Batı’nın Suriye hezimeti

Son iki haftada, Suriye’de baş döndürücü gelişmeler yaşandı. ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi çöktü. Batı Asya güçleri inisyatifi ele alarak birliğe giden yolun önündeki engelleri bir bir temizliyor. Türkiye, Rusya ve İran birlikte bölgenin kaderini değiştiren gelişmelere imza atıyorlar. Türkiye’nin Atlantik Cephesinden koparak Avrasya güçlerine yanaşması bu gelişmelerde belirleyici bir rol oynamıştır.

BATI OYUN DIŞI

Bu üç kelimelik cümle daha düne kadar Surriye’yi parçalamada psikolojik savaş makinesi rölünü üstlenen Batı medyasında telafuz edilmeye başlandı. Gerçek kendini dayattı. Artık ABD ve AB Suriye’de oyun dışı kalmıştır.

Batı Asya’da Batılı emperyalistlerin yarattığı “Büyük Kaos” (24 Aralık 2016, Le Monde’un manşeti) Rusya-İran-Türkiye ve Suriye birlikteliği ile bozguna uğratıldı. Moskova Deklarasyonu Batı’nın planlarını alt üst etti. Fransız basını bir taraftan yıllardır silahlandırıp Suriye’nin üzerine sürdükleri cihatçı teröristlerin Halep’ten sökülüp atılmasına ağıtlar yakarken diğer taraftan “acı” gerçeği sayfalarına taşıyorlar: “Suriye ordusu Halep’in tamamına hakim oldu”, “ABD oyun dışı”, “Batı yenildi”.

BATI İTİBARINI KAYBETTİ

Le Monde’un bir haber başlığı: “Halep veya Batı’nın yitirilen itibarı”. Le Monde, sözde araştırmacılar ve Ortadoğu uzmanları Adam Baczko (l’EHESS’de doktora öğrencisi), Gilles Dorronsoro (Paris-I Üniversitesi) et Arthur Quesnay (Paris-I’de doktora öğrencisi) aynı zamanda “Bir iç savaşın anatomisi:Suriye” kitabının yazarlarına sormuş: “Halep’in düşmesi”, “Muhaliflerin yenilgisi”, “Demokratik Suriye rüyası”nın sonu.

Bu “uzmanlarımıza” göre “Halep’in düşmesi, rejimin baskılarına karşı isyan edenlerin yabancı güçlerin desteğinin sonucu”ymuş. Yani Rusya, İran gibi “yabancı güçler” gelip Halep’i kurtarmışlar. Bu profesör kılıklı uzmanlar 6 yıldır Suriye’yi kan gölüne çeviren terörist güçleri ülkeye yığan ve silahlandırılan ABD, İngiltere, İsrail ve Fransa gibi emperyalist güçler ve işbirlikçileri “yabancı” değiller. Uşaklığın bu kadarına da pes doğrusu.

Bu zevatlara göre Suriye yenilgisinin sorumlusu ABD ve Obama yönetimiymiş. 2013’te Fransa “rejim kimyasal silah kullanıyor” bahanesiyle Suriye’ye askeri müdahalede bulunacaktı da bunu “Rusya ile anlaşan” Obama engellemiş. Obama Batı’nın değerlerine ihanet etmiş, Esad’ı devirme yerine Kürtleri desteklemiş, Suriyeli muhalifler terk edilmiş… Avrupa günah çıkarıyor.

SURİYE LİBYA OLMADI

Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi’yi boğazlayan NATO’nun vurucu gücü Fransız özel kuvvetleri aynı senaryoyu Suriye’de de uygulayabileceklerini düşündüler. Dönemin Cumhurbaşkanı Sarkozy ve Dışişleri Bakanı Juppe “Esad’ın işini 15 günde bitireceklerini” açıklamışlardı. Juppe, 17 Mart 2012 tarihli Le Monde gazetesinin yaptığı röportajda « Suriye rejiminin direnme kapasitesi küçümsendi mi ? Sorusuna “Süphesiz. Daha hızlı yıkılacağını düşünüyorduk” diyordu.

Hollande’ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle iyimser bir hava oluştu. Hollande’dın Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, Juppe ile aynı söylemi sürdürdü ; Fransa’nın Suriye politikasında bir değişiklik olmamıştı ; ana politika aynıydı : « Esad kendi halkını katleden bir katildir ve gitmelidir ». Fabuis, Suriye’de destekledikleri cihatçılar için “Bizim çocuklar Suriye’de iyi iş görüyorlar” demişti.

YENİ BİR DÜNYA DOĞUYOR

Sarkozy gitti, Juppe de; artık Fransız siyasi arenasında yoklar. Fabuis’te öyle. Hollande’ın günleri sayılı. Geleceğin cumhurbaşkanı François Fillon Atlantik karşıtı bir çigi izleyeceğini ilan etti. Obama gidiyor. Donald Trump ABD’nin bölgede yenildiğinin farkında; Rusya’ya karşı daha dengeli bir çizgi izleyeceği görülüyor.

Rusya, İran, Türkiye ve Suriye’nin bölgede inisyatifi ele alması dünya dengelerini “alt üst etti” (Le Monde) Çin de yanlarında. Bölgemizde hatta dünyada ki gelişmeleri etkileyecek kararlar artık  Washington, Brüksel, Londra, Paris ve Cenevre’de değil; yeni bir dünyanın  doğduğu Moskova, Tahran, Ankara ve Şam’da alınıyor.

ALİ RIZA TAŞDELEN/PARİS