‘Aydınlatmaya rekor zam’

Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu (EMO), yeni yıl elektrik tarifesiyle ilgili çalışmasını açıkladı.

EMO‘nun çalışmasında yeni tarifede genel aydınlatma faturasına yüzde 21.3’le rekor zam yapıldığı ortaya konuldu. Konutların faturasındaki enerji kalemi yüzde 3.1 azalmasına karşın, dağıtım kalemi yüzde 6.3 zamlandırılarak, faturada indirime izin verilmedi.

EMO tarafından yapılan açıklamada “Geçen yılbaşında elektrik tarifesini “sadeleştirme” adı altında karartan EPDK; bu yılki tarife düzenlemeleriyle dağıtım şirketlerine yine kaynak aktarımları sağladı. Konutların faturasındaki enerji kalemi yüzde 3.1 azalmasına karşın, dağıtım kalemi yüzde 6.3 oranında zamlandırılarak, faturada indirime izin verilmedi. Halktan kesilen vergiler üzerinden şirketlere ödenen genel aydınlatma tarifesine ise yüzde 21.3 ile çok yüksek bir oranda zam yapıldı. Dağıtım şirketleri için devlet üzerinden garantili tahsilat anlamına gelen bu kalemdeki artış, yurttaşların üzerine yıllık 192.5 milyon lira ek yük getirdi” denildi.

Açıklamada, fiyatların Ocak 2017’de değişmeyeceğini bildiren EPDK’nın, 1 Ocak 2017`den itibaren yürürlüğe koyduğu tarifede “dağıtım bedeli” adı altında toplulaştırılan kalemde artışlara gidildiği belirtildi.

Açıklamada “Ocak 2016`da tarifelerde yapılan karartma ile “dağıtım hizmet bedeli, iletim bedeli, kayıp ve kaçak bedeli ile sayaç okuma bedeli” dağıtım bedeli adı altında alınmaya başlanmıştı. Yani dağıtım bedeline 1 Ocak 2017`den itibaren geçerli olmak üzere yapılan yüzde 6.3`lük zammın ne kadarının dağıtım şirketlerine, ne kadarının iletim hizmeti için TEİAŞ`a, ne kadarının kayıp ve kaçak kullanımına gideceği EPDK`nın şeffaflığa aykırı uygulaması nedeniyle görülememektedir” ifadeleri kullanıldı.

Ayrıca EPDK`nın yeni tarifesiyle dağıtım şirketlerine kaynak aktarımı yaratan büyük bir zam yürürlüğe sokulduğunun vurgulandığı açıklamada, “Özelleştirmeler sonrasında önce geçici olarak Hazine üzerine yıkılan aydınlatma bedeli, artık belediyelerin vergi gelirlerine ve bütçe paylarına el konularak dağıtım şirketlerine ödeme yapılmasının garanti altına alındığı bir sistemle karşılanıyor” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, EPDK’nın yeni tarifesiyle kamunun ödediği genel aydınlatma faturasına yüzde 21.3 zam yapıldığı vurgulanırken, kilovat saat başına 25.7 kuruş olan genel aydınlatma bedeli, 31.2 kuruşa çıktığı belirtildi.

“Dağıtım şirketlerinin dolar bazında borçlandıkları ve kredileri ödemekte güçlük çektikleri sürekli gündeme getirilerek kullanıcıların aleyhine düzenlemeler yapılmaktadır ve yeni yıl da ne yazık ki böyle bir tarifeyle başlamıştır” denilen açıklamada “Önce “sadeleştirme” adı altında faturadaki kalemleri saklayan EPDK; özelleştirmelerin tamamlanmasından bu yana hedef kayıp ve kaçak oranlarıyla oynayarak şirketlere elektrik kullanıcıları üzerinden kaynak aktarılmasını sağlamaktadır. Reklam, danışmanlık, dava ve sosyal giderler gibi her türlü harcamalarını yurttaşlara fatura etme olanağını getiren ve bu düzenlemelerini “şeffaflık” gerekçesiyle savunan EPDK, yeni yıl tarifesinde de yine kamu yararı yerine dağıtım şirketlerini kollamıştır” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Kayıp ve kaçak hedeflerini tutturamadıkları için kayıp ve kaçak bedelini kendi kasasından karşılaması gereken dağıtım şirketleri için sürekli hedefler yükseltilmekte ve fatura yurttaşa yıkılmaktadır. 2016 yılına kadar 5`er yıllık geçiş dönemi hedefleri konuluyordu. Artık 5 yıllık da değil yıllık kayıp ve kaçak hedefleri belirleyerek şirketlere her yıl istedikleri hedefi koyabilmek için elini rahatlatan EPDK, bu hedefleri kamuoyuna açıklama gereği bile duymamaktadır. 2016 yılı hedeflerini dahi sitesinden kaldıran EPDK, 2017 yılı hedeflerine ilişkin de hiçbir açıklama yapmamıştır.

