Türk milletinin şaşmaz ve isabetli iradesi kimi silecektir?

Başbakan Yıldırım, şimdilerde 2010 referandumunda FETÖ’ nün devletin içine yerleştiğini belirterek “bir tehlikenin kapımızı çaldığının farkına varamadık” diye konuştu.

Yani bu diğer bir değimle kandırıldık anlamın geliyor.

Cumhurbaşkanı da kandırıldığını söylüyor değil mi?

Oysa 2010 referandumunda FETÖ’ nün başı kendilerine büyük destek çıkmıştı.

“12 Eylül, 12 Mart ve daha önceki 27 Mayıs darbeleri hiçbir mantığa dayanmayan ve millet adına hiçbir yarar vaatdetmeyen bir çeşit sindirme ve herkese haddini bildirme, sonra da iktidarı ele geçirme ve şahsi saltanatları devam ettirme hareketleriydi” demişti.

Hatta  “imkân olsa mezardakileri bile kaldırarak evet oyu kullandırmak lazım” diyerek bir de öneride bulunmuştu.

AKP bunu gönülden kabul etmişti.

Vallahi mezardakileri kaldırdılar mı, kaldırmadılar mı bilemem ama adreslerinde ikamet eden seçmenlerden üç kişiyi seçmen gösterseler 7 sini yok saydılar

Seçim bürolarına öyle şikâyetler geliyordu ki anlatamam.

Terk edilmiş binalara onlarca seçmen yazmak, sandık kaçırmalar ve çöplerden çıkan oylar.

Bunlara nicelerini eklesem sayfam yetmez.

En önemlisi de AKP iktidara geldiğinden beri dünyada hiçbir ülkede kabul görmeyen SEÇSİS ile devamlı haksız şekilde seçim kazanmasıdır.

Ne CHP ne de gırtlağı yırtılırcasına alanlarda, meclis gurup toplantılarında AKP ye demediğini koymayan ama şimdi yüz seksen derece AKP ye dönen Bahçeli yıllardır itiraz etmediler.

Bahçeli de AKP hayranlığı gizliden varmış anlayabiliriz.

Ana Muhalefet partisi CHP’yi anlamak mümkün değil.

AKP bu referanduma devletin tüm gücü ile sarılacaktır.

Sebebi malum.

Çünkü AKP iktidarı ayyuka çıkmış yolsuzluklara, haksız zenginleşmelere, halkın giderek yoksullaşmasına, neredeyse vatana ihanete eş anlamlı politikalarıyla, ülkemizi bölünme noktasına taşımasına rağmen hiçbir siyasi bedel ödememektedir.

Kaç kez yazdım CHP’ye, unuttum.

AKP bu sistem kaldırılmadıktan sonra binyıl başımızdadır diye ama CHP hafife aldı her seferinde.

Hep sessiz kaldı ve itiraz etmedi.

SEÇSİS te siyasi partilere sisteme girip seçimi  izleme izni verilmiyor.

Neden?

Oysa seçim merkezinde birer oda tahsis edilebilir değil mi?

YSK bunu neden yapmıyor dersiniz?

Çünkü o da iktidara göbekten bağlıdır.

Geçen yazımda dediğim gibi CHP bu referandumu iyi kullanabilir halka geçekleri anlatabilirse ve Atatürk çizgisindeki partileri, halkı, her kurum ve kuruluşu kampanyasına ciddi bir şekilde katarsa kendi iktidarının da yolunu açmış olacaktır.

                                                                  ***

Yüzsüzlüğü gördüm de bu kadarını görmedim.

Sosyal medyadaki  “hayır” kampanyası Bahçeliyi korkuttu sanırım.

Halen “Yeni bir referandumun arifesindeyiz. Türk milletinin şaşmaz ve isabetli iradesi bir kez daha tecelli edecektir” diyebiliyor.

Ben de ona buradan sesleniyorum.

Evet, Türk milletinin şaşmaz ve isabetli iradesi geçen seçimde seni uyardı, bu sefer ihanetinin bedelini ödetecek seni siyasetten silecektir.

Hele siyasi etiği hiç ağzına almamalıdır.

Önce Türk Milletine sonra partisine ve onu yıllardır başlarında taşıyan örgütüne ,seçmenine cumhuriyeti neden yıkmaya ortak olduğunun hesabını vermelidir…

Tünay Süer

Devletin Bekası

Tek parti diktatörlüğüne…

Birisi çıkıyor (AKP Bursa Milletvekili İsmail Aydın) Genel Kurul’da yaptığı konuşmada “Anayasanın ilk 4 maddesi değiştirilebilir” diyor,

Abdurrahman Dilipak denilen adam Türkiye Büyük Millet Meclisindeki anayasa görüşmelerini değerlendirerek “Hilafet şu anda TBMM’ye intikal etmiştir. Bu anlamda hükümet tarafından gereği yerine getirilmektedir.”

“İslam birliğinin Beştepe’deki o 1005 odada hepsinin temsilciliklerini açacak” diyor…

Bu millet aklını peynir ekmekle mi yedi?

Mecliste çoğunlukları olabilir, AKP’li vekiller saraydan oda kapmak sevdasında olabilirler, her şeye rağmen milli irade orada değildir.

Milli irade 338+360 kişiden ibaret de değildir.

Sokağa çıkıp halkı bir dinlesinler bakalım.

Halktan gizli saklı yapılan anayasa değişikliklerine ne diyorlar?

Kimse anayasayı çiğneyen şahsa mahsus değişiklileri kabul etmiyor.

Küçük bir azınlığın dışında kimse özgürlüğünden vazgeçmiyor.

Türkiye ayakta…

Bu iş o kadar kolay değil.

Başkanlık sistemi anayasaya rağmen iki yıldır fiilen yürütülmektedir.

20 Temmuzdan beri ülke tamamıyla onun emirleri ile yönetilmektedir.

Yasama, yürütme elindedir.

Ne odu, Türkiye de her şey güllük gülistanlık mı oldu?

Bilakis ülke kaynar kazana döndü.

Şehitler, şehitler ve her tarafta terör saldırıları.

