Ana Sayfa Yazarlar Yağmurdan kaçarken…

Yağmurdan kaçarken…

192
0

Genel seçimler sonuçlandı hiçbir parti hükümeti kuracak çoğunluğu sağlayamadı.

Yedi gün göz açıp kapayana kadar geçti. Kaldı 38 gün.

Tek parti hükümranlığı sona erdi millet rahatladı ama önümüzdeki günler bizlere neler getirecek bunu heyecanla beklemekteyiz.

Koalisyon arayışları halen sürüyor.

Yürütme ve Yargı’nın kuvvetler ayrılığı ilkesinden oluşan parlamenter demokrasiyi yeniden inşa etmek için, kısır parti çıkarları hesaplarını bırakıp bir an öce koalisyon kurulmalıdır.

Evet, kurulmalıdır da, bu nasıl olacak?

Ortada 4 parti var.

Bunlardan teki 13 senede yaptığı tahribatlarla Türkiye’yi Ortaçağ karanlıklarına taşımak isteyen, terör örgütü elebaşı, bebek katili ile pazarlıklar yapan ve başkanlık sevdası uğruna Türkiye’yi bölünmeye götüren AKP dir.

Diğerleri malum…

Muhalefet konumlarında iken Erdoğan’a cevap yetiştirmeye çalışan, bol bol nutuk atıp halkı uyutan, Türkiye’nin bu durumlara gelmesine neden olan, basiretsiz politikaları ile CHP ve MHP dir.

Diğeri ise 1980 li yıllardan beri kapatılmış, açılmış ama ad değiştirerek siyasetin ve meclisin içinde olan PKK uzantısı HDP dir.

Bu durumda nasıl bir koalisyon ve nasıl bir Türkiye olacaktır açıkçası beni düşündürmektedir.

Yani bu iş o kadar basit değildir…

***

AKP yi ele alalım.

13 sene önce PKK eli silahlı terör örgütü idi. Abdullah Gül ve Erdoğan sayesinde Kürtleri temsil eden bir siyasi oluşum haline getirildi.

Böylece devlet eliyle Kürt kökenli vatansever vatandaşlarımızın büyük bir bölümüne ihanet edildi.

Bugün PKK’nın Doğu ve Güneydoğuda istediği gibi at koşturuyor olması, silah zoru ile veya korku vererek insanları yönlendirmesi, oy toplaması orada yaşayan vatandaşlarımız için bir kâbustur.

Mesela seçimleri ele alırsak vatandaşın iradesine saygı duymak bir yana, bellerinde silahlarla oy sahalarında dolaşarak açık oy kullandırdıklarını bizzat orada yaşayanlardan duyduk.

Bölgede yaşayan vatandaşlarımız ne yazık ki PKK yüzünden hem özgür değillerdir hem de birçok şeyden yoksun kalmaktadırlar.

Okullar yakılmakta, fabrika, hastane gibi halkın yararlanacağı iş, aş getirecek yapılar henüz yapım aşamasındayken yıkılmaktadır.

İnşaat işçileri, askerler, polisler kaçırılmaktadırlar.

Oraları cumhuriyet değerlerinden yoksun adeta feodal bir idare ile PKK tarafından yönetilmektedir.

Ne yazık ki devlet isteyerek buna göz yummuştur.

Evlerden zorla 14+ 15 yaşlarında çocuklar ailelerinden sökülerek dağa kaldırılmakta ve birer PKK militanı olarak yetiştirilmektedir.

Evlatları PKK tarafından kaçırılan anaların feryatlarını medyadan izledik.

Asker ve polisin eli kolu yine devlet tarafından bağlanmış sadece konu mankeni durumuna getirilmiştir.

Kısacası PKK terör örgütü oralarda hüküm sürmekte ve bölgeden Kürdistan diye bahsetmek cesaretini göstermektedir.

Bir tek kurşun sıktırmayan Türk Hükümeti sayesinde bölge PKK tarafından işgal altındadır.

Bölücü Kürtler hariç( ki bunların çoğu Irak, Suriye ve diğer yerlerden gelenlerdir.)cumhuriyetten yana olanların birçoğu ise yerlerini, yurtlarını terk ederek büyükşehirlere göç edip yerleşmek zorunda kalmışlardır.

Tüm bunlar Erdoğan’ın başkanlık hayalleri içerisinde hem ABD’ye hem de İmralı’daki caniye verdiği sözler neticesinde olmuştur.

Türk sözünden neredeyse nefret eden, laikliği kabul etmediğini dile getiren Erdoğan, az olsun benim saltanatım sürsün isteği içerisinde PKK ya bu kadar taviz verdi.

