Ana Sayfa Yazarlar Erdoğan Cumhurbaşkanı olmamalıdır –5

Erdoğan Cumhurbaşkanı olmamalıdır –5

282
0

Dört yazıdan çıkaracağımız netice, Erdoğan Türkiye’yi yarı başkanlık veya başkanlık sistemine döndürerek ülkenin rejimini değiştirmeyi hedefliyor.

Sayesinde dış politikalarımız ile çevremizde dostumuz kalmamıştır. Üstüne üstlük iç ve dış siyasette büyük gerilimler yaratmıştır.

Cumhurbaşkanı olmak için 4 yıllık fakülte mezunu olmak gerekirken, diploması halen tartışılmaktadır.

Recep Tayyip Erdoğan’da bir cumhurbaşkanında olması gereken beceri ve donanım yoktur. Çünkü Parlamenter demokraside cumhurbaşkanı tüm milleti kucaklayacak, devletin organları arasında uyum sağlayacak, dünyayı algılayacak, Türkiye’yi dünyada temsil edecek niteliklere sahip olmak zorundadır.( Kendisi henüz seçilmeden taraflı davranacağını ilan etmiştir.)

“Otoriter yanları, diktatörlük özlemleri, sert ve kaba üslubu iyice ayyuka çıkan Erdoğan ayrıca 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet iddiaları üzerine istifa eden 4 bakanı bağrında saklayan ve kendisi hakkında çıkan iddiaları ispatlayamamış bir görünümdedir. Bu durumda cumhurbaşkanı olması sakıncalı olduğu için cumhurbaşkanı olmamalıdır.

Başbakan Suriye ve Filistin’de akan kanların da dolaylı olarak sorumlusudur. Bundan ötürü cumhurbaşkanı olmamalıdır.

Yüzlerce, binlerce nedeni sayabiliriz.

Ayrıca:

Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk Milleti’nin birliğini temsil eder; Anayasa’nın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir ve göreve başlarken şöyle yemin eder:

Cumhurbaşkanı sıfatıyla,

Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve Milletin bölünmez bütünlüğünü,

Milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma,

Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye,

ATATÜRK İLKE ve İNKILAPLARINA ve LAİK CUMHURİYET ilkesine bağlı kalacağıma,

Milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma,

Türkiye Cumhuriyeti’nin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine ant içerim.

Bu yemine sadık kalmayacağını, bunu yaptığı icraatlarla ispat etmiş bir insan, asla cumhurun başı olmamalıdır.

Son

Not: Sevgili yoldaşlarım:4 no lu yazımda GEZİ şehitlerimiz arasında Lice’de yapılan karakolu kendi düşüncesi içinde demokratik hakkı olarak protesto ederken öldürülen Medeni Yıldırım kardeşimizi de yanlışlıkla yazmışım.

Bazı arkadaşlarımdan bu konuda eleştiri aldım. Onun adının diğer şehitlerimizle birlikte yazmam onları haklı çıkarabilir. Hata yapmışım özür dilerim. Elbette ikisi de ayrı olaylardır.

İki olayı birleştiren bir kavram vardır ki o da devlet terörüdür.

Yaptığı iş (Taş atmak) yanlış olabilir ama netice olarak silahsızdı ve bu 18 yaşındaki genç sırtından vurularak öldürüldü. Benim yazıdaki amacım devlet terörünü ortaya koymaktı. Ancak, sırf Kürt olduğu için ayırım yapmak ırkçılıktır. Taşa taşla mukabele etmek yerine, kişileri anlamaya çalışmalı, dinlemeli ve ONLARI YÖNLENDİRENLERLE MÜCADELE ETMELİYİZ. Bu da her ulusalcı vatandaşın görevidir. Biz Kürtler ve Türkler olarak yüz yıllardır bir arada yaşayan bir ulusun bireyleriyiz. HATAYA HATA İLE CEVAP VERİRSEK O ZAMAN NEYİ ÇÖZÜMLEYEBİLİRİZ Kİ?

Saygılarımla, esen kalın.