Ana Sayfa Yazarlar ABD’nin Türkiye Valisi

ABD’nin Türkiye Valisi

339
0

3 Kasım 2002 Seçimlerinde CHP’den İstanbul milletvekili adayı iken kendisini tanımış, görevli olduğum seçim bürosunda görüşmüştüm.

Konu Batık bankalar ve Off-Shore hesapları olup paralarını alamayan ve intihar eden, çok zor durumda kalan, aldatıldıklarını söyleyen mudilerdi.

Durumlarını anlatmış seçilirse bu konu ile ilgilenmesini rica etmiştim.

Off-Shore hesapların ne olduğunu bilen, cin, yüksek yatırımcıların yanı sıra, ne olduğunu bilmeden banka müdürlerinin yönlendirmeleri ile iki üç kuruşunu yatıran emeklilerin, yoksul kesimin olduğunu anlatmıştım.

Verdiği cevaplar beni hiç tatmin etmemişti. Anladığım kadarıyla yüzlerce insanın hakları onun için küçük bir detaydı ve seçildikten sonra da parmağını bile kıpırdatmamıştı.

Kendisini bu bakımdan sevememiştim.

Başkaları için çok iyi tahsil yapmış, Dünya Bankası Başkan yardımcılığına kadar gelmiş, belki dünyaca tanınan birisi olabilirdi.

Önsezilerim ile o benim için sadece faydası olmayan bir papazdı…

        ***

Kemal Derviş’in adını ilk olarak 1994 yılında Cem Boyner’in YDP sinde (Yeni Demokrasi Hareketi) duymuştuk ama o zamanlar bu kadar popüler değildi.

Her ne olduysa YDP ye başlamadan macerasını bitirmişti.

Bülent Ecevit, 28 Mayıs 1999’da yapılan seçimlerde yüzde 22,19 oyla birinci parti olmuşDSP-MHPANAP koalisyonu kurulmuştu. Hükümeti başarılı olamamış 2001 krizindeKemal Derviş tekrar sahneye çıkmıştı.

Ecevit tarafından davet edilen Derviş seçilmeden ekonomiden sorumlu bakan olarak Ecevit Hükümetinde görev yaptı. Yani paraşütle indirildi demek yerindedir.

      ***

Dünya Bankası’nda görevli Kemal Derviş, elinde bir raporla gelmişti. Türk Hükümetinin önüne tek bir seçenek koymuştu. Ya ne liberal ekonomiye geçilecekti ya da IMF kredi vermeyecekti.

Türkiye kabul etmişti.

Sonrası ne mi olmuştu?

Merkez Bankası’nın para basma yetkisi kaldırılmış; Küresel piyasadan borçlanmaya başlamıştık

Yaptığı icraatlar çok tepki almaya başlamış hatta CHP liler tarafından “ABD’nin Türkiye Valisi” bile denmişti.

Eski ATO Başkanı Sinan Aygün:Derviş IMF’nin isteklerini adeta ’emir’ telakki ederek, hükümete dayatmada bulunuyor” demişti.

Derviş’in 1,5 yıllık ekonomi karnesi basında çıkmıştı. Akşam Gazetesinde kısaca şöyleydi:

Gıda ürünlerindeki artış oranı yüzde 81 oldu.
İşsiz sayısı 2 milyon 335 bin kişiye yükseldi.

Türkiye yüzde 9,4 küçüldü. Milli gelir 2 bin 160 dolara, GSMH 148 milyar dolara geriledi.
İnşaat maliyetleri yüzde 64,3’lük artış gösterdi.

***

Kemal Derviş’in Ecevit Hükümeti ve DSP’nin çöküşünde büyük payı olmuştu.

“Amerika’nın Irak’a girme” isteğine direnmesi üzerine çeşitli operasyonların yapıldığını bizzat Ecevit’in koruma müdürü Recai Birgün tarafından söylenmişti.

Ecevit’in “Hayatımdaki en büyük pişmanlık Derviş’tir. Tam 12 gün kayboldu bu Kamil… Emniyete bildirdik, yine de bulamadı ”sözlerinden de anlaşılmaktadır.

 *** 

DSP den koparttığı İsmail Cem, Hüsamettin Özkan gibi önemli isimlerle Kemal Dervişli YTP’ in kuruluşu yapılıyor ama ne işse Amerika’ya gitmiş olan Derviş bir türlü dönmüyor ve sonunda arkadaşlarını şok eden, yarı yolda bırakan o sözleri söylüyor. Ben YDP ye katılmayacağım!

