Ana Sayfa Yazarlar Diktatör henüz devrilmedi…

Diktatör henüz devrilmedi…

352
0

AKP % 40,7 oy alarak yine birinci parti oldu ama tek başına iktidar olmayı ve dolayısı ile de yeni Anayasayı yapacak gücünü kaybetti.(Şimdilik…)

Oh ne ala, böylece diktatörden kurtulduk diyenler kim bilir ne kadar seviniyorlardır.

Hele hele HDP ye oy vererek meclise taşıyanlar sanırım bayram yapıyorlardır.

Can yeleği olarak görülüp meclise gönderilen HDP ile her şey değişecek ve “Türkiye güllük gülistanlık olacak”, bundan böyle Ortaçağ karanlığına gitmeyecek diye düşünenler aslında büyük bir yanılgı içindedirler.

Neden mi? ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesinin (BOP) tıkır tıkır işlediğinden haberleri yok da ondan.

Düşünebiliyor musunuz İstanbul’un en elit bölgelerinden dahi (Nişantaşı, Şişli vb.) PKK uzantısı partiye oylar gitti.

Onlara bakarsak vur patlasın, çal oynasın hesabı çoğu sosyete dediğimiz ve sanatçı geçinenler, bir ayakları Avrupa’da öteki ayakları Amerika’da olanlardır.

Cüzdanları şişkin olanlar, gece kulüplerinden, diskolardan çıkmayanlar ve gösteriş budalası olanlardır.

Şu kadar işçi grevdeymiş, bu kadar işsiz varmış, memlekette iş kazası yutturmacalarıyla kaç insan hayatını kaybetmiş, memlekette yirmi milyon insan açlık sınırı altında yaşam savaşı veriyormuş hiç mi hiç umursamayan kişilerdir.

Kalleşçe şehit edilen askerlerimize, polislerimize de saygıları, merhametleri olmayanlardır.

Zevkten, eğlenceden fırsat bulup ta siyaseti takip etmezler bundan ötürü neler oluyor, Türkiye nereye gidiyor fark etmezler.

Türkiye’de kıyametler kopuyor aslında ama dediğim gibi bilgisizlikten öte umurlarında değil.

Ne var ki iş işten geçtikten sonra saçlarını, başlarını da yolsalar havagazı…

İşte bunu da bilmiyorlar.

***

O sık sık gittikleri ve bayıldıkları ABD Türkiye’yi bölmek için her şeyi denedi.

Türk Ordusunun güzide komutanlarını sahte deliller üreterek zindanlara kapattı ve ordumuzu darmaduman etti.

Yani, Türk Silahlı Kuvvetlerine bir şekilde darbe yaparak zayıflattı.

Sahada yenemediği Türk Ordusunu böylece masa başında adi komplolarıyla çökertti.

Allah’ın sopası yok derler değil mi?

Öyle bir zaman geldi ki 17 + 25 Aralık yolsuzluk olayları patlayıverdi.

Avrupa Birliği Bakanı ile içişleri, ekonomi ve çevre ve şehircilik bakanlarının oğullarının evlerindeki çelik kasalar ve para sayma makineleri, Halk Bankası Genel Müdürünün evindeki ayakkabı kutularında ortaya çıkan milyon dolarları gördüğümüzde şaşırdık.

Bu kadar da olmaz dedik.

Sonra o zaman öğrendik ki eski başbakanın söylemi ile devletin içinde paralel yapıvarmış!

Meğer bu paralel yapı Ergenekon, Kafes, Balyoz gibi davalarla ordumuza ve Kemalistlere de kumpas kurmuş…

Kumpasçı başı da Pennsylvania’da bilmem kaç dönümlük arazideki evinde saltanatını sürdüren ve ABD tarafından korunan hoca efendiymiş.

Neler oluyormuş ta bizim haberimiz yokmuş ya… Vah vah!

***

İkisinin arası ben daha çok pay alacağım kavgası ile açılmış meğer…

Saltanatına kimseyi ortak etmek istemeyen eski başbakan Erdoğan 12 senedir yağan yağmurda el ele yürüdükleri sevgili ortağını bir anda kaldırıp atmaya kalkmış.

Vay sen misin bana bunu yapan diyen hoca efendi de gücünü kullanarak rüşvet olaylarını meydana çıkartmış.

Hoca efendinin planları tutmadı ama. Çünkü iyi bir hatip olan Erdoğan sıkışınca sanki yeni bir oluşummuş gibi hemen paralel yapıyı anlatmaya başladı Türk halkına…

Ve böylece operasyonu yapan hâkimler, savcılar polisler tutuklanıp bir zamanlar günahsız insanlara yaptıkları komploların hesabını Silivri zindanlarına atılarak ödemeye başladılar.