Ama bir gazetede çıkan kayıp ve kaçak hedeflerinin 2017 için yine yükseltildiğine ilişkin haber üzerine aynı gün (15 Aralık 2016) açıklama yapan EPDK, kayıp ve kaçak nedeniyle zam olmayacağını iddia etmiştir. Türkiye genelinde kayıp ve kaçak oranları sürekli yükseltilen hedeflere göre düştüğü için zaten zam olmaması tersine bu düşüşlerin indirim olarak yansıması gerektiği gerçeğini yok sayan bu açıklamalar, kamuoyunu kandırmaktan öte bir anlam taşımamaktadır.

EPDK her tarife döneminde ne enerji maliyeti düşüşünü, ne de düştüğü söylenen kayıp ve kaçak oranlarına ilişkin indirimi faturalara yansıtıyor. Sürekli dağıtım şirketleri lehine kalemlerde artışa gidilerek, kullanıcının faturasına ya zam yapılıyor ya da yapılması gereken indirim gizli zamlarla yok ediliyor.

Gelinen noktada; şirketleri denetleyip, yükümlülüklerini takip etmesi gereken EPDK`nın uygulamaları ve düzenlemelerinin kendisi, denetime muhtaç bir alan olarak ortada durmaktadır. Ülkemizin enerji alanında içinde bulunduğu açmaz; günlük, teknik sıkıntılarla açıklanamayacak denli büyüktür. Nitekim Aralık ayının son günlerinden itibaren yurttaşların büyük bir çoğunluğu ve sanayi kuruluşları tarafından da can yakıcı bir şekilde hissedilen karanlıkta saatler geçirilmektedir. Ülkemizin enerji güvenliğinin sağlanabilmesi için öncelikle güvenilir, denetim mekanizmaları oluşturulmuş kurum ve sistemler gerekmektedir. Bunun için de şirketlerin çıkarlarının değil, kamunun yararını gözeten iktidar, kurum ve çalışanlara ihtiyaç vardır”

KAYNAK: haber sol org tr

Reina faili olduğu söylenen Kırgız açıklama yaptı, ‘ben değilim’ dedi

TRT World tarafından Reina katliamının şüphelisi olarak pasaportu yayımlanan Iakhe Mashrapov’dan açıklama geldi.

The Moscow Times’ın Turmush haber sitesinden aktardığına göre, pasaportun kendisine ait olduğunu doğrulayan Mashrapov, bununla birlikte katliamın olduğu gün İstanbul’da olmadığını söyledi.

Kırgızistan’ın Kara-Suu bölgesi yakınlarındaki Turatali pazarında tüccar olan Mashrapov, işi icabı sürekli Türkiye’ye seyahat ettiğini kaydetti.

28 Aralık’ta İstanbul’a uçtuğunu, ancak 30 Aralık’ta Kırgızistan’a geri döndüğünü belirten Mashrapov, saldırı olduğu gün Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te olduğunu savundu.

Mashrapov, 1 Ocak’ta yine İstanbul’a gitmiş, 3 Ocak’ta ise Kırgızistan’a geri dönmüş.

Turmush tarafından yayımlanan pasaport belgeleri ve üzerindeki damgalar, Mashrapov’un hikâyesini doğrular nitelikte.
[su_column]
[su_posts id=”11885″ ignore_sticky_posts=”yes”]
[/su_column]

1 Ocak’ta Türk yetkililer tarafından Bişkek uçağına bindirilmediğini ve “terör şüphelisine” benzediği gerekçesiyle sorgulandığını kaydeden Maşrapov, daha sonra ilgili şahısla alakasının olmadığının anlaşıldığını ve kendisinden özür dilendiğini belirtti.

Kara-Suu’ya döndüğünde Kırgız yetkililer tarafından da sorgulandığını kaydeden Mashrapov, burada da saldırı ile bağlantısı olmadığına ikna olunduğunu söyledi.

TRT World, bugün sabah saatlerinde Reina saldırganını Iakhe Mashrapov olarak duyurmuş, pasaportunu paylaşmış ancak daha sonra haberi ve tweeti silmişti. (SOL HABER)

Kılıçdaroğlu’na suikast uyarısı!

