Ana Sayfa Yazarlar Kimler geldi, kimler geçti, böylesi hiç görülmedi…

Kimler geldi, kimler geçti, böylesi hiç görülmedi…

445
0

Sokakta, caddede hangi tanıdık yüze rastlasam, partili partisiz bir iki kelamdan sonra bana hemen soruyor:
Ne olacak bu CHP’nin hali?
Artık ne diyeceğimi partimi nasıl koruyacağımı, ne anlatacağımı şaşırdım.
Yalan konuşamam verdiğim yanıt” vallahi ben de sizin gibi merak ediyorum” oluyor.
Çünkü partinin politikası öylesine değişti, öylesine çizgisinden uzaklaştı ki, ne diyebilirim?
Herkes kör, sağır ve dilsiz değil.
Ne yazık YCHP kendi içinde demokratik kuralları işletmek şöyle dursun, öyle bir dönüşüme geçirildi ki geleneksel çizgisinden, ilkelerinden saparak sadece genel başkana biat etme kültürü oluşturuldu.
Ve bu dönüşüme, ideolojisine yakından uzaktan ilgisi olmayan yanlış politikalara ses çıkartmayarak destekleyen, teşvik eden milletvekilleri tarafından adeta işgale uğradı.
Bizler AKP ve şimdi cumhurbaşkanı olan eski başbakan Erdoğan’ı kınarken CHP içinde aynı dikta rejimi uygulanmaya başlandı.
Bakınız, Kemal Kılıçdaroğlu Genel Başkan olur olmaz ilk işi 3 Gençlik Kolları Genel Başkanı, 2 Kadın Kolları Genel Başkanı, 62 İl Başkanı, 286 İlce Başkanı, 81 İl Gençlik Kolları Başkanı, 81 İl Kadın Kolları Başkanı 394 ilce Gençlik Kolu Başkanı 430 ilce Kadın Kolu Başkanı görevden alındılar.
Yani gelir gelmez kendi tabiriyle örgüt içinde temizlik yaptı.
Halen kendisine biat etmeyenler için örgütü yeniden dizayn  edeceğim diyor.
Velhasıl YCHP emeğin, başarının ödüllendirildiği; Türkiye’ye umut veren bir parti olmaktan çıktı. Tüzük ve programı ile asla bağdaşmayan bir yola girdi.
Örgütün şevkini kırdı ve çoğu emekçi partiye küstü.
Parti meclisini kendisi yapılandırdı, delegeleri kendisi seçti. Yani başarılı olmaması için bir bahane kalmamasına rağmen dört seçim geçiren parti asla başarılı olamadı.
Cumhurbaşkanlığı seçimindeki yenilgiden sonra toparlanacağı, gittiği yolun yol olmadığını anlayacağı yerde halen inatla aynı tutumuna devam etmektedir.
Bu durum karşısında gerek parti içindeki mimlenmiş ulusalcı vekiller, gerekse örgütün büyük bir bölümü ve CHP ye gönül vermiş seçmen isyanları oynamaktadır.
Atatürk’ü, cumhuriyet ilkelerini, bağımsızlığı, laikliği savunanlardan rahatsız olduklarını söyleyen bir CHP olabilir mi?
Paraşütle milletvekili atanan Faik Tunay’ın : “Atatürkçülük ve laiklik dar söyleminden kurtulan bir CHP” isteğini aleni söylemesi,
Kılıçdaroğlunun biz artık 1930 ların CHP si değiliz(!) demesi Atatürk Devrimlerine ve CHP ye büyük ihanet değil midir?
Bu düşünceler içinde olan kişilerin CHP de ne işleri vardır?
Diğer ithal vekillerin neler söylemiş olduklarını sık sık yazmıştım, tekrarlamak istemiyorum.
CHP içinde CHP düşmanlarını barındırarak iktidar olacağına inananlar, artık uyanmalıdırlar.
Mehmet Bekaroğlu kimdir? Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun bizzat arayıp partinin karar organı olan Parti Meclisine istediği ama teklifin ret edildiği Atatürk düşmanı bir adam nasıl düşünülür?
Tüm bunları düşündüğümüzde, yenilik, çağdaşlaşma komploları ile partimizin Atatürk’ün partisi olmaktan çıkartılmak istendiği gün gibi aşikârdır.
Kısacası göz göre göre CHP nin tüm ilkelerinin içi boşaltılmış sadece adı kalmıştır.
Gerçekleri söyleyip partisine sahip çıkmak isteyenler parti yöneticileri tarafından istenmemektedir.
Bunun için tüm ulusalcıları milliyetçileri partiden temizleyeceğiz demektedirler.
26 yılı aşkın parti emekçisi olmama rağmen ilçeme gidemiyorum.
Örgüt toplantılarına katılamıyorum.
Çünkü gündem belirleniyor ve o gündemin dışına çıkmak yasak. Gündem dışına çıkıp özeleştiri yapmanın önü kesiliyor böylece.
Oysa ÖRGÜT toplantısı gündemli olmaz her konuşmacı saat sınırlaması ile özgürce konuşmalıdır.
Hemen hemen Türkiye’nin her yerinde partiyi kendi çizgisine döndürme amacı ile mutlaka içinde Atatürk, Kemalist, Cumhuriyet olan başlıklarda topluluklar bundan ötürü oluşturuluyor.
Partimizin gözümüzün önünde yok edilmesine, bambaşka bir çizgiye çekilmesine daha fazla dayanamayanlar olarak örgütlenmeye başlamak farz olmuştu.

