Ana Sayfa Yazarlar Bahçeli ve ayna…

Bahçeli ve ayna…

402
0

AKP iktidarı sayesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve anayasal düzeninin, ulusal varlığının, bütünlüğünün, her türlü dış ve iç tehdide karşı korunması ve de kollanması maalesef büyük tehlike altındadır.

Türkiye dönüşü olmayan bir yola girmek üzeredir.

Üstüne üstlük bunca hırsızlık ve yolsuzluklara rağmen AKP seçimlerde yine en yüksek oyu alabilmiştir.

İnsanın inanası gelmiyor.

Bu milletin yüzde kırkı, rahmetli Aziz Nesine göre altmışı, nasıl bu kadar saf olabilir anlamak mümkün değil.

***

AKP Türkiye’nin bekası için PKK’dan daha tehlikedir aslında.

Devlet gücünü kullanarak yaptıkları ortadadır. Türkiye’yi PKK değil Erdoğan bölmeye kalkmıştır.

Alt kimlik, üst kimlik tartışmalarını açmış bunu kullanarak ta devletin üniter yapısını, laik ve demokratik düzeninin bozulmasını sağlamıştır.

Durmak yok, yola devam diye diye Türkiye’yi neredeyse yolun sonuna getirmiştir.

Adları olan ama varlıkları belli olmayan muhalefet karşısında dikensiz gül bahçesinde yürürcesine yoluna devam etmiştir

Yine birinci parti çıktı, sadece tek başına hükümet kuramama durumuna düştü, o kadar.

Demek ki iki muhalefet partisi de “MHP’nin oylarını artırmasına rağmen ”başarılı olamadılar. Bunun yanı sıra PKK’nın uzantısı olan HDP 80 milletvekili çıkartarak meclise girmeye hak kazandı ve kazanan o oldu.

***

Gelelim Bahçeli’nin Kılıçdaroğlu’na ettiği sözlere:

Tamam, CHP de başarılı olamadı çünkü yolundan saptı yanlış yaptı. Kabul…

Senin göbeğin CHP’ye mi bağlı efendi?

Sen koyu milliyetçi Türkçüsün güya ya!

Oylarını biraz artırdın, birkaç milletvekili çıkartabildin diye hemen havalara girdin.

Birkaç milletvekili kazanmak başarı değildir ve böyle gösterilmek istenmesi de hak değildir.

İnsan biraz sıkılır utanır yani…

Sen ne biçim bir milliyetçisin ey Bahçeli?

Adama sormazlar mı?

Yolsuzlukların, hırsızlıkların gün yüzüne çıktığı, bakanlarını ve yandaşlarını korumak için soruşturma yapan Polisleri, Savcıları ve Hâkimleri darbe yapacaklardı diyerek suçlu ilan edip hapse atan, hukuku katleden bir iktidarı alaşağı edebildin mi?

Gezi olaylarını engelleyebilmek için elinden geleni yapmadın mı?

Türk Bayrağı gönderinden indirildiği, yakıldığı, Atatürk büstleri kırılıp yerlere atıldığında;

Sınırımızın 600 küsur bölgesi PKK’nın eline geçerken;

52 adamız Yunanlılar tarafından işgal edildiğinde,

IŞİD denilen belaya tırlar dolusu silahlar gönderilirken,

Güneydoğu bölgemiz PKK tarafından işgal edilirken ne yaptın?

Neden milliyetçiliğin öne çıkmadı, neden örgütünü ve Türk Milletini ayağa kaldırmadın?

Hep üç maymunu oynadın.

2013 te Melih Gökçek bile bir televizyon programında “MHP’ye gerek yok, AKP’ye katılsın” Ülkücüler bizden çok farklı değil, inadı bırakıp AKP’ye geçsinler. Küçük büyüğe katılmalı” demişti…

Demek ki o da senin ne yaptığını anlamıştı.

Şimdi zafer kazanmış gibi havalara girmen komik olmuyor mu?

Cümle âlem biliyor ki Erdoğan her sıkıştığında yanında oldun.

Senin için koltuk tedarikçisi demediler ama AKP’nin stepnesi, koltuk değneği dediler.

Şimdi kalmış Kılıçdaroğlu’nun  “Koalisyon kuralım, sen başbakan ol” yolundaki teklifine karşılık kendisine ‘koltuk tedarikçisi ‘demeye hakkın var mı?

***

MHP Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan’da, “Partimiz ile bölücülerin siyasi uzantılarının aynı koalisyonda yer almasını, aynı cümle içinde kullanılmasını bile zul sayarız ”diyor demesine de, öte yandan İmralı ile pazarlıklar edip, Oslo da sözler veren ve Türkiye’yi bu hale getirenleri her zaman desteklediklerini unutuyor.

Kusura bakmasın ama Bahçelinin alanlara çıkıp yırtınırcasına bağırması, atıp tutması hepsi blöf ve kayıkçı kavgasıdır. Ne var ki bu halkın bir kısmı bunu yiyor çünkü politikayı takip etmeyen bir halkımız var. Onlarda haklılar bir bakıma zira ekmek aş derdine düşmüşler.

Şahsen, Bahçelinin milliyetçiliğine filan inanmıyorum…

Öte yandan diktatörü düşünüyorum.

Cumhurbaşkanlığı anayasal sınırlara çekilecek…

Yolsuzlukların üzerine gidilecek…

Terörle mücadele, bölücülük ile mücadele edilecek…

Bunların hiç birisi işine gelmeyecektir çünkü Erdoğan elindeki gücü yitirirse sonu olacağını bilmektedir ve PKK ya verdiği sözler vardır.

Erdoğan kırk katırla, kırk satırın arasında sıkışık durumdadır şimdi. Ve korkmakta haklıdır.

O ne istiyor diye bakarsak;

Sarayı tanıyacak, onu meşru görecek, hırsızlık iddialarını yargılamayacak ve PKK’ya verdiği sözleri yerine getirmesine ses çıkartmayacak bir koalisyon…

Bu olmazsa bak ben her şeye razı oldum ama bunlar birbirlerine girdiler beceremediler diyerek son bir umutla yeniden seçime gidecektir.

Türkiye gerçekten çok zor günler yaşamaktadır içinden çıkılmaz bir durumdadır.

Demokrasilerde çareler tükenmez derler inşallah hakkımızda hayırlısı neyse o olur deyip bekleyeceğiz.