Gökçeada da kurtuldu


Bozcaada’daki koyların kurtulmasının ardından gözler Gökçeada’ya çevrilmişti. Gökçeada Belediye Başkanı Ünal Çetin bugün Ankara’da yetkililerle görüştü. Bu görüşmeden de olumlu sonuç çıktı. Gökçeada koy ihalesi de Bozacada da olduğu gibi iptal edildi.

Gökçeada Belediye Başkanı Ünal Çetin sozcu.com.tr’ye yaptığı açıklamada Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin konu ile ilgilendiğini belediyecilikten geldiği için ekibine ‘yerelden gelen bütün sorunları dinleyin’ talimatı verdiğini bilirdirdi.
Ünal ihalelerin iptal edilmesini Türkiye için çok önemli bir olay olarak nitelendirerek şöyle konuştu: Tabiat Varlıkları Koruma genel müdürü de sorunumuzu dinledi. ‘Bizim de hassasiyetlerimiz var’ dedi. ‘Koyun hala bakir kalması noktasında her türlü mücadeleyi veriyoruz’ şeklinde konuştu. Bunun arkasındayız diye ifade etti. Koy halka açık kalacak. AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan da bu noktada Çanakkale’den gelen taleplerin de dinlenmesi noktasında çok büyük destek verdi. Yerelin belediyelerin dikkate alındığı ve halkın sesine kulak verildiği noktasında önemli bir gelişme olarak görüyorum. Çok önemli bir olaydır bu.

‘GİRİŞİMLERİMİZ OLACAK’ DEMİŞTİ

Bozcaada’daki koyların ihalesinin iptalinin arıdından gözler Gökçeada’daki duruma çevirilmişti. AKP Grup Başkan Vekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan dün sozcu.com.tr’ye yaptığı açıklamada, “Gökçeada için de girişimlerimiz olacak” açıklamasında bulunmuştu. Bugün ise Gökçeada Belediye Başkanı Ünal Çetin Ankara’da yetkililerle bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantının ardından Gökçeada’daki koylar da kurtuldu.

Gökçeada’da hangi koylar ihaleye çıkıyordu?
gokceada
LAZKOY: 9 bin 858 metrekarelik koyda, 2 adet 6 metrekarelik büfe, 2’şer adet tuvalet, soyunma kabini, duş, 2 adet gölgelik, şemsiye ve şezlong alanı ihalesi yapılacak ve 3 yıl süreyle işletilecekti. İhalenin yıllık muhammen bedeli 30 bin 191 liraydı.

GİZLİ LİMAN KOYU: 52 bin 229 metrekarelik koyda 4 adet 6’şar metrekarelik büfe, 4 adet bay/bayan duş, 4 adet bay/bayan tuvalet, 4 adet bay/bayan soyunma kabini, 5 adet cankurtaran kulesi, şemsiye ve şezlong alanı yapılacak ve 3 yıl süreyle işletilecekti. İhalenin muhammen bedeli, yıllık 123 bin 783 liraydı.

HABER KAYNAK: CAN MUMAY – SOZCU COM TR

Akar ve Fidan neden Darbe Komisyonu’na çağrılmıyor?


CHP’li Darbeyi Araştırma Komisyonu üyeleri Aytun Çıray ve Aykut Erdoğdu, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın bilgi vermesini istedi, “Bu şart olmazsa olmazımızdır” dedi. Vekiller, “Akar ve Fidan neden komisyona çağrılmıyor” diye sordu.

Darbe girişimini 4 Ekim’den bu yana araştıran Meclis Darbe Komisyonu çalışmaları iki isim üzerine kilitlendi. Muhalefet Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın mutlaka komisyonda dinlenilmesini isterken, komisyon resmi çağrı yapmadı.

