler, IŞİD canisi kadar değeri yoktur…

Ateşli hastalar gibi durmadan sayıklıyorlar:

“Topçu Kışlasını yapacağım işte… AVM’yi yapacağım işte… Kimse beni engelleyemez… Atatürk Orman çiftliğine kocamaaan bir saray kondurdum, hem de dünyanın en büyük sarayını, hem de yargının kararına karşın kondurdum, beni engelleyebildiler mi?”

“Benim hedefim ve görevim bu… Nerede bir ağaç, nerede bir dere,  bir güzellik görsem, nerede bir Cumhuriyet eseri görsem, onları yıkar, talan eder, yerine dilediğimi yaparım… Hem de Osmanlı stilinde, Osmanlı tarzında… Çünkü ben yeni Osmanlıyım… Benim için Osmanlı vardır artık… Benim için Kemalist Cumhuriyet yoktur… İnşaaaallah 2023 yılına kadar Cumhuriyeti, Atatürk’ü, Aydınlanma Devrimini yok edeceğim, Yeni Osmanlı düzenini ve yasalarını “FEDERE İSLAM CUMHURİYETİ”nde yeniden tesis edeceğim…

“Dediğim dedik, çaldığım düdük, inadım inattır…”

“İNADINA TOPÇU KIŞLASI, İNADINA AVM…”

Belediye bütçesine parasını şimdiden koydum bile…

AKP, “Topçu Kışlası”nın yapımında neden bu denli ısrarcı, neden bu denli inatçı? Üstelik bir de Osmanlıdan kalma “Rami Kışlası” varken… Üstelik bu Rami kışlası, 1980’li yılların başında Genelkurmay tarafından “dinlenme ve istirahat alanı” yapılmak şartı ile İstanbul Belediyesi’ne devredilmişken… Bugün harap bir halde duran bu kışlayı neden yenilemezler de “İlla da Topçu kışlası” derler…”

Çünkü AKP, Gezi Parkına bir kışla ve alışveriş merkezi yapmakla, bir taşla birkaç kuş birden vurmayı planlamaktadır. Bu planlar, programlar nedir, şimdi bunları tek tek açıklayalım. Ama daha önce, bu “Topçu Kışlası”nın yapımında onların neden bu denli istekli olduğunu ortaya dökmek için, bu kışlanın tarihçesine bakalım:

Topçu Kışlası, II. Selim zamanında yapıldı. Ama daha sonra II. Abdülhamit tarafından şeriatçıların merkezine dönüştürüldü ve cahil, eğitimsiz, alaylı askerlerin karargâhı haline getirildi. Onların hedefinde ise modern okullarda yetişmiş, eğitimli, özgür düşünceli subaylar vardı. Zaman zaman onlara baskınlar düzenleyip, katliamlar gerçekleştiriyorlardı…

1908, 2. Meşrutiyetin ilanından sonra, hükümeti denetimi altına alan İttihat Ve Terakki Cemiyetine karşı gerici kesimde homurtular yükselmeye başlamıştı… Bu nefret, zamanla isyana dönüştü ve tarihte “31 MART VAKASI” diye adlandırılan ayaklanma gerçekleştirildi.  “Şeriat isterük…” diye bağırarak isyan çıkaranlar ortalığı yakıp yıktılar… Bu gericilerin merkezi ise Topçu Kışlası idi…

II. Abdülhamit, “Kardeş kavgası çıkmasın…” gerekçesi ile isyanın bastırılmasına izin vermeyince, Selanik’teki devrimciler bir ordu hazırlayarak asilerin üzerine yürüme kararı aldılar… Ordunun adı HAREKÂT ORDUSU ve isim babası da Atatürk’tü… Ordunun Komutanı Mahmut Şevket Paşa, Kurmay Başkanı ise Mustafa Kemal’di. İsmet İnönü de görev alan subaylar arasındaydı…

Harekât Ordusu, Topçu Kışlasını topları ile yerle bir etti, isyancıları dağıttı. İşte AKP, bu bastırma eylemine bir tepki olarak bugün Abdülhamit’in kışlasını yeniden inşa ederek, şeriatçı bozguncuların öcünü almak istiyor.

