ADALARIMIZ YUNAN İŞGALİNDE Mİ?

CHP İzmir Milletvekili Dr. Aytun Çıray, 18 Türk adası ve 1 Türk kayalığının AKP hükümetinin bilgisi dahilinde Yunan askerlerine teslim edildiğini; ve bu durumun 13 yıldır devam etmekte olduğuna dair basında yer alan iddialara dikkat çekti. Hükümet yetkililerinin iddialarının aksine, bu durumun Lozan Antlaşmasıyla ilgili olmadığını ortaya koyan Çıray, Başbakan Yıldırım’a, Meclis’in denetleme işlevinin önemini bir kez daha vurguladı 11 soruluk bir soru önergesi verdi.

ADALARIMIZ YUNAN İŞGALİNDE Mİ?

Bu adalarda ikili devlet modeline geçildiği, otoritenin Yunan vali ve belediye başkanlarıyla paylaşıldığı, Yunanlıların adalardan vergi topladığı iddiaları Çıray tarafından Başbakan Yıldırım’a soruldu.

Türk karasularında tekneyle seyahat eden vatandaşlarımızın Yunanistan tarafından tutuklandığını, öldürüldüğünü; fakat Türkiye’nin buna rağmen Yunanistan’a nota vermeyerek duruma göz yumduğunu dile getiren Çıray, olayların bir an evvel açıklığa kavuşturulmasını ve kamuoyuna bilgi verilmesini istedi.

BAŞBAKAN KOYUN ADASI’NA PASAPORTLA MI GİRDİ?

Yunan kuvvet komutanlıklarının işgal edilen Türk topraklarında tatbikat yaptıklarını, Türk karasularını ve hava sahasını ihlal ettiklerini, Yunan vatandaşlarının Türk topraklarına pasaportsuz giriş yaptıklarını; buna karşılık Türkiye Başbakanının Koyun Adası’na pasaportla giriş yaptığı iddialarını hatırlatan Çıray, tüm bunlar karşısında devletimizin haklarımız konusunda herhangi bir adım atıp atmadığını Başbakan Yıldırım’a sordu.

KIBRIS’TA NE OLUYOR?

Aynı bağlamda Kıbrıs’la ilgili endişelerini belirten Çıray Kıbrıs süreciyle ilgili gelişmelerin Türkiye’nin Kıbrıs’taki garantörlüğünü tehlikeye atacak bir seyir izlediğini,  Ege adalarındaki durumla birlikte ele alındığında, Türkiye’nin adeta bir kara devletine dönüşme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.

Aytun Çıray’ın Meclis Başkanlığı vasıtasıyla Başbakan’dan yazılı cevaplarını istediği sorular şunlar:

 

*Lozan Anlaşmasında verilmeyen 18 Türk Adası ve bir Türk kayalığının Yunan

askerine teslim edildiği doğru mudur?

 

* Bu adalarda devletin birliği ve tekliğinin ortadan kaldırılarak, otoritenin

Yunanistanʼla paylaşıldığı Türkiyeʼnin batısında ikili devlet düzenine geçildiği ve

İzmir, Aydın ve Muğla illerimizin bütün bu olup bittiği ile birisi Türk diğeri Yunan

olmak üzere 2ʼşer vali ve 2ʼşer belediye başkanı ile yönetildiği doğru mudur?

 

* Yunanistanʼın bu adalarımızda vergi topladığı ve esasen Türk toprakları

olan bu adalarda birisi Türk diğeri Yunan olmak üzere 2 başkomutan bulunduğu

doğru mudur?

 

* Yunanistanʼın Ege Denizi Türk kara sularında tekne ile dolaşan

vatandaşlarımızı öldürdüğü, tutukladığı, yargıladığı; ancak bunlara rağmen

Yunanistanʼa nota verilmediği doğru mudur?

 

*Yunan Kara Kuvvetlerinin bu topraklarda tatbikat yaptıkları; Yunan Kara

Kuvvetlerinin Türk topraklarında; Yunan Deniz Kuvvetlerinin de Türk

karasularında tatbikat yaptıkları haberleri gerçeği yansıtmakta mıdır?