Sözcü’den Başkan Kaya’nın haberine göre, CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray, “Fidan ve Akar komisyonda dinlenilmesi şart ve olmazsa olmazımızdır. Bu iki isim konuyu aydınlatacak bilgilere sahip. Örneğin Genelkurmay Başkanı Akar rehin alınıp sabaha karşı kurtulduktan sonra Başbakanlık’a helikopterle gidiyor ama yanında girişimin en önemli ismi Mehmet Dişli var. Helikoteri kullanan pilot şu anda tutuklu. Neden Dişli’yi yanında götürdü? Bunu sormamız ve tatmin edici bir cevap almamız gerekli. Fidan, Genelkurmay Başkanı’na gidip hangi istihbaratı verdi. Darbe girişimi mi dedi yoksa başka bir şey mi” diye konuştu.

CHP İstanbul Milletvekil Aykut Erdoğdu da Akar ve Fidan’ın yanı sıra kuvvet komutanlarının da komisyona gelmeleri gerektiğini belirtti.

Erdoğan için Cumhurbaşkanı yemini de değişiyor: Laiklik ve Atatürk çıkıyor…

AKP, cumhurbaşkanı adı altında başkanlığa geçiş için düzenleme hazırlarken, cumhurbaşkanı yemin metnini de değiştirmek istiyor.

AKP’nin yayın organlarından Yeni Şafak’ın haberine göre, anayasa değişiklik metninde, Cumhurbaşkanı yeminini içeren 103’üncü maddede yer alan metin kısaltıldı. Yemin metni “İnsan haklarına, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye bağlı kalacağıma; Devletin bağımsızlığını, ülkenin bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma and içerim” şeklinde düzenlendi.

Şu an yürürlükte olan yemin metni ise şöyle:

“Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine and içerim.”

AKP’li ‘danışman’ Nikahlı eşe tecavüz serbest!

MAK Siyasi Danışmanlık’ın Başkanı ve 2011 seçimlerinde AKP’den milletvekili aday adayı olan Mehmet Ali Kulat, AKP’nin cinsel istismara uğramış çocuğun istismarcısıyla evlendirilmesi durumunda cezasının ertelenmesi için yaptığı düzenlemeyi savundu ve nikahlı eşlere tecavüzü de akladı.

AKP gece yarısı TBMM’ye getirdiği çocuk istismarcılarını cezaevinden kurtaracak düzenleme büyük tepki çekerken, AKP’liler düzenlemeyi aklamaya çalışmak için zaman kaybetmedi.

MAK Siyasi Danışmanlık’ın Başkanı ve 2011 seçimlerinde AKP’den milletvekili aday adayı olan Mehmet Ali Kulat, “Nikahlı eşine tecavüzden yargılanan 1112 kişi var cezaevinde. Bugünkü yasa babaları kocaları cezaevindeki mağdurlara umuttur…” dedi.

Hulusi Akar’ın gücü 93 yaşındaki Rahşan Hanım’a yetiyor

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, KKTC’nin kuruluş yıl dönümü nedeniyle düzenlenen resepsiyonda, Hulusi Akar’ın korumalarının “komutan gelecek” diyerek 93 yaşındaki Rahşan Ecevit’i asansöre bindirmek istememesine tepki gösterdi.

Özel, Meclis’te yaptığı konuşmada şöyle konuştu:

93 yaşındaki Rahşan Ecevit protokolde geleneksel olarak olması gereken yerde ağırlanmadı. Genelkurmay Başkanı ve Başbakan Yardımcısı A protokolde otururken Rahşan Hanım’a bir davet ve bir yer gösterme yapılmadı.
Bu nezaketsizliği olgunlukla karşılayan Rahşan Hanım resepsiyonun sonunda ayrılmak için ve yaşı gereği de mecbur olduğu asansörü kullanmak istediğinde Genelkurmay Başkanının özel koruma ekibi ki onlar 15 Temmuz gecesi Genelkurmay Başkanını korumak yerine esir düşürmüşlerdi ama Rahşan Hanım’dan Genelkurmay Başkanının asansörünü koruyabildiler. Rahşan Hanım’ı asansöre sokmama, girmesine rağmen kullandıkları sözlerle; Rahşan Hanım’a önce “Asansör komutana ait. Komutan ayrılış yapacak, sonra binersiniz.”, daha sonra da asansörün mekanizmasına müdahaleyle kullanılmaz hâlde tutma gibi büyük bir ayıba imza attılar.
Bugün hem sosyal medyada hem İnternet sitelerinde yer alan bu olay önümüzdeki günlerde de tartışılacak. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu davranışı kınıyoruz. Yetkililerden açıklama bekliyoruz. Ve Genelkurmay Başkanını, 15 Temmuzun utancı yüzünde, izleri boynundayken gücünün 93 yaşındaki Rahşan Hanım’a yetiyor olmasından dolayı da kendisini esefle kınıyoruz.