Başbakan Binali Yıldırım’ın, Kılıçdaroğlu’na suikast ihbarlarının arttığı yönünde bilgi verdiği öğrenildi. Kılıçdaroğlu, acil boyuttaki ihbarlar nedeniyle zaman kaybedilmemesi için yüz yüze görüşme beklenmeden telefonla bilgilendirildi.

Cumhuriyet gazetesinden Erdem Gül‘ün haberine göre, Kılıçdaroğlu’na saldırı ve suikast uyarısı yılın son günlerinde geldi. Uyarı, yılın ilk saatlerinde İstanbul’da Reina’ya düzenlenen saldırı öncesinde yapıldı. Başta ana muhalefet lideri olarak Kılıçdaroğlu ve muhalefet partilerinin liderlerini hedef alacak suikast ihbarlarının arttığı uyarısı iletildi. Acil boyuttaki ihbarlar nedeniyle zaman kaybedilmemesi için yüz yüze görüşme beklenmeden Kılıçdaroğlu telefonla bilgilendirildi. Çok gizli tutulan uyarının bizzat Başbakan Binali Yıldırım’dan geldiği ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin de aynı yönde bilgilendirilmiş olabileceği belirtiliyor. Kılıçdaroğlu’na ihbarlar ve değerlendirmelerin ciddi olduğu belirtilerek, her türlü önlemin alınması gerektiği, bu çerçevede zırhlı araç tahsis edileceği bilgisi verildi. Ancak Kılıçdaroğlu’nun halen zırhlı aracı kullanmaya başlamadığı öğrenildi.

Bozdağ’dan sosyal medya uyarısı

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, ‘Terörü, terör örgütlerini, teröristleri ve terör eylemlerini övenlerin ve destekleyenlerin’ eylemlerinin suç olduğunu söyledi. Cumhuriyet savcılarının görevinin, suçları soruşturmak ve deliller suçun işlendiğine dair yeterli şüphe doğurduğu takdirde kamu davası açmak olduğunu belirtti.

Bozdağ, Twitter hesabında, terör saldırılarının ardından yapılan yorum ve paylaşımlara dikkati çekerek, şunları ifade etti:

​”Terör örgütü kurma/yönetme, terör örgütü üyeliği, terör örgütüne üye olmamakla beraber terör örgütü adına suç işleme, suçu ve suçluyu övme, ​terörün ve terör örgütünün propagandasını yapma, suç işlemeye ve kanunlara uymamaya tahrik, halk arasında korku ve panik yaratarak tehdit, halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama, nefret ve ayrımcılık, hukukumuza göre suçtur ve cezai müeyyidesi vardır. ​Terör saldırıları öncesi ve sonrası; yazdıkları, yorumları, söyledikleri ve sosyal medya hesaplarındaki mesajlarıyla… Terörü, terör örgütlerini, teröristleri ve terör eylemlerini övenlerin ve destekleyenlerin eylemleri, hukukumuza göre suçtur. ​Cumhuriyet savcılarının görevi, suçları soruşturmak, deliller suçun işlendiğine dair yeterli şüphe doğurduğu takdirde kamu davası açmaktır.”


Diyarbakır’da emniyete saldırı

Diyarbakır’ın Çınar İlçe Emniyet Müdürlüğü binasına roketatar ve uzun namlulu silahlarla saldırı düzenlendi. Diyarbakır’dan çok sayıda ambulans istenen bölgede çatışmanın sürdüğü öğrenildi.

Olay, saat 21.30 sıralarında, Çınar İlçe Emniyet Müdürlüğünde meydana geldi.

Edinilen ilk bilgilere göre, emniyet binasına roketatar ve uzun namlulu silahlarla saldırı düzenlendi. Saldırıya, polislerin de karşılık vermesiyle çatışma çıktı. Çatışmanın devam ettiği bölgeye Diyarbakır’dan çok sayıda ambulans istendi.

İstanbul’da eğlence merkezine silahlı saldırı: 1’i polis 39 ölü, 65 yaralı

İstanbul’un ünlü eğlence mekanlarından Ortaköy’deki Reina adlı gece kulübü saat 01.30 sıralarında silahlı saldırıya uğradı. Saldırıda 1’i polis 39 kişi yaşamını yitirdi. Saldırıda 4’ü ağır 65 kişi yaralandı. Gece kulübünde o sırada 700-800 kişi bulunuyordu. Bazı görgü tanıkları teröristin Arapça konuştuğunu söyledi.

Uzun namlulu silahla kapı önündekilere ateş açan terörist 1 polis ile 1 vatandaşı şehit ettikten sonra içeriye girdi. İçeride yeni yıl kutlaması için bulananların üzerine kurşun yağdıran terörist 39 kişiyi şehit etti. Saldırıda 65 kişi de yaralandı. Yaralılar ambulanslarla çevre hastanelere kaldırıldı. Yaralılardan dördünün durumunun ağır olduğu bildirildi.

