Ana Sayfa Yazarlar Vatan Partisi

Vatan Partisi

413
0

Cumhuriyet Halk Partisi ve cemaat ittifakı gerek örgüt gerekse kamuoyunda tartışılırken ve bu iddialar CHP tarafından yalanlanırken Sezgin Tanrıkulu ile Ali Özgündüz ne yapmak istiyorlar?

Silivri’de F-tipi örgüt soruşturmalarından tutuklu isimlerle görüşmeye gitmenin anlamı nedir?

Ziyarete ilişkin Radikal’e açıklama yapan Sezgin Tanrıkulu:

“Biz olaya insan hakları yönünden bakıyoruz. Yaşananları kendisinden dinlemek için gittik ”demiş.(Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca)

Ve Hidayet Karacanın tutuklanmasını Meclis gündemine taşıyacağını söylemiş.

CHP’nin İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu bildiğim kadarıyla 1997 yılında Robert F. Kennedy İnsan Hakları ödülü almış birisi. 

CHP İst. Milletvekili Ali Özgündüz’ün de İnsan Hakları, yargı bağımsızlığı, düşünce hürriyeti ve hukuk devleti alanlarında yayınlanmış makale ve araştırmaları var.

Çok güzel, güzel de, insan hakları deyince evrensel bakmak gerekmez mi?

İnsan hakları, ırk, din, dil ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanabileceği haklarsa, bu iki vekil ne için Ergenekon, Balyoz gibi davalar ile yılarca demir parmaklıklar ardına hapsedilen aydınlar ve de askerler için  bir tek şey yapmadılar acaba?

***

Ali Özgündüz’ü bilemem ama Tanrıkulu’nun Ergenekon davalarında müdahil olduğunu ve Diyarbakır baro başkanı olduğu sırada “Ergenekon çökertilmeden Kürt sorunu çözülmez”dediğini biliyorum.

Bu sözleriyle kendisi şimdilerde her ne kadar ben bunları başka nedenden söyledim dese de, TSK ya bir hıncının olduğu açıkça görülmektedir.

Bakıyoruz Kürtçülerle ilgili konularda çok duyarlı ama aynı duyarlığı ulusal konularda hiç mi hiç, göstermemektedir.

Bu da CHP’nin ideolojisine tamamen ters düşmektedir.

Öyleyse bu zat neden CHP dedir?

ABD’ de HDP’ in yaptığı bir toplantıda kendisinin Güneydoğuda karanlık 1990 ları yaşamış bir Kürt olduğunu, Uludere’de 34 Kürdün, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından bombardımana tutularak can verdiğini ve adaletin yerine gelmediğini söylemişti.

“Roboski Katliamı’nın  (Uludere) şeffaf biçimde soruşturulmasını ve her türlü kademedeki askeri ve siyasi sorumluların yargılanmasını talep ediyoruz” demişti.

Yani Türk Silahlı Kuvvetlerini yabancı bir ülkeye dolayısı ile dünyaya şikâyet etmişti.

Peki, Silahlı Güçlere yanlış veya bilerek istihbaratı, vur emrini kim vermişti?

Amerika ile bu kadar içli dışlı olduğu bilinen kendisi bunu neden öğrenmedi acaba?

Elbette suçsuz insanların öldürülmeleri kim olursa olsun bir katliamdır.

Ne var ki bu ülkede, Uğur Mumcuların, Muammer Aksoyların, Bahriye Üçokların daha nice Atatürkçü aydınların katledilmeleri üzerinden yıllar geçtiği halde halen faili meçhul olarak kalmıştır. Bu da unutulmamalıdır.

***

Ülkemizde Kürt sorunu diye bir şey yoktur aslında.

Sorun, PKK ve AKP dir.

Sorun bölücülerdir…

Sorun, CHP’nin namına yakışır politikalar üretmemesidir.

Sorun, CHP içindeki Kürtçüler, Cemaatçiler, CHP milletvekiliyim ama CHP li değilim diyenlerdir.

Sorun, Kadın Kotasından kendisini seçtirip Genel Başkan Yardımcısı, Genel Başkan danışmanı yapılanlardır.

Sorun, Erdoğan Cemaati yerden yere vururken CHP’nin cemaati sahiplenmesidir.

Sorun-Kılıçdaroğlu’nun halkı arkasından sürükleyebilecek bir lider olmamasıdır.

Sorun, yoksulluk ve işsizliktir.

Bunları saymakla bitmez…

***

Kemal Kılıçdaroğlu 17-25 Aralık’ı iyi değerlendiremedi veya değerlendirmek istemedi.

“Hırsızdan Cumhurbaşkanı olmaz “demekle iktidar olunmazdı ve olunmadı.

Öyle anlaşılıyor ki Kılıçdaroğlu ve ekibinin iktidar olma gibi bir istekleri de yok.

PKK ile birlikte Kürt Siyasetinin HDP çatısı altında yapıldığı belli.

CHP’nin bu partiye yakın davranması ve seçimlerde güya sol adına birlikte hareket edeceği söylentilerinin gerçekleşeceği, Sezgin Tanrıkulu gibi vekillerin tutumlarından okumak mümkündür.

Halk arasında CHP’ in Cemaat Halk Partisi olarak söylem kazandığı şu günlerde, bir deHDP ile seçim birlikteliği yapması CHP’yi bitirmekten başka bir şeye yaramaz.

Seçimlere çok kısa bir zaman kalmışken halen vakit geçmiş sayılmaz. CHP devrimci bir partidir, cumhuriyeti kuran partidir.

Her şeyden önemlisi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisidir.

Kendi özüne dönerse kazanır, dönmezse de asla yok olmaz. Çünkü o ilkeleri sahiplenecek bir başka parti mutlaka olacaktır ve Atatürkçüler orada birleşip yine CHP’yi yaşatacaklardır.

İçi boşalmış, sadece tabelada adı kalan bir parti yerine, ülkenin varlığı için çalışan, Kemalizm’e sahip çıkan insanlar dün varlardı, bugün varlar, yarınlarda da olacaklardır.

Çünkü Kemalizm demek tam bağımsızlık, özgürlük ve çağdaşlık demektir.

Kemalizm bir ulus demektir.

Kemalizm kardeşlik demektir.

Kemalizm insan demektir.

***

ODA TV ‘in haberine göre;

İşçi Partisi 15 Şubat 2015 Pazar Günü “Milli Hükümet İçin Birlik” başlığıyla Olağanüstü Genel Kurultay topluyor. CHP den Atatürkçü olduğu için ihraç edilen Prof. Dr. Birgül Ayman Güler dahil birçok yurtsever Kemalist’i bünyesinde toplayacakmış. Partinin adıVatan Partisi olacakmış.

Milletimize hayırlı uğurlu olsun inşallah.

CHP’nin yapamadığını veya yapmak istemediğini yapacağı için Sn.Perinçek’i gönülden kutlarım.

Ben ne mi yapacağım?

Partimin içinde kalıp Atatürk düşmanlarından arındırmak için sonuna kadar mücadeleme devam edeceğim.

Saygılarımla