TKP’nin 1930’lu Yıllardaki Altı Ok ve Atatürk Değerlendirmesi

Attila İlhan, Bilim ve Ütopya  dergisinin bayilerde bulunan Kasım 2016 sayısını görseydi, çok heyecanlanırdı. Hemen kaleme sarılırdı. Kemalist Devrim konusundaki Komintern belgelerini yayımladığımız zaman, en büyük ilgiyi o göstermişti. 1975’te Halkın Sesi’nde Kemalist Devrim dizisi çıkınca aramıştı. Arkadaşlığımız öyle başladı. 2005 yılı Ekim’inde aramızdan ayrılana kadar o belgeler üzerine o kadar çok yazdı ki, derlense kitap olur.
RUS ARŞİVLERİNDEN YENİ BELGELER
Mehmet Perinçek, Rusya arşivlerinden yeni belgeler buldu. Bu belgeler, Bilim ve Ütopya  dergisinin son sayısında yayımlandı. Belgeler, İkinci Dünya Savaşı öncesindeki yıllara ait. Başta  Şefik Hüsnü Değmer  ve  Reşat Fuat Baraner  olmak üzere TKP’nin o yıllardaki önderlerinin ve Moskova’daki temsilcilerinin kalemlerinden çıkmış olan rapor ve mektuplar ilk kez yayımlanıyor.
SOSYALİST DEVRİM DEĞİL DEMOKRATİK DEVRİM AŞAMASI
Belgelerde Kemalist Devrimin kazanımları ve başarılarına dikkat çekiliyor, millî kurtuluş savaşının devrimci geleneklerine sahip çıkılıyor ve Türkiye’nin Burjuva Demokratik Devrim aşamasında bulunduğu vurgulanıyor. Buna bağlı olarak burjuvazinin özellikle Alman emperyalizmine karşı konumlanan kesimleriyle ittifak savunuluyor. “Türk halkının çıkarları” için mücadele öne çıkarılıyor ve vatanını seven Türklerin bütün güçlerini birleştirme görevi konuyor. Türk komünistlerinin “kanları ve canlarıyla kendi vatanları olan Türkiye’nin has evlâtları” oldukları belirtiliyor. Savaş tehdidi göz önünde tutularak, Türk Ordusunun güçlendirilmesi gerektiği önemle saptanıyor:
“Her şekilde ordumuzu güçlendirmemiz lâzım. Bilincini geliştirmemiz, onu Türkiye’nin barışçıl ve özgür gelişimini hedef alan Türk halkının bütün düşmanlarına karşı barış ve bağımsızlık için uzlaşmaz ve fedakâr mücadele ruhuyla eğitmemiz lâzım.”
TKP önderleri, Türkiye’nin bağımsızlığının tehlikeye düşmesi durumunda, Ordunun ilk neferleri olacaklarını ilan ediyorlar.
PROGRAM: ALTI OK
TKP önderleri, Atatürk tarafından 1937 yılında Anayasanın başına alınan Altı Ok’u millî güçlerin ortak programı olarak saptıyorlar ve daha ileriye taşıyacaklarını belirtiyorlar. Bilindiği gibi  Hikmet Kıvılcımlı da 1954 yılında Vatan Partisi Programını Altı Ok üzerine inşa etmişti.

GÜNÜMÜZ İÇİN DERSLER
Yazılarda TKP’nin özeleştirileri de var. Özellikle millî devrimin kazanımlarının ve geleneklerinin önemini yeterince anlamadıkları için siyasette etkin konuma gelemedikleri üzerinde duruyorlar. Kemalist Devrimin başarılarının inkâr edilmesi yüzünden kitlelerle birleşemediklerini vurguluyorlar. Yönetimin yalnız olumsuz yönlerini gördükleri ve hükümeti yalnızca kötüledikleri için halktan koptuklarını belirtiyorlar.
Yayımlanan belgelerde bir hayli ders var. Özellikle Solculuğu her yapılan işe olumsuz tavır almak sananlar için.
Bugün Solculuğu millî olan her şeye düşmanlık olarak tanımlayanların özellikle okumalarını öneririz.
Solcu, olumsuz değil, olumludur.
Solculuk, yıkıcılık değil, yapıcılıktır.
Yapıcı olamayan, eskiyen sistemi yıkamaz. Çünkü yerine koyacağı bir şeyi yoktur.
ATTİLA İLHAN’A ÖZLEM
Attila İlhan, son zamanlarında Mehmet Perinçek’i “benim yaptığım işleri sen devam ettireceksin” diye şevklendirirdi. Bilim ve Ütopya’nın son sayısını O’nu anarak okudum.
Evet, çağımızın bütün devrimleri vatan savaşında oldu.
Millî olmayan bir Solculuk, halkıyla hiçbir coğrafyada birleşemedi. Vatansız Solculuk, devrim yapamadı, devrimci bile olamadı ve bütün tecrübelerinde karşıdevrimin hizmetine girdi.
Vatansız Solculuk, Çağımızda Gelişen ve Mazlum Ülkelerdeki bütün vatansız gruplar gibi emperyalizme hizmetten başka bir iş yapmamıştır ve bu nedenle Aşırı Sağcılığın bir kolu olmuştur.
DOĞU PERİNÇEK – AYDINLIK GAZETESİ