İşte, Gezi Parkına AKP’nin,  bir kışla ve alışveriş merkezi yapmak istemesinin temel nedenlerinden birisi bu… Yani Harekât ordusuna ve onun subayları Atatürk ve İnönü’ye yıllar sonra meydan okumak…

İkinci ve önemli nedenlerden birisi de menfaat, çıkar, para kazanma, servet edinme hırsı… Bir iddiaya göre 2015 yılında yalnızca Kore’den iki milyona yakın biber kapsülü alınması planlanmaktadır… Bu geçen yıllarda alınanların tam üç katıdır… Tutarı 24 milyon 680 bin 695 dolar. Bu, Türk Lirası’na çevrildiğinde bugünkü kurla 54 milyon 840 bin 504 liraya denk geliyor.

Üretici firma Güney Kore’li Daekwang firmasıdır. İthalatı yapacak olan firma ise “Meydan Av ve onun kardeş şirketi Mercan Pazarlama’dır.

Mercan Tanıtım’ın sahibi Mehmet Bingöl olup, söylendiğine göre üyeleri arasında da Sümeyye Erdoğan, Bilal Erdoğan, Hayati Yazıcı, Abdullah Tivinikli, Ahmet Çalık, Ahmed Hamdi Topbaş, Ahmet Albayrak… bulunmaktadır…

İhaleyi almak için firmalar kuyrukta beklemektedirler. Gezi Parkına yapılacak Topçu Kışlasının, AVM’nin, Müzelerin, galerilerin, kafelerin… kimin tarafından yapılacağı, kimin tarafından işletileceği ise henüz meçhuldür… Ama bir takım sözlerin alınıp verildiği söylenmektedir…

AKP’nin Gezi Parkı direnişlerini başlatmak istemesinin bir öteki nedeni de seçim öncesinde, kendisine “Seçim Malzemesi” çıkarmak, terör eylemlerini bahane ederek oy toplamaktır…

Ama biz onlara bir tavsiyede bulunacağız:

“Gelin bu TOPÇU KIŞLASI SEVDASINDAN vazgeçin… Canlara kıymayın… Bu ihtiras, bu hırs size ‘hayır’ getirmez, getirmeyecektir… Belki de sonunuz olacaktır…”

Çünkü kimse bu kadar acıdan, kandan, ölümden sonra size Gezi Parkını altın tepsi içinde sunmaz…

Gezi Parkı direnişi bir destandır. Adı üzerinde bir direnme harekâtıdır. Bir özgürlük harekâtıdır… Her sınıftan, her gruptan, her partiden insanları bir hedefte, bir çizgide birleştirmiştir…

Alevi’si, Sünni’si, Türk’ü, Kürt’ü, Beşiktaşlısı, Fenerbahçelisi, dindarı, ateisti, işçisi, işsizi bu direnişle bir araya gelmiştir.

Ellerinde Molotof Kokteylleri, havai fişekleri, palaları, satırları olmayan bir halk topluluğunun eylemiydi bu. Ellerinde çiçekler, kitaplar, dillerinde şiirlerle, türkülerle, sazlarla, gitarlarla korku imparatorluğuna, talancılara, soygunculara bir meydan okumaydı…

O zamana dek sokağa çıkmamış, tek olaya karışmamış, olayları sadece TV ekranlarından izleyen anaların, babaların, teyzelerin, amcaların, bacıların da eylemiydi…

Korku imparatorluğu bu direniş sonunda yerle yeksan oldu… Korkma nöbeti egemenlere geçti…

Şimdi bu bilgilerin ışığında bir kez daha yineliyoruz:

“Gelin bu TOPÇU KIŞLASI SEVDASINDAN vazgeçin… Canlara kıymayın… Bu ihtiras, bu hırs size ‘hayır’ getirmez, getirmeyecektir… Belki de sonunuz olacaktır…”