En iyisi Erdoğan’a cumhurbaşkanlığı yetkileri ve ömrünün sonuna kadar yargılanmayacağı

teminatı verilsin bu iş daha uzamasın derim…

***

Kılıçdaroğlu

“Bütün milletvekilli arkadaşlarıma, özellikle grup başkanvekili arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Yürekli, onurlu CHP’ye yakışan bir mücadeleyi verdiniz” dedi.

Keşke onlara baştan beri izin verseydi deTürkiye bu günlere gelmeseydi!

“Türkiye’nin nasıl bir felakete sürüklendiğine artık tanık olduk” diyor.

Ah be Sn.Kılıçdaroğlu, GÜNAYDINNNNNN.

                                                         ***

MHP ‘de sular durulmuyor.

MHP’li Burdur Belediyesi Meclis Üyesi Yavuz Mehmet Kaya, “Partimizin duruşuna aykırı hareket eden Devlet Bahçeli derhal partiden ihraç edilmelidir” demiş.

Neden halen bekliyorlar anlamak mümkün değil..

Hey ABD! Çizmeyi aşmaya başladın…

‘Rojava ve Kuzey Suriye Demokratik Özerklik Temsilciliği’ yeni bürosunu ABD’de açmaya hazırlanıyormuş.

Bu demek oluyor ki Türkiye’nin can düşmanları olan PKK ve uzantısı PYD ye kısacası teröristlere kol kanat geriyor.

Bilmem nerenin eş başkanı İlhan Ehmed denilen adam ABD’de temsilciliğin açılması için çalışmaların devam ettiğini söylemiş.

Başkanlık sevdasına düşmüş, gözü başka şey görmeyen Türkiye Devleti yöneticileri bakalım bu habere de ki doğrumudur bilmiyorum, doğruysa dayılanacaklar mı?

Aslında dünyadaki tüm terör örgütlerini besleyen zaten Amerika’dır.

Çıkarı için yapmayacağı yoktur.

Unuttuğu bir şey var, bir gün o beslemeleri kendi canını da yakacaktır.

Yere batsın sizin dostluğunuz.

Ortadoğuyu karıştırdığı yetmedi Suriye’ye gücü yetmedi şimdi sıra Türkiye’ye geldi.

Türkiye’de her patlayan bombadan ve terör olayından Amerika sorumludur.

Erdoğan Türkiye’de kükrüyor ama iş dış politikaya gelince hiçbir şey yapamıyor.

Halen inadım inat diyerek Esat ile bir araya gelmiyor.

Söz konusu vatansa şahsi kinlerini biryana bırakması gerçek bir devlet adamı gibi davranması gerekir.

 

Tünay Süer

Önergeyi oylarınıza sunuyorum!

KABUL EDENLER –ETMEYENLER

Kabul edilmemiştir (!)

Meclisteki Anayasa değişikliği teklifi 1.tur oturumlarını izliyorum. Oylamalar ne için yapılıyor ki?

Zaman kaybından başka bir şey değil…

Nasıl olsa mecliste çoğunluğu olan AKP istediği oluyor sonunda.

Meclis çalışıyor, hem de sabahlara kadar değil mi?

Yazık ya! Bizde boşuna uykusuz kalıyoruz.

Sanki tam bir komedi oynanıyor.

Gülelim mi? Ağlayalım mı?

Muhalefet milletvekilleri boşuna yürek tüketiyorlar, bağırıp çağırıyorlar karşı taraf tınmıyor bile.

İş oylamaya gelince uyuklayan veya içeride çoğunluğunu göremediğimiz AKP milletvekilleri birden bire uyanıyorlar veya içeriye giriyorlar.

Görevleri sadece kendileri için oy kullanabilmek veya önergeyi ret etmek.

İnsan sinir oluyor artık.

Yahu bir önerge geçse bari yüreğim gam etmeyecek.

Ayıp oluyor, sanki insanlarla alay ediyorlar.

Allah için bir önergeyi de kabul edin ya.

Sonra, nedir o? Soru sormak 1 dakika, kürsüde konuşmak 5 dakika. Rezalet.

Milletin seçtiği vekiller millet adına konuşturulmuyorlar.

Belki diyeceksiniz ki, AKP de aynı zaman dilimi içerisinde konuşuyor.

Bunun ne önemi var, onlar zaten her zaman konuşuyorlar ve sorulara yanıt vermek işlerine gelmediği için burada kısa konuşmak işlerine geliyor.

İç tüzüğün bilmem hangi maddesine göre olabilir bu zamanlama ama tam anlamıyla berbat bir şey.

Bu tüzüğü hazırlayanlar tıpkı anayasayı hazırlarlarken de bir gün mecliste tek parti hükümranlığı olabileceğini akıl edememişler veya bilinçli hazırlamışlar.

Yazık çok yazık!

İzliyorum.

Gerek CHP nin gerek MHP nin verdikleri tüm önergeler ret ediliyor.

Sonra da bu meclis halkın iradesini yansıtıyor ha?

Hadi canım oradan.

Böyle bir mecliste mutabakat olabilir mi?

Meclis demek 7,5 senedir AKP demek.

AKP halkın şimdiki araştırmalara göre ancak % 28 zini elinde tutabiliyorsa, bu kadar işsizlik ve yolsuzluk karşısında beklide o kadarını bile temsil etmiyor.

Böyle bir durumda başbakanın sık ,sık söylediği halkın iradesi meclistedir sözü ne kadar inandırıcıdır ki?

Velhasıl bu Anayasa diğer bir yazımda yazdığım gibi 12 Eylül darbesinin devamı olan, eksikleri şimdi tamamlanan AKP dayatması ile yapılan ve yapılışı da antidemokratik olan bir anayasa teklifidir.

Değişiklikte halk yararına bir şey yoktur ve AKP nin kendisini güvenceye almak, ileride başbakanı başkan yapabilmek rejimi değiştirmek için hazırlanmıştır.

Bu durumda muhalefetin hiçbir önergesi, gen sorusu kale alınmayacaktır. Bizler de muhalefet partileri bir şey yapmıyor diye söylenip duralım.

Adamlar ne yapsınlar ya?