MARS’A GİDİLİRKEN İDAMI TARTIŞMAK TÜRKİYE’Yİ ORTA ÇAĞ’A GERİ GÖTÜRÜYOR

“İKTİDARIN HER KESİMİ HAİN OLARAK SUÇLADIĞI VE TÜM KAVRAMLARI KENDİNE GÖRE YORUMLADIĞI BİR DÖNEMDE İDAM CEZASINI TARTIŞMAK, HERKESİN ÖLÜM TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA OLDUĞU ANLAMINI TAŞIYACAKTIR.”

 

Hükümet ve MHP arasında artan görüşmelerin ardından önümüzdeki hafta başında taslaklarının günışığına çıkması beklenirken, CHP’den idam cezası uyarısı geldi. Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran “Mars’a gidilirken idamı tartışmak Türkiye’yi Orta Çağ’a gere götürüyor” dedi.

Türkiye gibi, iktidar mensuplarının hemen her konuda “aldatılmış” olduklarını iddia etmelerine rağmen siyasi sorumluluk üstlenmemelerinin idam tartışmalarının ne kadar tehlikeli olduğunu ortaya koyduğunu vurgulayan Umut Oran, “İktidar bloğunun her dönemde kendinden olmayanı düşmanlaştırdığı, her kesimi hain olarak suçladığı ve tüm kavramları kendine göre yorumladığı bir dönemde idam cezasını tartışmak, herkesin ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğu anlamını taşıyacaktır” dedi.

 

MELEKLERİN CİNSİYETİNİ TARTIŞMAK

 

AKP ve MHP’nin anayasa taslaklarının belirginleşmesinin öncesinde bir kez daha idam cezasına dikkat çeken Umut Oran, bugün yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti:

İstanbul’un fethi sırasında bilim, teknik ve savaş sanatı konularında yükselen Osmanlı İmparatorluğu şehrin kapılarından girmeye hazırlanırken Bizans İmparatorluğundaki bir kısım din adamının meleklerin cinsiyetini tartışmayı tercih ettikleri anlatıla gelmiştir.

 

GELİŞMİŞ ÜLKELER MARS’A GİDERKEN, ORTA ÇAĞ’A DÖNMEK

 

Ne yazık ki aradan geçen yüzlerce yılın sonunda batı ülkeleri Mars’a yapılacak turistik seyahatleri planlarken 14 yıldır iktidarda olan bir parti “idam tartışmalarını” hararetle gündemde tutmaktadır. Hiçbir anlamlı gerekçeye dayanmayan ve tamamen gerici bir yaklaşımın eseri olan idam tartışmaları, hükümetin Türkiye’nin sorunlarını çözmek gibi bir amacının olmadığını da açığa çıkarmaktadır. Zira idam tartışmaları on yıllar önce kapanmış bir konudur ve bugün hala tartışılıyor olması Türkiye’yi aşağılamaktan, ülkeyi Orta Çağ’a geri götürmekten başka bir şey değildir.

