Ana Sayfa Yazarlar CHP den derhal istifa et…

CHP den derhal istifa et…

372
0

Mustafa Mutlu bugün Aydınlık’taki yazısının başlığını Onur Borcu olarak atmış.

Onur ne demek çok güzel anlatmış.  Yazısının sonunda birilerine şöyle seslenmiş:

Son seçimlerde Demirtaş’ın HDP’sine oy veren gerçek solcu yurtsever, demokrat, ilerici, dürüst, ”insan” kardeşim; sorum sana:

Sende on binlerce insanın ölümüne neden olan eli kanlı birisinin özgür bırakılmasını“onur borcu” olarak görüyor musun?

Eğer yanıtın “Evet”se… Söz bitmiştir. Çünkü “onur” insanın kendisine duyduğu saygıdır.

Sen kendine bu kadar saygısızsan, kimsenin söyleyeceği söz kalmamış demektir! Demiş.

Sanki bana da söylenecek başka söz bırakmamış.

Kalemine sağlık Mustafa’m. Bir vatansever ablan olarak o tertemiz yüreğinden öperim.

                                                                ***

Alman Die Zeit Gazetesine açıklamalar yapan HDP Eş başkanı Demirtaş,“HDP’nin aldığı %13 oyu rakamsal değerlendirmemek lazım. Bu faşizm ortamında %13 bence %40 tan fazladır aslında niteliksel olarak. Seçmen çoğulcu siyasete, çoğulcu topluma, radikal demokrasiye evet demiştir ”diye konuşmuş.

Doğru söylemişsin, evet halk demokrasi için  %13 verdi size Selahattin Bey…

Ne var ki emanet oylardır onlar unutma…

Seçimlerden birkaç gün sonra Kandilden talimat gelince hemen değiştin. “MHP’li bir koalisyonun içinde de dışında da olmamız mümkün değildir” dedin.

Kardeşim, mademki seçmen, çoğulcu siyaset, radikal demokrasi için evet dedi, sizi bundan ötürü meclise soktu, o zaman MHP’li bir koalisyonun içinde de, dışında da olmayız demen ne demek oluyor?

Senin böyle bir lüksün var mı?

Sana oy verenlere ayıp olmuyor mu?

Öcalan için de, “Bir an önce özgürlüğüne kavuşmasını istemek bizim açımızdan bir onur borcudur” diyorsun.

Burada Mustafa Mutlu’nun yazısını okumanı isterim.

“Onur” insanın kendisine duyduğu saygıdır…

***

Ben yazıma aslında dün gece başlamıştım. Aldığım ilaçlardan rehavet bastığı için yarım bırakmıştım. Malum aylardır alerji denilen illetle, astımla boğuşmaktayım.  Bundan ötürü saatim saatimi tutmamaktadır. Doktorlara göre stres hastalığı tetikliyormuş.

Bu zamanda stressiz insan çok azdır sanıyorum, hele bir de vatansever olursan vay haline!

Memleket toz duman haldeyken bizlere huzur haram…

Seçimleri atlattık. Rahatladık mı?

Ne gezer?

AKP den kurtulmak için yönlendirilen halk HDP’ sine oy verdi.

Ne oldu şimdi? Buyurun cenaze namazına.

En çok sinir olduğum sözler de CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun sözleridir.

Efendim halk uzlaşı istemiş. İyi de kimle uzlaşılacak?

İktidarda kalabilmek için, 30 bin yurttaşımızın katili Öcalan ile müzakere eden, yargıyı, anayasayı takmayan, demokrasiyi seçim sandığından çıkan çoğunluk oy sanan, Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizi PKK’ya bırakan, Atatürk’ün en kutsal emaneti olan Laik, Demokratik Cumhuriyeti yıkmaya kalkan AKP ile mi?

Yoksa “benim etnik kimliğim, içinden çıktığım siyasi hareket ve bağlantılı olduğum mücadele geçmişi benim gerçeğimdir ve beni var eden bunlardır” diyen Selahattin Demirtaş’ın HDP si ile mi?