Çözüm halkın kendisindedir.

Yani bizlerdedir.

Sevgiyle kalın.

Not:   Senaryo hep aynı… Bu 6 yıl önce yazdığım bir yazıdır.

Ne değişti?

Bizler ne yapabildik?

Her yazımda dediğim gibi Atatürk’te birleşerek demokratik yollardan başarı kazanırız ancak.

Zaman zaman eski yazılarımı sizlere sunacağım.

Bugünlere geleceğimizi hep haykırmışım ama duyan olmamış.

Tünay Süer

İstihbarat teşkilatı

Anayasanın 4. Maddesi şöyle diyor:

Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile 2. maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.”

Birilerinin bu maddeden çok rahatsız oldukları bellidir.

AKP’nin politik hedefi yıllardan beri buydu zaten…

Nitekim AKP Bursa Milletvekili İsmail Aydın, “Ben de 1980 Anayasasının ilk 4 maddesinin mutlaka Anayasamızda olmasının taraftarıyım. Ancak bir hukukçu olarak Anayasanın değiştirilemez maddesini kabul etmek mümkün değildir. Gerekli nisabı, nisapla Anayasanın tüm maddeleri değiştirilebilir hatta Meclis yeni bir Anayasa yapabilir” dedi.

Vay, vay, vay!

İşin buraya geleceği belliydi ama İsmail Aydın denilen AKP’li vekil acele etmiş.

Erdoğan’ın başkanlığı henüz tescillenmedi ki…

                                                            ***

Anayasa değişiklik teklifinde kritik maddelerinden olan “Partili Cumhurbaşkanlığı“nı  mümkün kılan 7. madde de kabul edildi. 

Böylece tarafsız olması gereken cumhurbaşkanlığı makamı, taraflı olarak halkı bölmüş olacak.

Bizler istediğimiz kadar dosta düşmana karşı birlik olalım, güçlü olalım kötü günler geçiriyoruz, söz konusu vatanımızdır diyelim.

Netice değişmiyor.

Tam da emperyalist güçlerin istedikleri yola doğru sürükleniyoruz.

Neden?

                                                          ***

Erdoğan bu ülkenin kendisine oy vermeyen % 50 sini gözden mi çıkarttı acaba?

Anlaşılan öyle…

Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen muhtarlarla Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda bir araya geliyor.

Düzenlenen toplantılarda “Bu süreçte muhtarlara çok iş düşüyor. Muhtar kendi mahallesinde, köyünde, hangi evde kim oturuyor, bunu bilmeyecek mi, bilecek. Bu terörist midir, değil midir? Bunu oradaki en yakın güvenlik gücüne, karakoluna her yerine bildirecek” diyor.

Böylece muhtarlar muhtarlıktan çıkıp istihbarat teşkilatına döndürüldü.

Başlangıçta insana hoş geliyor, terörist guruplardan devletin haberdar olasının ne sakıncası olabilir?

Doğru olarak düşünebiliriz.

Ne var ki bu emri kendi çıkarına da kullanacak muhtarlarda çıkacaktır diye düşünmeliyiz.

Düşüncemizde yanılmadığımızı anlamak uzun zaman almadı.

Mersin’in Mezitli ilçesine bağlı Cemilli Köyü Muhtarı Halil Bağcı, 18 köylüsü hakkında, “FETÖ, PKK, DHKP-C üyesi oldukları, Cumhurbaşkanı’na hakaret ettikleri” iddiasıyla suç duyurusunda bulunmuş.

Köye gelen terörle mücadele şubesi polislerini karşılarında görünce büyük şok yaşayan köylüler, Bağcı’nın, muhtarlık seçimlerinden kalma husumetler nedeniyle kendilerine iftira attığını söylemişler.

Meğer18 kişinin tek suçu önceki muhtar Fevzi Efe’nin ailesinden olmaları ya da seçimlerde ona oy vermiş olmalarıymış.

Böyle iftiralar Allah korusun milletin bölünmezliğini tehlikeye sokar ve şiddet hareketlerinin yaygınlaşmasına yol açar, iç savaşa kadar gider.

Bu da, ne Erdoğan’ın ne de ülkenin yararına olur.

Şimdi iftira atan muhtara ceza verilecek mi acaba?

Bence verilmeli ki diğerlerine örnek olsun…

Tünay Süer

Kadına milletin meclisinde saldırı…

Bunların gözleri dönmüş.

Anayasa oylamalarının gizli yapılacağı Anayasanın 175. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesi ve İçtüzüğün 94. maddesinin son cümlesinde açıkça yazılmıştır.

Anayasa ve içtüzük hükmüdür.

Maalesef AKP li vekillerin bu hükmü takmadıklarını ilk günde gördük.

Oy zamanı hurra hep birlikte ayaklanarak kabinlere yöneldiler.

Oylarını göstererek hatta poz vererek kabin perdelerini açık bırakarak, bazen iki bazen üç kişi bir arada oy kullandılar.

CHP’nin itirazlarına “sana ne ulan” diyerek yanıtladılar.

Meclise yakışan ciddiyetten uzak laubali bir tutum içindeydiler.

Dünyaları yaratmış havası vardı…

CHP ‘li milletvekillerini konuşturmamak için ellerinden geleni yapıyorlardı.

İçtüzük gereği konuşmacılara bir dakika, iki dakika süre verildiğinden kürsüye çıkanların sözleri yarım kalıyordu.

Tabi aynı durum AKP lier içinde geçerliydi ama onlar biat ettiklerinden konuşmasalar da olurdu da CHP’li vekillerin sözlerini yalanlamak makinesi görevini görüyorlardı.

Çok önemli bir konu var ortada.

Türkiye bir kişinin emir komutasına teslim edilecek.

Halkın büyük bir bölümü olaylardan habersiz ve yanlış yönlendiriliyor.

Basın, televizyonlar iktidarın emrinde olunca allanıp, pullanan anayasa değişikliğini iyi bir şeyler olacak sanılıyor.

Ana muhalefet partisinin halka gerçekleri anlatması her türlü engelleniyor.

CHP bu durumda ancak TBMM’sinden sesini duyurabilirdi.

