Ana Sayfa Yazarlar TBMM’de rezalet!

TBMM’de rezalet!

343
0

Bu nasıl bayramdır böyle?

Yine hayvan katliamı ile boğazın mavi, lacivert suları kıpkırmızı oldu.

Şehitlerimizden akan kanlar gibi. Neden kurban paralarını belirli kurumlara bağışlamazlar ki?

Diğer yanda, işçi kıyımı ile işlerinden atılan beş parasız bırakılan ve bayramları zehir olan emekçiler. Grevdeki işçiler…

Rezidans cinayetinde çalışıp ta paralarını alamayan 2 işçimizin 256 metre yüksekte kule vincindeki eylemleri dâhil tabi.

 

Yoksulluk, yokluk diz boyu olmuş, bir ekmeğe muhtaç bırakılmış insanlar.

Birkaç kuruş emekli aylığı ile ayın sonunu nasıl getireceğiz diye kukumav kuşu gibi düşünen emekliler ve öte yanda bu insanlardan haberleri olmayan gününü gün eyleyen elit takım.

Tok açın halinden ne anlar, yalılarda, köşklerde saraylarda otururlar, gerekirse ayakkabı kutularında paraları saklarlar.

Ay kardeş, bayramı nerede geçirelim düşünüyoruz. Acaba Amerika’ya kızın yanına mı gitsek yoksa şöyle bir Avrupa turu mu atsak birkaç günlüğüne…”

Bir diğeri; Aman Ayşeciğim bizde Uludağ’a gidelim diyoruz. Daha yeni geldik Fransa’dan…

Ülke bu haldeyken bir de dışarıdan gelen sayıları bir milyonu aşan savaş mağduru insanlar.

Bu sosyal duruma, birde PKK tarafından yapılanları ekleyecek olursak Türkiye’nin resmini çıkartmış oluruz. Evet, fotoğraf aynen budur.

Peki, Türkiye bu durumdayken halkın büyük kesimi ne yapıyor diye bakalım:

Gençliğin çoğu konserlerde veya gece kulüplerinde, tuvaletlerde bile ellerinde cep telefonları, ya mesajlaşırlar ya da konuşurlar.

Bazı insanlarımız da televizyondaki vur patlasın çal oynasın şarkılı türkülü programları, yarışmaları veya dizileri seyretmekten, eh, ara sıra magazini bol yandaş gazeteleri okumaktan başlarını kaldırıp ülkemizde neler oluyor deyip bir bakmazlar.

Velhasıl Türkiye zenginler, fakirler, hainler ve yurtseverler diye adeta dört parçaya ayrılmış.

Tüm bunlar bir yana; açılım, çözüm süreci diye yutturulan, askerini saldırılar karşısında seyirci bırakan ve kahreden;

Bunlar yetmezmiş gibi kendi dükkânının önündeki pisliği temizleyeceği yerde bir tezkere ile ordusunu Irak ve Suriye bataklığa sürmeye kalkan bir hükümet var ortada.

Asker içerideki düşmanla mı uğraşacak yoksa bataklıktaki düşmanla mı?

 

***

(2 Ekim 2014) Recep Tayyip Erdoğan TBMM’nin açılışında yeni sıfatıyla ilk kez konuştu.

Cumhurbaşkanı mı, başbakan mı?

AKP sözcüsü mü?

“Aslında her üçünü de kendisi yaptığından bunu sormamak gerek…

Yani mecliste Milli irade filan hepsi söz!”

Bir tek değişiklik vardı o da şimdiye kadar hiçbir cumhurbaşkanın kullanmadığı promteri

2009 yılında TBMM’de konuşan ABD Başkanı Obama’dan sonra ikinci adam olarak kullanmış olmasıyla meclis tarihine geçmiş olmasıydı.

İnsan düşünüyor ikinci başbakana, bakanlar kuruluna ne hacet var?

***

“TEZKERE”

2 Ekim 2014 te TBMM’si tarihi günlerinden tekini daha yaşadı.

Amerika bu tezkere ile 1 Mart 2003 te çıkmayan” tezkerenin rövanşını aldı böylece.

Küresel güçlerin güdümündeki AKP, 11 yıl sonra Millî Devletimizi ve Cumhuriyet Devrimimizi yıkma adına bu “tezkere” ile görevini yapmış oldu.
Birinci tezkereden çok daha kapsamlı olan bu tezkere TBMM’de AKP – MHP ittifakı ile kabul edildi.

MHP Mersin Milletvekili Mehmet Şandır iktidara verdikleri destek için   “milli hassasiyetlerimizden kaynaklanmaktadır “dedi.

(Sevsinler sizin milli hassasiyetlerinizi!)

Şandır, konuşmasında, “Bu tezkere Suriye ve Irak Türkmenlerinin derdine çare olacak mı?

Türkmen bölgeleri için güvenlikli bölge kurulacak mı?

Kurulacak uluslararası koalisyon güçleri ve TSK, PKK terör örgütüne karşı bir operasyon yapacak mı?” Diye meclis kürsüsünden sordu.