Yoksa her sıkıştığında AKP’ye kol değneği olan MHP ile mi?

Oysa AKP’nin yaptıkları halk üzerinde ters tepmiş, AKP erimeye başlamışken CHP ideolojisinden sapmamış olsaydı ve bilhassa Kılıçdaroğlu CHP ile yakından uzaktan ilgisi olmayan kişileri, tabanın itirazına rağmen partiye alıp yönetime geçirmeseydi bu gün birinci parti ve iktidardı.

Düşünebiliyor musunuz, yanına alıp genel başkan yardımcısı yaptığı Murat Özçelik Radikal’den Ercan Sarıkaya’nın haberine göre seçim sonuçları HDP’ye giden CHP oyları ve Meclis Başkan adaylıkları gibi konuların tartışıldığı kapalı grup toplantısında;

Ben ve çevremdekiler de HDP barajı geçsin diye oy verdik demiş.(Derhal istifa etmelidir.)

İşte CHP de o ve onun gibi adamlar olduğu müddetçe, parti iflah olmaz.

Kılıçdaroğlu şimdide koalisyon çabaları içerisine girmiş, halen inadım inat ille de Kemal Derviş’i isterim diye tutturmuş.

Yahu bu partinin içinde o görevi üstlenecek insan tükendi mi de Derviş diyor boyuna.

Çıldıracağım vallahi…

Derviş’in ekonomisi meydanda, kim olduğu, kim için çalıştığı da tabi.

Kusura bakmasın ama ben artık Kılıçdaroğlu’nu anlamakta zorlanıyorum.

***

Önceki Genel Başkan Deniz Baykal’ın Erdoğan tarafından çağrılıp, yanına gitmesi ve onunla görüşmesine ben de baştan çok tepki verdim ne yalan söyleyeyim.

Sonra duygusallığı bırakıp sakin düşünmeye çalıştım.

Baykal akıllı bir liderdir ve mutlaka bir sebebi vardır dedim.

Ben içimdeki çelişkilerle okyanusa düşmüş gibi boğulmamak için çırpınırken Kılıçdaroğlu’nun Baykal’a sitemkâr sözleri bilhassa kendi ağzından medyaya düşüverdi.

Haberim yoktu, aradı aramadı. VB.

Sonra Baykal’ın haklı olduğu meydana çıktı. Aramıştı onu ama telefonu açılmamıştı.

Neyse bunlar yeterince söylendi yazıldı zaten benim uzatmama gerek yok.

Gelelim Baykal’ın Geçici Meclis Başkanlığına.

Eh, yakışır nasılsa geçiciymiş dedim.

Meclis açılışında nefis bir konuşma yaparak herkesi etkiledi.

Baykal gerçek bir devlet adamı ama şansız bir lider ne yazık ki…

***

Kılıçdaroğlu, Baykal Mecliste konuşurken ona bakışını izledim. Düşünceliydi ve biraz suratı asıktı.

Başka aday çıkartmak istiyor ondandır dedim.

Sonra ne oldu da fikri değişti Baykal’a gidip aday olmasını rica etti?

Aklımda yığınla istifamlar var. Bunları şimdilik sizlerle paylaşmayacağım.

Baykal’ın İşi çok zor olacak mutlaka ama tarafsız ve adil davranacağını biliyorum.

Ona güveniyorum…

Tekrar ediyorum. Bu görevi istemesinin mutlaka çok önemli nedenleri vardır.

Eğer seçilirse ki yüzde doksan beş seçilecek gözü ile bakıyorum hem TBMM si dürüst bir başkan görecek hem de Meclis TV de ki yasaklar kaldırılırsa bizler de…

Bu konuda Muharrem İnce yasa teklifi vermiş. İyi de yapmış halk neler olup bittiğini görecek o zaman daha iyi tanıyacak meclise gönderdiklerini.

Günümüze dönersek, demokraside çareler tükenmezmiş.

Ülkemiz için hayırlısı neyse o olsun inşallah…