 

HEP “ALDATILANLAR” SORUMLULUK ALMIYOR Kİ

 

Tüm yurttaşlarımız bilmelidir ki idam cezası Orta Çağ kalıntısı bir intikam duygusunu yansıtmaktadır. İnsanlık ailesi, binlerce yıllık deneyimin sonucunda suç işleyenleri “yok etmeyi” değil, “topluma kazandırmayı” ve “rehabilite etmeyi” doğru bulmuştur. Tüm dünyada da gidişat aynı yöndedir ve idam cezası gelişmiş ülkelerde hızla terk edilmiştir. Bu noktada hükümet yandaşlarının başta ABD olmak üzere bazı ülkelerden örnekler vermesi anlamlı değildir zira kötü örnek, örnek olarak kabul edilemez. Hele hele Türkiye gibi, siyasi sorumluluk sahibi olanların hemen her konuda “aldatılmış” olduklarını iddia etmelerine rağmen siyasi sorumluluk üstlenmemeleri de idam tartışmalarının ne kadar tehlikeli olduğunu ortaya koymaktadır.

 

BU İKTİDARLA HERKES ÖLÜM TEHLİKESİ İÇİNDE

 

İktidar bloğunun her dönemde kendinden olmayanı düşmanlaştırdığı, her kesimi hain olarak suçladığı ve tüm kavramları kendine göre yorumladığı bir dönemde idam cezasını tartışmak, herkesin ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğu anlamını taşıyacaktır.

 

İDAM TARTIŞMASI DEĞİL GERÇEK SORUNLARA BAKALIM

 

Oysa Türkiye’mizin çözülmeyi bekleyen binlerce sorunu var. Dünya inanılmaz bir hızla gelişirken teknoloji yatırımları akıl almaz sonuçlar doğurmaktadır. Çin, Güney Kore, Tayvan gibi ülkeler adeta koşar adım büyümektedir. Türkiye’yse her anlamda oyunun dışındadır. Dünyanın ölçeği değişmektedir ve maalesef “As kurtul!” cümlesi hiçbir anlam ifade etmektedir.

Tüm halkımızı iktidar bloğunun dayattığı gereksiz idam tartışmalarından uzak durmaya ve Türkiye’mizin çözülmeye bekleyen gerçek sorunlarına odaklanmaya çağırıyorum.

MEKTUPLA UZAKTAN SORU İLE DARBE ARAŞTIRILAMAZ

AKP Manisa Milletvekili ve 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Başkanvekili Selçuk Özdağ, komisyonun bugüne kadar 32 kişiyi dinlediğini belirtip, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, Başbakan Binali Yıldırım, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ile bazı eski cumhurbaşkanı ve başbakanlara soruların mektupla gönderileceğini söylemesi üzerine aynı Komisyon’un CHP’li üyesi ve İzmir Milletvekili çok sert bir açıklama yaptı.

Selçuk Özdağ’ın olayı çarpıtarak anlattığını ifade eden Çıray, “Bugüne kadar sağlık nedenlerini gerekçe göstermeden sadece iki kişi gelmeyeceğini belirtti: Necdet Özel ve Birgül Ayman Güler. Bunun dışında gelmeyeceğini söyleyen yok.”

KOZMİK ODA SIRLARINI ALAN SAVCIYI TUTUKLUYORLAR VERENLERİ KOLLUYORLAR

Çıray, sadece AKP’lilerden oluşan başkanlık divanının Komisyon çalışmalarını bazı dolgu maddesi sayılacak kişilerle yavaşlattıklarını söyledi. Daha önceki Darbeleri Araştırma Komisyonu’na merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in yedi saat konuştuğunu hatırlatan Aytun Çıray, “AKP’liler korkuyorlar. Bazı eski siyasileri bahane ederek 15 Temmuz’un perde arkasının, gerçek aktörlerinin ve hakikatlerinin aydınlatılmasını önlemeye çalışıyorlar. Komisyonun misyonuna tam yüz seksen derece zıt bir tutum sergiliyorlar. İstedikleri herşeyin olabildiğince aydınlığa kavuşması değil; alacakaranlıkta kalması! Bu nedenle 15 Temmuz’un gerekli şartları hazırlayıp olgunlaştıranları, bir bakıma bu hıyanetin hazırlayıcıları  sayılabilecek işbirlikçi siyasileri Komisyon’dan kaçırmaya çalışıyorlar. Kozmik oda sırlarını alan savcıyı tutukluyorlar ama devletin namusu olan o sırları verenleri koruyorlar. Şunu acıyla fark ve idrak ediyoruz: meğer biz CHP’liler olmasaymışız bu Komisyon tamamen işlevsizliğe mahkum edilecekmiş.”