Kapalı kapılar ardında hazırlanan anayasa taslağının içeriğini AKP ‘li vekillerin bile bilmediği biliniyor.

Boş kâğıtlara imza attırılmış.

İşte bu nedenden ötürü Mecliste olanları halkın öğrenmemesi için canlı yayını vermediler, veremiyorlar.

Çünkü halkın gerçekleri öğrenmesinden korkuyorlar.

CHPli vekiller kendi imkânları ile ilkel bir şekilde halka meclisin içini göstermek istediler,

İyi kötü izleyebiliyorduk.

O da sadece Halk TV den, bazen Ulusal Kanaldan.

CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Hürriyet Kaplan cep telefonuyla çekim yaparken olanlar oldu.

AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ve AKP’li İdare Amiri Ahmet Gündoğdu Fatma Hürriyet Kaplan’a saldırarak darp ettiler.

Kadın düşmanlarının, kadını hakir görenlerin türediği bir evre geçirmekteyiz.

Hemen, hemen gün geçmiyor ki bir kadın cinayeti olmasın.

Halkın oyları ile ki, oyların çoğu kadınlar tarafından verilmiştir meclise giren bu adamlar meclisin ortasında kadına el kaldırıyorlar.

Utanmaları, saygıları kalmamış.

Belli ki kadını sadece cinsel obje olarak görüyorlar.

Belki rejimin değişmesini canı gönülden istiyorlar zira o zaman 4 kadınla rahatça birlikte olacaklar.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınlara vermiş olduğu hakları geri almak istiyorlar.

Bunu kolay sanıyorlar.

Çok yanılıyorlar.

Göreceğiz bakalım.

El mi yaman, bey mi yaman?

 

Tünay Süer

20 Temmuz da ne oldu?

Hani derler ya körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz…

İşte öyle oldu aynen.

15 Temmuz darbe kalkışmasından saatler sonra sabaha karşı Erdoğan Atatürk Hava Limanına salimen inmişti.

Solgun görünüyordu.

O bizlerin cumhurbaşkanı olmayı kabul etmese ülkemizi temsil eden seçimle gelen bir cumhurbaşkanıydı.

Hepimiz, parti gözetmeksizin bir olmuş, ona bir şey olmadığına, kalkışmanın bastırıldığına sevinmiştik.

Yaptığı konuşmada  iki önemli cümle çıkmıştı ağzından. Bugün bildiğiniz gibi öğleden sonra bir hareketlilik ne yazık ki silahlı kuvvetlerimizin içinde mevcuttu” 

Bu hareket, Allah’ın bize büyük bir lütfudur” demişti.

O an itibariyle heyecandan belki hiç birimiz ne demek istediğini anlamamıştık.

Sonraları videoları izleyince belki o da korkmuştu ( ki bu normaldi) dil sürçmesi diye düşündük.

Aradan 4 gün geçti OHAL ilan edildi.

Oysa şahsen ben ve benim gibi düşünenler onlarca şehit vermeye başladığımız Güneydoğu bölgemiz için defalarca bunu istemiştik.

                                                                   ***

Bu kalkışma hakkında çok şeyler yazıldı.

Yinelemeye gerek yok.

OHAL’e uygun ve uygun olmayan bir dizi Kanun Hükmünde Kararnameler çıkarıldı bu güne dek.

Tutuklamalar, gözaltılar başladı.

Binlerce insan tutuklandı.

Subaylar, akademisyenler, memurlar, öğrenciler, askerler.

Askeri okullar kapatıldı ve askerde emir komuta kaldırıldı bakanlığa bağlandı.

Bazıları suçsuz bulunarak günler, aylar sonra salındılar.

Pensilvania’da yaşayan hain yüzünden Türkiye’nin çivisi çıktı adeta.

                                              ***

Bahçeli partisini bitirdi.

Bu bilinçle başkanlık sistemini ortaya atıverdi.

Dünden beri sinir içinde meclisi izliyorum.

Birer dakika söz hakkı veriliyor.

Vah muhalefetim benim vah!

Onlar konuşmasa da olur tabi, önemli olan muhalefeti konuşturmamak.

Bunu da başardılar.

                                               ***

CHP önceki lideri Baykal ders niteliğinde tarihi bir konuşma yaptı ama anlayana tabi.

AKP ve MHP’liler de dinlediler.

Ne yazık ki anlamadılar veya öylesine bilenmişler ki oylama sırasında bildiklerini okudular.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ konuşmasında Atatürk ve İnönü zamanlarını örnek gösterdi.

Çarpıtarak karşılaştırdı.

O büyük önder halkın özgürlüğünü istemişti.

Bozdağ konuşmasında,

Milletten kaçırılan, saklanan hiçbir şey yoktur. Bizim dediğimiz şey, ‘Bu Anayasa değişikliklerini milletten kaçırmak değil, milletin önüne götürmektir.‘ Millet kararını versin, onun kararına hep birlikte saygı duyalım” .dedi.

Oysa ufacık bir protestoya bile tahammülleri yok.

Meclisin dışında başkanlık sistemini yasal hak olarak protesto etmek isteyen  kitleye polisin acımasızca gazlı, sulu müdahale etmesini bilmiyormuş gibi…

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) anayasa değişikliğine ilişkin oylamalar iç tüzük gereği ‘gizli’ yapılmak zorundaydı.

Dün akşam yapılan oylama bir rezaletti.

 Gizli oy kullanmayan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, “Suç işliyorsun” diyen CHP’lilere, “Hadi lan. Seni ne ilgilendirir, sana mı sorucam lan!”diye bağırdığını duyduk.

Bakan olmuş adamın terbiyesini anlamış olduk böylece.

Milletten kaçırılan, kapalı kapılar ardında yapılan Türkiye’yi tek adamın emrine verecek anayasa değişikliğini kamudan sır gibi saklıyorlar.
Meclis TV de yayın neden yapmıyorlar acaba?

Göstere göstere oy atanlara gelince, AKP içinde 89 Fetullahçının olduğu biliniyor.

Kendilerini Erdoğan’a karşı sendeniz, seni destekliyoruz veya ben FETÖ cü değilim deme çabalarındaydılar.

