Ana Sayfa Yazarlar Haksızlıklara, Hukuksuzluklara Karşı Çıkmazsak, Bu Günleri Mumla Ararız…

Haksızlıklara, Hukuksuzluklara Karşı Çıkmazsak, Bu Günleri Mumla Ararız…

360
0

Siz hiç yargının bu kadar aşağılandığını, ayaklar altına alındığını gördünüz mü?

Talancıların beğenmediği yargıçlar, savcılar, suçun üzerine giden emniyet müdürleri hallaç pamuğu gibi atılıyor…

Bir yerden bir başka yere sürülüyor… Ya da açığa alınıyor…

Tıpkı bir zamanlar, yargılama devam ederken, Deniz Feneri zanlılarından önce, davanın savcılarının görevden el çektirilip, cezalandırılması gibi…

17 Aralık soruşturmasının savcıları, emniyet müdürleri nerede şimdi?

Onca kanıt, tanık, tape varken, neden davaya “Takipsizlik” kararı verildi?

CHP İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in belirttiğine göre, Atatürk Orman Çiftliği’nde binlerce ağaç kesilerek inşa edilen Ak Saray’ın imar planını iptal eden ve binanın kaçak olduğunu tescilleyen mahkeme üyelerinin görev yerlerinin değiştirildiği söylenmektedir…

Dünyanın hiçbir ülkesinde rastlanmayan, haksız, hukuksuz, adaletsiz bir seçim sistemi olan yüzde 10’luk baraj sistemini Anayasa Mahkemesi incelemeye aldığı için, Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, tüm AKP’liler yüksek yargı kurumuna saldırıya geçtiler…

Anayasa Mahkemesine demediklerini bırakmadılar… Bırakmıyorlar da…

Kendisi de bir Anayasa profesörü olan Burhan Kuzu, “Gerekirse Anayasa Mahkemesini de kapatırız…” diye tehditler savurup, şu yorumu yaptı:

“Açık söylüyorum böyle bir karar çıktığı zaman bu hukuken yok hükmündedir. keenlemyekündür eskilerin tabiriyle, böyle bir şey doğmamış sayılır. Böyle bir karar anayasa Mahkemesi’nden çıkmaz diye düşünüyorum…”

Antalya’da düzenlenen 19. Milli Eğitim Şurası’nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gündeminde de Anayasa Mahkemesi’nin yüzde 10’luk seçim barajını gündeme alması vardı. Anayasa Mahkemesi için “Kitap yüklü merkepler…” benzetmesini yapmış,  Burhan Kuzu gibi o da Mahkemenin alacağı kararı, şimdiden yok hükmünde saymıştı. Şunları söylemişti:

“… Egemenlik Anayasa Mahkemesi’nin de değildir. Egemenlik milletindir. Hiç kimse hiçbir kurumu milletin üzerinde görmemelidir. Kimse şahsi hırslarına yenik düşerek millete istikamet çizemez. 1960 Türkiye’sinde değiliz. Darbe ortamında hiç değiliz. Peyami Safa’nın güzel bir sözü var. Kitap yüklü merkeplere değil, kitabın içindekini sindiren insanlara ihtiyacımız var.”

Anayasa mahkemesinin yüzde 10’luk barajı inceleme konusu yapması, AKP’den nemalananların tümünü telaşlandırdı, korkuttu, şaşkına çevirdi.

Çünkü bu yasa kaldırılırsa yüzde 35 oyla Meclisin üçte ikisine sahip olunamayacak… Diledikleri gibi yasa çıkarıp, diledikleri gibi at koşturamayacaklar… Hepsinden önemlisi, “Recep Tayyip’in Başkanlık sistemine geçebilmesi için” anayasayı değiştirecek gerekli milletvekili sayısına ulaşılamayacak…

Onlara kalırsa kimse AKP’yi, Cumhurbaşkanını, Başbakanı, bakanları, AKP’nin milletvekillerini ve icraatlarını eleştirmemeli, yargılamamalı, aleyhlerinde herhangi bir karar ya da hüküm vermemeli…

Yani başka türlü anlatırsak, onlar, kalkıp, kimseye sormadan, danışmadan, Yüce önder Atatürk’ün millete bağışladığı bir çiftlikte binlerce ağaç keserek, bu yoksul halkın boğazından, giyiminden, kuşamından kısarak, dünyasını karartarak, şehit babalarına kış kıyamette yırtık lastik ayakkabılar giydirerek, 2 bin odalı, 1 katrilyon 370 trilyon maliyetli bir saray yaptıracaklar, ama kimse bunun hesabını sormayacak, kimse bunun hakkında konuşamayacak, hüküm veremeyecek…