 

*Yunan kara, deniz ve hava kuvvetlerinin uçak ve helikopterlerinin hep

birlikte Türk hava sahasında uçtukları ve ihlaller yaptıkları haberleri doğru

mudur?

 

*Yunan Cumhurbaşkanını, Savunma Bakanıʼnın, Genel Kurmay

Başkanlarıʼnın ve Kuvvet Komutanları ile Yunan askerleri ve Yunan askerleri ve

Yunan vatandaşlarının Egede işgal edilen Türk Adalarına ellerini kollarını

sallayarak pasaportsuz giriş ve çıkış yaptıkları haberleri doğru mudur?

 

*Buna karşılık Türk vatandaşlarının Egede işgal edilen Türk Adalarına

pasaportla giriş yaptıkları haberleri ve bu çerçevede Türkiye Cumhuriyeti

Başbakanı Binali YILDIRIMʼın İzmir Koyun Adasına Yunan polisi ve gümrük

kontrolünden geçtikten sonra pasaportla giriş yaptığı eski Başbakan Ahmet

DAVUTOĞLU ise Aydın ilimizin Marathi Adasına ancak pasaportla girdiği

haberleri doğru mudur?

 

*Bütün bu haberler doğru ise Türkiye Cumhuriyeti egemenlik hakkının bu

açık ihlalleri karşısında hangi girişimlerde bulunduğunuz Türkiye Yunanistan

Cumhuriyeti nezdinde ve onun bu ihlalleri yapan kurumları nezdinde gerekli

nota vermek başta olmak üzere gerekli uyarı girişimlerinde bulundunuz mu?

 

*Şahsınızın Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak Türk egemenliğindeki

topraklara Yunan bayrağı ve pasaportuyla girmenizi nasıl açıklıyorsunuz?

 

* Kıbrısʼta Birleşmiş Milletler gözetimindeki müzakerelerin Türkiyeʼnin

garantörlüğünü ortadan kaldıracak bir seyir izlemesini ve izole edilmesini nasıl

engellemeyi düşünüyorsunuz?

“KIBRIS İÇ SİYASET MALZEMESİ HALİNE GETİRİLMEMELİDİR”  

UMUT ORAN: KIBRIS GÖRÜŞMELERİNDE ASLA TESLİMİYETÇİ OLUNMAMALIDIR

 Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran, KKTC ile Kıbrıs Rum Kesimi arasında Cenevre’de çok kritik bir aşamaya geçtiği anlaşılan görüşmelerle ilgili olarak Türk hükümetinin kamuoyunu bilgilendirmemesinin şüphe uyandırdığını bildirdi. Umut Oran, “Rum Kesimi ve garantör sıfatıyla Yunanistan, kendi tezlerini aralıksız olarak savunup AB üyeleri arasında ve tüm dünyada lobi faaliyetleri yürütürken AKP hükümetinin sessizliği şüphe uyandırmaktadır. Kıbrıs ile ilgili asla teslimiyetçi bir anlayış yürütülmemelidir ve yine Kıbrıs asla iç siyaset malzemesi haline getirilmemelidir” dedi.

ŞÜPHE UYANDIRIYOR

CHP’li Umut Oran konuyla ilgili olarak yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti:

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Kıbrıs Rum Kesimi arasındaki çözüm görüşmeleri aylardır devam etmesine ve bu hafta Cenevre’de çok kritik bir aşamaya gelmesine rağmen hem Kıbrıs Türklerinin hem de Türkiye kamuoyunun gelişmelere dair yeteri kadar bilgilendirilmemesi düşündürücü, bir o kadarda şüphe uyandırıcı hal almaktadır.

OLDU-BİTTİ Mİ YAPILACAK?

 Geçmişte Annan Planı’nın kabul edilmesi için “kampanya” yürüten AKP’nin aylardır devam eden görüşmeleri hiçbir şekilde kamuoyuyla paylaşmaması; Ege Denizinde Yunanistan’ın Türk ada ve kayalıklarını işgal etmesine dair iddialar karşısında sessiz kalmasıyla ve Türkiye’yi geren, kutuplaştıran ve bölen “başkanlık görüşmeleriyle” beraber düşünüldüğünde, yeni bir “oldu-bitti” ile karşı karşıya kalınabileceğini düşündürmektedir.

