Milletvekillerine Açık Mektup…

Sayın milletvekilleri, çevrenize bakıyor musunuz? Türkiye’de olup bitenleri izliyor musunuz? Sevgili vatanımızı nereye götürüyorlar, farkında mısınız?

Başkanlık sistemi gelmeden, rüzgârı geldi. Her yanda baskı, terör, dehşet…

Sosyal medyada, basında, TV’lerde korku yaratmaya çalışıyorlar. Kendilerine eleştiri yönetenlere hemen dava açıyorlar. İstiyorlar ki kimse düşüncesini, görüşlerini belirtmesin. Halk bilinçlenmesin, gerçekleri öğrenmesin, Anayasa değişikliği Meclisten sessiz sedasız geçsin, başkanlık sistemi yürürlüğe girsin… Herhalde, “OHAL de varken, tam zamanı…” diye düşünüyorlar.

Bu nedenle TBMM kapısında görüş bildirmek isteyen baro yöneticilerinin konuşmasına bile izin vermediler. Bu kış kıyamet gününde üzerlerine basınçlı, boyalı su sıktılar, gazlarla dağıttılar… Barolar, basın, televizyonlar, vatandaşlar böyle bir konuda ve zamanda konuşmayıp da ne zaman konuşacak?

Türkiye’nin temel yapısında önemli değişiklikler oluyor… Ama 80 milyonun bir şeyden haberi yok… Sanki yangından mal kaçırır gibi, telaşla, aceleyle anayasa değişikliği yapıp, başkanlık sistemini kurmak amacındalar…  Hem de yasaklı OHAL ortamında…

İstiyorlar ki bu konuda vatandaş bilgi sahibi olmasın… Ne yapıldığını, ülkemizin nasıl bir geleceğe sürüklendiğini bilmesin… Önüne ne konulursa, beyler ne isterse sessizce, kuzu kuzu onu kabul etsin…

Milli egemenliği, milli iradeyi kaldırıp, onun yerine tek kişinin egemenliğini getirmek için çırpınıyorlar. Bu yasa kabul edilirse, bundan sonra ülkemizi bir “Partili Cumhurbaşkanı” yönetecek. O, hem bakan, hem başbakan, hem devlet başkanı, hem parti başkanı olacak… Yasama, yürütme, yargı tek kişide toplanacak…

O, hiçbir gerekçe göstermeden, dilediği zaman,  meclisi feshedebilecek… Yüzde 51 oy, yüzde elliye hükmedecek… Sen razı gelsen de gelmesen de o istediğini yapacak… Ve asla denetlenemeyecek… Kimseye, hiçbir kuruma yaptıklarının hesabını vermeyecek, kimse de ona bir şey sormayacak… Soramayacak…

Bu daha başlangıç sayın milletvekilleri… Bunlar çok ufak, çok küçük ayrıntılar… Yazının başında da söyledik ya: “Başkanlık sistemi gelmeden rüzgârı geldi…” Peki, başkanlık sistemi gelirse ne olacak?

İşte şimdi de onu anlatalım.

O zaman, parlamento denilen kurumunun bir tek adı kalacak… Milletvekilleri sadece maaş alan, kendilerine emredilenleri, söylenenleri yapan emir erlerine dönecek. Yürütme organı, parlamento desteğini yitirecek ve onun bir işlevi kalmayacak…

Hepsinden kötüsü, ülke eyaletlere bölünecek, federal meclis oluşturulacak… Çünkü “Eyalet sistemi” getirilmeden, “Başkanlık sistemi” de işlevlik kazanmaz, yürürlüğe giremez.

Zaten, bir televizyon konuşmasında, RTE, Fatih Altaylı’nın “Bunun uygulanabilmesi için eyalet sisteminin de olması gerekmiyor mu?” sorusuna:

“Başkanlık sistemi, eyalet sistemi olmadan üstü kaval, altı Şişhane olur!” diye yanıt vermiş ve niyetini apaçık ortaya koymuştu. (Kanal D, Teke Tek, 16 Şubat 2004)

2010 halk oylamasının ardından yaptığı balkon konuşmasında da “Batı ülkelerini şöyle bir gözden geçirin, orada hep bunları göreceksiniz, federal meclisi göreceksiniz, federal konseyi göreceksiniz…” diyerek “Federal bir meclis arzuladığını ortaya koymuştu.

