Çocuk evliliklerin en düşük olduğu il Tunceli.


Meclis Genel Kurulunda kabul edilen cinsel istismar cezalarına erteleme düzenlemesiyle yeniden tartışılan çocuk gelinler konusunda Türkiye İstatistik Kurumu oransal harita çıkardı. Çocuk gelin oranı en yüksek 10 şehir belli oldu: Kilis, Kars, Ağrı, Muş, Niğde, Bitlis, Kahramanmaraş, Aksaray, Gaziantep, Yozgat. Çocuk evliliklerin en düşük olduğu il ise Tunceli. Tunceli’de 2015’te 513 evlilikten sadece 5’inde gelinler 16-17 yaşlarındaydı. Bu şehirdeki evliliklerde çocuk gelin oranı yüzde 1’de kaldı. Bu oranı yakalayan başka bir şehir bulunmuyor.

TÜİK’in 2015 verilerine göre 2015’te toplam 602 bin 982 resmi evlilikten 31 bin 337’sinde 16-17 yaşındaki kız çocukları gelin oldu. Bu sayı, toplam evliliklerin yüzde 5,2’sine denk geliyor. İllerin içindeki evlilik oranlarında çocuk yaşta evliliğin en yükkek olduğu şehir yüzde 15,3 oranıyla Kilis. Bu ili yüzde 15,2 ile Kars, yüzde 15,1 ile Ağrı, yüzde 14,4 ile Muş, yüzde 13,7 ile Niğde, yüzde 12,7 ile Bitlis, yüzde 12,5 ile Kahramanmaraş, yüzde 12,1 ile Aksaray, yüzde 11,8 ile Gaziantep ve yüzde 11,5 ile Yozgat izliyor.

TUNCELİ SON, İSTANBUL ALT SIRADA

Çocuk evliliklerin en düşük olduğu il ise Tunceli. Tunceli’de 2015’te 513 evlilikten sadece 5’inde gelinler 16-17 yaşlarındaydı. Bu şehirdeki evliliklerde çocuk gelin oranı yüzde 1’de kaldı. Bu oranı yakalayan başka bir şehir bulunmuyor. Çocuk gelinlerin en düşük olduğu diğer 9 şehir, yüzde 1,5 oranıyla Rize, yüzde 1,6 ile Trabzon, yüzde 2 ile Artvin, yüzde 2,1 ile Bolu, yüzde 2,1 ile İstanbul, yüzde 2,2 ile Eskişehir, yüzde 2,5 ile Yalova, yüzde 2,6 ile Karabük ve yüzde 2,7 ile Bursa olarak sıralandı. Çocuk evlilik oranında sondan 6’ncı sırada yer alan İstanbul’da 114 bin 382 evlilikten 2 bin 438’inde gelinler 16-17 yaşındaydı. Ankara’da 38 bin 139 evlilikten bin 293’ünde çocuk gelin, İzmir’de 32 bin 469 evlilikten 937’sinde çocuklar gelin oldu. İzmir’de çocuk gelin oranı yüzde 2,9 ile düşük iller arasında bulunuyor. İzmir, 81 il içinde 69’uncu sırada yer aldı.

cocukevliliklerituik

Kanser oranı yüzde 200 arttı

Son 15 yılda kanserin görülme oranları ile ilgili bilgiler veren Yrd. Doç. Dr. Yavuz Dizdar, Türkiye’de ve dünyada kansere ilişkin korkutucu gerçekleri gözler önüne serdi. Dizdar, 1995’te kanserli hastalar için açılan dosyası sayısının 3 bin civarında olduğunu belirtirken, bu sayının günümüzde 8 bin civarına çıktığını söyledi. Bu süre içerisinde kanser oranını yüzde 200’den fazla artıran sebepler neler? İlaç sektörü kanserin tedavisine izin vermiyor mu? Tarım ilaçları, sentetik tohumlar, radyasyon ve doğal olmayan yoğurt… Bu ürünler hayatımızın neresinde? Dizdar, bu soruların cevaplarını verdi.