 ASLA TESLİMİYETÇİ OLUNMAMALI

 Rum Kesimi ve garantör sıfatıyla Yunanistan, kendi tezlerini aralıksız olarak savunup AB üyeleri arasında ve tüm dünyada lobi faaliyetleri yürütürken AKP hükümetinin sessizliği şüphe uyandırmaktadır. Kıbrıs ile ilgili asla teslimiyetçi bir anlayış yürütülmemelidir ve yine Kıbrıs asla iç siyaset malzemesi haline getirilmemelidir

 KATLİAMLAR KIBRIS TÜRKÜNÜ HALA TEDİRGİN EDİYOR

 Her iki olasılık da ülke çıkarlarıyla ve devlet gelenekleriyle bağdaşamaz Zira Kıbrıs Türklerinin garantör sıfatıyla Türkiye’den ama daha önemlisi “Anavatanları olan Türkiye’den” büyük beklentileri vardır. Ecevit önderliğinde gerçekleştirilen ve tamamen meşru olan Kıbrıs Barış Harekâtından önce adada yaşanan katliamlar, Kıbrıs Türkünü hala tedirgin etmektedir. Bu anlamda Türk Askeri’nin adadaki varlığının asla pazarlık konusu edilmemesi hayatidir. Aynı şekilde Türkiye’nin garantörlüğü de hiçbir şekilde tartışma konusu edilmemelidir. Zira Türk milletinin Kıbrıs’ta ikinci bir “katliamlar zincirine” tahammülü yoktur. 

TÜRK MİLLETİNİN YAŞANANLARI BİLMEYE HAKKI VAR

Gelinen noktada AKP hükümetini devlet geleneğine uygun şekilde kamuoyunu bilgilendirmeye ve de Cenevre görüşmelerini asla iç siyaset malzemesi haline getirmemeye davet ediyorum. Türk milletinin yaşanan her şeyi bilmeye, Kıbrıs Türkünün de kendi vatanlarında huzur ve barış içinde yaşamaya hakları olduğuna dair inancımı tekrarlıyorum.

Euro fiyatı 4.00 TL, Dolar fiyatı 3.78 ile rekor kırdı

Dün tarihi zirveyi göre dolar fiyatları bu sabah güne 3.72 seviyesinde başlarken, sonrasında 3.7816 seviyesi geçerek yeni rekorunu kırdı. Dolar saat 11.44’de 3.7790 seviyesinden işlem gördü. Euro fiyatları ise 4.0095 seviyesini aşarak tarihi rekoru kırdı. Euro ise şu sıralarda 4.0081 seviyesinden işlem görüyor.

Dolar ve Euro yeni güne rekorla başladı. Bankacılar dün TL’de negatif ayrışma için belirli bir haber ya da gelişme olmadığını, negatif ayrışmayı mevcut gelişmelerin oluşturmaya devam ettiğini söylediler.

Dolar/TL küresel değer kazancı ve lokal endişelerin baskısıyla 3.7816 seviyesini görerek rekor kırdı. Kur, saat 11.44 itibari ile bankalararası piyasada 3.7790 seviyesinden işlem görüyor. Euro/TL ise 4.0095 seviyesini görerek yeni zirvesini gördü. Euro/TL şu saatlerde 4.0081 seviyesinden işlem görüyor.

BAŞKANLIK “TÜRK TÖRESİNİ” PASPAS ETMEKTİR!

CHP’li Umut Oran, Cumhurbaşkanlığı görünümlü başkanlık sistemi görüşmelerinin TBMM’de başlamasından önce MHP milletvekillerine son kez çağrıda bulunarak, “Okullarda ‘Türküm’ diye başladığı için Andımızı kaldıranlara, Türk Milleti ifadesinin ‘ırkçılık’ olduğunu öne sürenlere, tabelalardan T.C. ibaresini kaldıranlara karşı MHP milletvekilleri tarihi bir cevap vermelidir. Başkanlığa ‘evet’ oyu verenler ‘Türk Töresi’ni de paspas edenler olarak tarihe geçecektir. İnancım odur ki ‘Türk Milleti’; kendilerine Genel Başkan diyenlerle değil ‘doğrudan ve haktan yana’ saf tutanlarla beraber olacak, Atatürk’ün ‘7.000 yıllık Türk beşiği’ dediği Anadolu’nun paramparça edilmesine ve kardeş kavgaları içinde yok olmasına fırsat vermeyecektir” dedi.

