Ana Sayfa Haber Anıtkabir 45 gündür “komutansız”! Asıl sorun bu. “Halı saha” değil.

Anıtkabir 45 gündür “komutansız”! Asıl sorun bu. “Halı saha” değil.

414
0

Anıtkabir 45 gündür “komutansız”! Asıl sorun bu. “Halı saha” değil.

Anıtkabir, bir süredir günlük gazete haberlerine kamuoyunda tepki yaratan vesilelerle konu oluyor. İlkin, Anıtkabir’e bu aralar bir “çocuk oyun parkı” yapılmış olması gündeme geldi!  Anıtkabir gibi bir yüce anıt-mekânda olmayacak saçma sapan, yakışıksız bir girişimdi o. Neyse ki derhal gereken tepki gösterildi ve o çocuk parkı hemen kaldırıldı.

Son günlerde, bu kez de Anıtkabir’de “halı futbol sahası”nın varlığı keşfedildi ve Mimarlar Odası buna tepkisini kamuoyu ile paylaşınca yine bir muhalefet oluştu. Bu duyarlılık çok güzel ve yerinde bir şey elbette! Ancak tepki gösterilen şey hakkında bilgi eksikliği olunca “algı yanlışı” hemen boy gösterebiliyor ve daha önemlisi asıl sorun gözden kaçıyor.

Nitekim bu “halı saha” konusu da öyle. İlk bakışta, onun da yeni ve “çocuk oyun parkı” gibi bir şey olduğu akla geliyor. Oysa öyle değil. O saha, bir kere Anıt bloku ile ilgisi olmayan bir yerde. İkincisi, yeni yapılmış değil; o bölge boş bir saha iken geçen dönemin Anıtkabir Komutanı Albay Muzaffer Taytak tarafından askerlere moral olsun diye iki yıl kadar önce yapılmış bir saha. Bizzat o’nun ifadesiyle, askerlerin boş zamanlarında enerjilerini bu şekilde boşaltmalarını sağlamaya yönelik bir girişim. İyi de olmuş. Son zamanda yapılan tek şey, o sahayı bir “halı saha”ya dönüştürmek. O kadar. Yâni o saha zaten Anıtkabir ziyaretçilerine kapalı bir alanda bulunuyor ve sadece askerlere yönelik bir hizmet amacı taşıyor. Bu yapısıyla da kesinlikle de Atamıza bir saygısızlık, Anıtkabir’e bir yakışıksızlık eseri değil ve olamaz. Kısacası korkacak, tepki gösterecek bir şey yok. İçimiz rahat olabilir.

Atatürkçüler olarak asıl üstünde durmamız ve asıl “uyanık” olmamız gereken şey:  Anıtkabir komutanlığının henüz “vekâleten” yürütülüyor olmasıdır. Gerçi bu diğer bazı askerî mekânlar ile kıyaslayınca şimdilik “kötünün iyisi” denebilecek bir durum. Çünkü Kuleli’den Bursa Askerî Işıklar Lisesi’ne, GATA’dan Yüksek Harp Okulu’na uzanan bir geniş çerçevede askerî kurum ve kuruluşlara “sivilleştirme” adı altında resmen ve fiilen “el konuldu.” Bu “tecavüz”ün bir derece daha ağırı oraların yabancı düşman güçlerince işgal edilmesidir. Daha o noktada değiliz! Bununla birlikte, GATA’ da derhal yaşananlar ve kamuoyuna da yansıyan kötü / acı gelişmeler göz önünde tutulursa askerî mekânlara “yerli ve sivil işgal ve tecavüz” tanımlaması tam isabettir.

“Fetö”ye tepki / olası askerî darbeye karşı önlem” gerekçesiyle çeşitli hava, deniz, kara üslerinin dağıtılması … silahsızlandırılması vs. ise “genel durum ve manzara” açısından çok “çarpıcı”dır! Bu da ayrı…

Sonuç olarak, Anıtkabir konusuna dönersek, oraya asla bir “sivildeğil muvazzaf subay bir komutanın derhal atanması için kamuoyunu harekete geçirmeliyiz. Yoksa Anıtkabir’e yönelik çok daha çirkin girişimlerle karşılaşırız. Meydan vermeyelim…

 

NAZIM GÜVENÇ