Kanserin nedenleri ve tedavisi ile ilgili sık sık kamuoyunu bilgilendiren İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü’nden Yrd. Doç. Dr. Yavuz Dizdar, yine çarpıcı bilgiler paylaştı. Özellikle akciğer, tiroid, meme kanseri ve lenfomada patlama yaşandığını belirten Dizdar, Türkiye’deki kanser görülme oranı ile ilgili de çarpıcı bir gerçeğe değindi: “Türkiye’deki kanser oranı son 15 yılda yüzde 200 arttı. 1995’te Okmeydanı SSK ve Cerrahpaşa’da yılda 3 bin hasta için dosya açılırken, bu rakam günümüzde 8 bine çıktı”.

Milliyet’ten Mert İnan’ın haberine göre Dizdar kanserdeki artış nedenlerini şöyle sıralıyor:

  • Sigara, (akciğer ve mesane kanserini tetikliyor)
  • Radyasyon, (kemik iliği, lösemi ve sarkomlara neden oluyor.)
  • İşlemden geçerek değer kaybeden yoğurt, süt,
  • Piliç ve yumurta gibi yeme dayalı et ürünleri
  • Tarım ilaçları, (anne sütü ile bebeklere kadar ulaşıyor)
  • GDO’lar
  • Besinlerde kullanılan hormonlar

“TAVUK YERİNE 40 GÜNLÜK CİVCİV İRİLERİ SATILIYOR”

Et üretimindeki denetimsizliğe dikkat çeken Dizdar, piyasadaki firmaların yasaklara ne kadar uyduğunu bilmediklerini dile getirdi. “40 günlük civciv irilerini tavuk niyetine satıyorlar” diyen Dizdar, bu civcivlere GDO’lu yem yedirildiğini söyledi.

SERADA 4-5 KAT HIZLI ÜRETİM

Sebze tohumlarını ABD, İsrail ve Hollanda’dan alıyoruz. Yarı sentetik tohumlar ve onlarla birlikte özel ilaçlar satın alıp kullanıyoruz. Sera ortamında normalin 4-5 kat hızlı üretim yapıyoruz. Bu tohumların ve üretim sürecinin denetlenmediğini söyleyen Dizdar, sebze içeriklerinin bozulduğunu açıkladı.

“YOĞURT KONUSU ÇOK ÖNEMLİ”
Yoğurt tebliğinin değiştirildiğini belirten Dizdar, artık doğal yoğurt yemediğimizi açıkladı. Dizdar’a göre Almanlar biradan, Fransızlar şaraptan biz ise yoğurttan antioksidan alıyorduk. Ancak bu şansımız artık kalmadı.

“KANSER İLAÇLARI YAŞAM SÜRESİNİ UZATMIYOR”

İlaç sektörünün kanser konusunda uyguladığı politikadan bahseden Dizdar, ilaçların kanser hastalarının yaşam süresini uzatmadığını belirtti. Sektör içinde birleşen firmaların birbirlerini desteklediğini, doktorları da kendilerine çektiğini ve ilaçların gittikçe pahalılaştığını söyleyen Dizdar, kemoterapinin öldürücü etkisinden de bahsetti. Dizdar şunları söyledi: ” Tümörü küçültmek için uygulanan kemoterapi tedavisi bazı durumlarda tümörleri küçültemediği gibi hastanın ağır ilaçları kaldıramaması sonucu günden güne kötüleşmesine neden olabiliyor. Kemoterapinin etkili olduğu vakalar da var. Ancak doktorların hastalarını dinlemesi, eğer ki kötü duruma sokuyorsa tedavi stratejisini değiştirmesi gerekli. Maalesef Türkiye’deki mevcut akademik yapı yeniliğe kapalı. Bu da birçok hastanın mağduriyeti anlamına geliyor.”

AKP’nin Asgari ücret teklifi 1400 TL olsun.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın maaşı 35 bin, milletvekillerinin maaşı 26 bin liraya yükseltirilirken, asgari ücret için AKP’nin önerisinin 1400 TL olacağı belirtiliyor.

