Ajan krizi AB’ye sıçradı: Rus diplomatları sınır dışı ediyorlar

İngiltere ile Rusya arasındaki ajan suikastıyla başlayan diplomat krizi AB’ye de sıçradı. Almanya ve Fransa da Rus diplomatları sınır dışı ediyor

İngiltere, çifte Rus ajan Serrgey Skripal’in zehirlenmesine tepki olarak 23 Rus diplomatı sınır dışı etme kararı almıştı. Rusya, İngiltere’nin adımına aynı düzeyde karşılık verdi.

Ardından ABD Başkanı Donald Trump, ABD’deki 60 Rus diplomatın sınır dışı edileceğini ve Seattle’daki Rus Büyükelçiliği’nin kapatılacağını açıkladı.

Almanya ve Fransa da ülkelerinde bulunan 4 Rus diplomatın sınır dışı edileceğini açıkladı. Öte yandan, Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk, Avrupa Birliği’ne üye 14 ülkenin Rus diplomatları sınır dışı etme kararı aldığını duyurdu.

İngiltere Başbakanı May, yaptığı açıklamada Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ile toplantılarının iptal edileceğini açıkladı.

RUSYA’DAN JET YANIT

Rusya ise yaptığı açıklamada en az 60 ABD’li diplomatı sınırdışı edeceklerini açıkladı.

Rus uzmandan ABD’ye tepki: Türkler onurlu ve şerefli bir millet!

Rus ulusal NTV televizyonu canlı yayın programında 2 ABD’li siyasi uzmanın, “Türkler dış politikada da pazarlık yapmayı sever” diye ifadeler kullanması üzerine Rus uzman Markov, “ABD’li uzmanlar ne yazık ki Türkiye hakkında hiç bir şey anlamıyorlar. Kesinlikle anlamıyorlar. Türkleri sokakta ticaret yapan insanlar olarak mı görüyorsunuz?! Türkler büyük bir millet! Türkiye zengin ve büyük tarihine sahip bir ülke. Türkler onurlu ve şerefli bir millet!” sert tepki verdi.

TÜRKİYE BİZİM AVRASYALI ORTAĞIMIZ

Markov, Washington’un bölgedeki politikaları nedeniyle Ankara’nın kendi ulusal güvenliği bakımından doğru adımlar attığını da sözlerine ekledi. Markov Rus-Türk ilişkilerinin önemini de vurgulayarak, “Türkiye ile çok ortak yönlerimiz var. Unutmayalım: Türkiye bizim Avrasyalı ortağımız.” dedi.

Fransa Cumhurbaşkanını Seçti

Fransa yeni cumhurbaşkanı seçti, Fransa’da bugün ikinci turu gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, sandıktan yüzde 62.5 oyla Emmanuel Macron önde çıkarak yeni cumhurbaşkanı oldu.

Sonuçların açıklanmasından sonra ellerinde Fransa bayrağı ile Yürüyüş hareketinin renklerini taşıyan Macron taraftarları, kutlamaların yapılacağı Louvre Müzesi’nin önünde yer alan meydanı doldurdu.

FRANSA’DA AŞIRI SAĞ, TARİHİN EN YÜKSEK OY ORANINA ULAŞTI

İkinci turda Macron’un rakibi aşırı sağ Marine Le Pen’e verilen oylar ise yüzde 37.5’te kaldı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybeden Le Pen’in aldığı oy oranı ise aşırı sağın elde ettiği en yüksek oy oldu.

TARİHİN EN DÜŞÜK İKİNCİ KATILIMI

Seçimlere katılım oranı yüzde 74´de kaldı. Bu oran 1969 yılındaki ikinci tur seçimlerinden sonraki en düşük katılımlı seçim olarak kayıtlara geçti. 2012 yılında ikinci tur seçimlerine katılım oranı yüzde 80 olarak gerçekleşmişti.