TERÖRİST KAÇTI

Gece kulübüne sevk edilen sağlık ekipleri yaralıları hastaneye taşırken, polis de bölgede geniş güvenlik önlemleri aldı. Görüntülerinin güvenlik kamerasına yansıdığı belirtilen saldırgan kaçmayı başardı.

İhbar üzerine olay yerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi geldi. Polis saldırganı yakalamak için çalışma başlattı.

Ortaköy’deki gece kulübüne terör saldırısının ardından Hakkari’den İstanbul’a gelen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu Atatürk Havalimanı’nda açıklamalarda bulundu.

“39 İNSANIMIZ HAYATINI KAYBETTİ”

Soylu, “Aldığımız bilgilere göre 39 insanımız hayatını kaybetti, 21’inin kimliği belli, 18’inin kimliğiyle ilgili tespit çalışmaları devam ediyor. Ölenlerin 15’i yabancı uyruklu 5’i Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. Kimliği belirlenemeyenlerle ilgili çalışmalar devam ediyor” dedi.

“4’Ü AĞIR 69 KİŞİNİN TEDAVİSİ DEVAM EDİYOR”

Terör saldırısının saat 01.15 sıralarında gerçekleştiğini belirten Soylu, “69 kişi hastanelerde tedavi görüyor. 4’ü ağır olarak bildirildi. Elbete ki bir terör saldırısıyla karşı karşıyayız. Milletin umutlarını tazelediği bir yılbaşı gününde, insanların korumasız olduğu bir yerde böyle insanların bir şeyden habersiz olduğu anda insanlık dışı ve aşağılık bir saldırı” dedi.

İÇİŞLERİ BAKANI: SALDIRIYI 1 KİŞİ GERÇEKLEŞTİRDİ

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ terör saldırının gerçekleştiği gece kulübünde incelemelerde bulunduktan sonra Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma hastanesine geldi. Burada yaralıları ziyaret eden bakanlar çıkışta açıklamalarda bulundu. Bakan Akdağ hastanelerde 65 yaralının bulunduğunu ve 4 yaralının durumunun oldukça ciddi olduğunu söyledi

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da Ortaköy’deki terör saldırısını 1 kişinin gerçekleştirdiğini söyledi.

İSTANBUL VALİSİ ŞAHİN : UZUN NAMLULU SİLAHLA…

Saldırıyla ilgili ilk açıklamayı yapan Vali Şahin, “Bir teröristin uzun namlulu silahla önce kapı önünde bekleyen polis memurunu şehit ederek daha sonra bir vatandaşımızı şehit ederek daha sonra içeriye girerek masum insanların üzerine kurşun yağdırarak bu olayı gerçekleştirmiştir” diye konuştu.

GECE KULÜBÜ ÖNÜNDEKİ TAKSİ İNCELENMEK ÜZERE GÖTÜRÜLDÜ

Ortaköy’deki bir gece kulübünde gerçekleştirilen terör saldırı sonucunda hayatını kaybedenlerin cansız bedenleri ambulanslarla İstanbul Adli Tıp Kurumu Morgu’na götürülmeye devam ediyor.

Olay yeri inceleme ekiplerinin ise gece kulübündeki delil çalışmaları sürüyor. Öte yandan saldırının gerçekleştiği gece kulübü önünde bulunan bir ticari taksi ise çekici aracına yüklenerek incelenmek üzere polis merkezine götürüldü. Polis ekipleri saldırıyı gerçekleştiren kişi yada kişilerin bu taksi ile eğlence mekana gelmiş olabileceği ihtimali üzerinde duruyor.

YARALANANLAR HASTANELERE SEVK EDİLDİ

Ortaköy’de gece kulübünde yaşanan terör saldırısında yaralananlar çevre hastanelere sevk edilidi.. Şişli Hamidiye Şişli Etfal Eğitim Ve Araştırma Hastanesi’ne getirilen bir yaralı, “Herkesi taradılar. 3-4 kişi taramalarla taradı. Sağ olan herkesin kafasına sıktılar içeride” diye konuştu.