ÖCALAN’LA DA GÖRÜŞTÜLER

TBMM’deki görüşmelerin öncesinde bu sabah yazılı açıklama yapan CHP 24. Dönem İstanbul Milletvekili Umut Oran, şunları kaydetti:

Başkanlık tartışmaları, AKP’nin her dönemde yaptığı gibi, hedef şaşırtılarak devam etmektedir. Kurulduğu günden beri, liberallerden Öcalan’a kadar, hemen her grupla “yol arkadaşlığı” yapan AKP, bugünlerde de MHP üzerinden Başkanlık hedefine ulaşmak istemektedir.

MİLLİYETÇİ PARTİNİN TESLİM OLMASI TÜRK TÖRESİNE İHANETTİR

Dün “her türlü milliyetçiliği ayaklar altına almakla” övünen bir anlayışın bugün isminin içinde “milliyetçi” ibaresi olan bir partinin Genel Başkanı vasıtasıyla milleti bölmeye çalışması ilginç, ama şaşkınlık verici değildir. Zira AKP, budur! AKP; yeterince kullandıktan sonra bir kenara atmak üzere, herkesle ve her koşulda “pazarlık” edebilen bir partidir. Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanı olmak da, Barzani Devleti’nin hamiliğine soyunmak da, komşu devletlerin kan gölüne dönmesine seyirci kalmak da, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne operasyon üstüne operasyon yapılmasına göz yummak da AKP için normaldir. Ancak AKP’nin ne olduğunu yaşayarak gören bir siyasinin, hem de adında “milliyetçi” ibaresi olan bir partinin Genel Başkanı’nın AKP’ye teslim olması; bağlı olduğunu iddia ettiği “Türk töresine” de, “akla” da, “Türk milletine” de ihanet etmek demektir ve her durumda şaşırtıcıdır.

MHP SEÇİM YAPACAK: MİLLETİN BİRLİĞİ Mİ AKP’NİN DİRLİĞİ Mİ?

AKP; ulus devleti yok etmeye çalışmaktadır ve Bahçeli bakmaktadır.

AKP; devletin itibarını zayıflatmaktadır ve Bahçeli sessizdir.

AKP; Başkanlık rejimiyle beraber devletin ruhunu yok etmeye uğraşmaktadır ve Bahçeli itaatkârdır.

Gelinen noktada “milletin birliğini” AKP’nin “dirliği” için feda eden Devlet Bahçeli bir yanda; vatanın ve milletin bekası için Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük eseri olan Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıkan MHP tabanı ve milletvekilleri diğer yandadır. 

“EVET” OYU TÜRK TÖRESİNİ PASPAS EDECEK

Okullarda “Türküm” diye başladığı için “Andımız”ı kaldıranlara, Türk Milleti ifadesinin “ırkçılık” olduğunu öne sürenlere, tabelalardan T.C. ibaresini kaldıranlara karşı MHP milletvekilleri tarihi bir cevap vermelidir. Başkanlığa “evet” oyu verenler “Türk Töresini de paspas edenler olarak tarihe geçecektir.

TÜRK MİLLETİ, KARDEŞ KAVGASINA GÖZ YUMMAYACAK

İnancım odur ki “Türk Milleti”; kendilerine Genel Başkan diyenlerle değil “doğrudan ve haktan yana” saf tutanlarla beraber olacak, Atatürk’ün “7.000 yıllık Türk beşiği” dediği Anadolu’nun paramparça edilmesine ve kardeş kavgaları içinde yok olmasına fırsat vermeyecektir.

İzmir’de patlama

İzmir Adliyesi C Kapısı yakınlarındaki hâkim ve savcı otoparkında bomba yüklü bir araç infılak ettirildi. Güvenlik önlemleri nedeniyle adliye binasının tahliyesine izin verilmiyor. Terör saldırısının ardından İzmir Emniyet Müdürü Hüseyin Aşkın, olay yerine gelerek incelemelerde bulundu.