Milletvekili maaşının 1240 lira zam yapılarak 26 bine yükseltilmesinin ardından işçilerin maaşına yapılacak zam da belli oldu.

AKP, işçi maaşlarına 100 lira zam planlarken, asgari ücretin 1400 lira olması planlanıyor.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Türk-İş’in asgari ücretin 1600 liraya yükseltilmesi talebine “istemenin sonu yok” yanıtını vermişti.

Müzisyen Alaaddin Us trafik kazasında hayatını kaybetti

İzmir’in Bornova İlçesi’nde, kırmızı ışıkta geçen kamyonun çarptığı otomobilin sürücüsü sanatçı Alaaddin Us (60) kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Alaaddin Us, bir dönem Kızılırmak grubuyla çalışmış, “Ah Sensiz”, “Türküler Yanmaz” gibi bilinen şarkıların söz ve bestesini yazmıştı.

Kaza, dün akşam saatlerinde 57. Topçu Tugayı Tuğsavul Kışlası Kavşağı’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Manisa’dan Bornova doğru giden kamyon kavşakta kırmızı ışıkta geçti. Bu sırada yeşil ışıkta geçen müzisyen Alaaddin Us kontrolündeki otomobile kamyon yandan çarptı. Kazada sürücü Us olay yerinde hayatını kaybetti. Otomobilde bulunan iki kişi de ağır yaralandı.

Kazayı gören çevredekiler durumu 112 sağlık ve polis ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine gelen sağlık ekiplerinin yaptığı müdahalenin ardından yaralılar ambulansla Ege Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Tedavi altına alınan yaralıların hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi.

Olay yerinde yaşamını yitiren müzisyen Alaaddin Us’un cenazesi savcının incelemesinin ardından otopsi yapılmak üzere İzmir Adli Tıp Kurumu Morgu’na gönderildi. Kaza sonrası gözaltına alınan kamyon şoförünün kırmızı ışıkta geçtiğini söylediği belirtildi.

Yeni Akit ‘tecavüz’ düzenlemesini manşetten savundu

Yeni Akit ‘tecavüz’ düzenlemesini bu manşetle savundu: Nikahtan değil zinadan yana. AKP’nin yayın organlarından Yeni Akit, çocukların istismarcısıyla evlenmesini ve cezaevinden çıkmasını sağlayacak düzenlemeyi “yasa tasarısına karşı çıkanlar nikahtan değil zinadan yana” manşetiyle savundu.

Yeni Akit gazetesi, çocuklara cinsel istismarda bulunanların evlilikle cezaevinden çıkmasını sağlayan düzenlemeyi manşetten savundu.

“Yasa tasarısına karşı çıkanlar nikahtan değil zinadan yana” diyen Yeni Akit, çocukların istismara uğramasını “3 bin ailenin mağduriyetinin giderilmesi” olarak sundu ve çocuk evliliklerini savundu:

KYK 23 Nisan ve 30 Ağustos’u sildi, yerine kandilleri ve 15 Temmuz’u koydu!

Eğitim alanında, sosyal-kültürel yaşamda dinselliğin ve din referanslı etkinliklerin dayatıldığı ülkemizde, bu dayatmadan en çok etkilenen kamu kurumlarının başında Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı Kredi Yurtlar Kurumu geliyor.

Ülkemizin dört bir yanında üniversite öğrencilerine barınma hizmeti sunan KYK yurtları, hizmet alan öğrencilere “dinsel referanslarla oluşan bir sosyal-kültürel yaşam tarzı” dayatmayı sürdürüyor.

BİR KYK YURDUNDAN AFİŞLER

KYK yurtlarına asılan 4 yeni afiş bunu kanıtlar nitelikte… İzmir Bornova KYK yurdunda çekilen fotoğraflarda, “Önemli gün ve haftalar”, “Milli-dini gün ve bayramlar”, “KYK atölye çalışmaları” ve “Sosyal kültürel etkinlikler” afişlerinde, AKP iktidarının bu dayatmaları gayet net bir şekilde görülebiliyor.