DEMOKRASİ ŞEHİTLERİNİN KANINDAN BAŞKANLIK ÇIKARIYORLAR

Komisyon’un davetlilere yönelttiği sorulara verilen cevapların yeni soruları ve yeni davetlileri gerektirdiğini vurgulayan Çıray, soru-cevap sisteminin daha sağlıklı bir şekilde devam ettirildiği takdirde 15 Temmuz’la ilgili bazı çok kritik gerçeklere ulaşılmasının muhakkak olduğunun altını çizdi.

İzmir Milletvekili Çıray, “Belli ki AKP’nin Komisyon üyeleri saray iktidarının kendine çizdiği çerçeve dışına çıkamıyorlar. Bir yandan Meydanlarda ‘Demokrasi Şehitleri’ diye nutuk atarlarken, diğer yandan komisyonu yokuşa sürerek o şehitlere ihanet ediyorlar. Darbe girişimini aydınlatmak yerine Bahçeli’nin artık mahiyetini bildiğimiz katkılarıyla şehitlerin kanından başkanlık çıkarmaya çalışıyorlar. Ayıptır, günahtır, vebal altında kalacaksınız,” diye devam etti.

KONTROLLÜ DARBE İDDİALARINI AKP GÜÇLENİYOR

Açıklamasının son bölümünde CHP olarak kesinlikle yazılı soru sorulmasına karşı olduklarını belirten Aytun Çıray, bu yöntemin Komisyon’u tamamen işlevsiz kılacağının altını özellikle çizdi: “Bu yöntem işe yarayacak olsaydı, Komisyonun  davetlileri çağırıp, onlara kamunun şekillenmesinde etkili olan medya önünde sorular sormasına hiç ihtiyaç duyulmazdı. Bütün o uzun toplantılara da gerek kalmaz, bir kısmına değil tüm davetlilere yazılı sorular verilerek onlardan cevaplarını yazılı olarak vermeleriyle yetinilirdi. AKP’li üyeler muhtemelen saraydan gelen direktifler doğrultusunda 15 Temmuz FETÖ Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’nu Mektupla Uzaktan Araştırma Komisyonu’na dönüştürmeye çalışıyorlar. Ancak bunun geri tepecek bir silah olduğunu hatırlamaları gerekir. Çünkü bu tutumlarıyla kontrollü darbe iddialarını bizzat kendileri güçlendirmiş olmaktadırlar. Onları şimdiden uyarmayı ahlaki ve siyasi bir görev sayıyorum: Bu tutumunuz çok ama çok tehlikelidir. Sürdürülemezdir. Şu anki gücünüze rağmen  altında kalmanız da mukadderdir.”

KASIM 2016 EVDE BAKIM MAAŞI YATAN İLLER

Kasım 2016 evde bakım maaşları yatan iller hangileri? evde bakım maaşı yatan tüm illerin listesi Kasım ayı boyunca maaşlar hesaplara yattığında evde bakım maaşları yatan illerin listesi güncel evde bakım maaşı yatmış illerin isimleri ile kemalistler İnternet sitesinde haberlerimiz de olacak. Kasım ayı evde bakım maaşlarını, evde bakım maaşı alanların hesaplarına yatmaya başladıkça bizde evde bakım maaşlarının yattığı illeri haberleştirerek, haberimiz içerisinde duyurarak hangi iller de evde bakım maaşlarının yattığını burada olacak.

