Ana Sayfa Yazarlar Hukuk Düellosu…

Hukuk Düellosu…

358
0

IŞİD Temur’u da ele geçirerek Suriye’nin yarısına hâkim olmuş.

Şahsen çok üzüldüm.

Nedenlerim var. Birincisi, hemen aklıma gelen, İstiklal Savaşında ülkemin yedi düvel tarafından işgali, Atatürk ile silah arkadaşlarının büyük mücadeleleri ve kurtuluş için on binlerce şehit vermemiz.

İkincisi, bugün aynı durumun kendisini gizleyen emperyalist güçler tarafından modern, güçlü silahlarla Esat’a karşı yapılmasıdır.

Esad elbette babamın oğlu değil ama olanlar karşısında insanım diyen herkesin başını ellerinin arasına alıp bir düşünmesi gerekir.

Çünkü o şuanda kurtuluş savaşı vermektedir. Binlerce kişi ölmekte, binlerce kişi de ülkesini terk etmek zorunda kalmaktadır.

Türkiye’ye gelen ve çoluk çocuk dilenmek zorunda kalan Suriyelileri görmek kimin içini acıtmıyor ki?

Tüm bunlar neden oluyor dersek her şey ortadadır. ABD ve güya modern Avrupa’nın petrol ve verimli toprakları ellerine geçirmeleri adına yapılıyor.

Kana doymuyorlar adeta vampir gibi kandan besleniyorlar.

IŞİD de onların eseridir.

IŞİD’in bir Amerika ve İsrail projesi olduğu söylenirken, Batılı askeri ittifakın zaferidir de deniliyor.

Bunun anlamı da Müslümanlara karşı, çıkarları için birleşen haçlılar oluyor.

***

Tabi ki insan olarak Esad’a ve masum insanlara yapılan bu kanlı orantısız saldırılara üzülmekteyim ama kendi vatanımı düşünmek zorundayım. Durum hiç iyi gözükmüyor zira Esad devrilirse ve Suriye’de İsrail yönetiminde bir yapı kurulursa işte o zaman Ortadoğu’yu parça parça edecekler.

İşte o zaman bu parçalanmalar Türkiye’ye tehdit olarak geri dönecektir.

Bunları yetkin bilirkişilerden, komutanlardan duymaktayız.

Hatırlarsanız bugünkü başbakan SN. Davutoğlu dışişleri bakanlığı döneminde “Ortadoğu’da yakında çok şey değişecek” demişti. Tam da o sırada ABD, Kongresinde 5 milyar dolarlık fonu kabul etmiş ve bu fonu küresel olarak terörle mücadele için kullanacağını söylemişti.

Görünen o ki Amerika terörle mücadele yerine terörü beslemeyi yeğlemişti ve bunu Davutoğlu biliyordu…

IŞİD’in ve PKK’nın bu kadar güçlenmesinde Amerika’nın parmağının olmadığını kimse söyleyemez.

IŞİD’i ele alalım:

IŞİD, EL Kaide denilen kanlı terör örgütünün bir parçası değil miydi?

2004 yılında Irak’ta Amerikan ordusuna direniş örgütü olarak ortaya çıkmıştı. Sonra El Kaide’nin Suriye’de izlediği yolu beğenmediğinden! ondan koparak IŞİD  (Şam İslam Devleti) adını almıştı.

Amerika’nın Irak’a gönderdiği füzelerin IŞİD’in eline geçmesi nasıl mümkün olmuştur, bu düşündürücüdür.

Kanlı eylemleri ile tüm dünyayı dehşete düşüren IŞİD’ı kimler destekledi bu kadar güçlendi acaba?

ABD Başkan Yardımcısı JOE Biden bakın nasıl sözler söylemiş.

“En büyük problemimiz müttefiklerimiz” (!)

El Kaide terör örgütü de dâhil olmak üzere Suriye’de bulunan bütün terör örgütleri Türkiye’den finans desteği aldılar.  (Yalancı… Bu desteği Türkiye’ye kim yapıyordu acaba?)

Joe Biden yine konuşmasına devamla şöyle diyor:

Türkiye’nin geç uyandığını, Erdoğan’ın kendisine “Siz haklıydınız” çok fazla insanın (Suriye’ye) geçişine izin verdik, şimdi sınırı mühürlemeye çalışıyoruz.

Erdoğan ile bu sözler aralarında geçti mi geçmedi mi bilemeyiz ama tarihler boyunca Kızılderililerden başlayarak ortalığı kana bulayan, her yerde parmağı olan Amerika’nın olduğunu çok iyi biliyoruz.

***

Erdoğan’ın Bidenle görüşmesini tabi ki bilemem ama memleketin canına okuduğunun, bir büyük felakete doğru sürüklediğinin, bir çıkmazda olduğunun farkına varması, (Uyanması)kendisini kurtarmaya çalışmasını gerçekten de görmekteyiz.

Bundan ötürü alanlara inip önce kendisini sonra partisini kurtarmak için çırpındığını, bilerek Anayasayı ihlal edişini, dolayısı ile hukuk mukuk tanımadığını izlemekteyiz.

Burada hemen aklımıza yine İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın Mecliste söylediği Anayasayı tanımıyorum sözleri geliyor.(Kimden alıyordu bu cesareti acaba?)

Bahanesi hazırdı, mevcut Anayasa darbe Anayasası imiş.

