Ana Sayfa Yazarlar Bizim dünya lideri zor durumda.

Bizim dünya lideri zor durumda.

414
0

Amerika kendi eliyle yarattığı IŞİD ’ı gerçekten yok etmek istiyor mu?

Dünyanın bir ucundan gelip Müslümanların işine neden karışıyor?

Kafası kesilen, vahşice öldürülen halklara üzüldüğü için duygusal davranıp IŞİD’i bundan ötürü mü yok etmek istiyor?

30 bin kişiden oluştuğu söylenen IŞİD ordusu ile baş edemeyeceğini mi düşünüyor?

Şam rejimi Suriye’de muhaliflerin elindeki bölgelere düzenli olarak varil bombası atarken, IŞİD’in kontrolündeki bölgelere neden saldırmıyor?

Musul kentini ele geçirmeden önce 31 Türk şoförü rehin alan, Türkiye’nin Musul Başkonsolosluğu’nu basıp, sonra aralarında Başkonsolos Öztürk Yılmaz’ın da bulunduğu 49 kişiyi kaçıran IŞİD’e Türkiye bu güne kadar neden terör örgütü demedi ve neden bir müdahalede bulunmadı?

Türkiye İŞID’ın sınırlarımızdan içeri girmesine hatta belirli şehirlerimizde yuvalanmasına neden sessiz kaldı?

Ve şimdi  Türkiye Hükümeti Amerika’nın teklifini neden kabul etmiyor?.

İşte cevap bekleyen sorular bunlardır.

***

Barack Obama’nın Müslüman olan Kenyalı bir babadan, Amerikalı bir anadan doğmuş olması dünyada bilhassa Müslüman ülkeler içinde büyük bir heyecan fırtınası estirmiş, George W. Bush’un yıktığı umutları yeniden yeşertmişti.

Geçen yıllar içerisinde görünen odur ki Obama da Bush’un yolundan gitmekte,

Büyük Ortadoğu projesini sinsice adım adım yerine getirmektedir.

Tabi Bush kadar cesur ve çılgın değil.

Hatırlayalım,  Bush, Saddam’ı Kuveyt’e girmesi için adeta yönlendirmişti.

Saddam’ın çok istediği bir şeydi bu zaten.

Basra kıyılarına hâkim olma düşüncesi kafasında her zaman vardı. Kuveyt’in Irak toprağı olduğunu düşünüyordu.

Kuveyt’in Irak sınırlarını ihlal ederek ırak topraklarından petrol çaldığını bahane edip 1990 yılının yaz aylarında Kuveyt’i işgal etti. Bu olay onun sonunun başlangıcı oldu böylece.

Emperyalist ülkeler için olay, somut bir bahane olmuş, kimseden ses çıkmamıştı.

Bir baktık ki, ABD ortak küresel çıkarlar için, sessiz kalan diğer haçlılarla koalisyon gücü oluşturdu. Saddam’a 15 Ocak 1991 tarihine kadar Kuveyt’ten çekilmesini aksi takdirde güç kullanılacağı ültimatomunu veriverdi.

Ve böylece, Irak’a tanınan sürenin sonunda 16 Ocak’ı 17 Ocak’a bağlayan gece, koalisyon güçlerine bağlı savaş uçakları ırak topraklarını bombalamaya başladı.

Saddam da İsrail’e saldırmaya kalktı birkaç isabet almayan füze gönderdi.

Saddam’ın füzeli saldırısına ABD, kankası İsrail’i savaşın dışında tutmak için patriot’larla karşılık verdi.

Televizyonlardan sabahlara kadar Irak’ın alev alev yanmasını üzülerek izlemiştik.

Neticede Saddam İşgal ettiği Kuveyt’ten çekilmek durumunda kalmıştı. Bu süreçte birçok askeri, sanayi ve enerji merkezini kaybeden Saddam’ın kaybı çok büyük olmuştu bununla birlikte iktidarını korumayı başarmıştı.

Amerika’nın işine gelmedi tabi.

2003 yılında George W. Bush ile Tony Blair’in,  Saddam’da kitle imha silahları olduğu iddiaları, El Kaide ile ilişkileri olduğuna dair suçlamalarının ardından, 9 Nisan 2003 tarihinde başkent Bağdat’ın koalisyon güçlerinin eline geçmesiyle Saddam Hüseyin iktidarı sona erdi.