Desteklemeden önce bunları neden sormadınız acaba?

Hadi canım sende…

Gırtlağı yırtılırcasına avaz, avaz bağıran Bahçeli, AKP ‘in dış politikasını yerden yere vurur ondan sonra AKP ile aynı kaba yapar. Birbirlerinden farkları yok zaten.

Milliyetçiymiş! Pöh!!!

Nasılsa askere yollayacak çocuğun yok. Sende MHP içinde el öptürerek sultanlığını sürdürüyorsun.

Bu memleket sizin gibi genel başkanlardan mutlaka kurtulmalıdır.

                                                               ***

Tezkerenin geçeceği öylesine belliydi ki, günler öncesinden erbaş ve emekli personele sefer görev emri çıkarıldığını belgeleriyle basından öğrendik. Askerlik şubelerinden belgelerini alan askeri personele, 6 saat içerisinde her türlü şahsi hazırlıklarını tamamlayarak yola çıkmaları için hazır olmaları istenmişti.

Peki, biz kiminle savaşacağız ve neden askerlerimizi bu bataklığı içine atıyoruz?

Bize saldıran bir devlet yok.

Başımızdaki PKK belası yetmiyor mu?

ABD ve İsrail maşası olan, yakıp yıkan, askere, polise kalleşçe pusu kuran, silah sıkan, Güneydoğuda hükümranlık süren, PKK ‘ya haddini bildirmek varken neden YGB ye yardım etmek için çocuklarımızı ateşe atacağız? Bize hava atan PKK neden onunla birlikte savaşmıyor?

Çünkü PKK ancak kalleşçe vurmayı bilir. IŞİD’ den tek farkları kafa kesmemeleri…

                                                                ***

CHP ve HDP daha önceleri Türkiye’nin IŞİD’e müdahale etmesini isterlerken tezkere gündeme geldiğinde tavır değiştirerek neden ret oyu kullandılar?

Bunu sormakta haklıyım çünkü HDP heyeti ile Washington’da ki “Ortadoğu’da Yeni Kürt Realitesi” toplantısına CHP adına katıldığını söyleyen Sezgin Tanrıkulu, Türkiye’deki “Kürt meselesinin artık sadece Türkiye’nin olmaktan çıkıp bölgesel ve uluslararası bir sorun olduğunu belirterek herkesi şaşırtmıştı.

1990’ların karanlığını Türkiye’nin Güneydoğusunda yaşamış bir Kürt ve insan hakları savunucusu olarak, Türkiye’deki silahlı şiddeti “terör” olarak değil “yöntem”  olarak gördüğünü söyledi. 2013 Mart’ından beri Türkiye’de bir çatışmasızlık süreci yaşanıyor. “Gene de, doğum yerim olan Lice’de hala aralıklı olarak çatışmaların gerçekleştiğini ve insanların can verdiğini anımsatmak isterim dedi.”

Yalana bakın!

Daha birkaç gün önce kaç şehit verdiğimizi bilmiyor sanki. Dün Tunceli Pülümür’de Kırmızıköprü Jandarma Karakolu’na kalabalık PKK’lı grup ormanlık alandan 2 ayrı noktadan keskin nişancı tüfeği ve tam otomatik silahlarla saldırı yaptı. İnsan biraz utanır be!

Toplantının videosunu izlediğim zaman hayret etmedim ama gerçekten çok üzüldüm.  Bu adamın CHP de işi neydi?

HDP lilerle bir olup Türk askerini sanki vuran, kıran herkesi öldüren durumda anlatması böyle bir senaryo çizmesi affedilecek bir olay değildir. CHP lilikten uzak aynı bir PKK li gibi konuşması partiden ihraç edilmesi için yeterlidir. Ne var ki, konuşmalarını CHP adına yaptığını söylemesi kimden cesaret aldığının da göstergesidir.

Eh! Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ideolojik olarak “Ben Dersimli Kemalim” derse yardımcısı da bunları çekinmeden söyler tabi.

***

Hazmedemediğim bir şeyi daha yazıp bitirmek istiyorum.

Grup olarak tezkereye hayır diyeceklerini açıklayan HDP Eş Başkanı Ertuğrul Kürkçü “Tezkere Irak ve Suriye’yi yeniden dizayn etmeyi öngörüyor. IŞİD ve Kobani’de (Ayn al-Arab) direnen YPG’yi de aynı kefeye koyuyor” dedi. “CHP bunun için mi hayır dedi diye düşünüyorum.”

Meclis kürsüsünden terörist başının mesajını okuduğu zaman kanım çekildi adeta.

Düşünebiliyor musunuz? 40 bin insanın ölümünden sorumlu bir terörist başının mesajı TBMM ‘sinde okunabiliyor ve orada bulunan milletvekillerinin hiç birisinden itiraz gelmiyor.

Rezalet! Yuh olsun!

Demek ki bütün meclis AKP ye boyun eğmiş veya işbirliği içinde.

Yazıklar olsun…