Peki, o zaman neyi değiştirdiniz siz diye sormazlar mı adama…

Hem darbe anayasası diyeceksiniz ama günümüzde daha beterini yapacaksınız…

Bunun adına da Yeni Türkiye diyeceksiniz.

Haydi, canım oradan…

***

Kı..nın kılı olanlar, aşık olanlar, yalayanlar ve de iki tabancası yüzlerce mermisi olanlar ,ben ölmeden ona kimse dokunamaz diyen yağcılar aslında eski başbakanımıza iyilik yapmamaktadırlar.

Onlar onun hükümranlığından geçinen insanlardır.

Gerçek dost, acı da olsa gerçekleri hiçbir zaman saklamayan özü sözü bir olanlardır.

Eski başbakanımızın etrafındaki çıkarcılar etten değil de adeta ses geçirmeyen bir duvar olmuşlar.

Onun görmesine, duymasına engel olmaktadırlar.

Doğruları anlatmak, çözüm üretmek tabi ki işlerine gelmiyor. Çünkü onlar her devrin adamlarıdırlar kısaca.

İktidardan düşen Erdoğan’ı ilk terk edecek olanda onlardır.

Bu yağdanlıklar ülkenin her yanında mevcuttur bence.

PKK Güneydoğu’yu baskısı altına almış, asker ve polis üniformalı tek çarşıya çıkamıyor, AKP İl başkanları ve valilerinden izin çıkmayınca ordu her türlü tahrik ve olaya müdahale yapamıyor, oralardaki halkımız eziliyormuş hiç umurlarında değil.

Büyük kentlerden oradaki halkımızın neler çektiği bilinmiyor, tabi bunda en büyük fonksiyon yine iktidardan beslenen besleme basındır.

Halka gerçekleri duyurmuyorlar. Binlerce işçinin ayağa kalkmış hak arıyor olmaları dâhi umurlarında değil.

Varsa yoksa çıkar….

O zaman Amerika ve Avrupa’yı eleştirmeye hakkımızın olmadığını düşünmekteyim.

***

Gelelim VATAN Partisinin Adana Mitingine.

Bu başka bir parti de olabilirdi. Muhalefet partilerinden neden ses çıkmıyor anlamış değilim.

Eğer konuştular da ben duymadıysam özür dilerim.

 Vatan Partisi Adana İl Başkanlığı 07.05.2015 tarih ve 2015 /7 sayılı yazısıyla Seyhan İlçesi’nde siyasal partilere miting alanı olarak ayrılan Uğur Mumcu Meydanı’nda 29 Mayıs 2015 Cuma günü Saat 17.00’de miting yapma talebinde bulunuyor.

Sekiz gün sonra 15.05.2015 tarihinde Adana Valiliği, aynı gün Cumhurbaşkanı’nın halkla buluşma! Toplantısı yapmak istediğini belirterek, Uğur Mumcu Meydanı’nın siyasal partilere verilmemesini istiyor.

Seyhan İlçe Seçim Kurulu (yürekli davranarak) 18.05.2015 tarih ve 14 sayılı kararıyla 298 sayılı Kanunun 50. Maddesi uyarınca Adana Valiliği’nin talebini ret eden bir gerekçe yazıyor. Gerekçede, seçim propaganda faaliyetinin başlaması ve yerin siyasal partilere ayrılmış olması nedeniyle,29 Mayıs 2015 günü Uğur Mumcu Meydanı’nda Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın Halkla Buluşma Toplantısı yapamayacağı yanıtını veriyor.

Hukukçular;

“Yasa hükmü açıktır. Seçim Propagandasının başlamasından sonra, siyasal partilere ayrılan yerde, Cumhurbaşkanı dahil hiç kimse halkla buluşma toplantısı yapamaz. Uğur Mumcu Meydanı, 29 Mayıs 2015 Cuma günü Vatan Partisi’nindir ”diyorlar..

Eski Başbakan Sn. Tayyip Erdoğan, CHP’nin açıkladığı Merkez Türkiye projesini eleştirirken “Benim Maliye Bakanım” dediği gibi, benim valim de dediği için onun valisi Vatan Partisinin mitingine açıkça taraf tutarak engel olmak istiyor.

(İşte bu AKP demokrasisidir ey millet uyan demek geliyor içimden.)

Bu ülkede kraldan çok kralcılar olduğu müddetçe vah benim güzel ülkem ne hallere geldin diyesim geliyor.

Haksız mıyım?

Bu olanları hayretle ve esefle izlemekteyim.

Vatan partisi Genel Başkanı Sn. Perinçek basın açıklaması yapıyor ve sonunda şöyle diyor:

Bu yasadışı tavrı bile O’nun yasal bir konumda olmadığını ve o makamı işgal ettiğini, kendisinin hala Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanı olduğunu gösteriyor. BOP EŞ başkanı olduğu için arkasında Amerika var, Amerikan füzeleri ve uçakları var. O nedenle her türlü kanunu çiğnerim zannediyor ama isterse Amerikan ordusunu getirsin, Vatan Partisi o mitingi yapacak.

Bence, bu bir mitingi geçmiş hukuk düellosuna dönmüştür artık.

Ya hukuk kazanacak ya da…

Eyvah ki eyvah!!!!

Allah hayırlara vesile etsin diyorum. Bekleyip göreceğiz.