Ana Sayfa Yazarlar “Ermeni Soykırımı Emperyalist Bir Yalandır”

“Ermeni Soykırımı Emperyalist Bir Yalandır”

280
0

Tarih yazarı ve Akademisyen Dr. Mehmet Bora Perinçek; Ermeni Tehciri, hiçbir şekilde bir soykırım ve katliam hareketi değildir.Rus arşivleri bunun soykırım olmadığını ispatlayan yüzlerce belgeyle doludur ”diyerek, gerek yazmış olduğu kitaplarında gerekse televizyonlardaki programlarında ve de İsveç Atatürkçü Düşünce Derneği’nin düzenlediği”Rus Arşivlerindeki Belgelerle, Günümüzde Ermeni Meselesinin içyüzü” adlı konferansı gibi dünyanın birçok ülkesinde verdiği konferanslarla bunu defalarca ispat etmiştir.

2004 yılından beri İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü’nde araştırma görevlisi olarak çalışan Perinçek, Ermeni meselesiyle ilgili çalışma yapmak üzere Dışişleri Bakanlığı Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2007 yılında Rusya’ya gönderilmişti. Sekiz sene Rus-Sovyet devlet arşivlerinde “Türk-Sovyet İlişkileri”ve “Ermeni Meselesi” üzerine araştırmalar yapan Perinçek;

SOVYET ARŞİV BELGELERİ IŞIĞINDA TÜRK-ERMENİ İLİŞKİLERİ

(1915-1923) başlıklı Yüksek Lisans Tezinde her şeyi açık ve net şekilde anlatmıştır.

Böylece yıllardır süren tartışmalara son noktayı koymuştur.

Ne yazık ki Mehmet Perinçek’in çalışmalarına ve gerçekleri açıklamasına AKP Hükümeti ve nedense muhalefet partileri sahip çıkmamışlardır.

***

Osmanlı tarihine baktığımızda ‘Millet-i Sâdıka’ diye adlandırdıkları Ermenileri her zaman el üstünde tutulduklarını görmekteyiz.

19. yüzyılın sonunda Ermeni azınlıktan 22 bakan, 33 milletvekili, 7 büyükelçi, 11 konsolos, 29 paşa ve 11 profesör imparatorlukta görev yapmıştır.

Bugün Türkiye’yi yıkmak, parçalamak için emperyalist ülkeler ne yapıyorlarsa o dönemde de Osmanlıyı da yıkmak için başta Rusya olmak üzere İngiltere Fransa ve daha sonra ABD olmak üzere kışkırtıcılığa başlamışlardır.

Osmanlı Ermenilerini bilhassa İstanbul gibi kentlerde içeride kurulan komiteler yoluyla devlete karşı harekete geçirmek için ellerinden gelen her şeyi yapan emperyalistler bunda pek başarılı olamayınca, bu kez Rus Ermenilerine Osmanlı toprakları dışında komiteler kurdurulması yoluna gitmişlerdir.

Böylece 1887’de Cenevre’de sosyalist eğilimli, ılımlı militan Hınçak, 1890’da ise Tiflis’te aşırı, terör, isyan, mücadele ve bağımsızlık yanlısı Taşnak Komiteleri ortaya çıkmıştır. Bu komitelere, “Anadolu topraklarının ve Osmanlı Ermenilerinin kurtarılması” hedef olarak gösterilerek bir kısım Ermeniler kandırılmışlardır.

Günümüzde Kürtçülerin emperyalist baskılar altında diğer Kürt kökenli vatandaşlarımızı kandırdıkları gibi.

İşte o dönemde Anadolu’da, Suriye’de yaşayan Ermeniler ve bazı Kürt çeteleri onlarla işbirliği içine girerek kendilerine yapılan vaatler ile Rusların himayesinde Türkleri ve Kürtleri katliama tâbi tutmuşlar.

Rahmetli babaannem anlatırdı.

Her hangi bir saldırıdan korkan Ermeniler bir sokağın başından sonuna kadar olan evlerin altlarından tüneller kazarak kendilerine kaçış yerleri hazırlarlarmış.

Yer altında köstebek gibi çalışıyorlarmış.

Osmanlının yürekli birkaç askerinin o bölgedeki müdahalesi ile bu yeraltı barınaklarını terk ederek kaçışlarından sonra babaannemin babası bizzat görmüş ve anlatmış.

Duruma göre bazen yer değiştirmeleri gerektiğinde Bir avuç askerle atların ayaklarına keçeler sararak geceleri nasıl korku ile kaçtıklarını, yollarda boğazları kesilmiş onlarca cesetlerle karşılaştıklarını anlatırken, o yılları adeta yeniden yaşardı.