Kemalist Cumhuriyet Halk Partililer Platformundan aldığım davet üzerine ilk defa onlara katıldım.
İçinde tanıdığım ve güvendiğim değerli kişiler vardı. Tereddüt etmedim çünkü aynı görüşü paylaşıyorduk.
26 Ağustos günü yani benim gittiğim gün Kadıköy CHP İlçe binası önünde protestoları varmış. Ben de yaklaşık dört yıldır ilçeme gidemiyordum. Amacım biraz ileride oturmak izlemekti.
Henüz kendime oturacak bir yer aranırken birden bire ortalık karışıverdi. İlçeden çıkan sadece ikisini tanıdığım diğerlerini tanımadığım birçok insan etrafımızı sarıverdiler.
Bir anda olayların içinde buldum kendimi.
Basın açıklamasını yaptırmak istemiyorlar avaz avaz bağırıyorlardı. Platform üyelerine hakarete varan sözler söyleniyordu. İtişler kakışlar başladı.
Ben yıllarca bir arada olduğumuz şimdi ilçe yöneticisi olan arkadaşlarıma müdahale etmemelerini buraya bilerek sadece 10 kişi olarak geldiklerini ve basın açıklamasını yapıp dağılacaklarını anlatmaya çalıştım.
Bu sırada beyaz saçlı tanımadığım bir adam bana bağırmaya kim olduğumu sormaya kalkmaz mı?
Sinir tepeme çıkıverdi.
Sen kimsin be adam diye haykırdım?
Ben 26 yıldır bu partide görev yapmış biriyim sen kimsin?
Sağdan soldan tanımadığım adamların arasında sıkışıp kalmış onlara laf yetiştirmeye başlamıştım.
İlçe yöneticileri bana saygısızlıkta bulunmadılar ama müdahaleleri yanlış ve şovdu.
Basın açıklaması yapmaya çalışan siyaset bilimcisi, kendisini birkaç kez TV programlarından tanıdığım Aziz Cüneyt Yüksel beyi nefes alamayacak şekilde duvara sıkıştırdılar elinden megafonu aldılar. Ben ve birkaç bayan arkadaşımız onu koruma adına müdahalede bulunduk.
Tanımadığımız kişilerden tahrike varan sözler oluyordu.
Tabi bu arada bu muamele karşısında ben de koptum ve avaz avaz bağırmaya başladım.
Oysa o iki yönetici arkadaşıma bırakın zaten burada güç gösterisi yapmak isteselerdi en aşağı iki yüz kişi gelirlerdi. Onlar araya provokatörler karışır, tatsızlıklar olabilir düşüncesi ile bu kadar az kişi geldiler. Bakın sizin iteleyip kakalamanızdan ve bağırtınızdan sokak insan seli oldu.
Bunu yapmayın. Daha çok ilgi çektiriyorsunuz dedim.
Sanırım akılları yattı Cüneyt Beyin konuşmasına izin verdiler ama susmadılar.
Orada istenmeyen bir şov onların sayesinde oldu böylece.
Biz oradan ayrılırken iki polis otosu geldi. Onlar çağırmışlar.
Bir de bize gaz sıktırıp coplatsaydılar bari.
İşte AKP den farkımızın kalmadığı böylece açık seçik ispatlanmış oldu.
Vah benim partim vah!
Anayasa`nın 34. Maddesi içinde Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkı için şöyle deniyor.
Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. CHP kendi partilisine böyle düşünmüyor demek ki.
Basın açıklamasında yapılan olay CHP ye yakışmayan çirkin ve terbiyesizce bir olaydı.
Bu baskı nedir? Niyedir?
İçeride konuşama, dışarıda konuşama ne olacak?
Olacağı şudur;
Bundan böyle partimi kendi çizgisine döndürmek amacı ile Kemalist Cumhuriyet Halk Partililer Platformunun bir üyesi olarak mücadeleme devam edeceğim. Benim nasıl çalıştığımı da tanıyanlar bilirler. Sözel ve fiziki baskılar ne beni ne de arkadaşlarımı asla yıldıramaz.
Kimse bizlerden dilsiz şeytanı oynamamızı beklemesin.
Hele dağdan gelip bağdakini kovmaya hiç kalkmasınlar.

Bu parti bizlerindir sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.
Bize kimse Tayyip Erdoğan diktatörlüğü yapmaya da kalkmasın.
Zira bizim partimizin adı AKP değil CHP dir.

Son söz bu partiden nice genel başkanlar geldi geçtiler ama bizler hep bu partide kaldık. Yüz yüze bakacağız yine.
Kimse bakacağı yüze tükürmeye kalkmasın. Sonra kendi tükürükleri içinde boğulurlar.