İşte bu zavallı kafalar belki dedelerinin ruhlarını taşıyorlar onlarda vicdan ve özgürlük tutkusu olamaz.

Biat kültürü ile dünyaya gelmişler aynen devam ediyorlar.

                                                                  ***

CHP Milletvekilleri bu antidemokratik, tek adam sultanlığının geçeceği yasalara direniyorlar ama geç kaldılar.

Okuması kıt halkımıza olacakları mutlaka anlatmalıdırlar.

Erkler ayrılığının olmadığı hiçbir toplumda ne özgürlük ne de anayasa olamaz.

Ankara valiliği bir ay sokakları yasakladı.

Yarın bu tüm Türkiye’de olursa işleri çok zor.

İnanıyorum ki cumhuriyeti kuran parti bu zorlukları aşacaktır.

Türkiye’yi daha zor günler beklemektedir.

Her şeye rağmen umutlarımızı yitirmemeliyiz..

Halkın önünde hiçbir güç olamaz.

 Not: Düşünüyorum.

Kılıçdaroğlunun dediği gibi esas darbe 20 Temmuz da mı oldu acaba?

Tünay Süer

Sihirli değnek!

Başbakan Binali Yıldırım’ın dediğine göre başkanlık olmazsa ülke bölünürmüş.

Yahu 94 yıldır bölünmemiş de şimdi neden bölünecekmiş?

Anlatsa da biz de bilsek…

Başbakan yine “ bu değişiklik sadece sistem değişikliğidir” derken ardından “ sadece bu sistemde iki parti kalacak”.

“Birisi AKP diğeri CHP dir” diyor.

Bu nasıl bir sistemdir ki iki partinin dışındaki halk, partiler yok sayılacaktır.

Ve buna da milli irade denecektir (!)

Zaten şu anda denetlenmeyen, denetlendirilmeyen bir ülke konumundayız.

Ayrıca bir taraftan ekonomik, diğer yandan terör tehdidi altındayız.

15 senedir iktidarın yapmış olduğu yanlış iç ve dış politikalar yüzünden ülkede özgürlük, adalet ve hukuk kalmamış, ayrıca emperyalist güçler kahpece savaş açmışlar resmen onlarla savaşıyoruz.

Onlara terör örgütü diyoruz ama aslında onlar Eski İçişleri Bakanımız Sn. Tantan’ın dediği gibi  ABD’nin yetiştirmiş olduğu özel savaş ordularıdır.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım, “ABD tarafından PKK’ya silah desteği veriliyor”  diyorlar.

Bunu yeni anladıklarına inanmak mümkün değil.

Ortadoğu’yu kana bulamak, Türkiye’yi parçalamak için yıllardır PKK, PYD, IŞİD gibi çeşitli isimlerle kendi yarattığı katilleri üzerimize saldığını nasıl anlamazlar?

Şimdilerde İstihbarat birimleri tarafından Başbakan Yıldırım’a sunulan raporda, geçen yıl PKK’ya verilen silahlarla ‘modern bir ordu’ kurulabileceği bilgisi verilmiş.

Işıklar içinde yatsın Eşref Bitlis paşamız neden bir suikastla öldürülmüştü?

Biraz hafızamızı yoklayalım.

10 Aralık 1992 de Cudi Dağına gidip malzeme yardımı yapan bir Amerikan helikopterinin fotoğrafı çekilerek belgelenmiş paşaya ulaştırılmıştı.

Bitlis Paşa 7Şubat 1993’de İncirlik Üssünden kalkan Amerikan uçakları PKK’ya yardım dağıtıyor dedikten on üç gün sonra Ankara’dan havalanmakta olan helikopterin düşmesi ile

ölüyor.

Yani sabotaj ile öldürülüyor.

Demek istiyorum ki Amerika’nın ne halt ettiği o tarihlerden beri bellidir.

AKP’nin eski yoldaşı FETÖ’ nün başı namı diğer hoca efendiyi neden iade etmiyor?

 Şu örgüt başını yazarken aklıma o zamanlar başbakan olan Erdoğan’ın şu sözleri takılıverdi.

11. Türkçe Olimpiyatlarında yaptığı konuşmada :
Bozkurttaki Fidan gibi

Çölün ortasında vaha gibi,
Kuruyan dudaklarda bir damla su gibi,
Kararmış yüreklerde bir nebze merhamet gibi,
Pörsümüş dimağlarda aydınlık bir ufuk gibi,
Bize güzeli anlattınız, bize güzeli hatırlattınız…
Muhterem Hoca efendiye saygılarımı sunuyorum. Gel artık, bitsin bu hasret!demişti.

Neyse o günler geride kaldı ama 15 Temmuz şaibeli darbe girişimi yüzünden onlarca insan yaralandı, şehitlerimiz oldu.

Yazık!

Şaibeli diyorum çünkü AKP tuhaf bir biçimde gerçeklerin ortaya çıkmasını engelledi.

Meclisteki araştırma komisyonu çalıştırılmadı.

Şimdi konumuz o değil.

Ülkenin bu hale gelmesinde sadece Erdoğan’ı suçlamamalıyız.

Abdullah Gül ve Davutoğlu’nun payları büyüktür.

Ayrıca CHP beklenen muhalefeti ortaya koyamamış, MHP ise daima stepnesi olmuştur.

 9.Ocak.2017 Türk Milleti için büyük günlerden birisi olacaktır.

Erdoğan’ın kendi emir ve komutasında bir devlet istenci ile Mecliste Türk usulü başkanlık oylanacaktır.

Yetkiler Osmanlı İmparatorluğunun 1876 KANUN-İ ESASİ Anayasasına çok benzemektedir.

İki meclisli bir anayasadır. (Meclis-i Ayan ve Meclisi Mebusan)

Heyeti Ayan üyelerini Padişah seçer.
Meclisi feshetme yetkisi Padişaha aittir.
1908 yılında 2.Meşrutiyet’in ilanıyla yeniden anayasa ilan edilmiştir.
1909’da bu anayasa da değişikliğe uğramıştır.
Türkler ilk defa bu anayasa ile seçme ve seçilme hakkını elde ettiler.
Yasama ve Yürütme yetkileri Padişah’ın elinde toplandı. Yasama organı Ayan ve Mebusan Meclisidir. Yürütme organı ise Bakanlar kurulundan oluşmaktadır. Yürütmenin başında Padişah bulunur.
Bakanlar kurulunu atama ve görevine son verme yetkisi Padişah’a verildi.
Sürgün yetkisi padişaha verildi.

