Ana Sayfa Yazarlar İsterse yapabilir…

İsterse yapabilir…

410
0

Bugün 8 Mart 2015 Dünya Kadınlar Günü hiçbir kadın eylemine katılmak içimden gelmediği için katılmadım. Çünkü biliyorum ki bunca yapılan eylem bir kaç zaman sonra unutuluyor.

Yine kadın sadece cinsel bir obje gözü ile görülüyor, ikinci sınıf vatandaş gibi davranılıyor ve yine onlarca kadın cinayetlere kurban oluyor.

2009 yılında CHP Kadıköy İlçesi Kadın Kolu başkanı iken Almanya’dan SDP’nin Berlin Kadın Kolu Başkanı Sn.Marijke Höppner ve 16 kişilik heyeti ile yine SPD Berlin Eyalet Milletvekili Sn. Dilek Kolat binamıza ani bir ziyaret yapmışlardı.

Yaklaşık üç saatlik görüşmemizde kadının şiddet görmesi ve siyasette kadının yerini görüştük. Kendilerinin politikada Almanya’da örnek bir (eyalet) olduklarını % 51 ile erkeklerin önüne geçtiklerini anlattılar. Tercümanlığımızı Dilek Hanım yapıyordu.

Dilek Hanım kendisinin hem milletvekili hem de ilçe başkanı olduğunu söyleyince doğrusunu isterseniz şaşırmıştım.

Hem il veya ilçe başkanı olmak hem de milletvekili olmak bizde yoktu. Bunu nasıl başardıklarını sordum. Tek cümle ile “kadın dayanışması ile” demişti.

Kadınlar birbirimize destek çıktık ve sonunda kazandık. “Bu sadece Berlin’de Almanya’nın her tarafı böyle değil ama bunu yayacağız ”demişti.

Marijke Höppner bana çalışmalarımızı, neler yaptıklarımızı sormuş bende kısaca anlatmıştım.

Sonra heyetten bir bayan ve Türkiye’de ezilen, şiddete maruz kalan kadınların çok olduğunu bunu takip ettiklerini söyleyince bunun sadece ülkemizde veya Müslüman ülkelere mahsus olmadığını, Avrupa da ve dünyanın çeşitli yerlerinde de olduğunu söylemiştim. Bu sırada Marijike söze karışarak iş birliği yapmamızı önermişti.

Ne gibi diye sorduğumda, kendilerinin kadına olan şiddet için mücadele ettiklerini bunu kentlerde yaygınlaştırmak istediklerini anlatınca ben de;

Metropollerde kadınların genelde bilinçli olduklarını ama köylere, Doğu ve Güneydoğudaki kadınlarımıza ulaşmak gerektiğini ama işin bununla bitmeyeceğini bunu dünya üzerine yaymanın gerekli olduğunu söylemiştim.

Kısa örneklerle anlatmıştım.

Mesela şeriatla yönetilen bazı Afrika ülkelerinde kadınlar halen sünnet ediliyorlar, recim ‘e tabi tutuluyorlar. Onlara ulaşıp haklarını anlatabilecek miyiz? En ücra yerlere ulaşabilecek miyiz?

İşte o zaman gerçekten bir şeyler yapmış oluruz.

Yoksa senede bir gün kadını hatırlamak, sokaklara dökülmek veya büyük salonlarda konferanslar vermekle bu işler olmaz demiştim.

İlk önce örgütlenmek gerek dedim ve onlara Mustafa Kemal Atatürk’ün kadına ne kadar çok değer verdiğini o dönemden sonra değişen çok şeyin olduğunu anlatmıştım.

Alman Kadın Kolu Başkanı Marijike Almanya’da Türk Kadınlarının % 50 ye varan oranlarda şiddete maruz kaldıklarını onlar için sığınma evleri yaptıklarını övünerek anlatmıştı.

Biraz içerlemiştim açıkçası ama belli etmemiştim.

Kadına karşı şiddetin sadece aileye mahsus olmadığını, kamuyu ilgilendirdiğini ve bizde de sığınma evlerinin yapıldığını ama bunun sorunları çözmediğini, politikanın burada devreye girmesinin şart olduğunu söylemiştim.

O yıldan bu yana düşüncelerim hiç değişmedi.

Örgütlenmeyen kadın nerede olursa olsun yanlış politikalarla yönetilen ülkelerde daima ezilir.

En mühim şeylerden tekide siyasette kadının birbirini sevmesi gelmektedir. Çekememezlikler, kıskançlıklar örgütlenmenin önünde en büyük engeldir.

