Ana Sayfa Yazarlar Tayyip Erdoğan ve Selahattin Demirtaş’a oy yok.

Tayyip Erdoğan ve Selahattin Demirtaş’a oy yok.

388
0

İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek yaptığı basın açıklamasında “Cumhuriyet tarihinde ilk kez bu seçimde Türkiye’yi bölmek için silahlı mücadele yürüten PKK’nın Çankaya adayı var ancak cumhuriyetin adayı yok. Bu meclisin içinden Vatanımızı, cumhuriyetimizi savunan ne yazık ki 20 milletvekili çıkamamıştır. Millet, cumhuriyet ve vatan bütünlüğü seçimin dışına sürülmüştür” dedi.

Aynı görüşü üzülerek paylaşan milyonlarca insanın olduğunu, bunlardan tekinin de ben olduğumu itiraf ediyorum.

Ayrıca; Perinçek, “Tayyip Erdoğan ve Selahattin Demirtaş’a oy yok. Çünkü bunlar yıkacağımız kuvvetlerdir. Diyor.

Bu sözleri buraya kadar mükemmel ve yol göstericidir ama bir basın mensubu kendisine soruyor:

Daha önceden İhsanoğlu’nun aday gösterilmesine karşı çıkan açıklamalar yapmıştınız. Bu bir değişim mi?

İşte bu soruya verdiği yanıt biraz kafamızı karıştırıyor.

“İşçi Partisi, Ekmeleddin İhsanoğlu’na oy çağrısı yapmış olsa ’Ekmeleddin’e oy ver’ derdi. Biz Ekmeleddin İhsanoğlu’na kefil değiliz çünkü böyle biri yok. İhsanoğlu bir kırmızı halıdır, kırmızı halıya ’oy verin’ çağrısını anlamlı bulmuyoruz. Ekmeleddin İhsanoğlu’na yönelttiğimiz eleştiriler onun bizim adayımız olmadığı yönündeydi. Yoksa onu, Tayyip Erdoğan ile aynı kefeye koyan bir anlayışı temsil etmiyor.”

Sn. Perinçek halkın bir kesiminin anlayamayacağı bir dil gösteriyor burada.

Ben bir CHP li olarak Sn. Ekmeleddin’in benim de adayım olmadığını söylüyorum ve tanımaya çalıştığım, henüz tanımadığım bir kişiye kefil de olamıyorum doğrudur ne yazık ki partimiz bizi seçeneksiz bıraktı.

Hani derler ya öyle bir kıskaca girdik ki, aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık.

Çatı adayına gitmeyen her oy veya boykot edip sandığa gitmemek ancak Tayyip Erdoğan’a yarayacaktır deniliyor. Doğrudur.

Ne var ki ben bir CHP milletvekilinin gazetesinde yayın yönetmeni olan Derya Sazak gibi: “İlk turda Tayyip Bey alıp götürecek” demiyor ve karamsar olmuyorum

Sn. Perinçek’in dediği gibi Erdoğan cumhuriyeti yıkan iktidarın başındadır. Cumhuriyet yıkıcılığı ve bölücülük çıkmazdadır. Çankaya’ya tırmansa bile bu dünyanın sonu değildir ve milletimiz Erdoğan’ı oradan indirecektir.

Bu arada şunu söylemeden geçemeyeceğim.

Aydınlık ve Ulusal Kanalın AKP tarafına geçtiği söyleniyor ve gittikçe yayılıyor.

Bu sözleri çıkartanlar kusura bakmasınlar ama halt ediyorlar.

Her gün Aydınlık okuyor ve de Ulusal Kanalı izliyorum. En ufacık bir şey hissetsem önce ben bırakırım ikisini de.

Bu sözleri çıkaranlar ellerini vicdanlarına koyup bir düşünsünler.

Aydınlık, hiçbir gazetenin yapamadığı cesareti göstererek birçok haberi manşetine, sayfalarına taşıyarak kamuyu bilgilendirmektedir. Bir örnekleme yaparsak. “Suriye’ye Silah Dolu Devlet Sırrı” gibi.!

İktidarın yaptıklarını çekinmeden en ufak detayına kadar yazıyor. Tayyip Erdoğan’ı yerden yere vuruyor.