Kürt oylarını alabilmek, iktidarını sürdürebilmek ve de Yüce divandan kurtulabilme adına gerek partisi gerekse Türkiye içinde tam bir diktatör gibi davranmasının sebebi buydu.

O, partisini de kendi emelleri için basamak olarak kullandı.

Ne yazık ki parti içinde bazıları uyandılar ama geç uyandılar.

Yaptıklarının hesabı mutlaka bir gün sorulacaktır kendilerinden ama ne zaman?

Adam gibi bir koalisyon kurulabilirse tabi…

Kurulacak koalisyonda AKP olmamalıdır isteği yoğundur.

Peki, bu nasıl olacak?

Çünkü Erdoğan buna asla izin vermeyecektir.

***

Erdoğan Davutoğlu’na en kısa zamanda hükümeti kurma görevi verecek ve pazarlıklar başlayacaktır.

AK Parti-CHP arasındaki büyük koalisyon olasılığı gündemde.

Amerika’dan görevli gelen Derviş , “Almanya modeli gibi olmalı… İki parti arasında oy oranları ve milletvekili sayıları içinde fark olsa da, güç paylaşımına gitmeliler, yani başbakan yardımcıları ve bakanlıkların paylaşımında belli oranda bir eşitlik olmalı”.  “Bunun nedeniyse, CHP, büyük koalisyonda, küçük ortak gibi değiş, eşit ortak gibi hissetmeli ve hareket edebilmeli…” diyor.

Peki, nasıl olacak bu?

Farz edelim ki böyle yapıldı.

Anayasada yapılacak değişikliklerin başında Türklük kavramının çıkartılması durumu var. Kılıçdaroğlu ve ekibi vatandaşlık olabilir deseler de MHP ve halk bunu kabul edecek mi?

Sırada en önemli konulardan birisi de gerçek demokrasi için Yargının işlevsizleştirilmesi ve bağımsızlaştırılmasıdır. Yargının bağımsızlığı demek Erdoğan ve suç ortaklarının yargılanması demektir.

Erdoğan bile bile bunu kabul edebilir mi?

Asla tabi…

Derviş CHP, büyük koalisyonda, küçük ortak gibi değiş, eşit ortak gibi hissetmeli ve hareket edebilmeli…” diyor

Ne kadar saçma bir düşüncedir bu.

Eşitlik söz konusu olamayacağına göre mecliste yapılacak oylamada HDP ve MHP nin içinde olan Kürt kökenli vekillerin katkısı ile yine AKP’nin dediği olamayacak mı?

Sonra bildiğimiz bir şey var ki AKP’nin her sıkışmasında MHP yanında olmuştur.

Biz kime ve nasıl güveneceğiz?

Cumhurbaşkanının hareket alanının anayasal sınırlar içine çekilmesi, yolsuzluk yapan 4 bakanın yüce divana gönderilmesi,

Eğitimin tekrar Millileştirilmesi,

HSYK’ nın Adalet Bakanlığı vesayetinden kurtarılması gibi yığınla mesele var.

Uzun lafın kısası,13 yıldır Türkiye Cumhuriyeti üzerinde yaptığı tahribatların bir anda yıkılmasına razı gelmesi AKP den beklenebilir mi?

Bunları düşünmek bile havanda su dövmeye benziyor.

Lafı uzatmamak için diğer koalisyon modellerine girmek istemiyorum.

Bekleyip göreceğiz.

Her hâlükârda seçim kaybetmesine rağmen AK Parti her türlü koalisyonu zorlaştıracaktır.

Bunu neden yapacaktır diye düşünürsek kaybedecek bir şeyi kalmamış olan Erdoğan, türlü bahanelerle yeniden seçime gitmeyi deneyecektir.

Bu arada HDP ye verilen emanet oyları bir şekilde almaya çalışacaktır.

Büyük paralar dönecek bazı milletvekillerini kendi safına alacaktır.

Düşündüklerim hep olasılık içindedir.

Ha bir de şunu düşünmeliyiz.

HDP barajı aşamasaydı ne olurdu?

CHP ve MHP yeterli oy alıp AKP yi devirecekler miydi?

İzledikleri politikalarla asla mümkün olmayacaktı.

Çünkü her iki parti de AKP’nin değirmenine su taşıdılar.

O zaman akla şu geliyor CHP bunu sezdi de bundan ötürü mü HDP ye oy istedi, diğer bir deyişle destekledi?

Bu düşünce olasılık içindedir şimdi.

Her hâlükârda yağmurdan kaçarken doluya tutulduk…

Yukarıda da söylediğim gibi bekleyip neler olacak göreceğiz.

İnşallah halk bu çıkmaz durumu anlar da olası yeni bir seçimde AKP yi toptan götürür ve bir iç savaşa mahal vermez…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz