Kaçınılmaz Sona Doğru, Adım Adım Yaklaşıyorsunuz…

Dünyanın neresinde, hangi ülkesinde kişiye özel yasa çıkarılır?

Var mıdır böyle bir şey?

Görülmüş müdür?

Evet, vardır, görülmüştür… Hem de Türkiye’de…

Bunlardan sadece iki tanesini gözler önüne serelim:

Örneğin,  Saadet Partisi Başkanı Necmettin Erbakan hapse mahkûm edilince, cezasını evde çekmesi için, özel bir yasa hazırlanmıştı…

Yine, eski Maliye Bakanı Kemal Unakatın’ın kullandığı naylon faturalara af getirebilmek için özel bir yasa çıkarılmıştı…

Bu yasalardan onlarcası,  hiç hızını aksatmadan daha sonra da çıkarılmaya devam etti… Günümüze kadar geldi…

Dünyanın neresinde, tecavüzcü, tecavüz ettiği kurbanı ile evlendirilir ve suçlu ceza almaktan kurtarılır?

Var mıdır böyle bir şey?

Görülmüş müdür?

Evet, vardır, görülmüştür… Hem de Türkiye’de…

Tecavüze uğrayan 12 – 13 yaşındaki kızları, saldırganları ile davulla, zurnayla evlendirebilmek için bir gece yarısı yangından mal kaçırır gibi yasa çıkarmaya kalktılar…

O kadar çocukça ve acemice hazırlanmış bir tasarıydı ki bu, 4-5 kişi tarafından saldırıya uğrayan kız çocuklarını hangisiyle evlendirebilecekleri sorusunun kendilerine sorulabileceğini düşünemediler bile, hele hele tecavüz mağduru erkek çocuklarını tamamen unuttular… Onların saldırgan canavarlarını hesaba katmadılar… Toplum önünde rezil oldular…

Dünyanın neresinde, hangi ülkesinde, bir iktidar kendi ordusuna düşmanca bakar, ona düşman muamelesi yapar?

Var mıdır böyle bir şey?

Görülmüş müdür?

Evet, vardır, görülmüştür… Hem de Türkiye’de…

“Darbeci” diye Türk ordusunun komutanlarını zindanlara doldurdular, çoluğundan çocuğundan koparıp yıllarını çaldılar, sonra da “Yanılmışız, pardon” deyip salıverdiler… Kozmik odalara baskınlar düzenlediler…

Şimdi de ordunun yaşam kaynağı, temel gücü askeri liseleri, harp okullarını kapatıyorlar…

Dünyanın neresinde, hangi ülkesinde bir ülkenin “Kurucusu ve kurtarıcısının fotoğrafları” kitaplardan silinir, duvarlardan indirilir, çöp kutularına atılır?

Var mıdır böyle bir şey?

Görülmüş müdür?

Evet, vardır, görülmüştür… Hem de Türkiye’de…

Anayasa’daki “Atatürk milliyetçiliği” lafına bile tahammül edemeyip, bugün, bunu yasadan çıkarma mücadelesi veriyorlar…

Çöplere atılan Atatürk posterleri basında yayınlanmış, günlerce bunun ıstırabını yaşamıştık…

Yandaş basının, yargının, Milli Eğitimin, laikliğin içler acısı durumunu burada yeniden anlatmaya gerek bile görmüyoruz, çünkü bu gerçeği bilmeyen kalmadı artık…

Ekonomik kriz kapıda…

Önlem alınması gerekirken, hala bakanlar, başbakanlar konuyu hafife alan demeçler vermeye devam ediyorlar…

Yalan, dolan, aldatmaca, yolsuzluk üzerine kurulan bir yönetim nereye kadar gider, gidebilir? Kindar ve dindar bir gençlik yetiştirip, insanları birbirine düşman etme politikası nereye kadar gider, gidebilir?

Baskıyla, korkuyla, bağırmakla, çağırmakla kimse yargıdan kurtulacağını, kaçacağını sanmasın…

Onlar istedikleri kadar yüksek perdeden konuşmaya, tehditler savurmaya, basını ve yazarları baskı altına almaya devam etsinler, korkunun ecele faydası yoktur…

Yolun sonu göründü…

İktidar, kaçınılmaz sona doğru adım adım yaklaşıyor…

Bunun belirtileri ortaya çıkmaya başladı bile… Bu türden örnekleri bu millet çok yaşadı, çok gördü…

Bir tek eksiğimiz var: Bu kötü gidişe “DUR” diyecek “Adam gibi bir muhalefete” sahip değiliz.

Ama o da olacak…

Atatürkçü, yurtsever güçler yakında, “Koltuk değneği parti başkanlarını” tasfiye ederek harekete geçecek ve iktidarın defterini dürecektir…

Atatürkçülerin kitabında umutsuzluk, karamsarlık yazmaz…

Zamanı geldiğinde, bu gerçeği, cümle âlem anlayacaktır…

(alieralp37@gmail.com)

Yayınlayan

Ali ERALP

Köşe yazarı. Gazeteci. 1999'dan 2009'a kadar da Cumhuriyet gazetesinde yazdı...