Reina’nın sahibi: ABD istihbaratı bunun bilgisini vermişti

Hürriyet muhabiri Toygun Atilla, “Kendisine ulaştığımda ağlamaktan güçlükle konuşabiliyordu” şeklinde ifade ederek Reina’nın sahibi Mehmet Koçarslan’ın söylediklerini aktardı: “İçeri giren şerefsizler Kalaşnikoflarla taramışlar. Amerikan istihbaratı bunun bilgisini vermişti. 1 hafta 10 gün süreyle buralarda deniz dahil güvenlik önlemleri alındı. Sonra ne oldu? Göz göre göre bu saldırı meydana geldi.” dedi.(cumhuriyet)

14 YILDIR AKLINIZ NEREDEYDİ? PARLAMENTER SİSTEMDE NE İSTEDİNİZ DE YAPAMADINIZ…


15 TEMMUZ FETÖ Darbesi Araştırma Komisyonu Üyesi CHP İzmir Milletvekili Dr. Aytun Çıray Meclis Anayasa Komisyonunda yaptığı  konuşmada AKP iktidarına tarihi uyarılarda bulundu. Çıray bir saati aşan konuşmasında Türkiye’nin mevcut koşullarda neden bir Anayasa yapımına gidemeyeceğini sert  sağlam ve sorumlu bir muhalefet üslubuna dayandırdığı sert eleştirilerle ortaya koydu.

Konuşmasına TSK’nın verdiği son şehitlere kastederek ‘Şehitler için yüreğimiz hepimiz gibi eşit olarak yanıyor.’ vurgusuyla başlayan Çıray, ‘söylediklerimizi kötü niyetle algılamayın. Millet bize muhalefet görevini verdi, görevimiz sizi uyarmak; aksi halde görevimizi yapmayız.’ diye devam etti.

SURİYE’DE DÜŞTÜĞÜNÜZ DURUMA SEVİNEBİLMEM MÜMKÜN DEĞİL

Bu çerçevede ilkin, ırksal değil değerlere ilişkin unsurlarla  tanımlamadığı Türk Milletinin bir mensubu olarak  sözü Fırat Kalkanı operasyonuna getiren Aytun Çıray, Kasım 2011’de Meclis Genel Kurul’unda yaptığı konuşmada ‘Bakın gelin Suriye meselesine bulaşmayın. Suriye bizim milli meselemiz değildir’ dediğini gerekçeleriyle birlikte hatırlattı. ’Yurtta Sulh Cihanda Sulh’ ilkesinin korkak insanların pasifist siyaseti olarak algılanmasının yanlışlığını  da vurguladığını belirten Çıray, o gün bu ilkenin altı yüz yıllık Osmanlı tecrübesinden damıtıldığını da dikkat çektiğini söyledi. Bu uyarılara rağmen bugün neredeyiz sorusunu soran Çıray “Rakka’ya başkası girdi,-bakın esas yerleri söylüyorum- Menbiç’e başkası girdi . Devletimi temsil ediyorsunuz, bu duruma düştüğünüz zaman benim  sevinebilmem mümkün mü?’ diye devam etti.

BU ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ HEM ANAYASAYI BANA UYDURUN, HEM DE BİR DÖNEMİ TEMİZE ÇEKİN DEMEKTİR    

Aytun Çıray resmettiği acıklı dış politika manzarasından sözü komisyonun gündemine, Anayasa değişikliğine getirdi. Sayın Cumhurbaşkanı ve Devlet Bahçeli’nin sürekli de facto durumdan bahsettiklerini belirten Çıray, de facto denilen bu durumun ‘Anayasa’nın dışına çıktım, o Anayasayı değiştirin, bana uydurun, aynı zamanda bir dönemi beyazlayın, aklayın.’ politikasından ibaret olduğunu vurgulayan Çıray, bu değişikliklerle esasen bir dönemi temize çekilmek istendiğine dikkat çekti. Bu çerçevede Türkiye’nin ağır problemlerinin aslında Anayasa’dan kaynaklanmadığını ve  bu ağır problemleri Anayasa değişikliğine indirgemenin yanlışlığını gerekçeleriyle ortaya koyan Çıray, ‘demokrasinin bir  gelenekler rejimidir, bir ahlaktır, bir inançtır, bir medeniyet meselesi’ olduğunun altını çizdi.

