Ana Sayfa Yazarlar Bagajdaki yüksem, sen nesin?

Bagajdaki yüksem, sen nesin?

373
0

CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Özçelik, Zaman Gazetesine verdiği röportajda:

“Deniz Bey (Baykal) zamanında partinin başka bir boyutta gittiği, daha milliyetçi olduğu doğru ama katılık gitti, son 4 yılda CHP çok değişti. Avrupa’daki merkez sol bir partinin söylemine, uygulamalarına çok yakın hale geldi. (…) İddia edildiği gibi CHP sağa filan kaymıyor, bagajındaki yüklerden kurtuluyor” demiş.

Vay vay vay!

Sözlere bakın…

Bir kere Baykal zamanında partinin başka bir boyuta gittiğinden ne anlamalıyız bunun açıklanmasını isterim. Baykal’ın bir oldubittiyle çarşaflı bir bacımıza rozet takmasını kast ediyorsa bunda ne var? İnsanların yeter ki beyinleri aydınlık olsun.

Ayrıca CHP ye ideolojisini gönülden destekleyen herkes üye olabilir.

Bir zamanlar PKK’nın avukatlığını yapan Sezgin Tanrıkulu gibi veya ben CHP Milletvekiliyim ama CHP li değilim diyen Faik Tunay gibiler değil tabi.

Gelelim Baykal’ın rozet meselesine:

O zaman yer yerinden oynadı adeta CHP nereye gidiyor diye ama CHP bir yere gitmedi ve Atatürkçülüğünden asla ödün vermedi.

Milliyetçilik ise 6 ok tan bir tanesidir.

Neyse konumuz bu değil şimdi.

Murat Beyin biz ulusalcılara olan düşmanlığını da anlamak mümkün değil. Şayet röportajında bir değişiklik yapılmamışsa ve bunlar doğru ise, kendisini hem şiddetle kınıyor hem de ayıplıyorum.

Seçimler yakın, aman partimizi eleştirmeyelim diyoruz ama zorla çileden çıkartıyorlar insanı.

Bagaj yükü ne demek ya?

Dağdan gelmiş bağdakine söylediği sözlere bakın.

HDP ye övgüler yağdırırken CHP’nin yurtseverlerini bagaja konulmuş yük, valiz yerine koyuyor.

Yazıklar olsun! Yazıklar olsun ki bu bey Atatürk’ün partisinde belirli bir görevde.

Kimdir bu adam diye düşünürsek bu düşmanlığının nereden geldiğini anlayabiliriz.

Cemaat ile işbirliği yaptığı zamanlar AKP’nin emrinde çalışan bir memurdu. AKP 2007 de Irak Özel Temsilcisi,2009 -2011 tarihleri arasında Türkiye’nin Irak Büyükelçisi daha sonra da Kamu Güvenliği Müsteşarlığına getirilmişti.

Irak Büyükelçiliği zamanında onun sık sık Erbil’e gidip peşmerge reisi Mesut Barzani ile görüştüğüne tanık olmuştuk. O sıralarda basında yeni açılım sürecini yöneten müsteşar diye adı geçiyordu.

Bence Murat Özçelik açılım denilen bölücülüğün mimarlarından tekidir.

Nereden nereye değil mi?

AKP ye hizmetten sonra CHP ye katılım…

Aslında büyük çoğunluğu Kılıçdaroğlu tarafından belirlenen delege dahi Olağan Kurultayda tavrını belli etmişti.

Özçelik Kılıçdaroğlu’nun anahtar listesindeydi ancak ikinci yedek listede yer alabilmişti. Bu demek oluyordu ki delege tarafından Erdoğan Toprak gibi üzeri çizilmişti.

Böyle olmasına rağmen genel başkan tarafından başdanışman yapıldı. Sonra yükselişe geçti.