 

Dünya basını İstanbul’daki saldırıyı böyle gördü

İstanbul Ortaköy’deki bir gece kulübüne düzenlenen terör saldırısı dış basında geniş yankı buldu. Birçok uluslararası yayın organı saldırıyı manşetlerine taşıdı.

BBC, İstanbul’daki terör saldırısını okuyucularına, “İstanbul’da gece kulübü saldırısı: 39 kişi öldü” başlığıyla manşetten duyurdu.

New York Times’ın manşetindeki haberin başlığı ise “İstanbul’daki gece kulübüne düzenlenen terör saldırısında en az 39 kişi öldü” oldu.

CNN International, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun sözlerine atıfta bulunarak, “Bir terör saldırısıyla karşı karşıyayız” başlığını attı.

Kanlı terör eylemi, İngiliz Guardian gazetesinin internet sitesinde, “İstanbul’da gece kulübü saldırısı… Polis yılbaşı arifesinde 39 kişiyi öldüren adamı arıyor” başlığıyla manşetten duyuruldu.

Business Insider, “İstanbul’daki gece kulübü saldırısında onlarca insan öldü” ifadelerini kullandı.

Amerikan televizyon kanalı Fox News, “Zalim ve acımasızca” ifadelerini kullandı.

Daily Mail internet sitesinde, “Katil Noel Baba” başlığını kullandı.

Avrupa ile yeni kriz kapıda

Avrupa Birliği’nin (AB), Avusturya hariç, tüm ülkelerinin yaşanan olumsuzluklara rağmen Türkiye ile üyelik müzakerelerinin devamından yana görüş bildirdiği bir ortamda Avrupa Parlamentosu (AP), Türkiye ile müzakere sürecinin ‘geçici olarak dondurulmasına’ ilişkin bir kararı gündemine aldı.

Hürriyet’ten Güven Özalp’in haberine göre, AP’nin ikinci büyük grubu olan ve geçmişte Türkiye’nin üyeliğine sıcak bakan Sosyalistler ve Demokratların (S&D) inisiyatifiyle gündeme getirilen konuya ilişkin oturum 22 Kasım’da yapılacak. Askıya alma yönünde sonuç alınması halinde başta AP-Türkiye ilişkileri olmak üzere son derece olumsuz sonuçlar yaratma potansiyeli taşıyan karara ilişkin oylama ise 24 Kasım’da yapılacak.

S&D Başkanı Gianni Pittela, AB-Türkiye ilişkilerinde dönüm noktasında olunduğunun altını çizerek, “Türkiye ile üyelik müzakereleri geçici olarak dondurulmalı. Türk yetkililer demokrasi ve hukukun üstünlüğünü ihmal edip altını kazıdığı sürece bu ciddi adımların alternatifi yok” dedi. Kararın Türk halkına ya da Türkiye’ye karşı olmadığını savunan Pittella, “Türk halkı ve Türkiye için kapılar açık kalıyor ancak müzakereler için şu aşamada açık kalmamalı” diye konuştu.

KARARIN KABUL EDİLMESİ KESİN

S&D’nin yanı sıra AP’nin en büyük grubu Avrupa Halk Partisi’nin (EPP) ve bir zamanlar Türkiye’nin üyeliği için en ön sırada mücadele eden Liberallerin de destek veriyor olması kararın kabul edilmesine kesin gözüyle bakılmasına neden oluyor. Avrupa Muhafazakârlar ve Reformcular (ECR) grubu kararını oturum öncesinde netleştirecek. Müzakerelerin durdurulması konusunda ihtiyatlı bir yaklaşım sergileyen Yeşiller de pozisyonunu pazartesi belirleyecek. Karar, aşırı sağı oldukça memnun etmiş durumda.

BAĞLAYICILIĞI YOK AMA KARAR GÖRMEZDEN GELİNEMEZ

AP’nin üyelik müzakerelerinin askıya alınması konusunda yetkisi yok. Perşembe günü alınacak kararın hukuki bağlayıcılığı da söz konusu değil.