Bu yazılanlar ne kadar doğrudur açıkça tam bilemem çünkü her tarihçi kendine göre yazmış ama Erdoğan başkan olacak Türkiye güllük gülistanlık olacak diye bir şey yok.

Çünkü şu anda da tek adam olarak ülkeyi yönetiyor.

Ne istiyorsa yapmıyor mu?

Elinde sihirli bir değnek mi var acaba?

Öyle ise neden bunca şehit veriyoruz diye sorarlar o zaman.

Vicdanı olan, kula kulluk etmeyi istemeyen, çoluğunun, çocuğunun geleceğini düşünen

Vatanını seven dürüst vekillerin olacağını ve bu yasaya hayır oyu vereceklerini umut ederek,

yazıma noktayı koyuyor um.

 Tünay Süer

Hayır, hayır, haaayııır…

Bizler istediğimiz kadar birleşmeden yana olarak ulus devletimizi muhafaza etmeye çalışalım ama ne yazık ki bizleri bölmek, birbirimize düşürmek isteyen bir kesim vatan hainleri ajitasyonda adeta birbirleri ile yarışıyorlar.

Seküler yaşam ve muhafazakâr yaşamda kutuplaşmayı körüklüyorlar.

Başbakan Binali Yıldırım’ın “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözleri de böylece göstermelik kalıyor.

Atatürk heykellerini kaldıranlara, Atatürk ilkelerinin eğitimden kaldırılmasını isteyenlere ve toplumu çağdışı yaşama mecbur etmeye kalkan yobazların söylemlerine ceza vermek şöyle dursun, adeta hoşlanan bir iktidar, halen nasıl olur da birlik beraberlikten bahsedebilir?

Benden olan, benden olmayan ayırımı göreceksin.

Onlar gibi düşünecek ve biat edeceksin.

Bunun adına Yenikapı ruhu denilecek.

Aksi takdirde bedelini ödeyeceksin…

                                                        ***

Pazartesi günü TBMM si Genel Kurulunda yapılacak oylama için Başbakan Binali Yıldırım her ne kadar“sistem değişikliği” dese de,  olay rejim değişikliğidir.

Dört bir tarafımız ateş çemberi olmuş, şehitlerimizin acıları içimizi kavururken ille de bu acele nedendir?

Dünyada bir örneği olmayan Türk usulü başkanlık (!)

Bir çeşit diktatörlük veya sultanlık demek daha doğru olacak.

AKP aslında 2007 den beri yeni anayasa peşinde.

Erdoğan’ın istediği padişahlarda bile olmayan yetkilerdir.

Bu da Hitler örneğidir…

Güçler ayrılığı diye bir şey kalmayacak.

Yasama, Yargı Yürütme tek kişiye bağlanacak.

O tek kişi milletvekillerini, hâkimleri, bakanları kısacası her tarafa tayinleri yapacak.

Meclisi fes edebilecek.

Parlamenter sistem yok edilecek.

Bunlar çok yazılıp konuşulduğu için fazla uzatmaya gerek yok.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ “Bu Türkiye için tarihi bir reformun ilk adımıdır” diyor.

Evet, ortaçağa dönmenin ilk adımıdır demek daha doğru olur.

MHP Genel Başkan Yardımcısı verdikleri destek için “Bazen zaruretler hasıl olduğu vakit, içimize sinmeyen şeyleri de yapmak zorunda kalıyoruz ”diyor utanmadan.

İçinize sinmeyen şeyler derken, sizleri zincirle döverek mi kabul ettiriyorlar diye sormak gerek bu zata.

Yine bir MHP li milletvekili Mehmet Parsak, “Anayasa Türk Anayasasıdır. Hiçbir yerinden Türk ifadesinin çıkarılması önerilmemektedir. İlk 4 maddesi dahil; milli ve üniter devlet tartışma konusu değildir. Hükümet sistemi odaklı bir Anayasa yenilenmesi süreci yürütülmüştür. Milletin vereceği karara MHP olarak saygılıyız.”diyor.

Bu adamlar milletle dalga geçiyorlar sanki.

Erdoğan tüm yetkileri eline geçirdiği zaman ve iş işten geçtikten sonra “aldatıldık” diyecekler her halde.

Bunun Anayasa değişikliği değil tek adamın diktatörlüğe gidişi olduğunu anlamamış olmaları imkânsızdır.

Ama kafa aynı kafa olunca da böyle bizlerle kafa bulmaya çalışıyorlar.

Tabi akılları sıra diyelim.

Bir kere dayatma kültürü ile anayasa yapılmaz.

Bu ülke sadece AKP ve MHP’lilerden ibaret değildir.

Her iki parti içinde de aklıselim insanlar vardır ve onlar da hayır diyeceklerdir.

Çünkü çocuklarının ikbali, Türkiye’nin selameti için kimse özgür birey olmak hakkını vermeyecek, kula kulluk etmek istemeyecektir.

Yaşasın Atatürk Cumhuriyeti ve parlamenter sistem.

Onu yaşatmak için herkes kendi payına düşeni yapacaktır.

Bir günde antidemokratik bir oylama ile bu cumhuriyeti yıkmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.

Bu böyle biline…

Tünay Süer

Bir ayda 5 saldırı

Evet, 4 haftada 5 saldırı ile sanki sıradan olaylar haline gelmeye başladı bu terör eylemleri.

Henüz Beşiktaş olayının sıcaklığı soğumadan İzmir’de saldırı oldu.

Bu sefer emniyet güçlerimizin dikkati sayesinde ucuz atlattık diye seviniyoruz.

İki terörist gebertilmiş.

Üç kişi olduğu tahmin ediliyor ve üçüncüsü aranıyor.

39 masum insanı katleden cani ise halen bulunamadı.