İKİ KİŞİNİN ANLAŞMASINDAN NE TOPLUMSAL MUKAVELE ÇIKABİLİR, NE DE ONLARIN İMZALARI BU MUKAVELEYİ MEŞRULAŞTIRABİLİR  

15 Temmuz FETÖ darbesi sonrasındaki konjonktürün bu tür bir teşebbüs için hiç uygun olmadığını belirten Çıray, ‘FETÖ’yle mücadele bitmeden neden biz bu işlere girişiyoruz. FETÖ bitti mi ki?’ diye sordu. ‘Belki bu salonda bile FETÖ’yle ilişkili olan insanlar var’ diye devam eden Çıray, iki adamın A 4 kağıtlarıyla yapacağı anlaşmadan ne toplumsal mukavele , ne de imzalarının bu mukaveleyi meşrulaştıramayacağını  vurguladı. Bu konuda Venedik Komisyonu Kriterlerinin belirleyici olduğuna dikkat çeken Çıray, mevcut koşullarda ‘başta katılım ve eşit propaganda hakkı’ olmak üzere bu kriterlerin hiçbirinin karşılanamayacağını n altını çizdi.  Çıray hem millet iradesinden söz edip, hem de millete haber vermeden değişikliğe gitmenin kabul edilemeyeceğini ifade ederek ‘Bu ne ya , bu nasıl demokrasi’ diye tepkisini ortaya koydu.

Konuşmasının takip eden bölümlerinde Rusya Büyükelçisinin uğradığı suikastın vahim boyutlarına, Suriye’de El Nusra ile kurulan ilişkilerin tehlikelerine ve suikastçıyla FETÖ arasında kurulan bağlantılara dikkat çeken Çıray, bu koşulların Anayasa değişikliği teşebbüsü için uygunsuzluğunun altını özellikle çizdi. ‘On dört yıldır iktidardasınız, size soruyorum: Bu parlamenter rejimde ne istedinzi de yapamadınız?’ diye  sordu. Şimdi istikrar diye ortaya çıkıldığını belirten Çıray, iktidara seslenerek ‘demokrasinin bir öğrenme rejimidir. İstikrar için tek parti  iktidarı ya da koalisyon olup olmaması mühim değil. İstikrarı anlamak, demokrasinin bir gelenekler rejimi olduğunu anlamaktan, birbirimize saygılı olmaktan, hukukun üstünlüğünü kesin kabul etmekten, kuvvetler ayrılığını, mutlak kuvvetler ayrılığını kesin kabul etmekten, buralardan  geçiyor.’ dedi.

Çıray konuşmasını bu değişikliklerin Meclisten geçeceğine inanmadığını, ancak bu değişikliklerin Meclisten geçip, referandumda kabul edilse bile,  tam bir toplumsal mutabakat çabası gösterilmediği için 12 Eylül Anayasası kadar bile meşru olamayacağını belirterek noktaladı.

Üç bulgu FETÖ’yü işaret ediyor…

Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Karlov’u arkadan kalleşçe öldüren çevik kuvvet polisi Mevlüt Mert Altıntaş’ın Söke’de FETÖ’nün Körfez Dershaneleri’ne gittiği ve eğitim masraflarının Sökeli firari iş adamı Şahin İlgi tarafından karşılandığı öğrenildi.


Şahin İlgi’nin darbe başarılı olsaydı Sıkıyönetim Valisi ya da Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı olacağı öğrenildi. Öte yandan İlgi’nin babası Mehmet İlgi’nin dört gün önce FETÖ’den tutuklandığı ortaya çıktı. İlgi Ziraat Aletleri adlı ailenin firmasına kayyum atandı.

NASIL BÖYLE BİRŞEY YAPTI ANLAMADIM, ÇOK ŞAŞKINIM

Saldırgan Mevlüt Mert Altıntaş’ın Söke’nin Çeltikçi Mahallesi Mehmetçik Caddesi’nde bulunan evlerinde arama yapan polis, annesi Hamidiye Altıntaş, babası Esrafil Altıntaş, kardeşi Seher Özeroğlu ile biri kadın 2 akrabasını gözaltına aldı. Söke İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde sorgulanan aileden baba Esrafil Altıntaş’ın ifadesinde, “Nasıl böyle bir şey yaptı anlamadım, çok şaşırdım” dediği öğrenildi. Aile üyeleri, ilk sorgularının tamamlanmasının ardından Aydın İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.

Öğretmen dayısı FETÖ’den açıkta… İçine kapanık, utangaç, kimseyle konuşmayan ve asosyal bir insandı…

Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Karlov’u arkadan kalleşçe öldüren çevik kuvvet polisi Mevlüt Mert Altıntaş’ın Kuşadası’nda öğretmen olan dayısının FETÖ soruşturmaları kapsamında açığa alındığı ortaya çıktı. Saldırganın memleketi Aydın’ın Söke ilçesinde büyük şok yaşanırken, Altıntaş’ın içine kapanık, utangaç, kimseyle konuşmayan ve asosyal bir yapıda olduğu öğrenildi.