Böyle bir kanala, gazeteye çamur atmaya insan biraz utanır sıkılır.

Gerçekleri yazması, uyarması bazılarının işine gelmediği için yapıyorlar sanırım.

Yazık!

Bizler ne dümenler dönüyor görüyoruz.

TGB Gençliği ve İŞÇİ Partisi olmasaydı Silivri’de yüzbinler buluşabilirler miydi?

Silivri tüm vatanseverlerin ikinci mekânı olabilir miydi?

Hele Hıdır Okkanın başkanlığında kurulan çadırın dili olsa da konuşsa.

Daha neler, neler var söyleyecek ama yazmaya gerek görmüyorum, bilenler biliyor zaten.

Ne yazlar, ne kara kışlar gördük o çorak ovada.

Bazen birbirlerini hiç tanımayan insanların yağmur, kar, sıcak yetmezmişçesine gaz bombaları altında orada nasıl tek yürek olduklarını, gördük, yaşadık.

Onca kahırlara rağmen içimizdeki vatan sevgisiyle içeride tutsak olan kahraman askerlerimize, aydınlarımıza, tüm yoldaşlarımıza yakın olabilmenin buruk mutluluğunu yaşadık birlikte.

Acısıyla, tatlısıyla geçirdiğimiz o yılları unutabilir miyiz acaba?

Bizlere ve tutsaklarımıza kimler yaşattı bu yılları?

Recep Tayyip ve F tipi denilen örgüt tabi.

Şimdi Tayyip Erdoğan masum ve mağduru oynayarak bizi ikna edebilir mi?

Bir kalemde yaşadıklarımızı silip atabilir miyiz?

Kaybolan yıllarımızı geri getirebilir miyiz?

17 Aralık yolsuzlukları ve diğerleri neden F tipi tarafından meydana çıkarıldı?

Tayyip Erdoğan bunca yıl sonra destan yazan polislerini neden tutuklatmaya başladı?

Hepsi çıkar savaşı için bunu anlamamak için geri zekâlı olmak lazım.

O polisler değil miydi sabaha karşı vatanseverlerimizi tutuklayıp bileklerine kelepçe geçirenler?

O polisler değil miydi düzmece deliller ile topraklara gömdükleri silahları çıkarıp Ergenekon yaptı diye ordumuzu parçalayanlar?

O polisler değil miydi hepimize kan kusturanlar?

Emirleri kimler verirse versin, içinde vicdanı olan, şerefli, namuslu hiçbir insan suçsuz insanları bile bile zindanlara kapattırmaz.

Onlar bize acıdılar mı ben onlara acıyacağım?

Tayyip’in suçunu örtmek için tutuklatması bir yana ama o aynı kişiler koca bir orduyu parçalamaktan, ailelerini perişan etmekten, zindanlarda kanser olup ölenlerden, gözleri çıkan gençlerimizden, intihar eden subaylardan ve Gezi olaylarında kaybettiğimiz canlardan sorumludurlar. Vebalini ödemelidirler.

İçlerinde suçsuz olanlar varsa sözlerim onlara değil tabi.

Bu arada çok sevdiğim sevgili Uğur Dündar’a da buradan seslenmek istiyorum.

‘’Ekmeleddin’e destek vermeyenler bir daha Atatürkçülüğü ağızlarına almasın’’ bence çok yanlış bir sözdür ve ona hiç yakıştıramadım doğrusu.

Birisi çıkıp tıpış tıpış oy vereceksiniz der, diğeri desteklemezseniz Atatürkçü değilsiniz der.

Olmuyor beyler olmuyor…

Neyse fazla uzadı yine yazım. Kısaca şöyle diyerek bitireyim.

Bu seçim aslında cumhurbaşkanlığı seçimi değil, bir rejim seçimidir.

Herkes etki altında kalmadan kendi iradesi ile hareket etmelidir. Kazansak ta, kaybetsek te dünyanın sonu da değildirayrıca. Her karanlık gecenin bir sabahı vardır. Mücadelemize devam edeceğiz, Atatürkçülüğü de kimseye yedirmeyeceğiz. Bizler çakma Atatürkçü değil onun has evlatlarıyız çünkü.