Bebek katili APO da onunla aynı görüşteydi. O da 4 Mayıs 2005’te şöyle diyordu:

“Türkiye’de 81 il var… Ben aslında Türkiye için 25 bölge; 7 eyaleti Kürt, 18 eyaleti Türk nüfusun yoğun olduğu, diğer kimlikleri reddetmeyen bir yapılanma düşündüm, bunların yerel yönetim parlamentoları olur…”

Yani Sayın MHP milletvekilleri, bu anayasa değişikliğini kabul ederseniz, yıllardan beri mücadele ettiğiniz, düşüncelerine kaşı çıktığınız Öcalan’ın Türkiye planını kabul etmiş sayılacaksınız. Ne yazık ki işte acı olan gerçek de bu…

Şimdi bir de daha önceden başkanlık sistemine geçmiş ülkelerin uygulamalarına bir göz atalım.

Üç örnek devlet alacağız: 1- Zimbabve, 2- Gana 3- Malavi…

Bu ülkelerde başkanlık sistemine bizde olduğu gibi demokratik yollardan geçildi. Ama daha sonra her üç ülkede de diktatörlük rejimi uygulandı.

Halen 93 yaşında olan Zimbabve Devlet Başkanı Robert Mugabe 1980’den 1987’ye kadar ülkeyi başbakan olarak yönetti. Daha sonra yapılan bir anayasa değişikliyle başkan oldu. O yıla kadar sembolik olan Cumhurbaşkanlığı makamı ise kaldırıldı.

Zimbabve siyasetini yakından takip eden İngiltere Kent Üniversitesi Hukuk Fakültesi akademisyeni Alex Magaisa, “Mugabe parlamenter sistemde mutlu değildi, daha fazla güce ve kontrole sahip olacağı bir başkanlık rejimi istiyordu…”

İsteğine fazlasıyla kavuştu. Dilediği, arzuladığı gibi hareket etti… Çünkü hesap vereceği bir makam kalmamıştı.

Türkiye’deki gelişmeleri yakından takip ettiğini söyleyen Magaisa,”Eğer Türkiye, gerekli denge ve denetleme mekanizmaları olmadan başkanlık sistemine geçerse bir diktatörlüğe dönüşür” görüşünü savunmaktadır.

Parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçen bir diğer ülke de Gana. Gana’nın devlet başkanı Kwame Nkrumah. O, parlamenter sistemde ülkeyi istediği gibi yönetemez hale gelmişti. Çıkarmak istediği yasalar ki bunlar parlamentodan geçmiyordu. Başkan olduktan sonra, çareyi kendisinin dışındaki tüm partileri yasaklamakta buldu. Gana’da muhalefet partileri referandumda yüzde 99 oyla yasadışı ilan edildi. Referandumun adil koşullarda yapılmadığına yönelik tartışmalar uzun süre devam etti.

Malavi de başkanlık sistemiyle diktatörlüğe geçen ülkelerden. Ülkede başkanlık sistemi ilan edildikten donra “Korku imparatorluğu” kuruldu. Bu faşist baskı ortamında 20 bin insan Katledildi. Başkana karşı çıkanlar ya hapse atıldı, ya öldürüldü. Parlamento olayları sadece seyretmekle yetindi, asla hesap soramadı…

Bugün 93 yaşında olan Zimbabve Devlet Başkanı Robert Gabriel Mugabe, 30 yıldan bu yana “Devlet Başkanlığı” makamında bulunmaktadır… Kimse onu oradan söküp alamıyor…

Sayın MHP milletvekilleri Yazımı özellikle, size seslenerek sonlandırmak istiyorum. Ülkenizi seviyorsanız, yurdunuzun, çocuklarınızın geleceğini düşünüyorsanız, gelin, şantajlara boyun eğip, Size dayatılan bu başkanlık sistemine “evet” demeyin.

Bir daha milletvekili olmasanız bile, Vatan şairi Namık Kemal’in izinden gidip haykırın:

“Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selametten
çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükümetten”

YANİ: İşlerin doğru yoldan çıkıp bozulduğunu görünce, namusumuzla devlet kapısındaki görevimizden ayrıldık…

Sayın milletvekilleri, bu Anayasa değişikliği kabul edilirse, Yargıtay Onursal Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk’un deyişi ile “Başkanlığı savunanlar bile doğduklarına pişman olacaklar…

(alieralp37@gmail.com)

 

Yayınlayan

Ali ERALP

Köşe yazarı. Gazeteci. 1999'dan 2009'a kadar da Cumhuriyet gazetesinde yazdı...