Ana Sayfa Yazarlar Hay sizin İlkelerinize…

Hay sizin İlkelerinize…

358
0

Güzel çocuk(!) demişti ki, ”eğer ilkelerimize uygun olursa AKP- CHP koalisyonuna destek veririz”.

(O uygun ilkeleri açık etseydin ya seçimlerde Selahattin Bey)

Aynı sözleri PKK’nın Kandildeki elebaşlarından Cemil Bayık ta söylemiş ve “”HDP içinde de yer alabilir, dıştan da destekleyebilir”…

“CHP’yle HDP’nin demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü konusundaki ısrarı ya da bu yönlü ortak tutumu! Türkiye’nin demokratikleşmesi konusunda samimi ve ilkeli ilişkiler içine girmeleri belki AKP’yi Kürt sorununun çözümü çizgisine getirebilir.”

“HDP’nin ilkeleri de bellidir. Bunlar, tahkim edilmiş ateşkestir, Kürt Özgürlük Hareketi sabırlı ve politik davranarak çatışma içine girmiyor.

Yoksa ortada bir ateşkes yoktur.

Kuşkusuz bir müzakere olacaksa bunun Kürt Özgürlük Hareketi ve Önder Apo’yla olması gerekir. Önder Apo baş müzakerecidir. Koalisyon böyle bir yaklaşım gösterirse elbette HDP içinde de yer alabilir, dıştan da destekleyebilir.”

Oda TV’nin yayınladığı bu haberde Cemil Efendi öyle uzun cümleler kurmuş ki sadece önemli yerlerini aldım.

Sözlerinin özünden her şey anlaşılıyor. Arif olan anlar…

HDP’ ni var edip meclise girmesini sağlayan ABD, İsrail ve AB Türkiye’nin iplerini tamamen ellerine geçirdikleri için ne kadar sevinçlidirler kim bilir?

Kendi çıkarları için Ortadoğu’yu ateş çemberine döndürdüler yüz binlerce Müslüman kanı akıttılar, sıra Türkiye’ye geldi.

Suriye’nin durumu ortada!

Türkiye içte ve dışta tehlike altındadır artık.

Kendi elleriyle besledikleri teröristleri (IŞİD, PKK, PYD) eğitip, donatarak, birer canavar yarattılar. O canavarları acımasızca kullanıyorlar.

Amerika kendisi savaşmıyor sözde ama özde her taşın altından o çıkıyor.

Yani savaşanlar, ellerinde kumanda olan İsrail ile Amerika’dır.

Dünyanın tadını, tuzunu kaçıran bu iki ülkeyi kime şikâyet edeceğiz?

Haçlılardan böyle bir merci çıkar mı dersiniz?

Müttefikimiz olan bir ülkenin diğer bir ülkeye savaş açması, yönetimine karışması nasıl suç olmuyor anlamıyorum…

Teröristlere yardım ve yataklık etmek bir ülkeyi karıştırmak suç kapsamına nasıl girmiyor?

Bu nasıl hukuktur, nasıl bir dünyadır?

***

Bugün TBMM’sinde milletvekillerinin yemin törenleri vardı.  CHP önceki Genel Başkanı Deniz Baykal geçici Meclis Başkan olarak ders niteliğinde nefis bir açılış konuşması yaptı.

Eski ve taze vekiller yemin ettiler.

Çoğu lanet eder gibi ant içti. Kimisi Türkçeyi doğru dürüst telaffuz edemiyordu bile.

Baktım ve dedim ki kendi kendime Türkiye’yi bunlar mı temsil edecekler, bunlar mı yönetecekler?

Rejimi yıkmak isteyenler, Atatürk’e hakaret edenler içlerinden yine söverek ant içtiler.

Yüz ifadelerinden akıyordu adeta…

Çoğu o meclise girmeye layık olmayan kişileri daha fazla izlemeye dayanamadım ve televizyonu kapattım….

***

Mutsuzum ve yarınlara şüphe ile bakıyorum.

İçimi paramparça eden bir şey daha var.

Kendi tarihini öğrenemeyen, Türkiye’nin nereye çekildiğini bilmeyen gençlerimizin HDP sempatizanı yapılmalarıdır.

Çoğu tıpış tıpış gidip HDP ye oy verdi.

Kırk yıllık terör örgütü de Kürt Özgürlük Hareketi oluverdi.

Düşünüyorum…

CHP’nin HDP’ye yakınlığı zaten biliniyor.

AKP ise zaten bölücülüğü başlatan parti olduğuna göre, böyle üçlü bir koalisyondan ne çıkar dersiniz?

“Şeytanla melek el ele tutuşsalar, gökten yıldızlar yeryüzüne düşseler, aklıma gelirdi belki, ama Atatürk’ün kurmuş olduğu Cumhuriyeti yıkmaya kalkan, Türkiye’yi Ortaçağ karanlığına sürükleyen, yolsuzluk ve bölücülük yapan AKP ile CHP’nin koalisyon kuracakları aklıma gelmezdi.

Ata’mın kemikleri sızlıyordur…”

Ha, bir de ne yapmak istediği belli olmayan MHP var, 80 milletvekili ile ne işe yarar acaba?

Anayasada nasıl oynamalar olacak?

Yolsuzluklar, hırsızlıklar sorgulanacak Erdoğan’a varana dek hesaplar sorulacak mı?

Bölünecek miyiz?

Anayasadan Türklük kaldırılacak mı?

Apo özgür bırakılacak mı?

Şimdilik politik davranarak çatışma içine girmeyen hainlerle çatışacak mıyız?

Suriye’nin durumuna mı düşeceğiz?

Sorular, sorular ve yığınla sorular…

Beynimi ağrıtan kahrolası düşünceler, gecelerimi uykusuz geçirten acaba lar…

Ah! Keşke 1930 lar da yaşasaydım dedirtiyor bana…