Ana Sayfa Yazarlar Delegelere konuşmama yasağı!

Delegelere konuşmama yasağı!

416
0

Bunca senelik partiliyim, kaç kurultay yaşadım, gördüm ama böylesine ilk kez şahit olacağım.
CHP geleneklerinde asla böyle bir şey olmamıştır.
CHP Kurultaylarında bazen sandalyeler havada uçmuş olsa da, genelde kurultaylar bir şölen havasında geçerdi.
Bence CHP’nin 5+6 Eylülde yapacağı kurultay hatalardan dönmek yerine muhaliflerin tasfiye sürecini başlatma umudu ile yapılacaktır.
Olağanüstü kurultayını partililere ve halka kapatan bir genel başkan olarak Sn. Kılıçdaroğlu CHP tarihine geçecektir sanırım.
Kılıçdaroğlu ve ekibi kendi delegeleri ile güven tazeleyeceklerdir bir anlamda.
O tarihler için Ankara Ticaret Odası Salonu’ndan başka yer bulamadıklarını söylediler.
Oysa 6 bin kişilik ASKİ tesislerinin ve 5 bin kişilik kapasiteye sahip olan Atatürk Spor Salonu’nun, kurultayın yapılacağı tarihlerde hiçbir etkinliklerinin olmadığını öğrendik.
Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olduğu 2010 yılında yapılan olağanüstü kurultay 11 bin kişilik kapasiteye sahip Ankara Arena’da gerçekleştirilmişti.
O devasa kocaman salona sığmamıştık, belki 20 binden fazla partili dışarıda kalmıştı.
Baykal’ın istifası ile şok geçiren üzgün, adeta yıkılmış partililer olarak, yeni bir umut gördüğümüz ve inandığımız, sevdiğimiz bu insanın konuşmasında bazılarımızın gözleri dolu, dolu olsa da çılgınca alkışlamış, onu adeta bağrımıza basmıştık.
Alçak gönüllü, sade giyimli ve sevecendi.
1249 delegeden 1200 delegenin oyunu almıştı.

Kılıçdaroğlu11 Ocak 1999’da SSK Genel Müdürlüğü’nden istifa ederek Demokratik Sol Parti’den 18 Nisan 1999’daki genel ya da yerel seçimlerde aday olmak istemişti. Üstelik gazetelerin yazdığına göre hangi ilden aday gösterileceğinin tercihini partiye bırakmıştı.
Nedense DSP yerel ve genel seçimlerde kendisini aday göstermemişti.
Arkadaşlarımla kurultayda bunu konuşmuş, böyle değerli birisini aday yapmadıkları için şimdi pişman olmuşlardır diye gülüşmüştük.
Aradan 4 sene geçti o kurultaydaki insan bambaşka birisi olup çıktı. İktidar olma iddiası olmayan, sadece başbakanı eleştiren Atatürkçü halktan kopuk, örgütü dışlayan, ben yaparım kimse karışamaz moduna giren, bazen bağırıp çağıran, kürsüyü yumruklayan bir insan olup çıkıverdi.
Gittikçe Erdoğan’laşan bir havaya büründü,
İzlediği politikalar CHP ideolojisine uymayan, seçtiği milletvekilleri ile (Faik Tünay, Sezgin Tanrıkulu, Hüseyin Aygün, Binnaz Toprak gibi) uyum içerisinde olan ama halktan gittikçe uzaklaşan vaatlerini unutan( ÖN SEÇİM, Parti içi demokrasi)tepeden bakan bir lider havasına giriverdi. Üstelik kendisinden beklenen muhalefeti yapamadığı gibi, bir sinerji de yaratamadı.
 Komikliğe bakın.1500 kişilik salonda 1200 delege olacak.
Aday olacakları destekleyecek kimse içeriye alınmayacak, zaten içerisi üst düzey yöneticiler, yakınları, belki bir iki gazeteci olacak ve salon silme dolacak.
Eee! Yani şimdi bunun adı kurultay mı olacak?
İl başkanları, ilçe başkanları bari ellerine birer de kırbaç alıp ortalarda öyle dolaşsınlar.
Hiçbir delege diğerinle konuşmasın.
Böyle baskılı, böyle baskın bir kurultay olabilir mi?
Demek ki oluyormuş…
İst.İl Başkanı Salıcı’nın sözcülüğünü yaptığı 81 İl başkanının açıklamalarına ne demeli?
Delegenin iradesine resmen ipotek koymaktır bunun adı.

