Ana Sayfa Haber AKŞENER: CEMAATÇİ İDDİALARI İÇİN ‘ÇOK İĞRENÇ ‘DEDİ

AKŞENER: CEMAATÇİ İDDİALARI İÇİN ‘ÇOK İĞRENÇ ‘DEDİ

437
0

MHP Genel Başkan adayı Meral Akşener, Halk TV’de Ayşenur Arslan’ın sunduğu ‘Medya Mahallesi’ programına konuk oldu.

Akşener, hakkındaki cemaatçi iddialarını “çok iğrenç” olarak tanımlarken Cemaat’le ilişkisinin olup olmadığına ilişkin soruya “Benim kişisel olarak hiçbir ilişkim yoktur. En küçük bir bağım söz konusu değildir” yanıtını verdi.

Yeniçağ’da yer alan habere göre, Akşener’in programdaki açıklamaları şöyle:

Darbe gecesi neredeydiniz?

Ben o akşam İstanbul’da evimdeydim. 7 yıldır Emniyetin gönderdiği güvenlik güçlerinin gölgesinde yaşıyorum. O akşam bir misafirim vardı ve ona gelen bir mesajla ile haber aldık. İlk aldığımız bilgi IŞİD saldırısı oldu. Daha sonra anladık ki FETÖ terör örgütünün bir darbe girişimiymiş. Sonra uçaklar uçmaya başladı. Akşam saat 23.00 sularında demokrasinin yanında olduğuma dair bir tweet attım.

Televizyon kanallarını kendim aradım. Hatta CNN Türk’ten Ahu Özyurt’a ulaştım. Bizi ekrana bağlayacaklarını söylediler ama Cumhurbaşkanı’yla malum telefon bağlantısını yaptıkları için benim canlı yanın bağlanmam sağlanmadı. Daha sonra havuz medyasındaki herkes bir ağızdan “Meral Akşener neden açıklama yapmadı, darbe yanlısıdır” demeye başladı. Sokağa çıkmayı düşündük ama provokasyon olarak anlaşılabilir diye düşündük. Bu nedenle evde kaldım, dışarı çıkmadım.

“Eğer FETÖ denilen örgüt darbede başarılı olsaydı Meral Akşener başbakan olacaktı” Dediler. Bu iddia hakkında ne düşünüyorsunuz? 

Çok iğrenç. Ve bir insana yapılacak en büyük hakarettir bu. 12 Eylül’ü, 24 Şubat’ı birebir yaşadım. Pek çok ocakların söndüğünü gördük.

Çok net sorayım, Gülen’le ve Cemaat’le ilişkinizin boyutu nedir?

Benim kişisel olarak hiçbir ilişkim yoktur. En küçük bir bağım söz konusu değildir. Ne onlarla, ne de dini örgütlerle bağlantım dolaylı, dolaysız bağım yoktur. Ama ben sağ politikada yer aldım. Partinin kurumsal kimliği altında o iletişim ben yürüttüm. Ama bundan o tür bir mürit bağı çıkmaz. O dönemde Refah Partisi yürüyor, Anavatan’la DYP arasında büyük bir çekişme var. Dolayısıyla dini grupların oyları var. Kendimizi, partimizi anlatmaya çalışıyoruz. Sayın Çiller bu yapıdan gelmediği için ben yanımızda bir erkek arkadaşımızla bu gruplarla iletişime geçtim. Ama bu gruplar sadece dini guruplardı.

Fethullah Gülen grubu direkt devletle görüştükleri için onlarla herhangi bir bağ ve iletişim kurmamız söz konusu olamazdı. En fazla o isimlerle tanışıklıklar olabilirdi. Ben 22 yıldır siyasetteyim. Bakanlıktan milletvekilliğine kadar birçok görevde yer aldım. Bu yüzden sağ, sol fark etmeden birçok kişiyle tanıştım. Ama şimdi FETÖ terör örgütü adıyla anılan örgütle hiç bir bağım olmamıştır. Zaten bizler onların gözünde maraba sayılırdık.

Benimle ilgili bu paralel mevzusunu ilk defa Sayın Bahçeli dile getirdi. Bu da ben MHP’de aday olacağımı açıkladığım andan itibaren oldu, benim bir paralel unsur olduğumu iddia etti. Ben de hem Bahçeli’yi hem de bu iftirayı atan herkesi bu iddialarını kanıtlamaya davet ettim. Ben de onlara “yamuk” dedim ama kimse beni mahkemeye vermedi. Benim FETÖ’cü olduğumu iddia edenleri de şerefsizlikle suçladım ama lafıma rağmen yine kimse beni mahkemeye vermedi. Bu iftiraların neticesini mahkemelerde göreceğiz.

Delegelerimizin kurultay istiyor olması AKP’nin derdi oldu. 8 ay devam eden bu süreç boyunca ben neredeyse vatan haini ilan ediliyordum ve diğer arkadaşlarımda çeşitli iftiralara maruz kaldılar. Sebebi ise sadece kurultay istememiz.

Yapılacak mı?

Ben yapılacağına inanıyorum. Kasım ortalarında bu işlerin bitmesi gerekiyor. İmza vermiş delegelerin partiden ihraç edilmesi söz konusu değil. Beni ihraç edebilirler, bu da çok önemli değil. Delegelerimizin isteğiyle ben tekrardan aday olabiliyorum.

17-25 olayını biz Bahçeli’nin ağzından bir hırsızlık olayı olarak değerlendirdi. 7 Haziran’a giderken bir kadının kaldıramayacağı iftiraya maruz kaldım. FETÖ itirafçısı Latif Erdoğan bir kaset iftirasında bulundu. Tabi biz mahkemelik olduk. Buna benzer iftiraya uğramış siyasetçiler içinde bir tek ben mahkemeye gittim. Cumhurbaşkanı ve eşi ile 35 dakika telefonla konuştum. O günün Başbakanı Davutoğlu ve eşi beni ziyaret etti, birçok kişi aradı, üzüntülerini bildirdi ama ben bu konuyu kapatmak yerine mahkemeye gittim.

Nurettin Veren, Gülen’le 35 yıl birlikte vakit geçirmiş sonra ideolojik nedenlerle bağını koparmış birisi. Didem Arslan’ın programında bir belge gösterdi ve “Meral Akşener’in bakan olmasını, Gülen istedi ve bu isteği Tansu Çiller’e ileten benim.” dedi. Peki belge ne, bir teşekkür belgesi yazmışsınız. O da çok karışık bir iş. Benim bakan olmam işini ben de, Sayın Çiller de diğer bakanlarda böyle olmadığını tekzip ettik ama bu insan iftirasına devam etti.

O belgede sözde benim bakan yapıldığım için Gülen’e teşekkür ettiğim iddia edildi. Öncelikle belgedeki o imza benim imzam değil, bu yüzden mahkeme kriminal inceleme istedi. Ayrıca belgede antet yok, tarih yok.

Bakan ve ya vekil olduktan sonra gelen hediyelere sekreterler genel olarak teşekkür mektupları yazar ama ıslak imza olmaz bu. Dediğim gibi zaten bu belgedeki benim imzam bile değil.