Ana Sayfa Haber DARBE GERÇEKLEŞSEYDİ 1 MİLYON KİŞİYİ ÖLDÜRECEKLERDİ

DARBE GERÇEKLEŞSEYDİ 1 MİLYON KİŞİYİ ÖLDÜRECEKLERDİ

409
0

Eski Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Gülerce, Habertürk’te katıldığı programda “darbe gerçekleşseydi 1 milyon kişiyi öldürecekelrdi” dedi.

Hüseyin Gülerce’nin konuşmasından satır başları şöyle:

Darbeye kalkışacakları aklımdan geçtiği gibi bu konuyu son 5-6 aydır yazılarımda “teşebbüs edebilirler fakat emir komuta zinciri içinde yapamazlar” diye yazdım. İki şeyi bilemedim; birincisi bu çapta yaygın ve derin olmasını, mesela Jandarma Genel Komutanı’nın 8 yıllık emir subayı ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın yaverleri. Sayın Cumhurbaşkanı en çok mücadele eden insan, kimbilir nasıl dikkat etmiştir yaverlerini seçerken ama bunların en önemli özelliği görülmemiş bir gizlilik. Çok iki yüzlüler.

“Bu FETÖ gibi bir emekli vaizin yapabileceği iş değildir” ifadesinin en önemli kanıtlarından biri bu kadar derin bir kumpas olması. CIA’den mutlaka destek alıyor. CIA, bu şahsa çok erken el atmış.

Mahmut Övür 2014’te diyor ki, 1971’de Vehbi Koç’un evinde Fuat Doğu ile Fetullah Gülen görüştüler. O dönemin en çok bu işlerle ilgilenen insanları MİT ile CIA arasındaki ilişkilerin en yakın olduğu dönem olarak söylüyor. Bizim silahlı kuvvetler personelinin maaşını ABD ödemiş, bunları hatırlamadıktan sonra bir tane adam çıkmış şöyle böyle. Bunu ne zaman öğreniyoruz biz, 2014’te. Mahmut Bey’in bu yazısından sonra, bunu yalanlayan bir açıklama da olmadı.

Bundan 15 sene öncesinden CIA ile o bağlantıları resmiyette göstermek için çalışmalar yapılmış. Fuat Avni Pensilvanya’da bir istihbarat havuzudur demiştim ben 2 sene önce. Başbakanlık’ta çalışan adam Fuat Avni’ye çalışıyor. Ama kötü olan şu; bu bilgiler Pensilvanya’ya düştüğü gibi CIA’e de düştü.

“Ancak şunu diyebilirim: Allah bizi affetsin”

Sayın Cumhurbaşkanı’nın ifadesiyle, biz bu insanlara yani Fetullah Gülen’e, hüsn-ü zan ile baktık. Böyle baktığımız için de bu harekete destek vermiş olduk. Fiili bir desteğim olmadı, ama bu harekete destek oldum. Hiç tahmin etmediğimiz şekilde karşımızda kendi halkının üzerine tank süren canavar bir örgüt var. Benim gibi bir adam buna destek vermemeliydi. Cumhurbaşkanımız gibi şunu diyebilirim ancak; Allah bizi affetsin. Medya da susarak çok büyük destek verdi, kasedi çıktığında bir kez yayınlayıp bir daha yayınlamadılar. Böyle bir canavara destek verdik, Allah bizi affetsin.

Ben 25 Aralık’tan sonra çok net bir tavırla, “benim ülkemin Başbakanı’nı yabancılar götüremez” tweet’i attığım tarih 27 Aralık 2013. Üç senedir bu canavarı anlatmaya çalıştım.

Çok samimi olduklarım var içlerinde fakat o mübarek gördüklerim de dahil hepsinin küçük canavarcıklar olduğunu görüyorum şimdi. Büyük canavar Fetullah Gülen. Kendilerini bana karşı nasıl saklamışlar? Erdal Şen, bu Öksüz’ün kaçmasına yardım edenlerden biri için, Sayın Cumhurbaşkanı dün “aynı apartmanda komşuyduk, saygısında kusur ettiği yoktu” dedi. Bunlar böyle karaktersiz.

“Ben itirafçı değilim”

Kendim ettim, kendim buldum. Kendi düşen ağlamaz. Ben gayri meşruluğa hep tavır koydum. Onun için benim yanımda hiç bu tür şeyler konuşulmadı. Sayın Nurettin Veren’e, Latif Erdoğan’a itirafçı denebilir, bildiklerini anlatıyorlar. Hem Veren hem Erdoğan söyledi; dediler ki, biz bu darbeci simaları görünce “bu bizim Gülen’in yanında gördüğümüz adamlar” dediler. Benim böyle itiraf kategorisine girecek bir sözüm olamaz. Gazetede bir numara iki numara olarak çalıştığımız arkadaş Zaman’da, benim arkamdan toplantılarda “Hüseyin Bey bizim arkadaşımız değil” demiş.