Kahraman şehit polis memuru Fethi Sekin katliamı önledi

Şehit olan polis memuru Fethi Sekin teröristleri fark edip büyük bir katliamı önledi. Görgü tanıklarının  ifadesine göre, İçinde 3 teröristin olduğu bombalı aracı tesbit eden polis memeuru Fethi Sekin arkadaşlarını uyarıp teröristlere ateş açtı. Bu sırada bombalı aracı patlatan teröristler adliye önündeki polislerle çatışmaya girdi. Çatışmada faciayı önleyen polis memuru Sekin ve bir adliye çalışanı şehit olurken iki terörist ölü olarak ele geçirildi. Teröristlerin yanında ele geçirilen 2 kalaşnikof tüfek, 8 el bombası, RPG 7 roket atar ve bu silaha ait 8 fişek içeri girmeleri durumunda katliamın ne derece büyük olacağının işareti.

Alçakların sonu böyle görüntülendi!

İzmir Adliyesi yakınlarında patlama meydana geldi, olayın ardından çıkan çatışmada iki terörist öldürüldü. Teröristlerin üzerinden 5 roket 4 el bombası 2 anti tank roketi çıktı.

İzmir Adliyesi’nin önünde bugün yaşanan patlamanın ardından çatışma çıktı, çatışmada 2 terörist öldürüldü, 1 terörist ise aranıyor. Teröristlerin üzerinden 5 roket 4 el bombası 2 anti tank roketi çıktı.

‘Aydınlatmaya rekor zam’

Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu (EMO), yeni yıl elektrik tarifesiyle ilgili çalışmasını açıkladı.

EMO‘nun çalışmasında yeni tarifede genel aydınlatma faturasına yüzde 21.3’le rekor zam yapıldığı ortaya konuldu. Konutların faturasındaki enerji kalemi yüzde 3.1 azalmasına karşın, dağıtım kalemi yüzde 6.3 zamlandırılarak, faturada indirime izin verilmedi.

EMO tarafından yapılan açıklamada “Geçen yılbaşında elektrik tarifesini “sadeleştirme” adı altında karartan EPDK; bu yılki tarife düzenlemeleriyle dağıtım şirketlerine yine kaynak aktarımları sağladı. Konutların faturasındaki enerji kalemi yüzde 3.1 azalmasına karşın, dağıtım kalemi yüzde 6.3 oranında zamlandırılarak, faturada indirime izin verilmedi. Halktan kesilen vergiler üzerinden şirketlere ödenen genel aydınlatma tarifesine ise yüzde 21.3 ile çok yüksek bir oranda zam yapıldı. Dağıtım şirketleri için devlet üzerinden garantili tahsilat anlamına gelen bu kalemdeki artış, yurttaşların üzerine yıllık 192.5 milyon lira ek yük getirdi” denildi.

Açıklamada, fiyatların Ocak 2017’de değişmeyeceğini bildiren EPDK’nın, 1 Ocak 2017`den itibaren yürürlüğe koyduğu tarifede “dağıtım bedeli” adı altında toplulaştırılan kalemde artışlara gidildiği belirtildi.

Açıklamada “Ocak 2016`da tarifelerde yapılan karartma ile “dağıtım hizmet bedeli, iletim bedeli, kayıp ve kaçak bedeli ile sayaç okuma bedeli” dağıtım bedeli adı altında alınmaya başlanmıştı. Yani dağıtım bedeline 1 Ocak 2017`den itibaren geçerli olmak üzere yapılan yüzde 6.3`lük zammın ne kadarının dağıtım şirketlerine, ne kadarının iletim hizmeti için TEİAŞ`a, ne kadarının kayıp ve kaçak kullanımına gideceği EPDK`nın şeffaflığa aykırı uygulaması nedeniyle görülememektedir” ifadeleri kullanıldı.

Ayrıca EPDK`nın yeni tarifesiyle dağıtım şirketlerine kaynak aktarımı yaratan büyük bir zam yürürlüğe sokulduğunun vurgulandığı açıklamada, “Özelleştirmeler sonrasında önce geçici olarak Hazine üzerine yıkılan aydınlatma bedeli, artık belediyelerin vergi gelirlerine ve bütçe paylarına el konularak dağıtım şirketlerine ödeme yapılmasının garanti altına alındığı bir sistemle karşılanıyor” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, EPDK’nın yeni tarifesiyle kamunun ödediği genel aydınlatma faturasına yüzde 21.3 zam yapıldığı vurgulanırken, kilovat saat başına 25.7 kuruş olan genel aydınlatma bedeli, 31.2 kuruşa çıktığı belirtildi.