KYK’NİN “ÖNEMLİ” GÜNLERİ: CAMİLER HAFTASI, KUTLU DOĞUM HAFTASI, 15 TEMMUZ… 

KYK’nin ilan ettiği “önemli gün ve haftalar” arasında camiler haftası, İstanbul’un fethi, kutlu doğum haftası, 15 Temmuz, kût-ül âmare zaferi, Mehmet Akif’i anma ve Çanakkale zaferi yer alıyor.

kykonemlihaftalar

ZAFER BAYRAMI VE TBMM’NİN KURULUŞU YOK, KANDİLLER EKSİKSİZ!

“Milli-dini gün ve bayramlar” arasındaysa 23 Nisan TBMM’nin kuruluşu ve 30 Ağustos Zafer Bayramı hiç yer almazken, aynı afişte ramaza ve kurban bayramları, mevlit, regaib, berat, miraç kandilleri ile kadir gecesi eksiksiz yer aldı. Aynı afişe 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ile 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı da yazıldı.

kykonemlihaftalar1

KYK’NİN “AKADEMİ”DEN ANLADIĞI: İSLAM FELSEFESİ İLE NECİP FAZIL! 

“KYK akademi” adı altında sunulan atölye çalışmalarında ise “İslam felsefesi, “Türk İslam bilginleri”, “İlahiyat İslam tarihi”, “Necip Fazıl okumaları”, “Safahat okumaları”, “Adabı muaşeret” gibi başlıklara yer verildi.

kykonemlihaftalar2

KYK’NİN “SOSYAL” ETKİNLİĞİ: CAMİ HUZURDUR!

“KYK sosyal kültürel etkinlikler” adı altında öğrencilere dayatılan konular arasındaysa “Cami huzurdur”, “Gönül bağı”, “Diğergamlık durağı” gibi başlıklara yer verildi.

kykonemlihaftalar4

KAYNAK HABER: AHMET ÇINAR  –  HABER SOL ORG TR

15 Temmuz’un aydınlanması aynı zamanda siyasidir

15 Temmuz Fetö Darbesi Araştırma Komisyonu üyesi CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın NATO Parlamenter Asamblesinde yaptığı açıklamalarını Türk milleti adına memnuniyetle karşıladığını ve devamını getirmesini beklediğini belirtti. Genelkurmay Başkanının Ermeni Milletvekili Koryun Nahapetyan’ın sözde soykırımın 26 ülke tarafından tanındığına ilişkin görüşlerine gösterdiği tepkinin son derece yerinde olduğunu belirten Aytun Çıray , “Sayın Akar, parlâmentoların aldıkları sözde Ermeni soykırımı kararlarını tanımayacağımızı sert bir dille ifade ederek belki de ilk defa işgal ettiği makama uygun bir tutum almıştır,” dedi.

Çıray açıklamasına şöyle devam etti: “Ancak Sayın Akar yanılıyor; NATO Parlamenterler Asamblesinde 15 Temmuz’la ilgili verdiği cevaplarda yaptığı gibi meselenin sadece mahkemelerde aydınlığa kavuşturulacağını iddiası doğru değildir. Çünkü 15 Temmuz karanlığının aydınlatılması sadece hukuki değil, siyasi bir meseledir. Hem de Türk Milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği için en varoluşsal siyasi meseledir. Yükselen despotizmin bir sonucu olarak özgür ülkelere iltica etmeye çalışan gençlerimizi Türkiye’de kalmaya ikna etmemiz buna bağlıdır” dedi