Gerçek Gündem sitesinin sahibi ve genel yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş minareyi kılıfına uyduruvermiş. Bakın neler diyor son yazısında.
“’Kılıçdaroğlu koltuğu terk etsin’’ çağrısı, parti içinde önemli bir sosyolojik tabana denk düşen ve kendisini “Alevi’’ olarak tanımlayan büyük seçmen kitlesini yaralıyor!
Kılıçdaroğlu’nu TC’nin kurumları içinde görev yapan TEK TEMSİLCİSİ olarak algılayan seçmen, “Bize burada da tahammül edilmiyor, Kılıçdaroğlu Alevi olduğu için istenmiyor’’ duygusunu yaşıyor.
(Haydi canım oradan diyorum ben de….)
Bu tamamıyla uyduruk bir söz ve mezhepçiliği öne çıkartmaktan başka bir şey değildir.
Bir yorumcu Yarkadaş’a çok güzel yanıt vermiş. Olduğu gibi aktarıyorum.
Barış bu yazıyı sana yakıştıramadım, KK ilk aday olduğunda da kimliği aynıydı ve CHP örgütü 2 kez oy birliği ile KK’yi genel başkan seçti, geçen 4 yılda partiyi tamamen sağa çeken ve Alevi yurttaşlara ihanet eden KK iken, KK’ye siyasal-politik tercihleri ve başarısızlıkları için karşı çıkanlara Alevi kimliği için karşı çıkılıyor tespitini yapmak,  en hafif deyimiyle ayıptır.
(Kim yazmışsa yüreğine sağlık diyelim.)
Yarkadaş’ın cevabı da şu olmuş,
“Can Abi, ben tabandaki duyguyu yansıtıyorum. Kapı arkasında Kemal Bey için “Alevi diye halk oy vermiyor’’ diyenler yok mu? Alevi seçmen bunları duymuyor mu?”
Yarkadaş Kusura bakmasın ama bu koca bir yalandır.
Yazısını okudum ve ne yapmak istediğini anladım.
Katıldığım sözlerin yanında katılmadığım daha çok.,
Alevilerin tarihler boyunca çektikleri unutulmaz. Yavuz Sultan Selim’in 40 bin Alevi yi nasıl kılıçtan geçirdiğini biliyoruz.
Freire’nin kitabında, ezilenlerin eğitiminden neyin anlaşılması gerektiğini, ezilenlerin oluşturduğu hareketlerin içindeki muhtemel parçalanmaların nasıl egemenlerin işine yarayacağını ;
Yoksulların eğitilmesinin, sadece onlara okuma yazma öğretmek ya da onları meslek kurslarında uzmanlaştırmaktan geçmediğini, bunun onlara soru sormasını, hayatlarında karşılaştıkları her şeyi sorgulayıp içlerinde muhakeme etme alışkanlığını kendilerine kazandırmaktan geçtiğini ne güzel anlatmış Freire.
Alevilerin çağıyla çağdaş, hatta çağını aşan ilerici insanlar olmalarının nedeni de, işte bu sorgulama yöntemini, bir hayat tarzı olarak, yaşam felsefelerinin başına geçirmiş olmalarıdır demiş.
Çok doğru bir tespit..
Barış Yarkadaş “CHP’yi tek sığınağı olarak gören Alevi seçmenin önemli bir kısmı, bu yüzden Kılıçdaroğlu’nu daha çok sahipleniyor. Bu ise politik kilitlenmeye yol açıyor; olguların tartışılmasına engel oluyor” Bu sözler bence yanlıştır.
Aleviler Kılıçdaroğlu olmadan da CHP ye oy vermişlerdir yıllardır. CHP’yi sığınacak bir liman olarak gördükleri için değil Atatürk ve cumhuriyete bağlı oldukları için birliktedirler.
Atatürk bizler gibi onlar içinde çok değerlidir, şu görünen ortamda Türkiye nereye çekiliyor görüyorlar.