İzmir Adliyesinin önüne  bomba yüklü araç, el bombaları ve roketatarlarla katliam yapmaya gelen PKK’lı teröristleri, trafik polisi Fethi Sekin’in dikkati sayesinde hedefledikleri büyük katliamı gerçekleştirememişler.

 Kahraman polisimiz, araçtan şüphelenip arama yapmak isteyince teröristler önce aracı onun üzerine sürmüşler, şerefsizler sonra araçtan inip koşarak uzaklaşmaya başlamışlar. Bu sırada teröristlerden biri, elindeki düzenekle, LPG’li olduğu belirtilen araçtaki bombayı infilak ettirmiş.

Kahramanımız yaralı halde mermileri bitene kadar onları kovalamış ve tekini öldürmüş.

Ne yazık ki kendisi de şehit olmuş.

Türkiye’de Astsubay Ömer Halisdemir ve Fethi Sekin gibi böyle gözü pek yiğitlerimiz olduğu müddetçe Türkiye asla ne diz çöker ne de yenilir.

Ne var ki bazıları Kürt, Türk, İslam, Laik diyerek ülkeyi içeriden bölmeye çalışıyorlar.

Dincilik ve linç kültürü başladı.

Reina katliamından hemen sonra sosyal medyada “oh çekenler” ortaya çıktı…

İzmir neden bombalanmıyor diyenler ortaya çıktılar.

Ülkenin Dinayet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan ve tüm camilerde okutulan yılbaşı hutbesi gibi.

Ülkemizin kurucusu, büyük önderimiz Gazi  Mustafa Kemal Atatürk’e yapılan hakaretler gibi..

Tüm bunlara sessiz kalan sorumlular sanki bölücülüğe göz kırpar gibiler.

Türkiye böyle yönetilmemelidir.

Hele böyle bir zamanda…

Ülkemiz gerçekten karanlık günler yaşıyor ve Ortadoğu girdabına sürükleniyor.

Geçmişten ders çıkartmalıyız.

Sonuç olarak tüm bu kanlı olaylar gösteriyor ki Türkiye’yi Yugoslavya, Irak kısacası ortadoğuya çevirmek istiyorlar.

Bunun baş sorumlusu 15 yıldır ülkeyi yöneten, daha doğrusu yönetemeyen AKP iktidarıdır tabi.

İktidar aklını başına almalıdır.

Türkiye ayrışmaya değil birleşmeye, kardeşliğe yol almalıdır.

Bizler diyoruz ki bizi kimse bölemez ve bölemeyecektir.

Güçlüyüz ve hepimiz kardeşiz.

Düşmana karşı el ele mücadele etmeliyiz.

                                                                       ***

 Türkiye hem terör belasından hem de Bahçeli’den kurtulacak inşallah.

“Benim oyum TBMM Genel Kurulunda da, referandumda da evet, diğerlerini bilmem” diyebilen bir genel başkanı ilk defa gördük.

Milliyetçi Hareket Partisi üyelerine, delegelerine, milletvekillerine hakarettir bu.

“Diğerlerini bilmem” sözleriyle partisine karşı ne kadar lakayt olduğunu göstermektedir.

Bahçeli’nin partisini bitirmek istediğini aylardır yazmaktayım.

Bana ne diyemeyiz, böyle bir lüksümüzün olmadığını düşünüyorum.

Malum AKP’nin sandalye fazlalığı ile muhalefet partilerinin “ki şu anda CHP ve MHP var görünen “ iktidarın işine gelmeyen hiçbir önergeleri kabul görmemektedir.

Bahçeli yapacağını 7 Haziran seçimlerinde yaptı zaten.

Muhalefet partileriyle anlaşma yolunu seçeceğine 1 Kasım seçimlerini ve dolayısı ile

Erdoğan’a başkanlık yolunu açmayı tercih etti.

Bu şahsın ülkeye ve partisine faydasından çok zararı olmaktadır.

Bahçeli aslında tutumları yüzünden kendi ayağına kurşun sıkmıştır.

Onu anlamak mümkün değildir.

Elbet vardır bir bildiği diyelim.

FETÖ darbe girişiminden sonra AK Parti’nin bile gündeminden düşürdüğü Başkanlık Sistemini Türkiye’nin gündemine oturtması hem ülkücü tabanda hem de parti tavanında kontrolünü iyice kaybettiğini gören “aksaçlılar” yeni bir lider arayışına nihayet geçmişler.

Umarım başarılı olurlar…

                                                       ***

 

Tünay Süer

06.01.2017

ENERJİ_SA vurgunu

2017 ye yine kanlı bir katliamla girmiş olduk.

Bu katliamı yapan elbette insan olamaz.

Yüz hatlarını incelediğimizde hain bakışlar ve kötülüğün kanına işlemiş olduğu soğukkanlı bir cani görüyoruz.

Onlarca suçsuz insanı yaralayan 39 kişinin ölümüne sebep olan katilin öldürülmeden yakalanmasını ve sorguya alınmasını, arkasında hangi güç veya güçlerin olduğunu öğrenmemizi isterim.

Gerek Twetter de gerekse basında halkı bölmeye kalkan, kin ve nefret aşılayan yazıları yazanların, söylemler yapanların da acil cezalandırılmalarını dilerim.

Memleket alev topuna dönmüş, dış ve iç düşmana karşı kardeşliğimize, birlikteliğimize daha çok ihtiyaç olduğu bu dönemde dindar, dinsiz diye ayırmak, mezhep ayrılığı yapmak bu ülkeye verilecek en büyük zarardır.

Emperyalizmin ve kapitalizmin ülkemizi yok etmelerine asla izin vermemeliyiz.

Umutlarımızı yitirmeden güçlü bir Türkiye olmalıyız.

“Denizler durulmaz dalgalanmadan. Umutlar yeşermez, sevgi olmadan” demişler ya, ne kadar doğru söylemişler.

Aramıza nefret tohumları ekmeye kalkanlara inat birbirimizi sevmeli ve el ele vererek önce vatan demeliyiz.

                                                                          ***

Enerji_SA Vurgununa gelince başıma gelen olayı sizlerle paylaşmak istedim.