Baba: Nasıl böyle bir şey yaptı anlamadım, çok şaşırdım…

Saldırgan Mevlüt Mert Altıntaş’ın Söke’nin Çeltikçi Mahallesi Mehmetçik Caddesi’nde bulunan evlerinde arama yapan polis, annesi Hamidiye Altıntaş, babası Esrafil Altıntaş, kardeşi Seher Özeroğlu ile biri kadın iki akrabasını gözaltına aldı. Söke İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde sorgulanan aileden baba Esrafil Altıntaş’ın ifadesinde, “Nasıl böyle bir şey yaptı anlamadım, çok şaşırdım” dediği öğrenildi. Aile üyeleri, ilk sorgularının tamamlanmasının ardından Aydın İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.

Üç bulgu FETÖ’yü işaret ediyor…

Emniyet kaynakları, Mevlüt Mert Altıntaş’ın dayısının FETÖ soruşturması geçirmesini, Körfez Dershaneleri’ne giderek Ankara’da FETÖ yurtlarında kalmasını ve FETÖ’den arananan bir iş adamından burs almasını, zanlının FETÖ ile bağlantılarını gösterdiğini söyledi.

16-18 Temmuz tarihlerinde de izin almış…

15 Temmuz darbe girişimi sırasında Diyarbakır Çevik Kuvvet’te geçici görevlendirmeyle görevli Mevlüt Mert Altıntaş’ın izin alarak Ankara’ya geldiği ortaya çıktı. 16.07.2016-18.07.2017 tarihleri arasında yıllık izin alan Altıntaş’ın bulunacağı adres bölümünde Demetevler Mahallesi 357 Sokak, Yeni Mahalle Ankara adresini gösterdiği belirtildi.

Sökeli FETÖ’cü iş adamı tarafından okutulmuş…

Zanlı Altıntaş’ın Söke’de Körfez Dershaneleri’ne gittiği ve eğitim masraflarının Sökeli firari iş adamı Şahin İlgi tarafından karşılandığı öğrenildi. Şahin İlgi’nin darbe başarılı olsaydı Sıkıyönetim Valisi ya da Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı olacağı iddia edildi. İlgi’nin babası Mehmet İlgi’nin dört gün önce FETÖ’den tutuklandığı ortaya çıktı. İlgi Ziraat Aletleri adlı ailenin firmasına kayyum atandı.

KAYNAK: Sabah

Umut Oran sesini yükseltti, Enternasyonal PKK’yı kınadı

Sosyalist Enternasyonal (SE) Akdeniz Komitesi’nin 16-17 Aralık 2016 tarihlerinde İspanya’nın Malaga kentinde yaptığı toplantıda CHP’li Umut Oran tarafından Kayseri saldırısının da gündeme getirildiği öğrenildi. Umut Oran’ın AB ve ABD’nin PKK bağlantılı gruplara kontrolsüz verdiği silahların Türkiye’de masum insanları öldürmesinden duyduğu rahatsızlığı anlattığı toplantıda, o sabah yaşanan Kayseri saldırısını da gündeme getirdiği kaydedildi. SE Başkan Yardımcısı Umut Oran’ın ”PKK’nın kınanması ve örgüt mensuplarının yakalanıp yargılanması konusunda Türkiye ile aktif iş birliği yapılması” çağrısı üzerine Suriyeli temsilcinin, “Türkiye’nin tutarsız politikaları uluslararası arenada bu konudaki samimiyeti etkiliyor. Uluslararası politika Erdoğan’a göre şekillendirilmez” itirazına sert çıkan Umut Oran, “Söz konusu olan vatandaşımın canıysa söz konusu olan vatanımsa gerisi teferruat. Bu konuda gereğini derhal, amasız fakatsız yapın. Bugün bu ortamda ülkemde yas varken, bu konuyu Erdoğan ya da AKP politikalarıyla bir araya getiremezsiniz, buna izin veremem” dedi. Bunun üzerine Sosyalist Enternasyonal, PKK’yı kınayan bir bildiri yayınladı.

AB ve ABD silahları Türk vatandaşlarını öldürüyor!

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı CHP’li Umut Oran’ın, Malaga’daki toplantıda cuma günü yaptığı konuşmada, “Özellikle AB üyeleri ve ABD’nin Suriye ve Irak’ta IŞİD’le mücadele edilmesi için muhaliflere ve Kürt gruplara, PKK’ya bağlı PYD ve YPG gibi örgütlere kontrolsüz biçimde verdikleri silah ve mühimmat Türkiye’de benim vatandaşlarımı vurmakta güvenlik güçlerimiz şehit edilmektedir. Bundan çok büyük rahatsızlık duyuyoruz” dediği öğrenildi.