“Dağıtım şirketlerinin dolar bazında borçlandıkları ve kredileri ödemekte güçlük çektikleri sürekli gündeme getirilerek kullanıcıların aleyhine düzenlemeler yapılmaktadır ve yeni yıl da ne yazık ki böyle bir tarifeyle başlamıştır” denilen açıklamada “Önce “sadeleştirme” adı altında faturadaki kalemleri saklayan EPDK; özelleştirmelerin tamamlanmasından bu yana hedef kayıp ve kaçak oranlarıyla oynayarak şirketlere elektrik kullanıcıları üzerinden kaynak aktarılmasını sağlamaktadır. Reklam, danışmanlık, dava ve sosyal giderler gibi her türlü harcamalarını yurttaşlara fatura etme olanağını getiren ve bu düzenlemelerini “şeffaflık” gerekçesiyle savunan EPDK, yeni yıl tarifesinde de yine kamu yararı yerine dağıtım şirketlerini kollamıştır” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Kayıp ve kaçak hedeflerini tutturamadıkları için kayıp ve kaçak bedelini kendi kasasından karşılaması gereken dağıtım şirketleri için sürekli hedefler yükseltilmekte ve fatura yurttaşa yıkılmaktadır. 2016 yılına kadar 5`er yıllık geçiş dönemi hedefleri konuluyordu. Artık 5 yıllık da değil yıllık kayıp ve kaçak hedefleri belirleyerek şirketlere her yıl istedikleri hedefi koyabilmek için elini rahatlatan EPDK, bu hedefleri kamuoyuna açıklama gereği bile duymamaktadır. 2016 yılı hedeflerini dahi sitesinden kaldıran EPDK, 2017 yılı hedeflerine ilişkin de hiçbir açıklama yapmamıştır.

Ama bir gazetede çıkan kayıp ve kaçak hedeflerinin 2017 için yine yükseltildiğine ilişkin haber üzerine aynı gün (15 Aralık 2016) açıklama yapan EPDK, kayıp ve kaçak nedeniyle zam olmayacağını iddia etmiştir. Türkiye genelinde kayıp ve kaçak oranları sürekli yükseltilen hedeflere göre düştüğü için zaten zam olmaması tersine bu düşüşlerin indirim olarak yansıması gerektiği gerçeğini yok sayan bu açıklamalar, kamuoyunu kandırmaktan öte bir anlam taşımamaktadır.

EPDK her tarife döneminde ne enerji maliyeti düşüşünü, ne de düştüğü söylenen kayıp ve kaçak oranlarına ilişkin indirimi faturalara yansıtıyor. Sürekli dağıtım şirketleri lehine kalemlerde artışa gidilerek, kullanıcının faturasına ya zam yapılıyor ya da yapılması gereken indirim gizli zamlarla yok ediliyor.

Gelinen noktada; şirketleri denetleyip, yükümlülüklerini takip etmesi gereken EPDK`nın uygulamaları ve düzenlemelerinin kendisi, denetime muhtaç bir alan olarak ortada durmaktadır. Ülkemizin enerji alanında içinde bulunduğu açmaz; günlük, teknik sıkıntılarla açıklanamayacak denli büyüktür. Nitekim Aralık ayının son günlerinden itibaren yurttaşların büyük bir çoğunluğu ve sanayi kuruluşları tarafından da can yakıcı bir şekilde hissedilen karanlıkta saatler geçirilmektedir. Ülkemizin enerji güvenliğinin sağlanabilmesi için öncelikle güvenilir, denetim mekanizmaları oluşturulmuş kurum ve sistemler gerekmektedir. Bunun için de şirketlerin çıkarlarının değil, kamunun yararını gözeten iktidar, kurum ve çalışanlara ihtiyaç vardır”

KAYNAK: haber sol org tr

Reina faili olduğu söylenen Kırgız açıklama yaptı, ‘ben değilim’ dedi

TRT World tarafından Reina katliamının şüphelisi olarak pasaportu yayımlanan Iakhe Mashrapov’dan açıklama geldi.