Bununla birlikte AP tarafından alınacak kararın tamamen görmezden gelinmesi de mümkün değil. AB liderleri aralık ayında yapılacak zirvede Türkiye’yle ilişkilerin geleceğini de ele alacak.

AP’nin kararı, bu toplantı açısından siyasi baskı oluşturma potansiyeli taşıyor. Kararın geçmesi durumunda Türkiye’nin tepkisinin de çok sert olması bekleniyor.

Suriye ordusu, Halep’te taarruza hazırlanıyor


Halep ve Suriye’nin kaderini belirleyecek askeri operasyona sayılı günler kaldı.

Al Masdar’a konuşan bir askeri kaynak, Suriye ordusu ile müttefikleri Hizbullah ve Hareket el-Nuceba’nın Halep’in güneyinde taarruza hazırlandığını açıkladı.

Kaynak, Hizbullah ve Iraklı milislerin Rusya’nın hava saldırılarını beklediğini de sözlerine ekledi.

Askeri kaynak, taarruzun yalnızca Güneybatı Halep’le sınırlı kalmayacağını, Suriye’nin tamamından toplanan asker ve milislerin Halep cephesine sevk edilidiğini söyledi.

Taarruza Kaplan Birlikleri, Cumhuriyet Muhafızları, 4’üncü Mekanize Tugayı, Hareket el-Nuceba ve Hizbullah katılacak.

Türkiye ile Irak Çatışabilir

İngiliz gazeteci ve dış politika uzmanı Patrick Cockburn Irak Başbakanı ile Ankara arasında süren sözlü atışmayı irdelediği yorumunda “Musul operasyonu Türkiye ile Irak arasında bir savaş başlatabilir” iddiasında bulundu.

Patrick Cockburn, Ankara ile Bağdat arasındaki mücadelenin “IŞİD sonrası bölgede gücün kimde olacağıyla ilgili” olduğunu savunarak Türkiye’nin pozisyonunu, “Türkiye kendini bölgedeki Sünni Araplar’ın koruyucusu olarak görüyor. Türkiye ayrıca PKK’nın Sincar’daki Yezidiler üzerinden artan etkisinden endişe ediyor” diye yazdı.

Cockburn yazısının devamında Erbil’deki bazı siyasi gözlemcilere atıf yaparak, bölgede, Türkiye’nin Musul operasyonuna askeri olarak müdahil olmayacağı görüşünün hakim olduğunu, ancak bu durumun Haşdi Şabi’nin Telafer’e saldırması ile değişebileceğini de belirtti.

 

Küba Büyükelçisi’nden kanser aşısı açıklaması

Küba’da geliştirilen kanser aşısı hakkında çıkan haberlere Küba’dan yanıt geldi.

Küba’nın Ankara Büyükelçisi Alberto Gonzalez Casals, CNN Türk’te yayımlanan “Kanser aşısından nasıl yararlanabiliriz” başlıklı haberle ilgili olarak, haberde konuşan ve Küba Sağlık Bakanlığı temsilcisi olduğu iddia edilen kişinin bu konuda konuşmaya yetkili olmadığını söyledi.

Haberde görüşlerine başvurulan Blanca Nieves Gracia Cruz’un İstanbul’da yaşadığı belirtilirken, bu kişinin hakkında Küba hükümeti ve Küba’nın Ankara Büyükelçiliği tarafından yasal süreç başlatıldığı kaydedildi.

Büyükelçi, Blanca’nın ya da ajansı Guantanamera’nın, bu tip bir yöneticilik için ne Küba’yla, ne de Küba kurumlarıyla bağlantıda olduğunu sözlerine ekledi.

Kübalı yetkililerin kanser aşısı meselesini profesyonel bir özenle ele aldığını söyleyen elçi, bunun hakkında açıklama yapmaya yetkili kılınanların da onlar olduğunu söyledi.