2002 Seçimlerinde CHP’den İstanbul milletvekili seçilen Derviş 9 Mayıs 2005’de CHP’yi sert bir şekilde eleştirerek milletvekilliğinden istifa edip tekrar ABD’ye dönüyor.

                                            ***

İsyanları oynuyorum…

Bildiğimiz gibi AKP iktidara geldiğinden beri tam 13 yıldır Derviş politikalarını yürütmektedir ve Türkiye’nin ekonomik durumu tabak gibi ortadadır.

Hükümet düşüren, arkadaşlarına kaba tabiri ile kazık atan, daha birkaç önce bir televizyon kanalında AKP’nin icraatlarından övgüyle söz eden Derviş değil miydi?

Programda, CHP’yle ilgili Üçüncü Havalimanı özelinden yola çıkarak “Bizim geçmişimizde biraz var. Yani CHP’de var bu. Köprü olmasın, şu olmasın, bu olmasın“diyen Derviş’e Radikal’in haberine göre Kılıçdaroğlu methiyeler dizerek şöyle demiş.

Sizin vereceğiniz katkı inşallah CHP iktidarında sadece CHP’ye değil, Türkiye’ye verilmiş önemli bir katkı olacaktır”

Hayret!

Böyle bir kişiyi Kılıçdaroğlu nasıl olur da iktidar olunca ekonomiden sorumlu bakan yapmayı ister?

Anlamam mümkün değil…

Ya iktidar olacağına güvenmiyor ya da aklında başka bir şeyler var diye düşünüyorum…

Bence Sn. Kılıçdaroğlu’nun Derviş tercihi tıpkı cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ekmeleddin beyi öne çıkarması gibi yanlıştır. Yanlıştan öte CHP için çalışan, her şeyini ortaya koyan emektarlara karşı yapılmış bir saygısızlık, haksızlıktır.

İnsana sorarlar; bu partinin içinde bu görevi yapacak başka kimse yok mudur?

  ***

Tayyib’in valileri

Valiler Erdoğan’ın açılış törenleri! İçin adeta seferber olmuşlar.

Valilerin, İl Eğitim müdürlerinin Erdoğan mitinglerine zorla adam toplama emirleri belgelerle ortaya çıktı.

Erdoğan’ın Antalya mitinginde söylediği sözlerden anlaşıldığı üzere valilere talimat verdiği açık seçik ortadadır zaten. Adana Valisi için şöyle demişti.

“Vali beye dedim ki: Bak, geleceğim, ben orada konuşacağım. Çünkü ben cumhurun başkanıyım, halkımın başkanıyım. Dolayısıyla halkımla benim arama girmeye kimsenin gücü yetmez”

                                          ***

Eski başbakan Erdoğan çok tuhaf şeyler yapmaya başladı.

Elinde KUR-An ile alanlarda CHP ye çatıyor, dini kullanarak oy avcılığına çıkıyor, öte yanda HDP ‘yi“ müftü” ve “eşcinsel” milletvekili adaylarıyla eleştiriyor. Bu arada da “Biz Diyarbakır’da müftü, Eskişehir’de eşcinsel aday göstermiyoruz” diyerek Anayasal suç işliyor hem de ayıp ediyor. (Kimin ne adayı olursa olsun sana ne ya…)

O zaten gerek başbakanlığı, gerek şu andaki konumu ile tüm Türkiye’yi kucaklayan tarafsız bir kişi asla olmadı, olmak istemedi.

Açılışlarına gelince CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Aydın Milletvekili Bülent Tezcanonun açılış adı altında yaptığı mitingleri bir tiyatroya benzetmiş.

Doğrudur. Gerçekten de öyle.

Zorla toplanan kalabalıklar ve içinin boş olduğu açılışlar.

Tezcan şöyle diyor;

“89 tane açılış. Gördük baktık, yola parke taşı döşemişler onu açacakmış. Baktık, okula laboratuvar yapılmış onu açacakmış.

Tezcan’ın sözleri biraz abartılı olabilir ama ne var ki şu sözlerinde haksız bulamıyorum.

Kanunun arkasını dolanmak isteyen, hukuka hile yapmak isteyen, hileyi şerriye ile oturduğu koltuğu işgal etmekte kararlı bir Cumhurbaşkanı ile karşı karşıyayız.