15 TEMMUZ KARANLIĞINI AYDINLATACAK ÜÇ ANAHTARDAN BİRİ AKAR’DA

15 Temmuz’da son derece komplike bir kalkışma ve iç parçalanmayı tetiklemeyi hedefleyen habis bir girişimle karşı karşıya geldiğimizi ve  15 Temmuz FETÖ Darbesini Araştırma Komisyonu bunun  asli sorumlusunun Sayın Erdoğan yönetimindeki on dört yıllık AKP iktidarları olduğuna dair çok değerli tanıklıklar elde ettiğini anlatan Komisyon Üyesi Aytun Çıray, “Bu kalkışma konusunda Akar’ın asıl sorumlu olduğu makam NATO Parlamenterler Assamblesi değil, Türk milletinin iradesini temsil eden Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Atatürk’ün her daim hesap verdiği bu çatı altında  sorulacak sorulara cevap vermelidir.  15 Temmuz kalkışma, işgal ve Türkiye’yi parçalama teşebbüsüyle ilgili gerçeklerin aydınlatılmasından daha önemli hiçbir şeyin olmadığına kalpten inanan komisyon üyesi bir siyaset insanı olarak Sayın Akar’ı Meclis Çatısı altında Türk Milleti adına soracağımız sorulara cevap vermeye davet ediyorum. 15 Temmuz’la başlayan korkunç kaos süreçlerinin ortaya çıkaracağı acı sonuçları engellemenin yolu şeffaflıktır ve Sayın Akar bu hain operasyonun karanlığını aydınlatacak ışığın üç kritik anahtarından biri sizdedir. Bu vatani göreviniz yapmak için komisyonu sabote etmekten başka bir misyonu olmayan Reşat Petek’in davetine ihtiyacınız yok.”

ERMENİ MİLLETVEKİLİNİ CEVAPLAYIP TÜRK MİLLETİNİN TEMSİLCİSİNDEN KAÇAMAZ

Akar’ın siyaseten son derece meşru ve haklı olan bu davete kulak verip, Meclis çatısı altında kritik sorulara cevap vermediği takdirde 15 Temmuz karanlığı hakkındaki şüphelerin pekişmeye başlayacağını anlatan Çıray,  açıklamasını “Üstelik  Akar’ın Türk Milleti’nin temsilcilerine  NATO Parlamenter Asamblesi ve bu Asamblede kendisine soru soran Ermeni milletvekili ve yabancı gazeteciler kadar değer vermediği gibi kendisi açısından çok tatsız ve talihsiz bir  izlenim de doğacaktır.” diye  noktaladı.

Hakan Aygün Halk TV’yi Kirletiyor

Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Hakan Aygün’e Aykut Erdoğdu’dan tepki. CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu kendi partisinin kanalını yöneten Aygün’e “Hakan Aygün Halk TV’yi kirletmektedir” dedi.

Twitter’dan CHP’yi eleştiren Hakan Aygün “İşleri güçleri chp ve halk tv’te düşmanlık olanlara, güya chp’li olanların da hizmet etmesi ne acı! Siyasi yokoluşlarını hazırlıyorlar” diye yazınca, CHP’li Erdoğdu “Kimse senle var olmadı… Bizim yok oluşumuz senin elinden olacaksa hiç var olmadık demektir…” diye yanıt verdi.

‘HAKAN AYGÜN HALK TV’Yİ KİRLETİYOR’

CHP’li Aykut Erdoğdu, bu sabah RS FM’de Enver Aysever’in programına katıldı. Konu Halk TV’ye gelince Erdoğdu “Kurulan medya düzeni bir ahlaksızlık, bir güç ilişkisi üzerine yerleşmiş düzendir. Dolayısıyla benim, senin gibi insanların bu baskılara maruz kalması normaldir.” dedi.

Enver Aysever’in, Halk TV’nin CHP’li milletvekillerine hakaret içeren mesajlar paylaşan kişilerin yönettiği bir kanal olduğunu söylemesi üzerine Erdoğdu şunları kaydetti: “Hiç sözümü esirgemem. Halk TV önemlidir ama Hakan Aygün’ün olduğu Halk TV’ye Uğur Dündar’ın hatırına çıkıyorum. Ayşenur Arslan’ın hatırına çıkıyorum. Mevcut olarak Hakan Aygün olduğu sürece biz Halk TV’ye baktıkça vicdanımız sızlıyor. Çıkıp orada Cem Küçük konuşacak. Ben 1 yıldır Halk TV’ye çıkamıyorum, CHP’nin en sevilen milletvekillerinden biri olmama rağmen. Ben Hakan Aygün sansürüne uğruyorum. Bildiğimi söylemekten esirgemedim. Orada Uğur Dündar var, Ayşenur Aslan var, masum çalışanlar var ama benim gözümde Hakan Aygün Halk TV’yi kirletmektedir.”

