Ana Sayfa Yazarlar Aynı tas,aynı hamam…

Aynı tas,aynı hamam…

414
0

29 Mart 2015 Pazar günü yapılan ön seçimde bütün adaylar çok demokratik yarışa hazırlanmışlardı.Örgütü tatlı bir heyecanla birlikte  umut sarmış,sarmalamıştı adeta.

Tabi bu arada adaylarda da aynı heyecan gözleniyordu.

16 yıl sonra  partide ön seçim yapılacaktı kolay mı?

İstanbulda yapılacak ön seçim için aday adaylarında da hummalı bir çalışma başladı.

Varlıklı olanlar tarafından seçim büroları açıldı,yemekler,kahvaltılar tertip edildi.Partili emektarlarımız içinden aday adayı olanların yanısıra ,hiç tanımadıklarımız da kendilerini tanıttılar,CHP’nin iktidar olması için nasıl çalışacaklarını anlattılar.

İlçelerde yapılan toplantılarda da tanıtımlar yapıldı .Aday adaylarımız adeta görücüye çıkarcasına hazırlanıyorlardı.Bunlar hoş,güzel şeylerdi ama hem yorucu hemde maddi yönden bazı arkadaşlarımızı sarsıyordu.

Öyle ya, tüm aday adaylarının maddi durumları bırakın   fevkalade olmayı  vasatın biraz zerindeydi.

Bilhassa gençlerin sıkıntı içinde olduklarını sanıyorum.Kendi çaplarında kendilerini tanıtıyorlardı.Hatta bazı arkadaşlarımız seçim bürosu dahi açamayarak sokaklarda stand açıp tanıtımlarını yapmak durumunda kalıyorlardı.Bunun yanısıra bazı aday adaylarının milyonlar harcadıklarını görüyorduk.

Size bir örnek vereceğim:

Bir gün kapım çalındı, aşağıdan CHP den geldiğini söyleyen bir bayan sesi adımı soyadımı söyleyerek benimle görüşmek istediğini söyleyince otomatiğe basıp kapıyı açtım.

Şaşırmıştım acaba kim ve neden geldi diye düşündüm.

Elinde bir kaç poşet olan bir genç kız, asansörden çıkıp  yanıma geldi.

Adımı soyadımı yeniden sordu.

Buyrun benim dedim.

Başladı konuşmaya.Bana yüzünü hiç görmediğim,tanımadığım bayan İlgezdi’den selam getirdiğini ,projelerini anlatmak istediğini söyledi.

Gayet nazikçe bayanın eşini Kadıköy Belediyesinden tanıdığımı ama kendisini  hiç tanımadığımı anlattım.

Zamanım olmadığı için projelerini dinleyemeyeceğimi ,selamına teşekkür ettiğimi,yolunun açık olmasını

kendisine iletmesini söyledim.

Bana poşetlerden birisini uzatarak Gamze Hanım bunu size gönderdi dedi.

Afalladım!

Allah Allah, bana ne gönderebilir diye tuhafıma gitmişti doğrusu.,

Poşeti almak istemedim ve bir başkasına vermesini istedim.

Çok ısrar etti.

Kızcağız belli ki bu iş için çalışıyordu.

Uzattığı poşeti alıp içine baktığımda küçük bir kitap ve kahve paketi olduğunu gördüm.Kitabı alayım kahveyi almayayım dedim. Poşetten çıkartıp iade ettim.

Yine almamı isteyince fazla uzatmadım teşekkür edip aldım.

İçeri girip poşeti iyice açtığımda  kitap sandığım nesnenin defter olduğunu gördüm ve kendime güldüm.

“Kadın ,gözlük numaranı değiştir artık ,bak tanıtım kitabı sandığın şey  defter çıktı“dedim  kendime.

***

Bunu neden yazdım biliyor musunuz? Poşet dediğim şey aslında en iyisinden ofset kuşet baskılı kartondan yapılmış üzerinde bayan Gamze Akkuş  İlgezdi’nin resmi olan bir karton bir torbaydı.

200 gramlık kahve ve kalemi de katarsak belliki maliyeti oldukça yüksekti.

İki şeye çok üzüldüm.

CHP gittikçe AKP leşiyordu ve belki binlerce kişiye dağıtılacak olan bu karton torbaların parası kimin cebinden çıkacaktı?

Kulağıma bazı şeyler çalınmıştı Ataşehir Belediyesi hakkında ama inanmak istememiştim.

Başkan, hanımı milletvekili olsun diye çok ama çok büyük paralar harcıyormuş…

Hımmm! Demekki doğruluk payı varmış diye düşündüm.

Bence bu diğer kişilere haksızlıktı.

Aslında bir yasa çıkartılmalı  bu kadar harcamalar kısıtlanmalı ve belli bir limitin dışına çıkılmamalıdır.

AKP herkese kötü bir örnek oldu  ve bu yolların kapısını açtı.

Kömür,para,altın, erzak gibi şeyleri ,doğuda elektiriği olmayan köylere buzdolabı,çamaşır makinesi bile dağıttığını biliyoruz.