Bakınız şu andaki iktidar kadın ile erkek eşit değillerdir diyorsa bu kafa değişmedikten sonra kadınlar olarak işimiz zordur.

Demek ki eşit haklar, siyasette daha çok yer almak, kadının saygınlığı için tüm yollar örgütlenmekten geçiyor.

Yoksa öyle senede bir gün tantana yapmakla bir şey olmuyor.

***

Bu düşünceler içinde bugün hiçbir eyleme katılmadım bunun yerine Vatan Partisinden arkadaşlarımın davetleri üzerine bu sabah üye katılımının olacağı kahvaltılarına boynuma doladığım kırmızı CHP atkımla katıldım.

Maltepe Wonderl and’a yapılan toplantıda kocaman salonun tıklım tıklım dolu olduğunu gördüm.

Bazıları boynumdaki atkıma ve bana tuhaf tuhaf baktılar ama kem gözle değil inanın, şaşırmışlardı sadece.

Katılmam hem benim için bir değişiklik olacaktı malum çoktandır evde yatıyordum hem de arkadaşlarımı kırmamış olacaktım.

Biraz da merak ediyordum. Katılan üyelerle konuşmak bilgilenmek istiyordum.

Saat 10.30 da Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek alkışlar ve sloganlarla salona girdi.

Doğu Beyi yıllardır tanırım. Değerli eşi Şule Hanımla Silivri’de tanışmıştım.

Sanatçılık dönemimde onların bir gecesine katılmış, birlikte halay bile çekmiştik.

Şimdi hayatta olmayan Em. Cumhuriyet Savcısı ve Atatürk ödüllü yazar o zamanki adı ile İşçi Partisi yöneticilerinden olan değerli dostum İsmet Kemal Karadayı (Işıklar içinde yatsın çok mert ve iyi bir insandı)vasıtasıyla tanımıştım Doğu Beyi.

Doğu Bey ile konuşmasını yapmadan önce biraz konuştuk. Resimler çektirdik anı olarak, kendilerine bol şanslar diledim.

Şule Hanımı sordum başka bir şehirdeki toplantıda olduğunu öğrendim.(Doğu Bey söyledi ama ne yazık ki şu anda hatırlayamadım.)

Konuşmasından kısa notlar aldım.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününe vurgu yaptı. “Dünyanın güneşin değil, kadınların etrafında döndüğü bir evren özlemindeyiz” dedi.

Erkekler dâhil salon alkışlardan adeta inledi.

Bu sözleri benimde çok hoşuma gitmişti açıkçası.

Ekonomik çıkmazı, Suriye temaslarını anlattı.

AKP’nin çökmekte olduğunu, Vatan Partisi olarak iktidara gelince terörü bitirecekleri sözünü verdi.

Yeni üyelere rozetlerini taktıktan sonra Gebze’deki toplantıya yetişmek üzere salondan ayrıldı.

Bu arada oturduğumuz yuvarlak masadaki iki türbanlı bayana arkadaşım Dr. Nevin AKP den mi geldiniz sorusunu sordu.

Kulak kesilmiştim ne diyecekler diye.

Ne dediler biliyor musunuz?

Hayır, biz ailecek CHP liydik yıllardır ama CHP çok değiştiği için Atatürk’ü sahiplenen Vatan Partisine üye olduk.

İçim sızlamadı desem yalan olur.

Konuya hiç girmedim.

Dönüşte otobüste yakalarında rozetleri olan üç Vatan Partili bayandan teki ile ben konuştum. Sordum hangi partiden geçtiklerini.

O da sülaleden CHP liymiş.

Bana kendisinden ummayacağım şu sözleri söyledi

Atatürk’ün iki emaneti vardı.

Birisi Türkiye Cumhuriyeti diğeri Cumhuriyet Halk Partisiydi.

İkisini de bitirdiler.

Konuşacak yer değildi ayaktaydık. Zaten bir durak sonra indi.

***

Keşke konuşabilseydim…

Ama ne söyleyecektim ben de bilmiyordum.

Neşeyle çıktığım evime bu sefer hüzünle dönüyordum.

İşte, vatandaş yıllarımı verdiğim partim için bu kanıya varmıştı.

Tepedekiler partiyi, vatandaşı bu hale getirmişlerdi.

Ne kadar üzgünüm bilemezsiniz.

Halen vakit geçmiş değildir Sn. Kılıçdaroğlu partiyi acilen kendi yörüngesine oturtmalıdır.

İsterse yapabilir…