Ali Rıza TAŞDELEN – Moskova, Tahran, Ankara ekseni

Batı Türkiye’yi konuşuyor. Özellikle, 24 Temmuz 2015’te TSK’nın Güneydoğu’da PKK’ya karşı başlattığı ve büyük bir başarıyla hendeklere gömdüğü PKK’nın acısını henüz sindirememişken, 15 Temmuz 2016’da Amerikancı, Fetullahçı darbe girişiminin ordu-millet işbirliği ile boşa çıkarılması ve FETÖ’cü çetelerin başta ordu, emniyet ve yargı olmak üzere devlet kurumlarından temizleme çabası bardağı iyice taşırmıştı.

Cin şişeden çıkmıştı; Türkiye’nin attığı her adım başta ABD olmak üzere Batı’nın alehine işliyordu. Türkiye ile Rusya’nın arasını açmaya yönelik ABD’nin (FETÖ’cü subayların) Rus uçağını düşürme girişimleri bir işe yaramamış, Türk-Rus ilişkileri Türkiye’nin vatansever çevreleri, özellikle de Vatan Partisi’nin çabalarıyla yeniden düzelme yoluna girmiş ticari, daha da önemlisi politik ve askeri alanda bir dizi anlaşmaya varılmıştı.
Erdoğan ve Putin’in görüşmeleri İran’ı da içine alarak Suriye’de gerçekten kirizi çözecek ve barışın önünü açacak bir kıvama gelmişti.

Ve ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde oluşturmak istediği Amerikan-İsrail Koridoru planını bozmak için Türk ordusunun başlattığı “Fırat Kalkanı” operasyonu Türkiye ile ABD (NATO)-AB ilişkilerini daha da gererek kopma noktasına getirdi.
Yukarda yazdıklarım elbette benim düşüncelerim. Ama aynı zamanda bu son 1 yıl içinde Türkiye’de ve bölgedeki gelişmeler Fransız basını, strateji ve askeri uzmanlar tarafından üç aşağı beş yukarı böyle görülüyor ve değerlendiriliyor.

AMERİKA BÖLGEDE YENİLDİ

Jean-paul-baquiast,blogs.mediapart.fr haber sitesinde şöyle yazıyor: “21 Ağustos’ta bir Fransız gazeteci televizyonda şöyle bir değerlendirme yapıyordu: Suriye’de Rusya’nın oyuna girmesiyle Amerika’nın bölgede askeri ve siyasi etkinliği gerilemiştir (…) Bu süreç önümüzdeki dönemde Avrupa’da da yaşanacaktır (…) Türkiye, Erdoğan’ın etkisiyle radikal bir viraja yönelmiş ve hızlı bir şekilde bir Moskova, Tahran ve Ankara ekseni oluşmuştur; bu eksen sadedece politik değil aynı zamanda askeridir (…) Amerika’dan daha etkili bir şekilde IŞİD’e karşı mücadele etmekte. ABD bölgede kesin bir geri çekilme içindedir. (…) Eğer Avrupa’da statejistler varsa, kör bir Putin düşmanlığını bırakmalı, ortak bir çıkara sahip olan Rusya, İran ve Türkiye’ye yanaşmalıdır.”
Fransız basınından yukardaki değerlendirmelere benzer daha bir çok örnek verebiliriz.

FRANSA OYUN DIŞI

Aynı zamanda Fransa’nın Suriye politikasının nasıl bir fiyasko ile sonuçlandığı sıkça rasladığımız değerlendirmeler arasındadır. Fransa’nın nasıl ABD’nin peşine takılarak bir iki haftada Suriye’de Esat’ı devirme hayaline kapıldığı, “ılımlı” dedikleri muhalifleri (Özgür Suriye Ordusu) eğitip silahlandırdıkları, sonra bu silahların nasıl cihatçı çetelerin ve IŞİD’ın eline geçtiğini, ABD ve Rusya’nın Suriye krizini görüşmelerinde Fransa’yı oyun dışı bıraktıklarını, Fransa’nın bölgede artık sözünün geçmediğini yazıp çiziyorlar.
Gelinen aşamada artık Fransa’nın “Esat gitsin” söyleminden vazgeçtiği, sorunun çözümünün askeri değil politik ve diplomatik olduğu değerlendirmeleri de yapılıyor.
Esat’ın danışmanlarından Bouthaïna Chabaane doğrulamasada, prochetmoyen-orient.ch Jeostratejik Gözlemevi sitesi Yazı İşleri Müdürü Richard Labévière’in önümüzdeki günlerde Erdoğan ve Esat görüşecekler iddiası da kayda değer.

ALİ RIZA TAŞDELEN / PARİS