Erdoğan ile hoca efendinin arası açılmasaydı kaç komutanımız, kaç aydınımız daha tutuklanacaktı acaba düşünen var mı?

Eh ne dedik, Allah’ın sopası yok…

***

Peki, Erdoğan elindeki gücü nereden almıştı? Tabi ki önceleri ABD den sonra da İmralı’daki bebek katili APO dan.

Hatırlayalım, İmralı’daki ne demişti “Erdoğan’ı iktidarda tutan benim.”

Neden iktidarda kalmasını istiyordu Apo dersek; ona verilen sözler vardı.

Neydi bu sözler Türkiye bölünecek Kürt devleti kurulacak ve kendisi de özgür kalacaktı.

İdamla yargılanan bir vatan hainini yücelten paye veren Erdoğan’ın ta kendisiydi.

Türkiye neredeyse İmralı’dan yönetilir duruma gelmişti.

Tabi burada muhalefet partilerinin dik durmayışları bir şekilde Erdoğan’a alttan destek çıkmaları da cabası oldu.

Eğitimin yozlaşması, hukukun çökertilmesi gittikçe Türkiye’nin teokratik bir diktatörlüğe dönüşmesi birden bire olmadı değil mi?

Torbadan, çuvaldan çıkarılan yasalar yapılırken, neredeyse şiddetin doruğuna varan polis uygulamaları ve telefon dinlemeleri yoluyla özel hayatın gizliliği ortadan kaldırılırken, temel insan hakları kullanılamaz hale gelinceye kadar CHP ve MHP neredeydiler?

Bedenleri meclisteydi ama ruhları, kafaları nerelerdeydi acaba?

AKP iktidara gelmesinden beri her alanda ülkemizi bunca kaosa sürüklerken neredeydiler?

Dünyanın neresinde görülmüş terörist başı ile pazarlık?

Muhalefet ne yapabildi?

İsteselerdi Türkiye’yi ayağa kaldırabilirlerdi değil mi?

***

Şimdiye dönersek seçimler sonuçlandı kazanan emanet oylarla HDP oldu.

“Demirtaş’ın seçim akşamı konuşmasına bakalım:

Yürüdüğümüz bu zorlu yolun boş olmadığı bir kez daha ortaya çıkmış oldu. Bizler demokratik çözüm ve barış sürecini yürütürken arkasında dururken, elbette ki İmralı’da devam eden süreci de hep destekledik.

 Bu zafer “yeni bir anayasa isteyenlerin ortak zaferidir”

Sayın Öcalan, birlikte yaşam sivil çözüm konusunda her zaman destek oldu. Ortak vatan vurgusuyla bu çözümün bu barışın temel aktörü oldu. Kendisine özel olarak teşekkür ediyoruz.”

Demirtaş’ın bu teşekküründe şüphesiz HDP ye oy verenlerin ve verdirenlerin de payları büyüktür.

Ne kadar öğünseler azdır.

***

45 gün içerisinde hükümeti kurma zorunluğu vardır anayasamızda. Koalisyonlar bir anlaşma hükümetidir. CHP üst kurulu tabanın isyanına rağmen koalisyona katılmak için adeta can atıyor.

HDP rolü icabı ben katılmam ama Türkiye’yi hükümetsiz bırakmayız diyerek açık kapı (yan cebime ) bırakıyor.

Burada ana muhalefetin işi daha zor, zira ana muhalefetin görevi bellidir.

Bunca başarısızlıklardan sonra ve adı halen CHP iken cumhuriyetin değerlerini bir bir yok eden iktidara karşı tutumu ne olacak dersiniz?

Peki, böyle bir üçlü koalisyon kurarlarsa ne olacak?

Unutmayalım ki Erdoğan’ın konumu dolayısı ile koalisyonu bozmak için elinde çok alternatifi var.

Bunu kimse unutmasın.

Yani bazı zavallıların düşündüğü gibi diktatör yıkılmamıştır henüz.

Velhasıl Türkiye gerçekten de içinden çıkılmaz bir dönemeçtedir.

Bunca gördüğümüz olaylardan sonra sorularımın cevaplarını okurlarımdan talep ediyorum.

Haydi olay gelsin….

 

Not: Ben bu satırları sona erdirirken CHP önceki Genel Başkanı Baykal ile Erdoğan’ın çağrısı üzerine bir araya geldikleri haberlere düştü. Sonucu bekleyip göreceğiz.