Casals, bu nedenle CNN Türk’te yayımlanan haberin ve haberde konuşan kadının profesyonel olmadıklarına ya da Kübalı bilim insanları ve doktorlarının verdiği yetkiyle konuşmadıklarına dikkat çekti.

Büyükelçi’nin dikkat çekici bir vurgusu da, Küba’nın bu aşıyı “aspirin gibi satmayacağı” ya da birinin kişisel faydası için kullanmayacağı oldu.

Casals, bu gerekçelerle ve hasta insanların kafasını karıştırmamak için, CNN Türk’ten haber videosunu yayından kaldırmasını talep etti.

CNN Türk, bu açıklama üzerine videoyu yayından kaldırdı.

Ankara’daki Küba Büyükelçiliği, kanser hastalarını Küba tıbbi hizmetler komisyonuna yönlendirmeye yetkili tek kurum. (Sol Portal)

Ali Rıza TAŞDELEN – Moskova, Tahran, Ankara ekseni

Batı Türkiye’yi konuşuyor. Özellikle, 24 Temmuz 2015’te TSK’nın Güneydoğu’da PKK’ya karşı başlattığı ve büyük bir başarıyla hendeklere gömdüğü PKK’nın acısını henüz sindirememişken, 15 Temmuz 2016’da Amerikancı, Fetullahçı darbe girişiminin ordu-millet işbirliği ile boşa çıkarılması ve FETÖ’cü çetelerin başta ordu, emniyet ve yargı olmak üzere devlet kurumlarından temizleme çabası bardağı iyice taşırmıştı.

Cin şişeden çıkmıştı; Türkiye’nin attığı her adım başta ABD olmak üzere Batı’nın alehine işliyordu. Türkiye ile Rusya’nın arasını açmaya yönelik ABD’nin (FETÖ’cü subayların) Rus uçağını düşürme girişimleri bir işe yaramamış, Türk-Rus ilişkileri Türkiye’nin vatansever çevreleri, özellikle de Vatan Partisi’nin çabalarıyla yeniden düzelme yoluna girmiş ticari, daha da önemlisi politik ve askeri alanda bir dizi anlaşmaya varılmıştı.
Erdoğan ve Putin’in görüşmeleri İran’ı da içine alarak Suriye’de gerçekten kirizi çözecek ve barışın önünü açacak bir kıvama gelmişti.

Ve ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde oluşturmak istediği Amerikan-İsrail Koridoru planını bozmak için Türk ordusunun başlattığı “Fırat Kalkanı” operasyonu Türkiye ile ABD (NATO)-AB ilişkilerini daha da gererek kopma noktasına getirdi.
Yukarda yazdıklarım elbette benim düşüncelerim. Ama aynı zamanda bu son 1 yıl içinde Türkiye’de ve bölgedeki gelişmeler Fransız basını, strateji ve askeri uzmanlar tarafından üç aşağı beş yukarı böyle görülüyor ve değerlendiriliyor.

AMERİKA BÖLGEDE YENİLDİ

Jean-paul-baquiast,blogs.mediapart.fr haber sitesinde şöyle yazıyor: “21 Ağustos’ta bir Fransız gazeteci televizyonda şöyle bir değerlendirme yapıyordu: Suriye’de Rusya’nın oyuna girmesiyle Amerika’nın bölgede askeri ve siyasi etkinliği gerilemiştir (…) Bu süreç önümüzdeki dönemde Avrupa’da da yaşanacaktır (…) Türkiye, Erdoğan’ın etkisiyle radikal bir viraja yönelmiş ve hızlı bir şekilde bir Moskova, Tahran ve Ankara ekseni oluşmuştur; bu eksen sadedece politik değil aynı zamanda askeridir (…) Amerika’dan daha etkili bir şekilde IŞİD’e karşı mücadele etmekte. ABD bölgede kesin bir geri çekilme içindedir. (…) Eğer Avrupa’da statejistler varsa, kör bir Putin düşmanlığını bırakmalı, ortak bir çıkara sahip olan Rusya, İran ve Türkiye’ye yanaşmalıdır.”
Fransız basınından yukardaki değerlendirmelere benzer daha bir çok örnek verebiliriz.