Evde Bakım Maaşı Yatan İllerin Listesi Kasım 2016

Evde Bakım Maaşı Yatan iller Kasım 2016 – http://kemalistler.org
 1- Tokat  18- Erzurum  35- Adana
 2- Amasya  19- Zonguldak  36- Eskişehir
 3- Kırıkkale  20- Bursa  37- Ordu
4- Giresun  21- Konya  38- Kütahya
5- Hatay  22- Sivas  39- Yozgat
6- Afyon  23- Mersin  40- Karabük
7- Antalya  24- İzmir
8- Balıkesir  25- İstanbul
9- Samsun  26- Ankara
10-  Uşak  27- Denizli
11- Malatya  28- Sakarya
12- Kırklareli  29- Gaziantep
13- Diyarbakır  30- Kocaeli
14- Muğla  31- Aydın
15- Bilecik  32- Tekirdağ
16- Osmaniye  33- Şanlıurfa
17- Kırşehir  34- Manisa

Kasım 2016 Evde Bakım Paraları Ne Zaman Yatar

Site okurlarımızın ayın ilk günleri en çok sordukları soru ” evde bakım maaşları ne zaman yatmaya başlar? ” sorusu oluyor. Geçmiş ay bakım maaşları yatma düzenine göre evde bakım maaşları ayın ikinci haftası itibari ile yatmaya başlıyor. Bu ay içinde bakım maaşlarının yine ayın ikinci haftası itibariyle yatacağını tahmin ediyoruz. Değerli okurlarımız İlinizde evde bakım parası hesabınıza yattığında yorum kısmına yazabilir ve sizin ile aynı ilde oturan diğer bakım maaşı alanları bilgilendirebilir siniz.

Bu sevginin benzeri dünyada yok

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, aramızdan ayrılışının 78. yılında anıldı. Ankara’da Anıtkabir, İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı vatandaşların akınına uğradı. Saatler 09:05’i gösterdiğinde Türkiye’de hayat durdu…

Devlet erkanı tören için saat 08:30 sıralarında Anıtkabir’e geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan mozoleye çelenk koydu. Erdoğan ve beraberindeki heyet okunan İstiklal Marşı ve saygı duruşunun ardından Anıtkabir’den ayrıldı.

Resmi törenin ardından Anıtkabir vatandaşların ziyaretine açıldı. Her 10 Kasım’da olduğu gibi saat 09:05’de Türkiye’de hayat bir dakika durdu… İstanbul’da ise anmanın merkezi Ulu Önder’in hayata gözlerini yumduğu Dolmabahçe Sarayı…

GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ÜST DÜZEYDE

10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü Anıtkabir’de yapılacak tören öncesi güvenlik önlemleri alındı. Anıtkabir’e gelen aralarında rütbelilerin de bulunduğu askerler elektronik kimlik kartı okuyucularıyla tek tek aranarak Anıtkabir’e alındı. Anıtkabir’de Cumhurbaşkanlığı’nda görevli özel harekat polisleri de görev yaptı. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda Anıtkabir’de yapılan törende de güvenlik nedeniyle törene gelen askerlerin üstleri aranmıştı.

TÜRKİYE’DE HAYAT DURDU

Saat 09.05’te Türkiye’de hayat durdu… Vatandaşlar; yollarda, üst geçitlerde, kaldırımlarda, işyerlerinde Atatürk’ün anısına saygı duruşunda bulundu

Şeref Defteri

Anıtkabir’in bir salonuna konulan altın yaldızlı bir defter devlet büyükleri, siyasal parti sözcüleri, yabancı devlet adamları tarafından imzalanır. Büyük günlerde, iktidardaki ve muhalefetteki politikacılarımız, bu deftere Atatürk’ün izinde olduklarını tekrarlayan cümleler yazarlar. Yönetici beylerimiz her 10 Kasım’da Atatürk’ün manevi huzuruna gelerek saygı duruşu yaparlar. Bunlar, Damat Feritler, Anzavurlar, Çerkez Ethemler, Saidi Nursiler, Derviş Vahdetilerdir. Atatürk’ün yıktığı ne kadar satılmış din sömürücüsü ve yabancı uşağı varsa, hepsi birer birer dirilip demokrasinin vazgeçilmez kişileri olmuşlardır.