The Moscow Times’ın Turmush haber sitesinden aktardığına göre, pasaportun kendisine ait olduğunu doğrulayan Mashrapov, bununla birlikte katliamın olduğu gün İstanbul’da olmadığını söyledi.

Kırgızistan’ın Kara-Suu bölgesi yakınlarındaki Turatali pazarında tüccar olan Mashrapov, işi icabı sürekli Türkiye’ye seyahat ettiğini kaydetti.

28 Aralık’ta İstanbul’a uçtuğunu, ancak 30 Aralık’ta Kırgızistan’a geri döndüğünü belirten Mashrapov, saldırı olduğu gün Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te olduğunu savundu.

Mashrapov, 1 Ocak’ta yine İstanbul’a gitmiş, 3 Ocak’ta ise Kırgızistan’a geri dönmüş.

Turmush tarafından yayımlanan pasaport belgeleri ve üzerindeki damgalar, Mashrapov’un hikâyesini doğrular nitelikte.
[su_column]
[su_posts id=”11885″ ignore_sticky_posts=”yes”]
[/su_column]

1 Ocak’ta Türk yetkililer tarafından Bişkek uçağına bindirilmediğini ve “terör şüphelisine” benzediği gerekçesiyle sorgulandığını kaydeden Maşrapov, daha sonra ilgili şahısla alakasının olmadığının anlaşıldığını ve kendisinden özür dilendiğini belirtti.

Kara-Suu’ya döndüğünde Kırgız yetkililer tarafından da sorgulandığını kaydeden Mashrapov, burada da saldırı ile bağlantısı olmadığına ikna olunduğunu söyledi.

TRT World, bugün sabah saatlerinde Reina saldırganını Iakhe Mashrapov olarak duyurmuş, pasaportunu paylaşmış ancak daha sonra haberi ve tweeti silmişti. (SOL HABER)

Kılıçdaroğlu’na suikast uyarısı!

Başbakan Binali Yıldırım’ın, Kılıçdaroğlu’na suikast ihbarlarının arttığı yönünde bilgi verdiği öğrenildi. Kılıçdaroğlu, acil boyuttaki ihbarlar nedeniyle zaman kaybedilmemesi için yüz yüze görüşme beklenmeden telefonla bilgilendirildi.

Cumhuriyet gazetesinden Erdem Gül‘ün haberine göre, Kılıçdaroğlu’na saldırı ve suikast uyarısı yılın son günlerinde geldi. Uyarı, yılın ilk saatlerinde İstanbul’da Reina’ya düzenlenen saldırı öncesinde yapıldı. Başta ana muhalefet lideri olarak Kılıçdaroğlu ve muhalefet partilerinin liderlerini hedef alacak suikast ihbarlarının arttığı uyarısı iletildi. Acil boyuttaki ihbarlar nedeniyle zaman kaybedilmemesi için yüz yüze görüşme beklenmeden Kılıçdaroğlu telefonla bilgilendirildi. Çok gizli tutulan uyarının bizzat Başbakan Binali Yıldırım’dan geldiği ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin de aynı yönde bilgilendirilmiş olabileceği belirtiliyor. Kılıçdaroğlu’na ihbarlar ve değerlendirmelerin ciddi olduğu belirtilerek, her türlü önlemin alınması gerektiği, bu çerçevede zırhlı araç tahsis edileceği bilgisi verildi. Ancak Kılıçdaroğlu’nun halen zırhlı aracı kullanmaya başlamadığı öğrenildi.

Emekli zam oranı belli oldu

Her yıl Ocak ve Temmuz ayında SSK ve Bağ-Kur emeklisinin beklediği zam oranları belli oldu. Ocak-Haziran ve Temmuz-Ağustos dönemlerinde Tüketici Fiyat Endeksine göre belirlenen zam oranı 4,65 olarak hesaplandı. Haziran ayından itibaren zam oranını belirleyen rakamlar şöyle sıralandı:

Temmuz 1,16,
Ağustos -0,29,
Eylül 0,18,
Ekim 1,44,
Kasım 0,52
Aralık 1,64