Avrupa ile yeni kriz kapıda

Avrupa Birliği’nin (AB), Avusturya hariç, tüm ülkelerinin yaşanan olumsuzluklara rağmen Türkiye ile üyelik müzakerelerinin devamından yana görüş bildirdiği bir ortamda Avrupa Parlamentosu (AP), Türkiye ile müzakere sürecinin ‘geçici olarak dondurulmasına’ ilişkin bir kararı gündemine aldı.

Hürriyet’ten Güven Özalp’in haberine göre, AP’nin ikinci büyük grubu olan ve geçmişte Türkiye’nin üyeliğine sıcak bakan Sosyalistler ve Demokratların (S&D) inisiyatifiyle gündeme getirilen konuya ilişkin oturum 22 Kasım’da yapılacak. Askıya alma yönünde sonuç alınması halinde başta AP-Türkiye ilişkileri olmak üzere son derece olumsuz sonuçlar yaratma potansiyeli taşıyan karara ilişkin oylama ise 24 Kasım’da yapılacak.

S&D Başkanı Gianni Pittela, AB-Türkiye ilişkilerinde dönüm noktasında olunduğunun altını çizerek, “Türkiye ile üyelik müzakereleri geçici olarak dondurulmalı. Türk yetkililer demokrasi ve hukukun üstünlüğünü ihmal edip altını kazıdığı sürece bu ciddi adımların alternatifi yok” dedi. Kararın Türk halkına ya da Türkiye’ye karşı olmadığını savunan Pittella, “Türk halkı ve Türkiye için kapılar açık kalıyor ancak müzakereler için şu aşamada açık kalmamalı” diye konuştu.

KARARIN KABUL EDİLMESİ KESİN

S&D’nin yanı sıra AP’nin en büyük grubu Avrupa Halk Partisi’nin (EPP) ve bir zamanlar Türkiye’nin üyeliği için en ön sırada mücadele eden Liberallerin de destek veriyor olması kararın kabul edilmesine kesin gözüyle bakılmasına neden oluyor. Avrupa Muhafazakârlar ve Reformcular (ECR) grubu kararını oturum öncesinde netleştirecek. Müzakerelerin durdurulması konusunda ihtiyatlı bir yaklaşım sergileyen Yeşiller de pozisyonunu pazartesi belirleyecek. Karar, aşırı sağı oldukça memnun etmiş durumda.

BAĞLAYICILIĞI YOK AMA KARAR GÖRMEZDEN GELİNEMEZ

AP’nin üyelik müzakerelerinin askıya alınması konusunda yetkisi yok. Perşembe günü alınacak kararın hukuki bağlayıcılığı da söz konusu değil.

Bununla birlikte AP tarafından alınacak kararın tamamen görmezden gelinmesi de mümkün değil. AB liderleri aralık ayında yapılacak zirvede Türkiye’yle ilişkilerin geleceğini de ele alacak.

AP’nin kararı, bu toplantı açısından siyasi baskı oluşturma potansiyeli taşıyor. Kararın geçmesi durumunda Türkiye’nin tepkisinin de çok sert olması bekleniyor.

Akşam’ın ardından Güneş gazetesi de Umut Oran’a 6 bin TL tazminat ödemeye mahkûm oldu.

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran, 7 Haziran seçimleri öncesinde partide önseçim hazırlıklarının yapıldığı dönemde kendisine yönelik olarak günlerce süren sistematik iftira ve kumpas haberleri nedeniyle Güneş gazetesinden de 6 bin TL manevi tazminat kazandı. Aynı yayınlar nedeniyle Akşam gazetesinden de Nisan ayında 6 bin TL tazminat kazanan Umut Oran, kazandığı tazminatı Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Mehmetçik Vakfı’na aktaracağını bildirdi.