Damat Feritler yaşamaktadır. Onlar, yabancı uşaklığının en aşağılık heykelleri olarak Türk siyasal hayatının içindedirler. Anzavurlar yaşamaktadır. Onlar, yabancı paraları ile beslenen irtica kuvvetlerinin kumandanlarıdır. Çerkez Ethemler yaşamaktadır. Onlar Türk halkına ihanetin canlı belgeleri olarak, demeç vermekte, radyolard konuşmakta ve televizyonlarda görünmektedirler. Saidi Nursiler, Derviş Vahdetiler yaşamaktadır. Onlar, hergün gazete sütunlarında 31 Mart hazırlıkları yapmaktadırlar.

Osmanlı Devleti’ni çökerten ve tarihin bataklıklarına sürükleyen nedenler bugün birer birer canlanmıştır. Devlet yine ipoteklidir. Yabancı sermaye yine sömürü ağlarını örmüştür. Türk halkını yabancıların vasiyetine sokmak isteyenler yine büyük koltuklardadır; irtica yine iktidar koltuklarına kadar uzanmıştır.

Bütün bu koşullar ortadayken, Atatürk’ün izinde olduğumuzu söyleyecek ve O’nun ilkelerine bağlılıktan söz edeceğiz! Bütün bu davranışları hangi yüce mahkemenin tutanağında, hangi tarih sayfasında ve utanmazlığın hangi sözlüğünde yer bulunur!?. Türk demokrasisinin tomurcukları, böylesine bir bataklığın içinde yeşermektedir…

Atatürk, tam bağımsız Türkiye için mi savaşmıştı? Bakınız şimdi bağımsızlığımız hangi yabancı şirketin hisse senetlerinde hangi Amerikan subayının apoletlerinde ve hangi devlet başkanının vesayetinde!..

Atatürk laiklik için mi çalıştı? Bakınız, laiklik şimdi kimlerin elinde!.. Cami minberinden iktidar sözcülüğü yapan imam, irtica gezilerine çıkmış müftü; din taciri milletvekili, şimdi iktidarınızın oy depoları!

Atatürk halkçılık mı demişti?.. Bakınız Türk halkının alın terini kimler sömürüyor!… Köy alıp satan ağalar, milyonlar vuran aracılar ve bu aracıların Başkent’teki temsilcileri!..
Atatürk milliyetçilik mi demişti?.. Bakınız, yabancı uşakları, ortaçağ kalıntısı ümmetçiler hep birlikte milliyetçiliğe sahip çıkıyorlar.

Bütün bunları söyleyenler yazanlarsa çevrelerinde her türlü baskıyla karşı karşıyalar. Subaysanız, memursanız, devrimci öğretmenseniz, öğrenciyseniz, üniversitede profesör, doçent ve asistansanız, çevrenizdeki bütün açık ve kapalı güçler sizlerle savaşmak için kutsal ittifaklar kurmuşlardır. Namussuzlar, bütün namuslu aydınlardan, işçiden ve köylüden, aydınlık düşüncelerin hesabını sormaya kalkıyorlar!..

Bugün 10 Kasım… Yine törenler düzenlenecek. Yine şeref defterine “Atatürk izindeyiz” diye yazılacak. Atatürk’ün manevi huzurunda saygı duruşunda bulunanlar bilsinler ki, bu defter, ancak halkımızın davasına inanmış, tam bağımsızlıktan yana devrimcilerin imzaları ile şereflenir. Türkiye’yi, yeniden bir uçuruma sürüklemiş olan politikacıların imzaları Atatürk’ün şeref defterini kirletmektedir…

Kaynak : Uğur MUMCU – Devrim, 10 Kasım 1970 ( Uyan Gazi Kemal! )