Umut Oran, Halep’te yaşanan insanlık dramı karşısında uluslararası kurumların daha fazla sessiz kalmamaları gerektiğini belirterek, katliamın bitirilmesi için bir an evvel harekete geçilmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye adına sizden büyük bir ses bekliyorum

Cumartesi günü ise Kayseri’de askerlere yönelik saldırı haberini alması üzerine Umut Oran’ın bir kez daha söz alarak SE üyelerine şu çağrıda bulundu:

“Bu sabah Türkiye’de Kayseri’de bombalı saldırı yapıldı masum insanlarımız can verdi. Terör insanlık suçudur, iyi terörist ya da kötü terörist olmaz. Teröre doğrudan veya dolaylı olarak hizmet eden teröristtir ve mutlaka cezalandırılması gerekir. Bakın bugün ülkemde olmam ve yurttaşlarımın acısını paylaşmam, beraber yas tutmam ve terörle mücadeleye destek olmam gerekirken burada Enternasyonal toplantısındayım. Sizler de terörle mücadele konusunda samimi iseniz açıkça bu terör örgütlerini deşifre edin, en sert şekilde kınayın. Bu nedenle sizlerden Türkiye adına büyük bir ses bekliyorum. Bu teröristlerin yakalanıp yargılanmaları, Türkiye’ye iade edilmeleri için aktif bir iş birliği, büyük bir kınama ve dayanışma bekliyorum.”

Suriyeli’den Erdoğan itirazı geldi

Ancak SE’ye üye olmamasına rağmen Suriyeli Ezidileri temsilen Londra’dan gelen bir katılımcı, “Saldırılar nedeniyle çok üzgünüm, masum insanların ölmesini ben de kınıyorum. Ama Türkiye de kendi iç politikalarını gözden geçirmeli. 4 yıl boyunca başbakanınız PKK ile ortak çalışma yaptı ve müzakere ederek barış sürecini sürdürdü sonra da birden fikir değiştirerek PKK’yı düşman ilan etti. Bu tutarsız politikalar uluslararası arenada Türkiye’nin bu konudaki samimiyetini etkiliyor. Uluslararası politika Erdoğan’a göre şekillendirilmez” diyerek itiraz etti.

Umut Oran sesini yükseltti: Toplantıyı terk ederim!

Bunun üzerine yeniden söz alan Umut Oran’ın ise yüksek sesle şu konuşmayı yaparak başlamadan tartışmayı bitirdiği öğrenildi:

“Gündemimiz Erdoğan’ın siyaset anlayışı değil. Ortada terör örgütü PKK’nın yaptığı bir terör olayı, bombalı saldırı bir katliam var, masum insanlarımız ölüyor. Ya PKK’yı en sert şekilde kınayıp deşifre edersiniz ve bizimle aktif işbirliğinde bulunursunuz ya da ben bu toplantıyı terk ederim. Söz konusu olan vatandaşımın canıysa söz konusu olan vatanımsa gerisi teferruat. Bu konuda gereğini derhal, amasız fakatsız yapın. Bugün bu ortamda ülkemde yas varken, bu konuyu Erdoğan ya da AKP politikalarıyla bir araya getiremezsiniz, buna izin veremem.”

Enternasyonal PKK’yı kınadı

Umut Oran’ın bu konuşmasının ardından Malaga Bildirisine PKK’nın kınanmasıyla ilgili şu ifadeler oybirliğiyle eklendi:

“İstanbul’dan Paris’e, Brüksel’den Tunus’a kadar tüm Akdeniz boyunca gerçekleştirilen terör saldırıları hepimizi dehşete düşürmüştür. Geçtiğimiz haftalarda PKK tarafından gerçekleştirilen ve onlarca masum insanın hayatını kaybetmesine sebep olan terör saldırılarını şiddetle kınıyoruz.  Hükümetlerimiz, bu tarz tehditleri küresel düzeyde ele almalı ve yalnızca sahada mücadele etmek yerine radikalizmin sebepleriyle de mücadele etmelidir.”

15 Temmuz eleştirisi de var

Bu arada bildiride 15 Temmuz askeri darbe girişimi kınanırken sonrasında yaşanan hukuksuzluklara da şu şekilde dikkat çekildi.

“Bizler, Türkiye’deki 15 Temmuz askeri darbe girişimini kınadığımız gibi o tarihten beri hükümetin baskıcı ve antidemokratik yönelimini de derin bir üzüntüyle karşılamaktayız. Türk halkını, sivil toplum örgütlerini, gazetecileri ve insan hakları savunucularını ayrıca demokratik değerleri ve fikirleri savundukları için baskı altına alınan CHP ve HDP’yi de güçlü şekilde desteklediğimizi ve hepsiyle dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyoruz. “