17, 19 ve 20 Şubat 2015 tarihlerinde yaptığı asılsız ve iftira içerikli yayınlar nedeniyle Umut Oran, Güneş gazetesi aleyhine 25 Şubat 2015’te manevi tazminat davası açmıştı. 3 ayrı bilirkişi raporlarıyla yalan olduğu saptanmasına rağmen Güneş gazetesi, bu hayali yazışmaların basın özgürlüğü olduğunu savunarak davanın reddedilmesini istemişti. Ancak mahkeme bu hafta aldığı kararla Güneş gazetesinin Umut Oran’a yasal faiziyle birlikte 6 bin TL manevi tazminat ödemesine hükmetti. Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi ise çok daha erken bir tarihte Nisan 2016’da karar vererek Akşam gazetesinin Umut Oran’a 6 bin TL ödemeye mahkûm etmişti.

Tazminat, ÇYDD ve Mehmetçik Vakfı’na aktırılacak

Umut Oran, konuyla ilgili açıklama yaparak Akşam gazetesi tazminatında da yaptığı gibi Güneş gazetesinden de gelecek 6 bin TL’yi Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Mehmetçik Vakfı’na bağışlayacağını bildirdi. Akşam ve Güneş’in yalan haberlerinin verilen tazminat kararlarıyla da kanıtlanmasına karşın yöneticileri aleyhine açılan ceza davasının bu hafta da karara bağlanmayarak 17 Ocak’a ertelendiğini, mağduriyetinin 2. yılına yaklaştığını belirten Umut Oran şöyle konuştu:

Diyojen’e döndüm fenerle adalet arıyorum

“Diyojen’e döndüm elimde fenerle gündüz vakti adalet arıyorum. Nisan ayında Akşam gazetesi yalan haber yazdığı gerekçesiyle 6 bin TL tazminat ödemeye mahkûm olmuştu, bu hafta yine Ethem Sancak’ın diğer gazetesi olan Güneş’in de yaptığı asılsız iftira haber nedeniyle bana 6 bin TL tazminat ödemesine karar verildi. Ama aynı gün Akşam için açılan ceza davası vardı karar çıkmadı yine ertelendi bu kez Ocak ayına. Hukukta en temel kuraldır iddia sahibi iddiasını kanıtlamakla sorumludur. Ama her şeyleri yalan neyi kanıtlayacaklar?! Tamam gazeteci haber kaynağını açıklamak zorunda değil. Ama bu kumpas bu büyük yalan sıradan bir ‘haber’ değil, bu iğrenç yazının bir ucu ana muhalefet partisine bir ucu FETÖ çetesine bir ucu da Cumhurbaşkanlığına uzanmaktadır. Hiç utanmadan sıkılmadan suikast senaryolarına kadar varacak ileri derecede, alçakça iftiralar atıp beni hedef gösterdiler. Yayınlar üstüne hemen Twitter’a başvurarak tüm DM mesajlarımı alarak kamuoyuyla paylaşmış, yalan ve kumpası iki hafta içerisinde çökertmiştim. Mağdur olan benim, yazılanların yalan, saçma ve kurgu olduğunu 3 ayrı bilirkişi raporuyla da kanıtladık ve artık suçluların cezalarını çekmesini istiyoruz.”

Ethem Sancak grubu CHP’ye toplam 47 bin TL ödemeye mahkûm oldu

Böylece Ethem Sancak’ın sahibi olduğu Akşam ve Güneş gazeteleri sadece Umut Oran’a toplam 12 bin TL manevi tazminat ödemeye mahkûm edilmiş oldular. Bu iki ‘gazete’ CHP tüzel kişiliği ve yöneticilerine karşı da çok sayıda davayı kaybetmiş, toplamda 47 bin TL tazminat ödemek zorunda kalmıştı. Umut Oran’ın kazandığı 12 bin TL ile birlikte gazetenin CHP’ye yönelik iftira yayınları nedeniyle toplamda 59 bin TL tazminata mahkûm edilmiş oldu.