Konuşursan, eleştirirsen “Kırk katır mı kırk satır mı?” seçeneğini Demokles’in Kılıcı gibi başının üstünde sallandıracaklar…

Kimse, “Sen, aldığın yüzde 35 oyla, Mecliste yüzde 65 çoğunluğun hakkını hukukunu çiğneyemezsin, dilediğin gibi hareket edemezsin, bu memleket benim de memleketim, burası “Muz Cumhuriyeti değil” diyemeyecek…

Gidip 436 milyon dolara bir Saray Uçak alacaksın, sonra da onu yurt dışında yeniden dizayn ettirip, içine oturma ve sohbet salonu, uyuma ve yıkanma odaları, sauna yaptıracaksın, kimse “GIK”ını çıkarmayacak… Çıkaramayacak…

Saraya eski para birimi ile milyarlık bardaklar, trilyonluk halılar alacaksın, herkes kuzular gibi seyredecek…

Milli Eğitim Şurasında zorunlu din dersini ilkokul birinci sınıflara dek indirecek kararlar yürürlüğe girecek, kimse eleştiremeyecek… “Ben Aleviyim, ben çocuğuma mecburi din dersi verilmesini istemiyorum…” diyemeyecek…

Kızlı – erkekli karma eğitim sistemine son verme hazırlıkları yapacaksın; Osmanlıcayı zorunlu ders konumuna getirerek, Atatürk’ün çağdaş uygarlık düzeyinin de üstüne çıkarmak istediği Türkiye’yi Ortaçağ karanlığına yeniden götüreceksin, toplum dut yemiş bülbül gibi sizleri seyredecek…

Toplum dut yemiş bülbül gibi sizleri seyredecek ki su başlarını tutan eşkıyalar da diledikleri gibi at koştursunlar…

Bu sessizliği, bu suskunluğu yaratabilmek için AKP, bugüne değin tam 150 adet DEVLET YASAĞI getirdi. Bu konuda dünya şampiyonluğu bizde… Bir de yolsuzluk şampiyonluğunda ilk sırayı kimselere kaptırmıyoruz… . Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün önceki gün açıklanan araştırmasına göre Türkiye, AKP döneminde yolsuzluk basamaklarını ikişer ikişer çıkarak, yolsuzluk sıralamasındaki yerimizi 24 basamak yukarı taşımıştır… Türkiye YOLSUZLUK LİGİNDE liderliği kimseye kaptırmamakta azimlidir.

Bunun için yeni yasalar çıkarmak çabasındadır. Şimdiye dek alınan “Toplumu susturma, sürüleştirme önlemleri”ni yeterli görmemektedir…

DAHA ÇOK BASKI… DAHA ÇOK SÖMÜRÜ VE TALAN…

Sesimizi çıkarmazsak, karşı koymazsak, koyunlaşırsak, sürüleşirsek soframızdaki ekmeğimizi bile çalar bunlar… Nitekim bunun hazırlıkları başladı bile… Bir söylentiye göre emeklilerden yüzde 15 gelir vergisi almayı düşünüyorlar…

Oysa Türkiye’de yuvarlak hesap 10 milyon emekli var… En azından 10 milyon da yakını var… Onlar isterlerse iktidarlar düşürüp, iktidarlar kurarlar…

Ama bunu başarmanın bir tek YÖNTEMİ VARDIR: O DA MÜCADELE ETMEKTİR… BOYUN EĞMEMEKTİR…

Bir kez daha yineliyoruz: Toplumun tüm kesimleri el ele, sırt sırta, omuz omuza vererek talancılara, sömürgecilere, Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarına savaş açmalıdırlar…

Ahmet Arif’in deyişi ile:

“Bunlar, Engerekler ve Çıyanlardır, Bunlar, Aşımıza, Ekmeğimize Göz Koyanlardır…”

Bir kez daha uyarıyoruz:

HAKSIZLIKLARA, HUKUKSUZLUKLARA KARŞI ÇIKMAZSAK, ŞU İÇİNDE YAŞADIĞIMIZ ORTAMI, MUMLA ARAYACAĞIMIZ GÜNLER GELECEKTİR…