Kısacası, Ermeniler düşmanlar ile birlik olarak arkadan hançerlemişlerdir Osmanlıyı.

Ermenilerin Türklere yönelik katliamları Anadolu’yla sınırlı kalmamış, Kafkaslar ‘da ve Azerbaycan topraklarında da sürmüştür.

Dr. Mehmet Bora Perinçek tezinde;

“Ermeni devlet arşivlerindeki çok sayıda önemli belge bugün araştırmacılara kapalıdır. Ancak o belgelere Rus devlet arşivleri üzerinden ulaşılabilmekteyiz. Bunlara Azerbaycan ve Gürcistan kaynakları da eklenebilir. Sovyet iktidarının en üst düzey önderlerine, Ermeni Bolşevik teorisyenlerine göre de Ermeni meselesi, emperyalist devletler tarafından Türkiye’nin paylaşılmasında bir araç olarak kullanılmıştır. Türkiye, paylaşılmaya karşı kendi vatanını savunmuş ve haklı bir savaş vermiştir” demektedir.

***

Doğru olan da budur ama yukarıda da değindiğim gibi şimdiye dek iktidara gelen hiçbir iktidar veya koalisyon hükümeti bu konuyu ciddiye almadı ve ne yazık ki bu çok önemli konu üzerine gitmedi.

AKP Hükümetinde eski başbakan Erdoğan ise üzerine tüy dikti.

Eski başbakan Erdoğan’ın 2013 de Ermenilerden Tehciri kınayan açıklamaları “Biz değil ittihatçılar yaptı” söyleminden sonra 23 Nisan 2014 olayların yıldönümündeki mesajında;

Her din ve milletten milyonlarca insanın hayatını kaybettiği 1.Dünya Savaşı esnasında, “Tehcir gibi  gayr-ı insani sonuçlar doğuran hadiselerin yaşanmış olması, Türkler ile Ermeniler arasında  duygudaşlık  kurulmasına ve karşılıklı insani tutum ve davranışlar sergilenmesine engel olmamalıdır” .

Sanırım Erdoğan’ın bu sözleri tarihteki yerini alacaktır. Gelecekte acaba nasıl anılacaktır diye düşünüyorum.

ABD Başkanı Obama’nın TBMM sindeki konuşmasını dün gibi hatırlıyorum.

Ermenistan ile sorunlarınızı çözün, Kürtlerin haklarını verin, Heybeli Ruhban Okulunu açın VS.

Bu sözleri mecliste bulunan tüm milletvekillerinin alkışlaması açıkçası beni delirtmişti.

Sanki TBMM si değil de bir yabancı ülkenin meclisiydi.

Orada Milli irade filan yoktu…

Böyle duyarsız bir meclisi hayatım boyunca ilk kez görmüştüm.
Bir devlet, hükümet ne derseniz deyin emperyalizme nasıl bu kadar boyun eğebilir?

İşte bunun son örneğini Yunanistan’da oldu.

Yunanistan’ın 9 Eylül 2014’te Ermeni Soykırımı’nın reddinin suç sayılmasına ilişkin çıkardığı yasayı protesto etmek için Yunanistan’a giden Talat Paşa Komitesini içeri almamaları sınır dışı edilmeleri karşısında dilini yutmuş bir iktidar ve muhalefet gördük.

Üstüne üstlük oradaki konsolos hazretleri olanlar karşısında aldığı emirle parmağını kıpırdatmıyor bile.

Bu her şeyi açıklamaktadır.

Ne CHP ne de Türkiye Kılıçdaroğlu’nun söylediği gibi artık 30 lar gibi değildir.

Aydınlıklara giden Türkiye yerine karanlıklara doğru yol almaktadır bunu da bizlere Yeni Türkiye, Yeni CHP diye yutturmaya kalkmaktadırlar.

Her türlü engellemeye karşın Talat Paşa Komitesinin üyesi ve İşçi Partisi Uluslararası İlişkiler Bürosu Başkanı olan Yunus Soner’in

“Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır” yazan bildiriyi Yunanistan Parlamentosunun tam karşısında Türkçe ve Yunanca okuması yüreklerimize su serpti.

Bunun bedeli gözaltı oldu ama bizler bunlara alıştık artık. Bizler birer kahraman olurken karşımızdakiler rezil oluyorlar. Bu bir skandaldır… Birde derler ki Yunanistan demokrasinin beşiği imiş.

Sadece gülüyor, hadi canım sende diyorum.

TC.Tünay Süer