Bildiğimiz gibi AKP İktidarı her şeyi özelleştirdi.

Olan vatandaşa oldu.

Bizlerin ceplerine beş kuruş girmediği gibi, kaşıkla verdiklerini kepçe ile almaya başladılar.

1999 yılında Kartal Uğurmumcu da bir sitedeki daireye taşındım.

AKTAŞ ELEKTRİK T.A.Ş ile 13.12.1999 da sözleşme yaptım.

Orada yaklaşık bir yıl kadar oturdum.

Oradan Kadıköy Yoğutçupark’ta başka bir eve taşındım.

Tabi yeni eve çıkmadan bir hafta önce Uğurmumcu’da ki evle ilgili su, elektrik gibi borçlarımı toptan ödedim.

Görevli memur saati kaldıracaklarını işimin bittiğini söyleyerek, istememe rağmen, her hangi bir evrak vermedi bana.

Ben de saf, saf ona inandım.

Demek ki bu işler böyle diye düşündüm, çünkü o tarihte bir başka yerde elektrik tesisatın varsa ve borcun olursa onu kapatmadan diğerini açtıramıyordun.

Neyse hiç bir sorun olmadan yeni ev için AKTAŞ T.A.Ş ile 25.10.2001 de yeni sözleşme yaptım.

Yeni evin adresi mukavelede yazıldı

Yoğurtçupark’taki evden depremde çatlaklar oluştuğundan bu sefer aileme daha yakın olan bir ev tuttum. ve oradaki elektriği kapatıp yeni ev için TEDAŞ.Anadolu Yakası olarak değişen şirketle  25.09.2002 tarihinde yeni sözleşme yaptım.

Buraya kadar her şey normal…

Ne var ki 7 yıl sonra bana bir ihbarname geldi ve Uğurmucu’daki evden borç çıkarttılar.

Üstelik benden sonra oraya taşınan ve mahkeme kararıyla evden çıkarılan şahsın iki aylık borcunu da bana yüklemişler.

Uğurmumcu’daki site yöneticisinden mühürlü yazılı orada oturmadığıma dair yazılı belge aldım ve TEDAŞ’a verdim.

Ev satılmış, yeni ev sahibinin adını soyadını ve telefonunu da yazdığım dilekçeye ilave ettim.

İtiraz dilekçesi verdim ama bu işleri bilmediğimden 621 TL yi yine ödedim.

Mesele kapandı.

Yok, hayır kapanmamış meğer.

Aradan 7 yıl geçti yine aynı şey tekrarlandı.

Şirket yine değişmiş bu sefer EERJİ_SA olmuştu.

Üstelik haberim olmadan 2012 de icraya vermişler.

Şirket avukatından gelen mesajla şaşırdım kaldım.

Bu sefer borç faizleri ile 2 bin TL gözükmüş.

15 yıldır aynı evde ikâmet etmekteyim ne bir uyarı ne de bir belge gelmemişti bana, zaten gelmemesi gerekirdi.

Çünkü iki kez ödeme yapmıştım.

Elektrik idaresine gittiğimde benden ödeme makbuzu talep edildi.

Ben de beş sene saklamam gerektiğini düşünerek aradan 7 yıl geçti diyerek yırtıp attığımı ve sözleşmeleri nasılsa sakladığımı , dosyalara bakmalarını söyledim.

Efendim, onlar yeni şirketlermiş, ben Pendik’e gidip uğraşacakmışım VS.

Sinir tepeme çıktı.

Kredi kartlarım ile dava hakkım saklı olmak üzere icrayı durdurmak için ödemeyi yaptım.

Daha sonra avukatımla görüştüm yanlış yaptığımı bana ait olmayan borcu ödemekle yanlış yaptığımı söyledi.

Şimdi ENERJİ_SA ya dava açıyorum.

Çünkü 7 sene bazen kaçak kullanılmış ve bana ait olmayan borcu bana yükleye hakları yok.

İcra hemen gelmezmiş VS.

İnanın elektrik idaresine gittiğimde benim gibi onlarca mağduru gördüğümde şaşırdım kaldım.

Herkesten ödeme makbuzları isteniyordu.

Hanımın birisi 15yıl geçti kızım nereden bulayım diye feryat ediyordu.

Bir başka beye faizleri ile birlikte 20 bin lira çıkartmışlardı.

Adam avaz avaz bağırıyordu.

Demek ki özelde şirket adı değişince, başka bir yönetim gelince böyle soygunlar oluyor.

Evet, bunun adı soygundur, vatandaşı soymaktır.

Birkaç gün önce Enerji Bakanı Albayrak elektrik kuruluşlarını ziyaret etmiş.

AKP Başkan Vekili Bülent Turan, Albayrak’ın, ziyaret ettiği kuruluşlardaki tavrını eleştirerek,

“Adamın mütevazı bir makamı var, sensin büyük, anladık. Ne olur ziyaretinde makamı sahibine bırakıp karşısına otursan da adamı da onore etsen!” demiş.

Keşke bir de ona bu özel şirketlerin vatandaşa yaptığı muameleyi tebdili kıyafetle gidip izlemeyi önerseymiş.

Ben bu durumu başbakanlığa da bildireceğim ve peşini bırakmayacağım.

Velhasıl bu iktidar Türkiye’yi yönetemiyor, olan bizlere oluyor…

                                                                     ***

 Bu arada sevgili dostlar koşuşturmaktan canım çıktı.

Minibüste cüzdanım çalındı.

Kimliğim, banka kartlarım, ehliyetim, önemli belgelerim ve hatırı sayılır paramda gitti.

Bilmem kaç tane hırlıyı, hırsızı hapishaneleri boşaltmak için salıverdiler.

Ortalık bu adamlarla doldu.

Karakol, marakol koşturdum durdum

Kartları iptal ettirdim.

Yarın muhtardı, Nüfus dairesiydi koşturacağım yeni kafa kâğıdı almak için.

 Aman siz, siz olun bu iktidar gidene kadar ödeme makbuzlarınızı saklayın ve çantalarınızı sıkı tutun.

Tünay Süer

04.01.2017