Gülen’i ilk defa 1980’de gördüm

Benim Gülen’in ismini duymam 1977’de fizik öğretmeni olduğum gün. Din Bilgisi öğretmenleri arkadaşlar bana onu anlatmaya çalıştılar. 1980, Gülen’in yanında 3-4 kişi Yalova’da bir vakıf şubesi vardı, oraya uğramış, bana gizli haber verdiler, “şu saatte vakfa gel.” Gülen’i ilk defa görüyorum ama kim olduğunu bilmiyorum. Çıktıktan sonra dediler ki “Gülen yanında oturandı.” Çünkü Gülen o yıllarda, mesela Yalova’da 2-3 kişide fotoğrafı olurdu.

Ekrem Dumanlı genel yayın yönetmeni olduktan sonra dediler ki, “Bize Göre” biraz bağlayıcı oluyor, bunu değiştirmemiz daha güzel olacak, “Denge” olsun dedim. “Denge” koydular.

1991’de dediler ki sizin konferanslar vermenizi istiyoruz.

Bu sırada işgalin temelleri atılmış. Bana diyorlar ki, subayların adını açıklasanıza. Bunlar kamp kurduklarında, ben Mücadele’de yazardım. Kimin adını söyleyeyim, ben hiçbirini görmedim ki.

1991’de ben konferansçılığa başladım, 93’te Gülen dedi ki, Hüseyin Bey arkadaşlar Samanyolu Televizyonu’nda yorum yapmanızı istiyorlar. İlk defa kameranın karşısına geçiyorum, yorum yapacağım, “Yusuf ne olur dedim gel kameranın yanına otur sana konuşayım”, öyle alıştım.

Bu sınav sorularının verilmesiyle ilgili birim, imamların da haberinin olmadığı bir birim.

Benim kızım Marmara Üniversitesi sınıf öğretmenliğini bitirdi, seminere aldı bunlar, öğretmen yapmak için kızımı. Fakat benim kızım onların dersanelerinde ve evlerinde kalmamıştı. TÜRGEV’in yurtlarında kalmıştı. Bakın bu onlar için önemli, Hüseyin Abi’nin kızı da olsa, kendi memelerinden süt emmemiş. Yahu benim kızımı öğretmen yapmayacaksan, bizi niye işletiyorsun? Arıyorum, kim bu işin sorumlusu, soruyorum, “abi onu biz değerlendiremiyoruz” diyorlar. Ben ateşe yakın olmak istemedim, mücadele birliğinden tecrübe.

Fenerbahçeliler niye bu örgüte karşı çıkmadı?

(Fenerbahçe Yöneticisi Şekip Mosturoğlu’nun Habertürk TV canlı yayınındaki açıklamaları üzerine) Bir gerizekalı söyler değil mi, “ben örgüt üyesiyim” diye. Ben örgüt üyesiyim demiyorum ki. Örgütse Fenerbahçeliler niye bu örgüte karşı çıkmamış? Bunun adı yeni kondu, FETÖ. 15 Temmuz yaşanmasaydı Mosturoğlu ile uğraşırdım. Ben CNN Türk’te Fetullah Gülen’in karakterini anlatırken, kendisini mehdi kabul ettiği için, önüne çıkan her engeli ne pahasına olursa olsun bertaraf etme gözü karalığında bir adam, dedim.

“Darbe olsaydı 1 milyon kişiyi öldüreceklerdi”

Allah korusun darbe olsaydı, 1 milyon kişiyi öldüreceklerdi. Belki daha fazla. Bunlar Türkiye’yi teslim alıp, ABD’nin kucağına teslim etmek üzere, 40 yıllık bir işgal kuvveti.

Bunlar birbirlerine düşerler durumunun bu arkadaş tarafından anlatılan örneği çok enteresan. Mustafa Özcan bunlardan beş altısının İstanbul dışına tayinini çıkarıyor. Birinin sigortası atıyor, atlıyor ABD’ye gidiyor. Fetullah Gülen’e diyor ki “yanlış bir şey oluyor.” Ve durduruyor onu Gülen. Emniyet’in içindeki hiyerarşiyi Gülen’in adamları sağlıyor.

“Erdoğan intihar edecek”

“Tayyip Bey” dedi, “30 Mart yerel seçimlerini göremeyecek” dedi, “ya intihar edecek ya da akıl hastanesine götürülecek” dedi. Benim kafam allak bullak oldu. Tayyip Bey imam hatip lisesi mezunu dindar bir insan, böyle bir insan ve intihar. O böyle deyince “siz bu işi neden büyütüyorsunuz, niye dedim yargıda, emniyette, TSK’da insanlar olmasını önceliyorsunuz” dedim. “Bak abi” dedi, sağ kolunu uzattı, “asıl kol bu” dedi, “diğerlerinin hepsi bu kolu korumak için.” Ben hizmeti böyle mi anlamışım?

Kaynak: YENİÇAĞ