Ana Sayfa Yazarlar Minik başbakanıma dokunmayın…

Minik başbakanıma dokunmayın…

232
0

Arkadaşlar; komik mi, acı mı, bir tuhaf günler yaşamaktayız.

Duymayacaksın, görmeyeceksin ve asla iktidara dokunacak sözler etmeyeceksin.

İleri demokrasiye geçtik ya!

12 Eylül referandumunda ileri demokrasiye geçeceğiz demişti ve  %58 oyla kazanmıştı.

Recep Tayyip Erdoğan demokrasisi böyle bir şey işte…

Türkiye’nin geldiği duruma yetmez ama evet diyenler bugün ne düşünüyorlar acaba?

Bizler,% 42 ler, yırtındık, anlatmaya çalıştık ama anlamak istemediler.

Bir torba kömüre, bir paket makarnaya inatla oy veren kesim hallerinden memnunlar mı acaba?

“Elhamdülillah şeriatçıyız”  (21.11.1994 Milliyet),

“Bütün okullar İmam Hatip yapılacak”  (17.9.1994 Cumhuriyet

“Cumhurbaşkanı’nın imam hatipli olacağı günler yakındır.” (5.2.1996 Akit)

“Türkiye’nin yarınında artık Kemalizm’e ve Kemalizm benzeri rejimlere, sistemlere yer yoktur. Kemalizm’in yeniden kendini üretmesi söz konusu değildir.  Bizim için en üst belirleyici, İslam’ın etkileridir. Her şey ona göre belirlenir.”

Evet, Erdoğan bunları çekinmeden açıkça söylemiş ama uyanmak istemeyenler uyanamamışlardı.

Tüm dediklerini yaptı mı, yaptı. (Helal olsun…)

Bizler ne yapabildik?

Sadece seyrettik ve üç maymunu oynadık…

Peki, muhalefet partileri ne yaptılar?

Bir varlık gösterebildiler mi?

Bilakis onun yolunu açmakta adeta birbirleri ile yarıştılar.

O zaman bugün ne MHP’nin ne de CHP’nin bağırıp çağırmalarına gerek yoktur.

***

Minik Başbakan…

Konuştukça komik oluyor, sanırım kendisini Erdoğan’la bir tutuyor.

Sen kim, Erdoğan kim yahu?

Erdoğan’ın ikna kabiliyeti var, kendi ideolojisinde tek lider.

Adam bazen saçmalasa, gözümüzün içine baka baka yalan söylese de masal gibi konuşuyor ve kendi tabanını pek güzel uyutuyor.

Sesini yükseltmekle ona benzediğini sanıyorsan aldanıyorsun.

Sen kendin gibi davran yeter diyorum.

Bir ülkenin başbakanı olmuşsun başbakan gibi konuş.

Neymiş efendim Bahçeli Tunceli’ye gidemezmiş…

Yahu sen başbakan mısın yoksa sıradan bir mahalle adamı mısın?

Türkiye bir bütündür ama sana göre çoktan bölünmüş ve Güneydoğu düşman eline geçmiş.

Ne demek Tunceli’ye gidemezsin?

Ayıp yahu, hem PKK’ya paye veriyorsun hem de demek ki topraklarını koruyamıyorsun.

O zaman derhal o koltuğu boşaltman gerek.

Dış işleri bakanı iken ülkenin canına okudun şimdi de içeriyi karıştırıyorsun.

***

Bu yazıma aslında epey önce başlamıştım ama hızla değişen gündem ile başka yazılar yazmış bunu bir kenarda bırakmış, yazı bu kadarla kalmıştı.

Daha sonra da unutmuştum.

CHP sözcüsü Haluk Koç’un düzenlediği basın açıklamasında benim sorularıma benzer soruların olduğunu görünce yarım bıraktığım yazı geldi aklıma. O yazıya birkaç ilave yapacağım birazdan.

Önce Haluk Koç ne söylemişti bir hatırlayalım.

 “Sen Başbakanlık binasına sahip çıkamayan birisin. Başbakanlık binasına sahip çıkamayan biri evine de sahip çıkamaz, devlete de sahip çıkamaz”

Sen vesayetten kurtulup Türkiye’nin Başbakanı olabilecek misin?

Sen CHP ile uğraşmak yerine, sorumluluğunu hatırlayıp, dökülen kanlarla ilgilenebilecek misin? Devlet egemenliği, kamu güvenliği ülkenin bir bölgesinde yok edilmiş durumda, otur bu günlere nasıl geldiğinizin hesabını yap. Ne yapacaksın onu düşün.

Başbakan olmanın gereğini yerine getirecek misin? Sorumlu bir Başbakan gibi davranacak mısın, davranabilecek misin?

Abin “Ne istediler de vermedik dedi ve ne istedilerse verdik” diye açıklama yaptı

Biz yüzlerce kez ‘Abinden ne istediler, o neleri verdi’ diye sorduk.

Bu sorumuzun cevabını alamadık.

Sen abine sor, Başbakansan cevabını al ve açıkla.

Aynı şeyi sana da soruyoruz. Senden ne istiyorlar, sen ne veriyorsun, İraden varsa, vesayet altında değilsen, Başbakansan bu 3 soruya cevap ver”

Çok güzel yerinde sorular bunlar tamam da, elinizdeki yetkilerle muhalefet partisi olarak ne yaptınız bu güne kadar? Ben de bunu soruyorum kendisine.

***

Gelelim yarım kalan yazıma, birkaç söz daha ilave edeyim.

Minik başbakana kızmaya şimdilerde hesap sormaya hakkımız var mı acaba?

Ben onu şirin, küçük haylaz bir çocuğa benzetmekteyim şahsen.

Sanki annesi gül ayında dünyaya getirmiş onu.

Hep gülüyor… Gülümsüyor.

Bir ölüm haberini verirken bile dikkat ederseniz güler yüzle veriyor.

Adamın karakteri bu değiştiremeyiz.

Onu o makama getiren Erdoğan’a karşı çıkacağını beklemek ise hayaldir.

Ona tavsiyem yüksek sesle konuşmak haklı olduğunu göstermez.

Boşuna Erdoğan olmaya kalkmasın çünkü taklitler ancak aslını yaşatır.

***

İşte ben bunları hasta yatağımda yazarken yine gündeme bir haber düştü.

Gazeteci ve TV spikeri olan Sedef Kabaş’ın attığı bir tweet yüzünden evi basılmış polis bilgisayarına el koymuş.

Suçuna bakar mısınız?

Twitter’da 17-25 yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının dosyalarının kapatılmasına sebep olan savcıları eleştirmiş, “bu ismi unutmayın” demiş.

Yazımın başında dedim ya, komik mi, acı mı, bir tuhaf günler yaşamaktayız.

Bunun adı ise Recep Tayyip Erdoğan ileri demokrasisi…

Halen Atatürk’te birleşmeyi düşünmeyenleri çok daha karanlık günler beklemektedir.

Ya ortaçağ, ya da yeniçağ….Karar sizlerin.

Çünkü önümüzdeki seçimi yine AKP kazanırsa ne parti kalacak ne de özgürlük.

Belki de bu günleri dahi arayacağız…

Tüm yoldaşlarıma sevgiler…

 

TC .Tünay Süer