O, AKP dir menfaati için herşey yapabilir ama CHP ye bu yakışmaz.

Mesela yine öyle şeyler duyduk ki 5 oya bin TL para verilmiş.Bu dediğim gibi hem diğer adaylara haksızlıktır hem de ayıptır…

***

Herkes birbirine danışarak,bazen de kendi kafasına göre liste hazırladı.Sonra bu listeler  bir havuzda toplanırcasına karşılaştırıldı.Aşağı yukarı belli bir liste ortaya çıkmıştı.

Bu arada telefonlarımızın mesaj sesleri gece gündüz demeden durmadan çalıştı.

Teknelojinin varlığı kendisini iyice belli etti böylece.Gerek sesli gerekse sessiz mesajlarda kendilerini tanıtıp oy isteyenlerle,bilmem hangi televizyon kanalında olacaklarını söyleyenler ile mesaj kutumuz doldu taştı.

Buraya kadar herşey normal gibi gelse de yapılan afişlere,pankarklara ne kadar para harcanıldığını düşündüğümüzde bir o kadar da ne kadar israf olduğunuda gördük.

Caddeler,sokaklar hep bu afişler ve pankartlarla donatılmıştı.

Ne için? Kendisini tanıtıp milletvekili seçilebilmek için veya milletvekilliğini devam ettirmek için.

Emeklerin çoğu boşa gitti tabi.

Sonuçta çok az değişik isim o da genel merkezin istedikleri isimler ön seçimden çıkabildiler.

Sandıklar açıldıktan sonra Barış Yarkadaş’ın önde gittiği hatta açık ara önde gittiğini öğrendik.

Sonradan ikinciliğe nasıl geldiğini anlayamadık.

İlk iki isimden başka diğerleri yokmuşçasına , kaç oy aldıkları bir türlü  söylenmedi,  açıkçası merakla bekleyen bizleri epey kızdırdı.

Halk TV de sadece ilk ikinin söylenmesi neticede bizler gibi  Ali Özcan’ı da çileden çıkarttı ki canlı yayına bağlanarak bunun yanlış ve diğerlerine haksızlık olduğunu söyledi.

***

Genel ve yerel seçimlerde an be an açıklamalar yapılırken listelerin tamamı bir türlü açıklanmadı.Bundan ötürü internet basınında değişik habeler çıktı.

Mustafa Sarıgül’ün   ve Oğuz Kaan Salıcı’nın kaybettikleri yazıldığı halde Oğuz  Kaan Salıcı’nın nasıl oldu da Ali Özcan’ın sırası olan 4. sıraya geçtiğini ,Kaybetti denilen Sarıgül’ün’de 5. sıraya çekildiğini açıkça merak ettik. Nur Serter’in tekrar milletvekili olmasını çok istiyorduk ve tüm listelerde vardı, nasıl oldu ilk 4’e giremedi halen şaşkınım.

Berhan Şimşek Kadıköy’de çok istenen isimlerdendi.Popüler isim Can Ataklı gibi isimler maalesef  listelerde istenilen sıralara giremediler veya girdirilmediler.

Bunun adı nasıl ön seçim oldu anlayamadım.

Şaşmamak gerek aslında. Basından öğrendiğimize göre genel merkezden bazı isimler genel başkandan habersiz ilçe başkanlarına ültümatom ile listeleri değiştirmişler.

Ortada  dolaplar döndü ama dediğim gibi anlayamadık.

Resmi olmayan sonuçları  incelediğimizde, ulusalcıların neredeyse yok denecek kadar az olduğunu gördük. Katılımın az olduğu seçimde birilerinin istediği oldu anlaşılan.

Üstekiler  örgütten kaçarak kontenjandan seçileceklerine göre  aynı tas aynı hamam…

Peki,Haziran’da yapılacak genel seçimlerde neler olacak?

Katılmayanlar ve dışlananlar gözönüne alındığında  durum vahimdir bence.

Ne diyelim bekleyip göreceğiz…

***

Türkiye’yi karanlıklara sürükleyen AKP bugün gerçekten kararttı.

Bu gün (31/03/2015)  İstanbul ve Van hariç diğer illerimizde saatlerce elektirik  kesintisi uygulandı.

Böyle rezalet şimdiye kadar hiç olmamıştı.

Sabah 10 da kesilen elektriğimiz  akşam 22.00 da geldi.

Evde hayat durdu sanki.Telefonların şarşları bitti,pille çalışan radyo çalışmadı,kalorifer yanmadı  daha neler neler…

Dünya ile iletişimimiz kesildi.

Elektrikler gelince  öğrendik ki,DHKP-C’ üyeleri Berkin Elvan dosyasına bakan Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı Çağlayan Adliyesi’nde rehin almışlar yapılan pazarlıklar  netice vermeyince   Savcıyı şehit etmişler. Bunun üzerine polis çatışmaya girmiş ve eylemcileri öldürmüş.

AKP Türkiye’sinde kimsenin can,mal güvenliğinin kalmadığını anlamayanlar, artık anlamalıdırlar.