Ekim 2014’te CHP Parti Meclisi üyesi ve 3 Kasım 2014 tarihi itibariyle de Dış İlişkilerden sorumlu Genel Başkan yardımcısı yapıldı.

Sadece istenmeyen onlar değildi tabi. Atatürk’e kefere diyen Mehmet Bekaroğlu’da örgütün tüm itirazlarına rağmen “cinsiyet kotasından “hülle” ile PM’ye alındı ve Genel Başkan Yardımcısı yapıldı.

Ön seçime giremeyecek kadar parti içinde sevilmediğini ve asla seçilemeyeceğini bilen

Sezgin Tanrıkulu’na gelince yaptığı açıklamalarla CHP’nin kurucu ideolojiden ne kadar uzaklaştırıldığını gözler önüne sermeye devam devam etmektedir.

Bunca öğretmenimizin, polis ve askerimizin, bir o kadar sivil vatandaşlarımızın, bebelerin katili olan Aponun yol haritasını yansıtan kanun teklifleri ile gündemden hiç düşmüyor.

AKP’nin “Akil Adamlar Heyeti” yerine “Toplumsal Mutabakat ve Ortak Akıl Heyeti Komisyonu” yok efendim hakikatleri araştırma Komisyonu… VS.

Aponun talimatları değil midir bunlar?

Atatürk düşmanlarının ve bölücülerin isteklerini CHP AKP ile yarışırcasına yerine getirmiş oluyor böylece.

CHP nereye çekiliyor Allah aşkına?

Seçim var dedik sesimizi çıkartmayalım dedik ama artık yetti.

Nedir bu HDP sevdası anlamak mümkün değil…

AKP nin hızla çöküşe geçtiği bir evre yaşamaktayız. CHP’nin içinde PKK dan yana hareket edenler olmasaydı, gümbür gümbür iktidara yürürdü.

Bunun için fazla bir şey yapmasına gerek yoktu. Türkiye’yi Türkiye yapan Atatürk devrimlerini koruması yeterdi.

YCHP içinde PKK yanlısı AKP yanlısı bu adamlar nereden, kimden cesaret alıyorlarsa kapalı kapılar ardında konuşmaktan vaz geçmişler, kamuoyu önünde rahatça atıp tutuyorlar.

Aslında bu adamların iktidar olmak gibi bir dertleri yok. Tüm dertleri PKK’nın yasallaşması ve Amerikan güdümünde bir Kürt Devleti kurulmasıdır. CHP’ye bunun için gelmişler belli.

CHP ye onlar kadar kimse zarar veremez.

Milli meselelerde tek kelam etmeyenler, İmralı veya Kandil isteği olunca aslan kesiliyorlar.

Mesela Kılıçdaroğlunun İstanbul’dan aday gösterdiği Selina Doğan bir Ermeni vatandaşımızdır.

Elbette aday gösterilebilir ama ne var ki eşinin Atatürk düşmanı olduğunu unutmaya çalışsak ta bu hanımın daha poposuna yer edinmeden “CHP’nin geçmişinde Dersim sorunu” olduğunu söylemesi ve “Önceliğim 1915 Ermeni soykırımı değil, bugüne yansıyan ‘kültürel soykırım” diye bir kavram var”  demesi ileride nasıl bir politika izleyeceğini göstermiştir.

Ben ve benim gibi yurtseverler yapılan hataları söyledikçe bir kesim tarafından yerden yere vuruluyoruz. Partinin oy kaybına neden olduğumuzun yanı sıra bir de hainlikle suçlanıyoruz.

Aslında partiye oy kaybettiren bizler değiliz vatanseverlere Bagajdaki Yükler diyenlerdir.

HDP ve PKK sempatizanlarıdır.

Parti içindeki Atatürk düşmanlarıdır.

Gün gelir bunların hesabı sorulur mutlaka. Politika uzun vadelidir.

Göreceğiz…

Ben bagajdaki atılacak yük isem sizler CHP için bir zulümsünüz…