Başlangıçta ABD ile işbirliği içine girmiş olan Saddam Hüseyin 30 Aralık 2006’da asılarak canından oldu.

Amerika o zaman da Türkiye’yi bu bataklığa sürmek istemişti ama Deniz Baykal yönetimindeki CHP buna şiddetle itiraz etmişti. 1 Mart Tezkeresi TBMM. Sindeki diğer duyarlı milletvekilleri ve CHP’ni oyları ile meclisten geçmiş ABD amacına ulaşamamıştı.

ABD’nin Baykal düşmanlığı da böylece başlamış olmuştu.

***

Tüm olanları gözlerimizin önünden sinema şeridi gibi geçirmeye kalkarsak, Saddam, Libya Lideri Kaddafi, Mısır Lideri Mübarek ABD ile işbirlikçileriydi ve darbe ile gittiler.

Kaddafi’nin sonu hepsinden kötü oldu.

İsrail’in Filistin’e yaptığı ortadadır.

Bir Bosna Hersek dramı yaşandı, orada binlerce Müslüman öldürüldü ABD veya Birleşmiş Milletler, Dünya İnsan Hakları ne yaptılar?

Sırplar toplu mezarlar yarattılar. Bir insanlık dramı yaşandı orada da. Müslüman kadınların ırzlarına geçildi.

Uzun lafın kısası Doğuda petrol için, Batıda ise sırf Müslüman oldukları için insanlar katledildi.

Ha, şimdi yine sırf kendi çıkarları için Müslümanı Müslümana kırdırmaktadırlar. Müslümanlar Allahü Ekber diye birbirlerini öldürür oldular.

IŞİD’de gelince onlar Müslüman kisvesi altında çeşitli ülkelerden aralarına karışmış katiller ile yobaz takımı gerçek Müslüman bile değillerdir. ABD’nin yarattığı canavardırlar.

***

Irak İşgali sırasında dönemin ABD genelkurmay Başkanı Colin Powell di.

O Powel ki Türkiye’nin bu günlere gelmesinin mimarıdır. Abdullah Gül ile yapmış olduğu anlaşma ile Türkiye’nin elini kolunu bağlamıştır.

Amerika bir baş belasıdır. Kendi çıkarı için yapmayacağı şey yoktur. PKK ve IŞİD’i yaratan, besleyen de kendisidir.

Şimdi amacı Türkiye’yi Irak batağına sürmektir.

                                                              ***

ABD, önce Ergenekon düzmecesi ile Türk Silahlı Kuvvetlerini böldü, parçaladı şimdi tamamen yok etme sevdasındadır.

AKP İktidarı yaptığı politikalarla Türkiye’yi hem çağın gerisine taşımaya çalışıyor hem de PKK ve IŞİD belaları ile bir girdabın içine doğru itekliyor.

Bakınız eski ABD Büyükelçisi Francis Ricciardone dün basına düşen ufak bir tehdit sallamıştır. Türkiye’nin “Ahrar-ı Şam ve En Nusra’ya” yardım etmemesini istedik ama..

Bu ne demek oluyor?

Ya dediğimizi yapacaksınız ya da sizi teröre yardımdan yargılarız.

Bu sözlerin anlamı budur.

***

Bizim dünya lideri zor durumda.

Aşağı tükürse sakal yukarı tükürse bıyık!

Amerika’nın IŞİD’e karşı müdahaleye Türkiye’yi bulaştırmak istemesi Türkiye’nin bağımsızlığı ve bütünlüğü için büyük tehlikedir.

BOP projesi ile senaryoyu yazan ABD senaryonun sonuna yaklaşmaktadır.

Türkiye’nin parçalanması veya yok olması için elinden geleni yapmaktadır.

Çıkarları gerektirdiğinde ülkemize silah ambargosu uygulamaktan çekinmeyen Amerika

Türkiye’nin Ortadoğu’da kendi güç dengesini sarsacağından korkmaktadır. Bundan ötürü yıllardır müttefik maskesi altında Türkiye’nin altını oymaktadır.

Burada içteki iş birlikçilerini de unutmamak gerek.

Bizlere düşen tüm bunlardan kurtulabilmemiz için tıpkı İstiklal Savaşımızdaki gibi tek yumruk tek yürek olmamızdır.

Atatürk’te birleşmek ve bu belaları başımızdan püskürtmektir.

Bizi kimsenin yıkamayacağını göstermektir.