Ana Sayfa Yazarlar Tüm Hainlere Sesleniyoruz: Atatürk’ü Yenemeyeceksiniz…

Tüm Hainlere Sesleniyoruz: Atatürk’ü Yenemeyeceksiniz…

370
0

Arkasına emperyalizmi, bölücüleri, AKP’yi de alan dinci vatan hainleri ATA’mıza saldırıyı geçtiler…

Sövüyorlar, sayıyorlar, iğrenç resimler yayınlıyorlar…

Ama boşuna çaba bütün bunlar… Beyhude çaba…

O, tüm dünyanın sevdiği, saydığı bir liderdir… Önder aldığı, öncü bir liderdir ve sonsuzluğa dek yaşayacak… Yaşatılacaktır… Bundan kimsenin kuşkusu olmasın…

İstediğiniz kadar yırtının, parçalanın, bağırıp çağırın…

Siz onun büyüklüğü karşısında bir küçük böcek bile değilsiniz… Olsanız, olsanız ancak bir zararlı haşere olabilirsiniz…

Vakti zamanı geldiğinde sizler de daha önceki haşereler gibi, düşmanla işbirliği yapan haşereler gibi ezilip, yok edileceksiniz…

Boşuna çaba bütün bunlar, beyhude çaba…

Atatürk’ü yok etmeyi Vahdettin denedi… Olmadı. Sonunda bir İngiliz gemisine binip, kaçan yine kendisi oldu… Damat Ferit denedi… Olmadı… Derviş Mehmet’ler, Seyit Rıza’lar, Şeyh Sait’ler, Sait Nursi’ler, Derviş Vahdeti’ler, Ali Kemal’ler, Sait Molla’lar, Anzavur’lar denedi…

Tümünün de sözüm ona, en güçlü ortağı emperyalizm, Yedi Düvel denedi… Olmadı…

Başaramadı…

Yedi Düvelin yenemediği bir yiğidi, bir avuç vatan haini mi yenecek?

Güldürmeyin adamı…

Vakti zamanı geldiğinde, sizler de onlar gibi tarihin çöplüğünde yerinizi alacaksınız…

Mustafa Kemal Atatürk, sömürgeciliğe karşı kurtuluş savaşlarını yeryüzünde başlatan ilk komutandır. 1923 Devrimi de tarihimizin önemli bir dönüm noktası, bir kilometre taşıdır.

İkinci cumhuriyetçiler, işbirlikçi neoliberaller, siyasal İslamcılar ve etnik bölücüler Mustafa Kemal’i ulusal kurtuluşçu, antiemperyalist saymasalar da o, tüm dünyanın örnek aldığı yüce bir devrimcidir. Hem de teori ve pratiği en güzel bir biçimde kaynaştırıp bütünleştirerek yaşama geçiren bir devrim ustasıdır.

Kurtuluş Savaşından önce, Osmanlı İmparatorluğunun son günlerinde ülkemiz, emperyalistlerin elinde bir ŞAMAR OĞLANINA dönmüştü.

Gelen vuruyordu, giden vuruyordu…

İşte yüce Önder böyle bir vatan devraldı ve Osmanlı’nın küllerinden çağdaş, modern bir millet yarattı. Yakup Kadri Karaosmanoğlu 10 Ekim 1962 günü, Robert Koleji Mühendislik Mektebi, Öğrenci Birliğinde yaptığı konuşmada savaş öncesi yılları şöyle anlatıyordu:

“…Etrafı bir demir çemberle kuşatılmış viran ve perişan bir ülkede, yüzyıllardan beri durmadan kovalanan, durmadan tekmelenen yılgın ve avare bir sürünün arasında, içeriden dışarıdan, sövüle sayıla, itile kakıla ve o yara, o milli gurur yarası bağrımızın içinde damla damla kanayarak sürünmek, sürünmek… İşte bizim neslin dünya realitelerine ilk temasından olgunluk çağına ayak basıncaya kadar geçirdiği ömür bu olmuştur…

Atatürk de bu nesildendi ve dışarının zorbalığına, içerinin zilletine (aşağılanma) karşılık isyan bayrağını açtığı güne kadar bu acı hayat şartları içinde didinerek, çırpınarak yaşamıştır…”

Bu aşağılanmayı, ezikliği yüreğinin derinliklerinde duyan Mustafa Kemal, daha öğrencilik yıllarında kurtuluş yollarını aramaya başladı. Planlar yaptı…

Askerlik yaşamında, “Dışarının zorbalığına, içerinin zilletine karşı isyan bayrağını”,  ”YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM” parolası ile birlikte açtı. Bu inançla yola çıktı. Onun tek hedefi ülkesini bağımsızlığa kavuşturmaktı.

“Bağımsızlık benim karakterimdir” demişti.

BAĞIMSIZLIK bizim de karakterimizdir…  Parolamız “YA İSTİKLAL, YA ÖLÜMDÜR…”

Kurtuluş Savaşı yıllarında, gerçek yurtseverlerin birleşip bütünleşmesi gibi, her partide, her grupta buluna yiğitler birleştiği gün; tek yürek, tek vücut oldukları gün, güneş ufuktan yeniden doğacak, hainler kaçacak delik arayacaklardır…

O GÜNLER ÇOK UZAK DEĞİLDİR