FRANSA OYUN DIŞI

Aynı zamanda Fransa’nın Suriye politikasının nasıl bir fiyasko ile sonuçlandığı sıkça rasladığımız değerlendirmeler arasındadır. Fransa’nın nasıl ABD’nin peşine takılarak bir iki haftada Suriye’de Esat’ı devirme hayaline kapıldığı, “ılımlı” dedikleri muhalifleri (Özgür Suriye Ordusu) eğitip silahlandırdıkları, sonra bu silahların nasıl cihatçı çetelerin ve IŞİD’ın eline geçtiğini, ABD ve Rusya’nın Suriye krizini görüşmelerinde Fransa’yı oyun dışı bıraktıklarını, Fransa’nın bölgede artık sözünün geçmediğini yazıp çiziyorlar.
Gelinen aşamada artık Fransa’nın “Esat gitsin” söyleminden vazgeçtiği, sorunun çözümünün askeri değil politik ve diplomatik olduğu değerlendirmeleri de yapılıyor.
Esat’ın danışmanlarından Bouthaïna Chabaane doğrulamasada, prochetmoyen-orient.ch Jeostratejik Gözlemevi sitesi Yazı İşleri Müdürü Richard Labévière’in önümüzdeki günlerde Erdoğan ve Esat görüşecekler iddiası da kayda değer.

ALİ RIZA TAŞDELEN / PARİS

PERU VE GÜNEY AMERİKA ÜLKELERİNDE #NİUNAMENOS #BİRİMİZ EKSİLMESİN SLOGANIYLA YÜRÜYÜŞLER DÜZENLENDİ

Geçtiğimiz Cumartesi, 50 bin kişi Peru’nun başkentine ve sekiz diğer kente yürüyerek kadına yönelik şiddeti ve hukuk sisteminin taleplere kayıtsız kalmasını protesto etti.

Peru’nun başkentine ve sekiz diğer kentte 50 bin kişi, kadına yönelik şiddeti protesto etti.

Resmi makamlar kadına yönelik şiddete karşı gerçekleştirilen eylemin büyüklüğünün Peru’da bir ilk olduğunu söyleyerek, kadın örgütlerinin erkek faillere çok hafif cezalar verildiğini savunduğu son günlerdeki birkaç sansasyonel olayı takibe aldı.

Peru yargı sisteminin başındaki isim Victor Ticona, “Bugün, 13 Ağustos, ülke için tarihi bir gün çünkü bugün, bir kırılma noktası ve kadınların, özellikle şiddet sebebiyle acı çekmesinin kökünü kurutacak yeni bir kültürün başlangıcı” dedi.

Ticona, kurulacak bir yargıç komisyonunun, eylemciler arasından temsilciler alacağını da belirtti.

Yeni seçilen başbakan Pedro Pablo Kuczynski, eşi Nancy Lange ile birlikte eylemde yer aldı.

#NİUNAMENOS #BİRİMİZ EKSİLMESİN

Kuczynski; “Peru’da kimseye şiddet uygulansın istemeyiz, özellikle de kadınlar ve çocuklara.” dedi.

Aynı gün daha erken saatlerde Kuczynski, hükümetinin “kadınların şiddeti ihbar edebileceği olanaklar yaratacağını, zira istismarın şikayetlerin dile getirilemediği ve öfkenin sessizliğe gömüldüğü çevrelerde ortaya çıktığını” belirtmişti.

Peru’daki yürüyüşü takiben Arjantin ve Brezilya gibi diğer Güney Amerila ülkelerinde de kadına yönelik şiddete karşı #NiUnaMenos — #BirimizEksilmesin sloganıyla protestolar düzenlendi. ( Kaynak: Sol Haber )